Bir Türk'ten Şiirler - S. Kemal Ermetin
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Ağustos 2020, 04:09:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir Türk'ten Şiirler - S. Kemal Ermetin  (Okunma Sayısı 3292 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Boran
Ziyaretçi
« : 03 Nisan 2011, 22:46:35 »

Vurun beni öleyim!..
 
Ben bir Türkmen köyünde yalnız açtım gözümü,
Öptüm ve kabul ettim bu ak alın yazımı.
Zalimlere biledim sazımı ve sözümü
Ey zalim firavunlar, vurun beni öleyim,
Andolsun ki ölmezsem başınıza belayım!.......
Beni hiç unutmayın, hak yolun kaçakları
Varlık savaşlarımda sırtımın bıçakları
Ben göklerin oğluyum, alçağın alçakları
Gökler buğulananda vurun beni öleyim,
Ben ölmezsem vallahi başınıza belayım!

Unutmadım, toprağa dökülen yiğitleri
Ve ömrün baharında gül dalı şehitleri
Ey gâvur vicdanlılar, gâvur patron İtleri!
Bir ölüm de bana şart, vurun beni öleyim
Andolsun ki ölmezsem başınıza belayım!

Bir milletin ahlâkı talan oldu sevinin
Onurlu günlerimiz yalan oldu, sevinin
Yolundan dönen oldu, yılan oldu sevinin
Ben dönersem namerdim, vurun beni öleyim
Andolsun ki ölmezsem başınıza belayım!
Kapitalist, global çarkınız yere batsın
Gazeteniz, filminiz, şarkınız yere batsın
Para, şan, şöhret tek ırk, ırkınız yere batsın
Medyatik silahlarla vurun beni öleyim
Andolsun ki ölmezsem başınıza belayım!

Düğün dernekle gelin bu milletin yanına,
İkbâl derdine düşün, millet ekmek derdine
Canım feda olsundu düşmanın da merdine
Lakin mertçe olmadı, vurun beni öleyim
Ben ölmezsem vallahi başınıza belayım!

Ve siz, Kürşad soylular, haydi ayağa kalkın!
Şehirliler, köylüler, haydi ayağa kalkın!
Ve ey Bozkurt huylular, haydi ayağa kalkın!
Diyelim ki ; "susmak yok! Vurun beni öleyim.
Ben ölmezsem vallahi başınıza belayım!.."
 

Vatan toprağıyla vuslat,
                      bize “yar'la vuslattır.”
Yıldızlı gecedeyim, etraf düşmanla sarılı
Dağların o yar kokan erguvan karanlıkları,
Akdenizin Türk köpüren yakamozları ahh,
Yar vatandır vatan da yar, kutsalımız var.


Kılınç kından bir kez çıktı, şavkı çakmalı
Mefkûreme kastedenden, can, baç almalı
Türk pusatı kında değil, kanda paslanmalı
Yar vatandır, vatan da yar kutsalımız var.


Al kandan çiçekler açınca yüreğimizde,
Sancak sarınıp vuslata erince er bedeni,
Tanrıdağ'da kutlu nöbetler tutacağız,
Yar vatandır, vatan da yar kutsalımız var.


Açık kalan gözlerimi yar eliyle örtsün,
Bir tek damla gözyaşıyla ıslanmasın kirpiği
Uyanınca bu rûyadan ismimle hıçkırmadan,
Kutsal toprakla vuslata gülümsesin gün....  


Yek-Dik başım


Tanrıdağ'a yol izledim, iz gözledim bir ömür,
Albız oldum, yol bozandan can baç aldım; Azrail,
Er bedeni, toy demimde kamuya siper ettim,
Yol ve töre yeksân oldu, gün de soldu viraneyim.


Aktı zaman, hamlık bitti, piştim derken ûftadeyim,
Nâr'a düştüm şol demimde, el uzattım tek dala,
Ya vuslatın otağ kurar, alır beni gönlüne,
Ya bu aşk'ı yar uğruna, gider şu yek-dik başım.
 

Bir Sonbahar Gecesi
Düşman siperler eşiyor bu akşam                                
Sisler içinde karşı şehir boğazda
Ve; harpadamı gezmekte yorgun
Ateş elinde; korku ıslığı dilinde.

