Kaldırımlar ( 2 )
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 09:45:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kaldırımlar ( 2 )  (Okunma Sayısı 9302 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
son_almila
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 56


Türk Ülkücüsü


« : 08 Haziran 2010, 22:11:06 »

 
Necip Fazıl Kısakürek
 

Atatürk'e hakaret eden bu soysuzun burada şiiri yayınlanamaz kandaşım.yürekli-kam
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben Türküm! Sen ne olursan ol..Ama olduğun yere dikkat et! Bastığım yer olabilir!
ASENA-01
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 700



« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2010, 22:14:58 »

Necip Fazıl KISAKÜREK gibi ümmetçi birinin şiirinin bu siteye uygun olmadığını düşünüyorum. Şiirinizi siliyorum.




Not: Ağabey benden önce davrandın.T.T.K.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BENİ ANCAK TANRI YARGILAR!
son_almila
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 56


Türk Ülkücüsü


« Yanıtla #2 : 08 Haziran 2010, 22:20:08 »

Özür dilerim Atatürk'e küfür ettiğini bilmiyordum. Nerede etti ki? Birde bu şiiri ümmetçi bir şiir değil.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben Türküm! Sen ne olursan ol..Ama olduğun yere dikkat et! Bastığım yer olabilir!
ASENA-01
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 700



« Yanıtla #3 : 08 Haziran 2010, 22:24:12 »

Atamızın gençliğe hitabesine alternatif boktan hitabesini internette bulursunuz! Ayrıca kendisi Doğu Cephesi denen pisliğin kurucusudur. Ahlaklı görünen; ahlaksızlık abidesi olup fırıldaklıkla geçmiştir hayatı. O partiden şu partiye!
Almila bir insan pislikse herşeyi ile pislik olur! İnsanlığı kurtaracak bir icadı olmadığından bu şiiri de önemsizdir.T.T.K.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BENİ ANCAK TANRI YARGILAR!
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 08 Haziran 2010, 22:27:28 »

Necip Fazıl Kısakürek isimli devşirme; Atatürk'e, Türklüğe ve laik düzene düşmanlığı herkes tarafından bilinen, bu konudaki söylem ve şiirleri yüzünden hakim karşısına çıkan ucube suratlı bir yobazdır. Otağ'a bişeyler eklerken paylaşımda bulunduğunuz şeyin kime ait olduğu konusunda biraz daha özenli olun. Aşağıdaki zelil mısralar bu sıfatsız softanın mahsulüdür.

"Ah küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!"
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
son_almila
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 56


Türk Ülkücüsü


« Yanıtla #5 : 08 Haziran 2010, 22:34:43 »

Hayatını araştırmıştım, belki size zıtlık olcak ama bu kasıtlı birşey değlidir. Ben fikirlerinin bir kısmını ve şiirlerini de severim. Biraz uzun olcak ama birşey paylaşmak istiyorum...


ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNDE NECİP FAZIL NE YAZDI?

Burada, Necip Fazıl Kısakürek’in Mustafa Kemal Paşa’nın ölümü münasebetiyle kaleme aldığı yazısını dikkatlerinize sunmak istiyorum. Gazi hakkında ölümünden 15 gün sonra, 25 Kasım 1938’de yayınladığı bu yazısında üstadın dikkat ettiği hususları, yaklaşımlarını, şahsiyetine dönük fikirlerini ve samimi duygularını göreceksiniz.. Necip Fazıl Kısakürek’in, Gazi’nin vefatının dünya kamuoyunda yarattığı yankılara ve hemen her devletin akın akın taziyeye gelişlerine bakıp “Osmanlı İmparatorluğu’nun yarı dünyaya sahip olduğu devirlerde bile böyle bir ihtirama sahip olabilmiş hükümdar yoktur.” deyişi, olaya objektif baktığını, müthiş gözlemciliğini ve eşsiz muhakemesini yansıtan bu sözler, sanırım ele aldığımız konuya gerekli ve yeterli açıklığı kazandırmaktadır. Önce yazıyı okumanızı rica ediyorum. Sonra bu konuda belirtilmesi gereken birkaç hususu da dikkatinize arz edeceğim:

