ALP-ER TUNGA
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Şubat 2020, 06:28:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ALP-ER TUNGA  (Okunma Sayısı 3053 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt 147
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 49


varlığım TÜRK varlığına armağan olsun.


« : 26 Ocak 2011, 01:35:30 »


                                                     ALP-ER TUNGA

1

Çok çok eski zamanların birinde

Nuh’un oğlu Yafes uğurlu günde



Bir oğul sahibi oldu adı: Türk

Başına koydular kurt postundan börk



Beyler dedi: “seni hiç etmesin terk

Kafandaki, kolundaki kutlu erk”



Töreli, bilgili; cesur ve mertti

Doğar doğmaz kâinatı titretti



Şiarıydı adalet ve hareket

Yeryüzüne Altaylardan bereket



Peygamberin binitinin atası

Atlarla çiğnedi büyük atlası



Türk oldu Tanrı’nın gözde budunu

Bütün İran Turan belledi bunu



Yeryüzünde dört ülkenin biri Çin

Biri adalar topluluğu Maçin



Üçüncüsü batıya kapı İran

Son ülkeyse Türklerin yurdu Turan









2

Geldi zaman gitti zaman bir zaman

İran şahı Minuçer zalim, yaman



Yağmaladı Turan şehirlerini

Çaldı kızların toy mehirlerini



Hakan Peşeng bir kurultay topladı

Ululara danıştı, rey yokladı



“An bu andır, akın gerek İran’a

Tanrı bir yol gösterecek Turan’a”



Oğullardan Alp er Tunga atıldı

Atasına fikren zikren katıldı



Öç duygusu benliğini sarmıştı

Daha dünden ordusunu kurmuştu



“Ben ki bir aslan kadar kuvvetliyim

Dostu, kardaşı çok, mürüvvetliyim



Yılmam cenkten, köpekler gibi ürmem

Atam buyruğunu yere düşürmem”



Boyu servi gibiydi, pençesi aslan

Fil kadar güçlüydü, dili kılıç, kan



Bir kardeşi vardı Alp er Tunga’nın

Alp Arız genç bilgesiydi Turan’ın:



“Ata babam sensin Türk’ün ulusu

Cenkten kaçmam, fakat nedir doğrusu



Minuçer ölse de İran güçlüdür

Bekleyelim, sabır zaten öçlüdür”



Alp Arız cenk hazırlığında bile

Uyardı bilgece ama nafile



Hakan Arız’ı teskin edip aydur:

“Bilirsin ki Alp-er Tunga pek baydur



Kardeş ağabeye destek olmalı

Sırt sırta verip düşmana dalmalı”



Vehmi bırak, sen onunla birlik ol

Atın çiğnesin İran’ı, çerlik ol



Otlar sarınca ovayı at sürün

Ordunuzu Amul’a dek yürütün



Çiğnetin İran’ı atlarınıza

Sularını boyayın hep kızıla”

3

Kalktı, göç eyledi Turan ordusu

Tüyü diken etti sefer borusu



Dehistan’da iki ordu duruştu

İran Turan önce gözle vuruştu



Barman öne çıktı birkaç yüz metre

Kargısına düştü gökten bir katre



Seslendi: “karşıma İran’dan bir er

Çıkar da cenk tutar benle beraber”



İran ordusundan çıkmadı hiç ses

Koca koca kumandanlar tık nefes



Kubat ilerledi ak sakalıyla

Doru atıyla, aksayan dalıyla



İhtiyardı ama güngörmüş erdi

Ne pehlivanları yere sererdi



İranlı gönlüne bir korku girdi

Nice genç utançla başın çevirdi



Kumandan: “yaşlısın ağam dur gitme

Koma ardında yetim, yapma etme



Bir baksana Barman güneşe uzar

Atı da kendi de bir başka bakar



Kanın kızartmasın ak saçlarını

Ordu ürküp korsa kılıçlarını”



Dediyse de Kubat bakmadı geri

“İnsan avsa ölüm avcı, ileri!”



