Ve Türk Mutfağı...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 06 Aralık 2019, 17:09:02


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ve Türk Mutfağı...  (Okunma Sayısı 6218 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Atatürkçü Türk Kadını
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 128



« : 25 Kasım 2010, 17:15:47 »

Türk İçecekleri:
Kımız
Ayran
Şalgam suyu
Gül Şurubu
Limonata
Salep
Mırra
Boza
Türk kahvesi
Türk Rakısı

Türk Çorbaları:
Mercimek Çorbası
Ezogelin Çorbası
Yoğurt Çorbası
İşkembe Çorbasının
şehriye


Türk et yemekleri:
pirzola
Bursa kebabı
Adana kebabı
İnegöl Köftesi
Güveç
Kağıt Kebabı

Türk tatlıları:
Baklava
kadayıf
lokma
revani
helva
aşure
Kabak Tatlısı
Tavuk Göğsü



Türk mutfağını konuşmadan onun hakkında bilgi vermeden olmaz sanırım. Hamburger ile beslenen günümüz çaşıt gençliğine benzememek için Türk yemekleri yemeli, Türk içecekleri içmeliyiz. Nasıl TÜRKÇÜLÜK HER ALANDA OLACAK ise bu damağa da yansımalıdır. Kültürüne aykırı mutfaklardan beslenen insan damak yolu ile soyuna bir darbe vurmuş demektir. Eklemek istedikleriniz varsa ekleyebilirz listeye. Ayrıca şu yemeği ben iyi yapıyorum diyen kandaşlarda söylesin bir gün ona misafirliğe gidelim Peynir


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

GÖTÜR ŞAH'A KURBAN EYLE...
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 25 Kasım 2010, 17:22:16 »

Salep, Mırra Arap içeceği -  Kağıt Kebabı Arap yemeği - lokma, revani, helva, aşure Arap tatlısıdır.


pirzola
Bursa kebabı
Adana kebabı
İnegöl Köftesi
Güveç
Kağıt Kebabı



Birde bu saydıklarını yemeye bizde para nerede, sen Türkçüleri dinci falan mı sanıyorsun Peynir


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Atatürkçü Türk Kadını
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 128



« Yanıtla #2 : 25 Kasım 2010, 17:29:16 »

Salep, Mırra Arap içeceği -  Kağıt Kebabı Arap yemeği - lokma, revani, helva, aşure Arap tatlısıdır.


pirzola
Bursa kebabı
Adana kebabı
İnegöl Köftesi
Güveç
Kağıt Kebabı



Birde bu saydıklarını yemeye bizde para nerede, sen Türkçüleri dinci falan mı sanıyorsun Peynir




İnanır mısın Yürekli Kam şu yukarıda başka milletlerin diye saydığın yiyyeckelrei ve içeçekleri pekte sevmem salep hariç bundan sonra onu da içeceğimi sanmıyorum...
Hem ayıpsın bir gün beraber yiyelim diğer kandaşlar vs. değil mi neden olmasın, sabah güne başlamadan işkembe çorbası ne dersin Peynir

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

GÖTÜR ŞAH'A KURBAN EYLE...
Atatürkçü Türk Kadını
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 128



« Yanıtla #3 : 25 Kasım 2010, 17:31:48 »

HAMBURGER DENEN ZIKKIMIN ADI NEREDEN GELİYORMUŞ BAKALIM:
bir çok kişinin bildiği hamgurgerin amerikan yiyeceği olduğu bilgisi aslında çok yanlıştır. Almanya'dan amerikaya çalışmak üzere giden hamburg lu işçiler genelde yemeklerinde hamburgeri yerlermiş. ve bu yiyecek zamanla amerikalılaırnda ilgisi çekmiş ve kısa zamanda ülke çapına yayılmış. bu sebeple ismine hamburglu anlamına gelen HAMBURGer denmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

GÖTÜR ŞAH'A KURBAN EYLE...
Atatürkçü Türk Kadını
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 128



« Yanıtla #4 : 25 Kasım 2010, 17:33:17 »

Kaşgarlı Mahmud’un 1072 yılında yazmış olduğu Divan-ı Lügat’it Türk adlı eserinde, Türklerin bazı yiyecekleri hakkında bize bilgi vermektedir:

Aguz (ağız: Yeni doğum yapmış koyun ve keçinin ilk sütü), Alma(elma), aluç(alıç), armut, arpa, avya(ayva), ayran, bal, bekmes(pekmez), bulama(bulamaç), çagır(şarap-çakırkeyf deyimi), çörek, erük(erik), ekmek, geşür(keşir-havuç), gabak(kabak), kagun(kavun), kagut(kavut: darıdan yapılan yemek), kak(meyva kurusu), kavurmaç(kavrulmuş buğday), kımız, kosık(fındık), kömeç(kömbe), kurut(yağı alınmış sütten yapılan çökelek), sirke, sogan(soğan), süzme, sekürtük(çekirdek, fıstık), tarı(darı), tutma aç(tutmaç: hamurlu yiyecek), tuz, türmek(dürüm), uyutma(sütü mayalamak), uglı(yabani havuç), üzüm, yag(yağ), yangak(ceviz), yigde(iğde), yogurt(yoğurt), yuvga(yufka), yumurtga(yumurta), arı yağı(bal), bugday(buğday), küç(küncü, susam), yarmış un(ince un), yazuk et(pastırma)



Türklerin Mutfak Tarihçesi

Türkler Ortaasya’daki yaşamlarında genellikle at, koyun, deve eti, kaymak, süt, peynir, yoğurt, içine bakliyat ekledikleri ayrandan oluşan yöresel gıdalarla kısıtlı menüleri vardı. Bal dışında tatlı yemezler, içki olarak da kısrak sütünün fermantasyonu ile elde edilen kımız, az da olsa şarap ve darıdan yapılan boza içerlerdi. Genellikle pastırma ve kavurma yenir, eti yahni ve çevirme olarak değerlendirirlerdi. Sebze ise sadece kalye olarak yenirdi. Beylerin itibarı verilen ziyafetlerle de ölçülürdü.

Ziyafetler daha çok zafer, doğum, düğün, ölüm ve yabancı elçilerin ziyaretleri için verilirdi. 14. yüzyılda Anadolu’da Türklerin yemek kültüründe daha çok sufi örf ve adetlerinin hakim olduğu gözlenir. Bu anlayışın temel özelliği insanlar tencerede pişirip kapağında yemeleriydi. Yemekle ilgili gelenekselleşmiş kurallar bile olmuştu. Örneğin yemeğe tuzla başlayış tuzla bitirmek, ayrı ayrı kaplarda yememek, hep bir yerde toplanıp aynı kapta yemek, ekmeği ve eti bıçakla kesmemek ancak çok acıkıldığı zaman yemek, sofradan iyice doymadan kalkmak gibi.

Osmanlılar karşısında geri çekilen ordular besinleri ve besin kaynaklarını yok ediyordu. Bu da ordunun açlık tehlikesiyle karşı karşıya gelmesine neden oluyordu. Sonunda buna da çözüm bulundu. Tarhana ve kurutulmuş yoğurt. Bu orduya seferlerde büyük bir üstünlük sağladı. Yeniçerilerde "kazan kaldırmak" deyimi isyan etmek anlamına gelir. Bu deyim, yeniçeriler isyan ettiklerinde yemek kazanlarını toplayıp at meydanına götürmelerinden doğmuştur. Bir de "hoşafın yağı kesildi" deyimi vardır. Bunun da anlamı, genellikle hoşaf daha önce pişen yemeğin kazanında yapılırdı. Bu da hoşafın yüzeyinin yağla kaplı olmasına neden olurdu. Yeniçeriler zamanla bu duruma alıştılar. Ancak bir gün yemek işlerine bakan subay titiz bir davranışla hoşafı temiz bir kazanda pişirtti. Bu nedenle hoşafın yüzü yağ tutmadı. Aşçı başını kızdırmak için bu söz sık sık tekrarlanırdı. Manevi anlamdaki ifadesi ise, konumunu, gücünü yitiren, kuvvetten düşenler için kullanılır.

16. yüzyılda bir Alman Türkler’le ilgili şunları söylüyordu.

Türklerin çoğu yemeklerini aşevlerinde yerler.

Türkler genellikle çorba, bulgur, bezelye, mercimek, taze ve kuru fasulye vb. şeyler, tatlı olarak da sütlaç yerler.

Aşçı esnafı; yapılan törenlerde 53 esnaf loncası arasında 11. sırada törenlerde temsil edilirdi. Aşçı loncasından başka, başçılar, işkembeciler, ciğerciler, börekçiler, yoğurtçular, kaymakçılar, peynirciler, turşucular, helvacılar, şerbetçiler, hoşafçılar ayrı ayrı loncalara sahiptiler.