“Son on beş gündür her sabah yatağımızdan kalkıp Dolmabahçe Sarayı’nı yerinde bulduktan sonra, ona varlık ve mana izafe eden unsurun yok olduğuna inanabilmek, yaban bir idrak işkencesi; Atatürk’ten bir parça halinde kalan bir çok şey arasında onun yokluğu, merkezi olmayan bir daire tasviri gibi, içinden çıkılmaz bir muhal hissi veriyor. Fındığın kabuğunu kırmadan içini yiyen korkunç bir sihirbaz edasıyla ölüm, Atatürk’ü hüviyeti etrafındaki büyük zarfa el değdirmeksizin aldı götürdü. (Kişiliği ve kimliğinin büyüklüğü daha nasıl ifade edilir? MY)

Ölüm, her insanda basit bir tezahür farkı ile aynı marifeti tekrarlamasına rağmen; bu son misalde bulduğu müeyyide kudretini, bütün tarih boyunca sık sık ele geçirebilmiş değildir. Yaratıcının, bir defa bile şaşırmamaya memur sadık işçisi, bu misalde kudretinin her zamanki mevzuu ile mevzuunun bu defaki kudretini bir araya getirdi. Mahalleden bir ölü çıktığı zaman o semt, ister istemez kendisine bir alaka payı düştüğünü kabul eder. Ölümünün mücerred sirayet ve ihtarı küçük küçük bir mesafe yakınlığını, bir nevi akrabalık haline getirdi. Fakat ne de olsa ölen ne kadar içtimai ve herkese ait hüviyet taşırsa taşısın bu bağ, kan ve his yakınları karşısında, sadece yapma bir zihin telaşı uyandırmaktan ötürü bir acı duyurmaz. Bütün dünyada, kralına anası kadar yanacak kimse yoktur. Bu zalim ruh kanununa rağmen bu defa ki ölüm, vatanın her evinden çıkmış kadar göze büyük göründü. Evinizdeki bir kahve fincanının çatlaması, bize Yedikule surlarının çöküşünden daha tesirli geldiği halde; bu defaki ölümü hepimiz, fi’li ve şahsi bir mülkiyet kaybı ifadesiyle duyduk. İçtimai ölüler arasında her evin ölüsü olabilmiş kahramanlar, tek eldeki parmak sayısı kadar azdır. (Bu cümlelerde, Atatürk’ün ölümünün milletimiz üzerindeki etkisi ve ülkeyi baştan sona saran derin üzüntü en veciz ifadesini buluyor. MY)

Hiçbir Türk, kendini, devlet reisine, bütün dünyanın bu türlü bir saygı göstereceğini ümit etmezdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun yarı dünyaya sahip olduğu devirlerde bile böyle bir ihtirama sahip olabilmiş hükümdar yoktur. Avrupa’nın, bize en yabancı milletlerine kadar heyetlerle, askeri kıt’alarla ve en büyük mümessillerle Ankara’ya koşmuş olması gösteriyor ki garp, Atatürk’ün şahsında Türk ehliyet ve kıymetine artık inanmıştır. Bu inandırışın büyük aksiyonunu yapan milli kahraman’ın ölüsü karşısında da hiçbir protokol kaidesinin olmadığı ve hiçbir garplının bir yabancıya göstermediği bir hürmetle şapkasını çıkarmaktadır. (Dünya tarihindeki, milli tarihimizdeki yerine müthiş bir atıf değil mi bu cümleler!MY)

Atatürk’ün gözleriyle görmediği bu manzarayı biz yalnız gözlerimize bırakmayarak kesin bir delalet halinde şuurumuza indirmekle mükellefiz O Türk’e, hem Türk’ü, hem de Avrupalıyı inandırabildi. Tarihte büyük bedbinlerle (kötümserler) büyük nikbinlerden (iyimserler) ibaret iki sıra kahraman vardır. Her şeyi karanlık gören, aydınlığı aramaya doğru gizli bir cehde, aydınlık gören de, öldürücü şartlar karşısında kırılmaz bir mukavemete gebedir.