Barman uyardı, kaldırıp kaşını

“Amca niçin veriyorsun başını?



Bekleseydin biraz daha iyiydi

Benim beklediğim gençten biriydi”



“Ben dünyaya doydum” dedi ihtiyar

Dur hele bakalım kim kime kıyar?”



Güldü Barman iki eli yüzünde

Kubat fırsat bilip saldırdı düzde



Ani hücum tökezletti Barman’ı

İki ordu seyre daldı harmanı



İki çeri vuruştular gün boyu

Tanrı bilir ikisinin bir soyu



Kubat’ı devirdi sonunda kargı

Barman’a kutluktu ilahi yargı



Zaferle seğirtti Alp er Tunga’ya

Şükranla el açıldı gök Tangrı’ya


4

Kızgın İran ordusu koptu birden

Cihana yayıldı cenk uğultusu



Ne müthiş vuruşma, kılıç sesleri

Nal sesi, kısrak sesi, nefesleri



Hercümerç gövdeler, kopan kelleler

Çarpışan atlar, o aslan yeleler



İnliyor ova at kişnemesiyle

Naralar kesilir kılıç sesiyle



Beriden bir başka narayla kargı

Uçup sanki atı ikiye yardı



Tarih böyle savaş ne zaman gördü

Talih arzı; İran, Turan’la ördü



Sonunda dağıldı İran ordusu

Galebe çalındı Turan ordusu



İran padişahı oğullarını

Kadın, kız, mücevher ve pullarını



Gönderdi geriye, Zave Dağına

Düşmesinler Alp-er Tunga ağına



İki ordu karşılıklı dinlendi

İki gün boyunca hayli kinlendi



Üçüncü gün artık zafer kesindi

Alp-er Tunga vurdu, meydan hep sindi



Dehistan’a sığındılar çaresiz

Padişah söylendi nere gideriz



Kaleyi kuşattı Turan askeri

Padişah kaçarken utançla geri



Alp-er Tunga yakaladı kaçarken

İktidarı sona erdi çok erken



Fakat boynuz geçivermiş kulağı

Zal geliyormuş hızla aşarak dağı



Kabil’in şahı yardıma gelmiş

Türk ordusunu ortasından delmiş



Bunu duyan Alp-er Tunga çıldırdı

İran şahını ortadan kaldırdı



Hıncını almamış kelle biçiyor

Kardeşi Alp Arız hulle biçiyor



Alp-er Tunga kardeşini öldürdü

Bu gelenek düşmanları güldürdü

5

Yeni şah alışıp İran tahtına

Palazlanınca atladı atına



Turan’a saldırdı beş ay izansız

Büyük kıtlık oldu herkes dermansız



Ekmeği unuttu bazı yöreler

Değirmenler tane tane un eler



Hayvanat kırıldı, kuyular kuru

Ağızlar kapalı soramaz soru



Beşikte bebekler yatıyor ölü

Tarla boza döndü, andırır çölü



İnsanlık bitecek, durmazsa bu kan

Barışa yanaştı İran ve Turan



İran’ın kuzeyi Turan’ın oldu

Kan cana bedel oldu da ne oldu



İran şahı Zev ölünce aniden

Alp-er Tunga akın yaptı yeniden



Kocamış Zal görev verdi oğluna

Rüstem saldırdı Turan ordusuna



Rüstem Keykubat’ı tahta oturttu

Er Tunga’nın gül benzini soldurttu



Rüstem’le Er Tunga çetin çarpıştı

Bahadırlar birbiriyle kapıştı



Rüstem bir hamlede gelince üstün

Alp Er Tunga yurda döndü çok üzgün



Keykavus şah oldu İran tahtına

Felek acep ne gösterir bahtına



Araplar isyana kalkıştı hemen

Keykavus onlara vermedi aman



Lakin nefis azgın düştü tuzağa