Kervansaraylar seyahat eden yolcuların ve tüccarların korunması için genellikle 9 saat süre içinde varılabilecek aralıklarla kurulan insan ve hayvanların barınabileceği, ayrı mekanları, arabaların çekilebileceği avluları ve ibadet yerleri olan yapılardır. Geçici bir süre için (3 gün) konaklayan yolculardan, vermedikçe para alınmazdı. Tüm masraflar vakıf tarafından karşılanırdı.

Fatih Sultan Mehmet’le birlikte sarayda, mutfakta görevliler sürekli artmış ve başlı başına bir mekan haline gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet zamanında bir ayda tüketilen gıda maddeleri 63 kantar bal, 544 tavuk, 28 mut (50 şiniklik tahıl ölçeği. Şinik: Tahıl için kullanılan 8 kg.’lık ölçek), 61 kaz, 19 kıyye (okka: 1300 gr.) safran, 116 istiridye, 87 karides, 400 balık, 12 miskal misk, 10 kıyye biber, 11 kıyye zeytinyağı, 3 kıyye şinik pekmez, 84 kıyye eflah tuzu, 13 kıyye nişasta, 51 şişe boza, 616 baş ve paça, 180 işkembe, 649 yumurta.

III. Murat zamanında saray mutfaklarında 1117 kişi çalışıyordu. Topkapı Sarayı mutfağında her gün 5000 kişiyi doyuracak yemek, ulufe dağıtılacak zamanlarda ise 15.000 kişiyi doyuracak kadar yemek çıkartılırdı. Saray mutfaklarında padişahın yemekleri ile kuşçu başı, valide sultan, şeyhzade ve harem halkı için hasmatbah denilen aşçılar ilgilenirdi. Diğerleri içinde Matbah-ı Amire ilgilenirdi. Ayrıca Tabbah denilen aşçılar da vardı.

Osmanlı saray mutfağında başarılı hizmetlerde bulunanların bazıları devlet yönetiminde de çok yüksek mevkilere getirilirlerdi. Örneğin: Köprülü Mehmet Paşa, Damat İbrahim Paşa gibi.

İlk çatal bıçak kullanan hükümdar II. Mahmut’tur. O zamana kadar çorba ve hoşaf kaşıkla, şerbet bardakla, diğer yemekler ise sağ elin 2 parmağı kullanılarak yenirdi. Yine II. Mahmut zamanında sultan düğünlerinde ve bazı yabancı prenslerin yaptığı ziyafetlerde alafranga büfeler düzenlenmiştir. Bu daha sonra eşraf konaklarına yayılmıştır. 19. yüzyılda Avrupai tip yemeğin öncüleri otellerin restoranları olmuştur. Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemine girmesiyle birlikte saray ve konaklar ekonomik yönden zayıflamaya başlayınca ilk etkisini mutfaklarda göstermişti. Konaklarda profesyonel aşçıların yerini halayıklar (cariye) almaya başladı.

Türkiye’de modernleşme çabası özellikle Cumhuriyetten sonra iyice hızlandı ve bunun sonucunda da gelenekle ciddi bir kopukluk yaşandı. Bu kopukluk doğal olarak hayatın her alanına yansıdı. Yeme-içme konusunda da yaşanan köklü değişimler Türkiye mutfağının bir çok özelliğinin kaybolmaya yüz tutmasına neden oldu. Geleneksel yemeklerimizi evin dışında esnaf lokantalarında tadabiliyoruz. Fakat bu lokantalarda çeşitli ekonomik nedenlerden ve en başta bu tür yemeklerle birlikte içki içilememesinden dolayı, akşam servis hizmeti veremedikleri için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. 1980 sonrası Türkiye’sinde turizmin gelişmesi Türk halkının dış seyahat yapma olanağı bulması, yaşam ufkunu ve standartlarını yükseltince yiyecek-içecek yerleri çığ gibi çoğaldı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

GÖTÜR ŞAH'A KURBAN EYLE...
OzerBozkurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 61



« Yanıtla #5 : 25 Kasım 2010, 17:40:31 »

Salep soğuk havada içilen, şifa dolu bir içecektir. Ben Türkiye dışında bir yerde rastlamadım. Arap içeceği olduğuna emin misiniz?

Türk mutfağı çok geniştir. Özellikle et yemekleri açısından oldukça zengindir. Anadolu'ya gelişle beraber zeytin yağlı yemeklerde Türk damak tadınca uygulanıp, mutfağımız iyice genişlemiştir.