Bence bu fikirlerin ikisi de, dava ve aksiyon doğuracak çapta olmak şartıyla, kurtarıcılara mahsus vasıflardandır. Bedbin kahraman bizi, vücudunu görmediğimiz bir hayata indirmeğe, nikbin kahraman da vücudunu görmediğimiz ölüm tehlikesinden kaçırmaya memurdur. Atatürk’ün ruhi maktalarından (kesitlerinden) bence en alakalısı, o’nun yılmaz ve hezimet kabul etmez nikbinliğidir. Atatürk bu eşsiz nikbinliği, başta ve sonda, biri milletine ve öbürü şahsına ait iki büyük tezahürle vesikalandırdı. (Atatürk’ün kişiliğine ilişkin bugüne kadar yapılmış en çarpıçı değerlendirmedir bu. MY)

Birinci vesika; bir millet için esaret ve mahkumiyet anının bir vakıa halinde teslim edildiği hengamede bu vakıaya inanmayan tek adam o idi. Bütün dünya ile birlikte milleti de kendi ölümüne inandığı vakit, o inanmadı. Bu Atatürk’ün millet ufkuna doğuşu ile başlayan ilk ve büyük nikbinliğinin tecellisidir.

İkinci vesika; milli kahraman, hasta döşeğinde günden güne fenalaşırken yakınlarından itibaren bütün Türk milleti’ne kadar herkes ağır bir ümitsizlik içinde boğuluyor; fakat kendisi bir çocuk gibi saffetli, ayağa kalkacağı, otomobiline veya motörüne bineceği dakikayı bekliyor, ölebileceğine bir an bile mümkün gözü ile bakmıyordu. Bu da sonuncu tecelli.

Atatürk, başlangıçta milletinin; sonunda da kendisinin ölümüne inanmadı. Bu iki nikbinlik tecellisinin birinde haklı, ötekinde haksız çıktı. Fakat koca bir millete hayat vesilesi getirmiş bir kahramanın ferdi hayatı olamayacağı için onu ikinci tecellide de haksız bulamayacağız.” (Dikkat ederseniz, Necip Fazıl, ‘Atatürk ölmedi!’ diyor.. MY)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben Türküm! Sen ne olursan ol..Ama olduğun yere dikkat et! Bastığım yer olabilir!
ASENA-01
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 700



« Yanıtla #6 : 08 Haziran 2010, 22:36:30 »

Kasıttır bu Son_Almila. Yukarı da yazdıklarımız  yalan mı? Bunların doğruluğunu her yerden bulursun! Hala seviyor musunuz? Cevap bekliyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BENİ ANCAK TANRI YARGILAR!
son_almila
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 56


Türk Ülkücüsü


« Yanıtla #7 : 08 Haziran 2010, 22:38:16 »

Sizinle bir konuda zıtlık olması kasıt değildir. Biz farklı insanlarız. Farklı düşüncelere hakimiz. Çünkü insanız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben Türküm! Sen ne olursan ol..Ama olduğun yere dikkat et! Bastığım yer olabilir!
Oğuz Şad
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 08 Haziran 2010, 22:41:26 »

Sizinle bir konuda zıtlık olması kasıt değildir. Biz farklı insanlarız. Farklı düşüncelere hakimiz. Çünkü insanız.

İyiniyetinizden şüphemiz yok. Fakat, Necip Fazıl denen şahsiyet Atatürk düşmanı ümmetçinin tekidir.

Sonrasında sonu İbda-C'ye kadar varan Doğu Cephesi'nin kurucusudur. Sözlerimizi tenkit değil, aydınlatma olarak algılayınız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ASENA-01
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 700



« Yanıtla #9 : 08 Haziran 2010, 22:41:41 »

Bu renk sevme olayı değil! Kanı TÜRK olmayana TÜRK diyemezsin gibi bir kuraldır! TÜRKÇÜ birisi ne necip fazıl' ı ne nazım hikmetov' u sever! Bu kuraldır! Bu örneklerde uzar gider.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BENİ ANCAK TANRI YARGILAR!
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.