TIP'ta KULANILAN TERİMLERİN TÜRKÇEDEKİ KARŞILIĞI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Ocak 2020, 18:27:25


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: TIP'ta KULANILAN TERİMLERİN TÜRKÇEDEKİ KARŞILIĞI  (Okunma Sayısı 24269 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 26 Mayıs 2010, 21:01:56 »

TIP'ta KULANILAN TERİMLERİN TÜRKÇEDEKİ KARŞILIĞI
A
a-: ... yokluğu, ... sız
a(b)normalite: olağandışılık;
kusur, bozukluk
abazi: yürüyememe
abdomen: karın
abdominal: karın(la ilgili)
abdusens: dışaçekme
abdüksiyon: dışaçekim
abdüktör: dışaçeken, uzaklaştırıcı
aberan: sapkın (cinsel); olağandışı
aberasyon: sapma, sapkınlık,
sapıklık (cinsel)
abeslang: dilbasacağı
abiyogenez: cansızdan oluşum
abiyotik: cansız(lıkla ilgili)
ablasyon: kesip çıkarma
abondan: çok miktarda, aşırı
abortif: düşük yaptıran; eksik
abortus: düşük
abortus imminens: düşük tehdidi
abortus insipiens: önlenemeyen
düşük
abrazyo(n): sıyrık
abrupsiyo: ayrılım
abrupsiyo plasenta: erken eş
ayrılımı
absolu(t)(e): tam, kesin, saf
absolu(t)(e) refrakter periyot:
kesin duyarsız dönem
absorban: emici, soğurucu
absorbans: emme, soğurum;
soğurganlık
absorbe etmek: emmek,
soğurmak
absorpsiyon: emilim
absorptivite: emicilik, soğurganlık
abstinence, abstinens: yoksunluk
abstrakt: özet
abuli: istenç yitimi
abuse: kötüye kullanım
AC, alternatif akım: dalgalı akım
ad(d)itif: katkısal; katkı(maddesi)
adaptasyon: uyum
adapte etmek: uyarlamak
adapte olmak: uyum sağlamak,
alışmak
adaptif: uyumsal
adaptör: bağdaştırıcı, uyarlayıcı
addüksiyon: içeçekim
addüktör: içe çeken, yaklaştırıcı
adeno-: bez (yapıda), bez(le ilgili)
adenoid: genizeti; bezimsi
adezif: yapışıcı, yapışık
adezyon: yapışma, yapışıklık
adhere olmak: tutunmak
adherens: tutunum, tutunma
adinami: devinimsizlik
adinamik: devinimsiz
adipoz doku: yağdokusu
adipoz: yağlı, yağ(la ilgili)
adisyon: ek, ekleme, katma
adjuvan: ek, tamamlayıcı, artırıcı,
yardımcı
adneks: ekler
adolesan, adölesan: ergen
adolesans, adölesans: ergenlik
adrenal: böbreküstü
adsorban: soğurucu, yüzeyine
bağlayan
adsorbe etmek: soğurmak,
yüzeyine bağlamak
adsorbe olmak: soğurulmak,
yüzeye bağlanmak
adsorpsiyon: soğurma, yüzeyine
bağlama
adult: erişkin
advanced: gelişmiş; ileri
adventisya: dışkatman, dışkat
advers: yan, istenmeyen, ters
advers etki: yan etki
adviser: danışman, kılavuz
aero (air) chamber: havakutusu
aerob: havacıl
aerobik: havacıl; oksijenli
aerofil: havacıl
aerosol: püskürtü; (havada) asıltı
aeroterapi: hava sağaltımı
af(f)eksiyon: duygulanım;
(hastalığa) yakalanma
af(f)ekt: duygudurum
af(f)ekte: (hastalığa) yakalanmış
af(f)ektif: duygusal
af(f)erent: getiren, getirici
afaji: yutamama
afali: penis oluşmaması
afazi: konuşamama, konuşma
yitimi, sözyitimi
afebril: ateşsiz
afiliasyon: bağlantı
afiliye: bağlantılı
afinite: çekim
afişe etmek: açığa çıkarmak
afoni: sesyitimi
afrodizyak: cinsel uyarıcı
afterload: artyük
ag(g)lütinasyon: kümeleşim
ag(g)lütinin: kümeleştirici
agenez(is): oluşmama
aging: yaşlanma
aglomerasyon: yığınlaşma, yığılma,
yumaklaşma
aglomere olmak: yığınlaşmak,