Sarhoş edip yatırdılar yatağa



Şahı sarhoş İran karışıp durdu

Alp-er Tunga varıp İran’ı vurdu

6

İran bütün Turan oldu bir anda

Keykavus hâlâ Arap zindanında



Zal geldi yardıma İran’ın yine

Şahı kavuşturdu hürriyetine



İran’ın gözde yedi pehlivanı

Dediler av olsun Şirahs civarı



Orası Alp-er Tunga’nın yurduydu

Zal’ın gelip avlandığını duydu



İran’dan, Turan’dan yedi pehlivan

Tutuştular yaman, el, pençe, divan



Teke tekte Türkler üstün geldiler

İran gençleri yere serildiler



Fakat Zal girince er meydanına

Sanki Hanın kıyacaktı canına



Zal çekilip ülkesine dönende

Keykavus eğlencede düğünde



Alp-er Tunga rüya görüp soruştu

Beylerine, aksakala danıştı



Buhara’yı, Semerkant’ı terk etti

Ona niçin Gang şehrinin börk yetti



Sarhoş şah ne barış bildi ne savaş

Ona küstü hem Zal, hem Siyavuş



Zaloğlu çekildi kendi yurduna

Siyavuş sığındı Turan kurduna



Türk hanının büyük kızı Ferengiz

Evlendi şah oğluyla esrarengiz



Siyavuş Türklerden pek saygı gördü

Bütün Turan’a kendini sevdirdi


7

Her zaman olanlar bir daha oldu

Saf gönüllere fitne fücur doldu



Siyavuş’la Alp-er Tunga arası

Açıldı da kondu sözün karası



Şah oğlunu çekemeyen hainler

Bildirse de felâketi kâhinler



Damadın katline ferman düzdüler

Saf ruhunu derisinden yüzdüler



Cinayeti duydu Zaloğlu Rüstem

İntikam doluydu Zaloğlu Rüstem



Dalıp Turan illerine arandı

Alp-er Tunga’yı hep lânetle andı



Bulup kesti Alp’ın oğlu Sarka’yı

Alp, Rüstem’den zor kurtardı yakayı



Alp-er Tunga kaçtı Çin denizine

Nerde rast geldiyse Türk’ün izine



Zaloğlu orada katliam yaptı

Anaları altı yıldır ağlattı




Turan’ı tarumar etti eyledi

Alp-er Tunga’ya da saydı söyledi



Dönünce Zaloğlu altı yıl sonra

Katırlar gezer anıra anıra



Turan illeri mahzun, viran oldu

Alp-er Tunga döndü, gözleri doldu

8

And içti, öcünü elbet alacak

Yeni orduyla İran’a dalacak



Turan atlarının nalları ezdi

İran’ın ekinlerini tüm gezdi



Ekinler yanıyor, İran ağlıyor

Açlığın feryadı yürek dağlıyor



Bu kıtlık yedi yıl kırdı geçirdi

Yedi yılda insanlığı göçürdü



Siyavuş’un oğlu vardı Pirhan’dan

Baba katline and içti İran’dan



Keyhüsrev Turan’a ordu kaldırdı

Kalkar kalkmaz Alp-er Tunga saldırdı



Daha başta İranlılar bozuldu

Keyhüsrev ordusu toz duman oldu



İran şahı ordu kurdu yeniden

Bazur adlı bir kam çıktı aniden



Kar yağdırdı geçtikleri dağlara

Kılıç çaldı ölülere, sağlara



Eller bütün dondu, hiç tutmaz oldu

Alp-er Tunga orduyu doğrayıp koydu

9

Zaloğlu İran’a imdada geldi

Zelzele değil savaş yeri deldi



Çarpışmalar, vuruşmalar müthişti

Kargı, kılıç sesi arşa erişti



İran şahı sarayında içerken

Haber geldi ‘görülmüşler girerken’



“Sınırımda ne geziyor Turanlı?

Var git Bijen, göz kulak ol zamanlı!”