Onu bunu bilmem, Rusya'da yaşayan birisi olarak Türkiye'den ot dahi gelse yiyorum. Memleketimin suyu başka, toprağı başka.

Kıymetini bilin
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BU DAĞLAR BİZİMDİR,
FERMAN GEREKMEZ,
TÜRK'ÜN OLDUĞU YERE,
ÇAKALLAR GİREMEZ.
Atatürkçü Türk Kadını
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 128



« Yanıtla #6 : 25 Kasım 2010, 17:48:44 »

Ozer Bozkurt kandaş salep konusunda bende şaşırdım doğrusu net blen biri varsa açıklasın lütfen.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

GÖTÜR ŞAH'A KURBAN EYLE...
Gök Yeleli Asena
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 183


Gök Çeri


« Yanıtla #7 : 25 Kasım 2010, 18:06:06 »

Kelime olarak arapçadan gelme olsa da Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprakaltı yumrularından elde edilen içecek. Ayrıca orkide türlerine Anadolu’da verilen genel addır!

Salep, ülkemizde Muğla, Kastamonu ve Isparta şehirlerinde yetiştirilmektedir. Dünyada ise en büyük salep üreticisi ülkeler Yunanistan ve Fransadır.

Salebin Arap mutfağı ile alakası yoktur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük dün bir kaynaktı, bugün bir çaydır. Yarın coşkun bir ırmak olacak ve önünde yabancı duygu ve düşüncelerden gelen bütün engeller yıkılacaktır. - Türkçülük insanlara hiç bir vaatte bulunmuyor, maddi veya manevi bir şeyvermiyor. Yalnız istiyor... Fedakarlık ve feragat istiyor. ATSIZ
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« Yanıtla #8 : 25 Kasım 2010, 18:22:47 »

Orkide adı latince kökenli "Orchis"den gelir. Orchis yunancada çocuk yumurtaları demektir. Orkidler sınıfının isim babasıdır yani. Orkide yani Orchidea = Orchis-idea 'lar Orchis'den gelir.

Hakatten de bu Orchis sınıfının toprak altında çocuk yumurtalıklarına benzeyen bir çift rizomu bulunur ki bu rizomların kurutulmuş çekime hazır hallerini görürsek, sanırım en geç bu görüntüde saleple bağlantısını kurmuş olurduk.

Salep, bazı yabani orkide türlerinin kök yumrularından (Tubera Salep) bir dizi işlemden sonra öğütülerek elde ediliyor. Yüzyıllardır geleneksel hekimlikte -drog olarak ve gıda sektöründe -katkı maddesi olarak çeşitli şekillerde kullanılmakta. Sözgelimi, Pedanius Dioscorides’in (yaklaşık 40-90) kitaplarının toplandığı Materia Medica’da (Tıp Maddeleri), İbn-i Sina’nın (980-1037) Kanun fit Tıp adlı kitabının 5. cildinde ilaç olarak kullanımına ilişkin bilgiler verilmiş. Salih al Nasrullah’ın (?- 1669) Gayet-al-itkan-fi Tedbir-i Beden al İnsan (İnsan Bedenindeki Hastalıklarda Alınması Gerekli Önlemler) adlı eserinde de tıbbi özelliklerinden ve içeceğinden bahsedilmektedir.

Besin katkı maddesi olarak kullanımı Türkiye’ye özgüdür. Ancak Türk kültürünün etkisiyle, özellikle Osmanlı Devleti egemenliğindeki Balkan ve Ortadoğu ülkelerinde de halen kullanılmaktadır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 25 Kasım 2010, 18:58:28 »

Ben eseleptostan orkidiuz mancalestondan falan anlamam, ben suriyeyi bilirim, Antakyayı bilirim bir de Adanayı bilirim. Bu saydığım yerleşim birimlerinin de geneli araptır, bu salebi bende çok severim ama bizi buralardaki Türk soylular örneğin Hatayda Hassa, Adanada Karaisalı veya Kozan da bu içeceğin kökünü mökünü bilmezler ama verirseniz içerler. Araplar ise bunu her evde kendileri yaparlar ve onların mıntıkalarında da her köşe başında küçük tablalar da sarı bir güğümün içerisinde satılır sıcak sıcak üzerine ceviz veya şu kahverengi tozdan serpiştirilerek içilir. Ben gördüğümü bilirim, dediğim gibi yukardaki terimlerden bişey anlamam.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.051 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.