yığılmak, yumaklaşmak
agnozi: tanımayitimi
agoni: can çekişme
agonist: koşutetkin
agorafobi: alan korkusu, alan
ürküsü
agrafi: yazmayitimi
agramatizm: tümcesizlik
agregasyon: toplanma, bir araya
gelme
agrege olmak: toplanmak, bir
araya gelmek
agres(s)if: saldırgan; yoğun
agreve etmek: şiddetlendirmek,
artırmak
agreve olmak: şiddetlenmek,
artmak
air-born(e): havayla bulaşan,
havadan bulaşan
ajan: etken; ilaç; araç
ajitasyon: huzursuzluk; çalkalama
ajite: huzursuz; çalkalanmış
ajite etmek: huzursuz etmek;
çalkalamak
ajuzi: tatyitimi
ak(k)iz: edinsel
akaryosit: çekirdeksiz hücre,
çekirdeksiz göze
akaryotik: çekirdeksiz
akatizi: oturamazlık
akinezi: devinimsizlik
akkiz immünite: edinilmiş
bağışıklık
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 26 Mayıs 2010, 21:03:21 »

aklimatasyon : iklime alışma;
iklime alıştırma
akne: sivilce
akneiform : sivilcemsi
akolik: ödsüz
akomodasyon : uyum; odakuyumu
aköz: sulu
akral: uç(la ilgili); uçbölgesi(yle
ilgili)
akreditasyon: değerbiçme
akredite etmek: değer biçmek
akresyon: yapışma
akro-: uç
akrodini: uçağrısı
akrofobi: yükseklik ürküsü
akromatik: renksiz
akromatopsi: renkkörlüğü
akromatizm: renkkörlüğü
akromegali: uçirileşimi
akroparestezi: uçkarıncalanması
akrosefali: sivribaşlılık
akrosefalik: sivribaşlı
akrosiyanoz: uçmorarımı
aks: eksen
akselerasyon : hızlanma, ivme
akseleratör: hızlandırıcı
akselere etmek: hızlandırmak
akseptans: kabul belgesi
akseptör: alıcı (kabul eden)
aksesibilite: ulaşabilirlik
aksesuvar: eklenti, ek
aksidental: kaza sonucu
aksilla: koltukaltı
aksiller: koltukaltı(yla ilgili)
aksiyal: yatay, enine
aksiyon: etki, iş
aktif: etkin
aktif immünite: uyarılmış
bağışıklık, etkin bağışıklık
aktif immünizasyon: uyarılmış
bağışıklama, etkin bağışıklama
aktif transport: etkin taşınım
aktivasyon: etkinleşme,
etkinleştirme; alevlenme
aktivatör: etkinleştirici,
tetikleyici
aktive etmek: etkinleştirmek
aktive olmak: etkinleşmek
aktivite: etkinlik
aktüel: güncel
akustik: işitsel, işitme(yle ilgili);
sesbilim
akut: ivegen
akümülasyon: birikim
akümüle olmak: birikmek
akürasi: doğruluk
al(l)erjen: duyargan
al(l)erji: duyarca
al(l)iterasyon: ses yinelemesi
albinizm: akşınlık
albino: akşın
aleksi: okuma yitimi
alerjik: duyarcıl
alert: uyanık
alet: aygıt, araç
algisid, algisit: alg öldürücü (ilaç)
algorit(i)m(a): yolağı, işakışı
alimentar: beslenim(le ilgili)
alimentar trakt: sindirim yolu
alimentasyon: beslenme
aljezi: ağrı duyarlılığı
aljezik: ağrılı
-alji: … ağrısı
alkolik: alkol bağımlısı
alkolizm: alkol bağımlılığı
alopesi : saç veya kıl dökülmesi;
saçsızlık, kellik
alterasyon: değişiklik
alternatif: seçenek; seçenekli
alveol(us): hava keseciği, petek;
kovuk, çukur
alveolus dentis: dişyuvası
am(i)yotoni: kas gergi yitimi
am(i)yotrofi: kas erimesi
amaroz(is): körlük
amasti: meme yokluğu
ambivalan: çelişik duygulu
ambivalans: çelişik duygululuk
ambiyans: ortam, hava
amblem: belirtke
ambliyopi: bulanık görme
ambulans: cankurtaran
ambulatu(v)ar: ayaktan;
yüreyebilir
ameliorasyon: iyileşme
amenore: aybaşı yokluğu, aybaşı
olmama
amnezi: bellekyitimi; bellekkusuru