Keyhüsrev Bijen’e bu emri verdi

Bijen’se bir kıza gönlünü verdi



Menije kızıydı Alp-ertunga’nın

En güzel kızıydı koca Turan’ın



Gönlü kaydı Menije’ye Bijen’in

Çaresi yok, peşi sıra gidenin



Manije oğlanı çekti Turan’a

Aşkını da duyurdu dört bir yana



Babası öfkeden deliye döndü

Söylenip önüne geleni dövdü



Bijen’i kuyuya hapsetti başbuğ

Alındı kızının başındaki tuğ



Kovdu öz yavrusunu otağından

Kızı tüm kopardı gençlik çağından

10

Yine şahın imdadına yetişti

Zaloğlu bezirgân gibi erişti



Turan sarayında baharat sattı

Saray halkını birbirine kattı



Sarayına girdi Alp-er Tunga’nın

Kalbine su serpti kızın, oğlanın



Gizlice Bijen’i kuyudan aldı

Varıp Manije’yi yurdundan aldı



Alp-er Tunga bastı yine İran’ı

Perslerin kırıldı her iki yanı



Rüstem eğer gelmeseydi yardıma

Bisütun dağında müthiş bir yağma



Büyük bir kırım beklerdi İran’ı

Zal, zaferden mahrum koydu Turan’ı



Alp-er Tunga Karluk’a, Çin’e

Döndürdü yüzünü ne oldu yine



“Minuçer çağında bile üstündüm

Şimdiyse herkesi nasıl küstürdüm



Sarayımda bile rahat yüzü yok

Yapalım yeniden eski yay ve ok



Bin kere bin ordusunu kuralım

Turan ve Çin Alplerini bulalım”





11

Alp-er Tunga otağında bir telaş

Hızla çıkan öncü dönüyor yavaş



Ey ulular, Çin ve Turan beyleri

Öç alalım görsün İran köyleri



Buhara senindir oğlum Kara Han

Kardeşlerin Peşeng, Afrasyab, Cahan



Çigil, Taraz, Oğuz, Karluk ve Türkmen

Birce yurt tut, kimse olmasın dâmen



Oğlum Şide ayrılmasın yanından

Gözet, o emanet, tanrı katından



Vuruştu teke tek Şide, Keyhüsrev

Oğlu öldü, içine düştü alev



Alp-er Tunga saçın başın yoldurdu

Yüreğini intikamla doldurdu



Kükremiş sel gibiydi, yaman vurdu

Onlarca çeriyi doğrayıp durdu



Keyhüsrev’le karşılaştı bir anda

Fakat dizinde kalmadı derman da



Turanlılar atılıp götürdüler

Dönüp saldıranları süpürdüler



Ceyhun nehri nazlı nazlı akıyor

Alp-er Tunga kırgınlıkla bakıyor



Geçti yorgun ordusuyla deryayı

Düşündü bu başındaki sevdayı



Kara Han’ın ordusuyla birleşti

Buhara’da bir nefeslik yerleşti

12

Gang burnunda tütüyordu başbuğun

Onda alır tadını mutluluğun



Ne güzel bir kentti, cennetten köşe

Toprak mis, tuğlası altından külçe



Ceyhun tam da ortasından akardı

Bir Turan’a, bir İran’a bakardı



Ceyhun’u geçti Keyhüsrev ordusu

Ne katliam, çoluk çocuk, ulusu



Bütün evler, darmadağın, babasız

Beşikte çocuklar kalmış anasız



Suğd’da yıkılmadık ev kalmadı

Toprak doydu; ölüleri almadı



Kanlar aktı sokaklardan aylarca

Bebekler taşındı uçan taylarca



Alp-er Tunga saçın başın yoldurdu

Yirmi yaş yaşlandı, benzin soldurdu



Yaralı bir aslan gibi saldırdı

Ne pehlivanları yere daldırdı



Keyhüsrev’i görüp birden karşıda

Bitkin, ama asıl düşman karşıda



Son hamleye fırsat vermeyen on er

Alp-er Tunga’yı alıp götürdüler



Ceyhun’u sinirli geçti yaşlı kurt

“Bıraksaydınız ya, yaz zafer, ya mort”