Aklında can yoldaşı,  Ülküdaşı
Yüreğinde acı, sadece vatan aşkı
Dehşetler yaratıp gülmek için
Tanrısızlar ülkesine girmek için

Günle vuslat umudumuz bittiği zaman,
Adım adım çoraklaşır gül bahçeleri,
Taşın kara, suyun kara olduğu anda
Barut kokar, kan kokusu dağıldığında

Yoldaşlarım yamacımda olduğu anlar
Ufuklar karanlıkta ışıl ışıl gülüyor
Bir kıtadan diğerine esen rüzgârda
Sancağım dalgalanıyor omuz başımda

Köşede mihenk taşı;  şüheda kabirleri
Uzanmış makbere dek ışık saçan elleri
Hilalime saldıran o arsız Yelbegen'i
Kaçırtacak güçtedir yükselen silleleri
Dinle! nal sesleri var karanlıklarda
Kürşad akını başladı Çin sarayına
Dört yiğit bin görünür bu akınlarda
Can vermek kutlu kazanç vatan uğruna

Gök Börünün ardında bir Bozkurt sürüsü
Bu ırkın çocukları şahlandı vatan sathında
Uykuları terk etmiş, can'dan vazgeçmiş
Baskın veriyoruz her an kahpe düşmana

Hasretim  
 
Hasretim ben sevgiye, mutluluğa, ülküye  
Irkımca kutlulanan bir ülkeye hasretim.
Yandaşını kayırmadan Töreleri yaşatan
Yasayı uygulayan ilbaşlara hasretim.

Ata ve ahvâdına ilâhlarca davranan
Onların sözlerine ayet gibi bağlanan
Kendi yüceliğini onlara kaynaklayan
Kendi ikincil olan insanlara hasretim

Vatan evlâtlarını hep bir gören kayıran
Onlara onurlu bir gelecek hazırlayan
Vatan, bayrak, şeref, şan; Ülkü nedir anlatan  
Türklüğü hatırlatan öğretmene hasretim

İnsana insan gibi değer veren düzene
Vatana kanat geren Kürşad ruhlu gençlere
Tek çakıl tanesine can adayan erlere
O yüce şahadete kavuşmaya hasretim

İnsan gibi sevmeye, onurla sevilmeye
Türk gibi yaşamaya ve Türk gibi ölmeye
Şerefli mazisince erdemli hayat sürüp,
Al bayrak örtünerek gömülmeye hasretim

Karla kaplı bozkırda izleriyle yol çizen
Turan mefkûremize giden yolu gösteren  
Tanrıdağ'da bekleyen, Ülkü önderlerine
Yücelecek şerefle donanmaya hasretim
Hasretim Ülküdaşım, aşkı vatan belleyen
Töreli yiğitlere ve omuzdaş kızlara
Şerefi, tüm hislere üstün tutan öndere
Alnından öpülesi kardeşlere hasretim…

Aykırılığım

Afişe olmuş kimliğini perdelerken aykırılığımın,
Beni ayrı tutsanız otlayan sürünüzden diyorum,
Gümrah otlarla beslenirken, başınız yerde,
Semirmiş gövdelerinizi gözeten Kangal'ım size.


Afişe olmuş kimliğini perdelerken aykırılığımın,
Kökü, bizim kayalarımıza sarılmayan ağaç dalında
Asılı kalmış, can çekişen Kürşat ruhunun kanıtı,  
Darağacında sallanan sağduyuyum size.
 

Afişe olmuş kimliğini perdelerken aykırılığımın,
En güçlü anaforunda savruluşunuzun
Umutsuzluk ahtapotunun vantuzlarında
Yaşam savaşınızda el atılan pusatım size.


Afişe olmuş kimliğini perdelerken aykırılığımın,
Sizin için savaşımı göremezsiniz bile,  
Bu serap, sıradanlığınızın anatomisinde
Kim bilir kaç kez, kaç şekilde iğdiş edildi.




Yüce kam


Şahmaran derisinden, sıyrılır...işte o an asena
Nice kutlu uğraşlarda, ülküdaşım, yoldaşım
Atmacalarca uçuşup kutlu ottan yuva kuran
Bense Şamanın davulu, kuru ağaçtan mâmul

Kam ustalığı alınca, kutlu mevkiye varınca
Gri tüylü bozkurt izler, kuru ağacı bulmaya
Cansız kütük kutlulanır, davul olur ses verir
Doru at kurbana yatar, işte o at bencileğin   

Kuru kütük etrafında döner sayrılar içinde
Yırlar, tokmağı savurur, at derisi iniler
Obadan göğe tırmanır, Gök Tanrıdan haber alır
Köksüz ağaç ululanır, işte o kütük ben'im

Yırlar, silkinir yüce kam, kara ruhlar kaçışır
Ateş yanar, od silkinir, yerin payı da serpilir
Gün doğar, gece irkilir, sayrılı hasta devinir
İşte artık kutlulanan o yüce kam 'yalnız benim'…




  S. Kemal Ermetin
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.208 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.