amnezik: bellekyitimli;
bellekkusurlu
amorf: biçimsiz
ampirik, empirik: deneyimsel,
deneyime dayalı, deneysel
amplifikasyon: çoğaltma, artırma,
güçlendirme
amplifikatör: yükselteç
amplifiye etmek: çoğaltmak,
artırmak, güçlendirmek
amplitüd(e): genlik
ampul: kapalı cam tüp (ilaç)
ampütasyon: uçkesimi; kopma
ampüte etmek: uçkesme
an-: … olmayan, -sız
anabolik: özümsel
anabolizm(a): özümleme
anaerob(ik): oksijensiz (yaşayan);
havacıl olmayan; havasız,
oksijensiz
anafilaksi : tez aşırıduyarlık
anafilaktik, anafilaktoid: tez
aşırıduyarlı, tez
aşırıduyarlık(la ilgili)
anakronizm: tarih yanılgısı
analist: çözümleyici
analitik: çözümsel, çözümleyici
analiz: çözümleme
analizant: çözümlenen (kişi)
analizör: çözümleyici
analjezi: ağrıdindirme,ağrıkesimi
analjezik: ağrıkesici
analog: benzeşik; işlevdeş
analoji: benzeşim; işlevdeşlik
anamnestik: öyküsel; anımsayıcı
anamnez: öykü; anımsama
anastomoz: ağızlaş(tır)ma
anazarka: genel ödem
androfobi: erkek ürküsü, erkek
korkusu
anekdot: öykücük, kısa öykü
anekdotal: anısal
anemi: kansızlık
anemik: kansız
anensefali: beyin yokluğu
anensefalik: beyinsiz
anerji: duyarsızlık
anerjik: duyarsız
anestetik, anestezik: duyum
yokluğu; duyumsuzlaştırıcı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #2 : 26 Mayıs 2010, 21:04:31 »

anestezi: duyumyitimi
anestezist, anestezi(y)olog:
anestezi uzmanı
anevrizma: balonlaşma,torbalaşım
angina, anjina (pektoris) : göğüs
ağrısı
anhidre, anhidröz: susuz
anhidroz(is): terlememe
animasyon: canlandırma
anizokori: gözbebeği eşitsizliği
anizositoz: hücre eşitsizliği, göze
eşitsizliği
anji(y)ogenez: damarlanma
anji(y)oplasti: damar onarımı
anji(y)ospazm: damar kasılımı
ankiloz: kaynaşım, eklem
kaynaşımı
ankilozan: kaynaşım yapan,
kaynaşımlı, kaynaşık
anksiyete: endişe, kaygı, tasa,
içsıkıntısı
anoksemi: kan oksijensizliği
anoksi: oksijensizlik
anomali: bozukluk
anopsi: görmezlik
anoreksi : yeme isteksizliği,
iştahsızlık
anormal: olağandışı
anormallik: olağandışılık, sapkınlık
anosmi: kokualmazlık
ans: kangal, kıvrım
antagonist: karşıgelen,
karşıtetkin
antagonize etmek: karşı gelmek,
karşıt etkimek
antagonizm: karşıtetkinlik
ante-: … öncesi, öne
ante(ro)grad: öne doğru
antefleksiyon: öne bükülüm
antemortem: ölüm öncesi
antenatal: doğum öncesi
antepartum: doğurma öncesi
anterior: ön
antero-inferior: ön-alt
antero-interior: ön-iç
antero-lateral: ön-yan
antero-median: ön-orta
antero-posterior: ön-arka
antero-superior: ön-üst
anteversiyon: öne dönüklük
antevert: önedönük
anti-: karşıt-, ... karşıtı,
...giderici, ... önleyici
antiaging, anti-aging: genç
kalma, yaşlanmayı önleme;
yaşlanmayı önleyici
antialerjik: duyarca önleyici,
duyarca giderici
antidepresan: çökkünlük giderici
antidiüretik: idrar kesici
antidiyabetik: şeker düşürücü
antidot(e): panzehir
antiemetik: kusma önleyici
antienfeksiyöz, antienfektif:
bulaş önleyici, bulaş giderici
anti-enflamatuvar: yangı giderici
antiflojistik: yangı giderici
antifungal: mantar giderici,
mantar karşıtı
antihelmintik: solucankıran,
solucan giderici
antihemorajik: kanama kesici,
kanama önleyici