Alp-er Tunga Kara Han’la birleşti

Ceyhun aşıp Buhara’ya yerleşti

13

Yine Gang’ın hasreti onu sardı

Alp-er Tunga payitahtına vardı



Eskiden bu kadar hasret düşmezdi

Gönlüne bu kadar kor üşüşmezdi



“Bu şehir bir cennet, ne diye çıktım

Çıktım da milletin kanların döktüm



Ya şimdi Gang’ım da elin olursa

Bu cennet yurt Persler ile dolarsa



Bu güzel toprak, çiçekli bahçeler

Bu altından saraylar, bu içmeler



Ya gelinlik kızlar, körpe bebeler

Şu davar, şu atlar, yeşil tepeler…”



Koca başbuğ ilk kez korku heceler

Bundan sonra ona zindan geceler



Keyhüsrev ordusu yaklaşıyordu

Figan feryat arşa ulaşıyordu



Acımadı beşikteki bebeğe

Ateşe verdi doldurup hendeğe



Yaşlı kurdun yüreğinden taştı kin

Saldıracak dermanı yok, velâkin

14

Gülzariyun ırmağında çarpıştı

Şahla hakan bir kez daha kapıştı



Yine korku Keyhüsrev’i bürüdü

Ordunun ardına saklı yürüdü



Bir toz fırtınası kalkarak yerden

Turan ordusunu vurdu aniden



Göz gözü görmedi bu fırtınadan

Alperenler kaçmazdı vuruşmadan



Ama bu tozlardan çaresizdiler

Göresizdiler, hem yöresizdiler



Kaçarlarken kılıç çalıp durdurdu

Tanrı ona iki düşman oldurdu



Bir yanda Keyhüsrev, bir yanda kaçgın

“Zafer pek yakınken, nedir bu yazgın?”



Alper Tunga çarpışmaya doymadı

Gelen haber, onu rahat koymadı



Zor kurtulmuş cenkten oğlu Kara Han

Çölde kalmış yekten oğlu Kara Han



Çölü basıp vurmalıydı Rüstem’i

Keyhüsrev’se uyarmıştı Rüstem’i



Baktı han, tetikte Rüstem, vazgeçti

Gang’a girip kapanmayı o seçti



Keyhüsrev’le Rüstem birleşip geldi

Duvarlar yıkıldı, ateşe verdi



Öyle bir kan akıttı ki, ikisi

Cihana gelmedi bunlar gibisi



O güzel kent tamamıyla yok oldu

Hem varlığı, hem adıyla yok oldu



İki yüz beğiyle kaçıp kurtuldu

Alper Tunga Çin’e misafir oldu
15
Turan’ın her yanından akın etti

Duyan Türkler Alper Tunga’ya yetti



Yetip gelen bu orduyla yaşlı Han

Keyhüsrev’i çıkarmaya Turan’dan



Bir kez daha azmetmişti yürekten

Yüz bin tokat yese bile felekten



Fakat bir yanda da bitkin bir millet

Bitmez cenkten yüreğinde bir illet



“Bari ben bir mektup yazayım şaha

İkna edersem kan akmaz bir daha”



“Kumandanlarınla istersen görüş

Keyhüsrev, yiğitsen teke tek dövüş”



İran şahı bunca zaman beklemiş

Elbette teklifi hiç dinlememiş



Dinler mi hiç, sürmüş izini bunca

Hendekler kazdırdı gece boyunca



Arkadan kuşattı Türk ordusunu

Bekledi yapsın diye pususunu



Gece baskın yapan hendeğe düştü

Ordular ölümle gerdeğe düştü



Alper Tunga yine çöle çekildi

Kanı değil, suyu bile çekildi



Çin hakanı Keyhüsrev’le anlaştı

Bu kez dost da kalmadı, Hakan şaştı



“Yoldaşlarım sattı beni, üç pula

Ölmek yeğdir bana, tutsak olmaktan”