antihipertansif: kan basıncı
düşürücü
antijenite:
antikoagülan: pıhtı önleyici, pıhtı
çözücü
antikodon: karşıtşifre
antikonsepsiyonel: gebelik
önleyici
antikonvülzif: nöbet önleyici
antimalarial: sıtma ilacı
antimikotik: mantar ilacı, mantar
karşıtı
antineoplastik: kanser ilacı
antinevraljik: sinir ağrısı dindirici
antiparaziter: asalak ilacı, asalak
karşıtı
antipiretik: ateş düşürücü
antiproliferatif: çoğalım önleyici
antiprüritik: kaşıntı giderici
antisekretuvar: salgı önleyici
antisepsi: arıtım, bulaş giderici
antiseptik: arıtkan, bulaş gideren
antispazmodik: kasılım çözücü
antistres: gerilim giderici, gerilim
önleyici
antite: özgün durum
antite morbid: hastalıklı özgün
durum
antitermik: ısı düşürücü, sıcaklık
düşürücü
antitussif: öksürük kesici,
öksürük önleyici
antivertijinöz: baş dönmesi
önleyici
antraks: şarbon
antrakt: ara
antropoloji: insanbilim
antropometri: insanölçüm
antropometrik: insanölçümsel
antrum: boşluk, oyuk
anulus: halka, halkacık
anüri: idrar yokluğu
anüs: makat
anyonik gap: anyon açığı
aort stenozu: aort darlığı
aort(a): ana atardamar
ap(p)roaç: yaklaşım
ap(p)rove etmek: onaylamak
ap(p)rove(d): onaylı
aparat, aparey: aygıt; düzenek
apatetik: duygusuz, duyarsız,
kayıtsız
apati: kayıtsızlık, aldırmazlık
apatik: kayıtsız, aldırmaz
apeks: tepe
apeni: penis yokluğu
apikal: tepe(ye ait)
aplastik: gelişimsiz
aplazi: gelişmezlik, gelişimsizlik
aplikasyon: uygulama
aplikatör: uygulayıcı
apne: soluk kesilmesi
apofiz: kemikbaşı, kemiksivrimi
apolar: kutupsuz
apoptoz(is): hücre ölümü
apraksi: işlevyitimi
apropriate: uygun
apse: irin birikimi
aranjman: düzenleme; diziliş,
dizilim
argüman: tartışma; sav
aritmi: atım düzensizliği
ark(us): kemer, yay
arkus aorta: ana atardamar
kemeri
aroma: hoş koku
aromatik: hoş kokulu
array: dizilim
arrest: durma
arşiv: belgelik, kayıtlık
artefakt: artık, kalıntı; anlamsız
yapay değişiklik
arter: atardamar
arter(iy)oskleroz: damar sertliği
arteriyel: atardamar(la ilgili)
arteriyol: atardamarcık
arteriyovenöz: atartoplardamar(
la ilgili)
artifisyel: yapay
artikülasyon: boğumlanma,
eklemlenme
artiküler: eklem(le ilgili)
artistik: sanatsal
artralji: eklem ağrısı
artrodez: eklem dondurma
artrodini: eklem ağrısı
artropati: eklem hastalığı
artroplasti: eklem onarımı
artropod: eklembacaklı
artrotomi: eklem açımı
as(c)it(es), assit: karında sıvı
birikimi
as(s)ay, es(s)ey: deneme;
çözümleme, inceleme; yöntem
as(s)endan: çıkan, çıkıcı
as(s)ortment: karışım,
sınıflandırma
as(s)osi(y)asyon: ilişki; birliktelik;
birlik
as(s)osiye olan: eşlik eden,
birlikte olan
aseksüel: eşeysiz
aselüler: hücresiz, gözesiz
asemptomatik: belirtisiz
asepsi: arındırma, bulaşsızlık
aseptik: arınık, bulaşsız
asidifikasyon: asitleştirme,
asitleşme
asidite: asitlik
asidorezistan: aside dirençli
asimetrik: bakışımsız
asimilasyon: özümleme; sindirme
asiniform : keseciksi
asinus: kesecik
asistan: araştırma görevlisi;
yardımcı
asitfast: aside dirençli
asit-proof: aside dirençli
aspirasyon: emerek çekme
aspiratör: emçek, emeç, emmeç
aspire etmek: emerek çekmek
astazi: ayakta duramama
asteni: güçyitimi