Zere denizine vardı, tükendi

Nasıl geçer, gemi olmadan, kendi



Bir gemici; “bu denizi geçen olmadı”

Dediyse de Alp-er Tunga kanmadı



Gemi yapıp Gagıdız’a vardılar

Azdılar, ona buna yalvardılar

16

Alper Tunga mağaraya saklandı

Koca nefis yalnız kalıp aklandı



Dualar etti; yakarışlar, ahlar

Nice pişmanlıklar; eyvahlar, vahlar





“Ne ettim de düştüm ben bu hallere

Rezil oldum yakınlara, ellere



Ey Yaratan, ey yüceler yücesi

Nasıl yıktı beni İran cücesi?”





Alper Tunga mağarada inledi

Hum kapıdan nidasını dinledi



Sonra atılıp ihtiyarı tuttu

İhtiyar hünerlerini unuttu



Belli ki o değerli bir tutsaktı

Götürülüp şaha sunulacaktı



“Bir it gibi yakalandım şu Hum’a

Kanıp da tükendim ah gururuma”

17

Yaşlı kurt son çare denize baktı

Sıyrılıp düşmandan sulara aktı



Bütün cihanı titreten Türk bu mu?

Yıkıldı böylece koca bir tabu



Hileyle kandırıp sudan alınca

Yüzlerce piyade kılıç çalınca



Doğranmadık hiçbir yeri kalmadı

Kara toprak akan kanı almadı



Yetmişinde kahramanı kestiler

Sinsi sinsi pusulayan sestiler



Bitti Alper Tunga, bahtı karalı

Fakat kalktı, her tarafı yaralı



Şöyle bir bakındı dört bir yanına

Çekildi girenler onun kanına



Yürüdü yaralı aslan misali

Yürürken büyüdü ikon misali



O yedi iklime korkular salan

Öyle bir ölümle öldü ki aslan



Merhamet mi, huzur bulma, hürmet mi?

Yoksa çirkin pusudan nedamet mi?



Kahramanın sonu böyle mi olur?

Parça parça, lime lime mi olur?



Bütün dünya dile geldi kederden

Göçmen kuşlar vazgeçtiler seferden



Alper Tunga gözü açık gitti ey

Yiğitçe vuruşmak çağı bitti ey



Uçmağa vardı Turan’ın başbuğu

Cenk ruhunu kuranın başbuğu



Kara haber tez yayıldı cihana

Kapkara bir bulut çöktü Turan’a



Onu yalnız bırakanlar ağlasın

Kalleşlik çekilip yürek dağlasın



Neredeydik, Alper Tunga öldü mü?

Bu ölümle yürekleri böldü mü?



Dünya onsuz neye benzer yüreksiz

Âlem artık dünden daha ereksiz


HİTAME



Öldüyse Alp-er Tunga, bil ki cihan ıssızdır

Alsın felek öcünü, artık yürek kansızdır



Felek silah kuşandı, tuzak kurup bekledi

Beyler beyini vurdu, kaçmaya gün ekledi



At koşturdu beyler hep, sonra durup çaresiz

Kaygıyla sarardılar; kaldı iller, töresiz



Yaka bağır yırtınan er kurt gibi uludu

Ağıt yakıp ağlaştı, ağlayan göz kurudu



Gönlüme ateş düştü, yüzüm toprağa döndü

Çok ihanetler gördüm, közlerim hepten söndü



Hatıralar canlandı, neydi o geçen yıllar

Yüksek ülküye kanmış, adanmış o akıllar



Gözümün feri söndü, özüm uçtu kafesten

Ruhum hangi âlemde, habersiz her nefesten



Bedenim paramparça, kalleş pusudan beri

Özgür kalan ruhumsa şimdi gökte bir çeri

Lütfü ŞEHSUVAROĞLU
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KAN KOKSUN BURAM BURAM. KAN, KAN, KAN...!
Utacı Börü
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 111


TTK!


Site
« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2011, 01:58:03 »

Eski bir konuya yorum yazdığımın farkındayım ama eski ülkü ocakları başkanı olan bu lütfü adlı şahsiyetin yazdığı Alp Er Tunga destanı adı altındaki saçmalığı asla kabul etmiyorum. Alp Er Tunga, bir fars piçi olan rüsteme yeniliyor ve bu bir Türk destanı oluyor ha? Ben buna fars piçlerinin şehnamesi derim. Türkler farslara karşı çinlilerle mi birleşmiş. Alp Er Tunga rüstemden mi kaçmış. Turanlıların iranlı piçlerle bu kadar çok savaştığı yalandır. Çinlilerin yerine koyulmaya çalışılmış farslar.
Türkler selçukludan itibaren çinlilerle önceden ne iseler, iranlılarla öyle oldular malesef. İşte bu durumun aynısını, çinlilerle olan durumdan önce, m.ö. yedi yüzlerde olduğu izlenimi veriyorlar. Şimdi iranın yarısı Türk. Selçuklunun resmi dili farsça, kültürde farslaşma var.. Bu nedir şimdi? Biz Oğuz Türklerinin farslarla olan benzerliklerini düşündükçe sinir oluyorum. Niye gözümüz-burnumuz büyük? .....


Okumayın yukarıyı, gerek yok. Gece gece kafam bozuldu. Farsçı firdevsi piçinin iranlıları övdüğü şehnamesinden esinlenerek yazılan bu şiir otağa yakışmıyor.

İran ve Turan kelimelerinin benzerliği bile kişiyi sinir etmeye yetiyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!

Türkçü Kasırga
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.018


IRKÇI


« Yanıtla #2 : 11 Aralık 2011, 04:50:29 »

Firdevsi denilen Türk düsmanina birde Türk olan Gazneliler devletinde aylik baglanmis...
Üstelik Gazneli Mahmut bu soysuz farsinin fikirlerine itibar ve müracaat edermis ve yine sarayda bu bir hayli itibarliymis...

Firdevsi "Sehnamesi" ni yazar ve Gazneli Mahmut´a takdim eder. Sehname, mankurtlasmis Türk(!) Sultani Gazneli Mahmut´un hosuna gider ve bu sefil bizzat Sultan tarafindan ödüllendirilir...
Asil üzücü olani ise azili Türk düsmani bu farsinin ismi Anadolu´da yaygin olarak kiz cocuklarina verilmektedir. Bu bile bir milletin nasil yozlastirildigini, benliginden nasil uzaklastirildigini göstermesi bakimindan ibret vericidir. Öyleya siz hic araplarin ve farsilerin kendi cocuklarina, "Timur, Cengiz, Alparslan, Attila, Fatih.." gibi Türk büyüklerinin isimlerini verdiklerini gördünüzmü ?  

Hep diyoruz Türkün en büyük düsmani bizzat kendisidir diye, tarihte bu böyleydi bugünde ayni sekilde hic bir degisiklige ugramadan devam ediyor...

Yukarda ümmetci Ocak baskaninin yazdigi Alp Er Tunga destanina gelirsek resmen sacmalamis...
Neymis efendim Nuh´un (semitik irktan) oglu Yafes´in ugurlu bir günde "TÜRK" diye bir oglu olmusta ve meclis toplanip buna börk falan giydirmislerde...Sanki bundan binlerce yil önce orda birisi oturup tüm bunlari not defterine bir bir yazmis !...
Tipik Türk-Islam sentezcisi bir budalanin yazdigi sacmaliklar iste...Ve bu tür sacmaliklari tarihi gerceklermis gibi Türk cocuklarinin zihinlerine siringa ediyorlar...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.058 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.