astenik: güçten düşmüş
at(t)enüasyon: güçsüzleştirme,
güçyitirim, zayıflatma, azaltma
at(t)enüe: güçsüzleştirilmiş,
zayıflatılmış, azaltılmış
at(t)itüd(e): tutum
atak: nöbet, alevlenme; saldırı
atake etmek: hastalandırmak,
tutmak
ataksi: dengesizlik
ataksik: dengesiz
ateist: Tanrıtanımaz
ateizm: Tanrıtanımazlık
ateroskleroz: damar sertliği
atipik: olağandışı, örnekdışı,
kuraldışı
atoksik: zehirsiz
atoni: gergiyitimi
atonik: gevşek, gergisiz
atrezi: deliksizlik, kapalılık
atrezik: deliksiz, kapalı
atri(y)al: kulakçık(la ilgili)
atri(y)um: kulakçık
atrofi: körelim
atrofik, atrofiye: körelmiş
atuşman: sıvama
audit: dinleyiciler
auditor: işitsel
augmentasyon: büyütme;
güçlendirme
augmente: güçlenmiş
availibilite: yararlanım; uygunluk
avantaj: üstünlük, yarar
avasküler: damarsız
avidite: isteklilik
avitaminoz: vitamin eksikliği
avülsiyon: kopma
aylıtsel, islet cell: adacık gözesi,
adacık hücresi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #3 : 26 Mayıs 2010, 21:06:34 »

B
background: altyapı; artalan
bakteri(y)ostatik: bakteri
durdurucu
bakterisid(al): bakteri öldürücü
balans: denge
balans point: denge noktası
bandaj: sargı
bant: sargı; şerit
bar: çubuk; bar (havabasıncı
ölçüsü)
bariyer: engel
baseline: anahat, temel; taban
çizgisi
basis: temel, taban, altyüz
batın: karın
battered child: dövülmüş çocuk,
hırpalanmış çocuk
baypas, bypass: köprüleme,
aşırtma, yangeçit; yangeçiş
baz eksesi (BE): baz çokluğu, baz
fazlalığı
baz(al): temel; alt
beam: demet
benign: iyicil, iyi huylu
bi(y)oavai(li)bilite: biyoyararlanım
bi(y)opsi: doku örneği; doku
örneklemesi
bi(y)oşimik: biyokimyasal
bias: yan tutma, yanlılık, kayırma
bidistile: ikildamıtık
bifazik: ikievreli
bifid: ayrık, çatallı, yarık
bifokal: ikiodaklı
bifürkasyo(n): çatallanım,
çatallanma
bigemine: eş; çift; ikiz
bihevyor: davranış
bihevyoral: davranışsal
biküspit: ikili kapakçık
bilateral: ikiyanlı, ikitaraflı
biliyer: safra(yla ilgili), öd(le
ilgili)
bimanuel: ikielle, çiftelle
bimodal: ikitepeli
binoküler: ikibakarlı
bipartit(e): ikiparçalı
bipedal: ikiayaklı
bipolar: ikikutuplu
biseksüel: ikieşeyli; iki cinse
yönelimli
bistüri: bıçak
bivalan: ikideğerli, ikideğerlikli
biyoloji: dirimbilim
biyosid(al): canlı öldürücü
biyotransformasyon:
-blast: -göze(si) öncüsü
blender: karıştırıcı
blister: kabarcık; uçuk;
basçıkar (ilaç)
blok: engel; durma; bina
blokaj: durdurma; tıkanma,
tıkanıklık
bloke etmek: durdurmak
bloker, blokör: durdurucu;
engelleyici
body: cisim, cisimcik; beden
body mass indeks: beden kütlesi
göstergesi
bold: koyu
bolus: birden verme
booster: pekiştirici
borderline: sınır, sınırda
-born(e): … kaynaklı
brace: destek
bradi-: yavaş(lama)
braki-: kısa
branş: dal
breakthrough: araya giren
breath-hold(ing): soluk tutmalı
breys (brace): destek
bridging: köprüleşme; köprüleme
brit: yapışıklık
bronkografi: solunumağacı filmi
buffy-coat: kıryay
buji: dalmaç
bukkal: yanak içi(yle ilgili)
bulb(us): yuvar
bulbus okuli: gözyuvarı, gözküresi
buldging: şişkinlik, çıkıntı
buluğ (çağı): ergenlik
bulyon, buyyon: etsuyu
bursa: kese, torba
buşon: tıkaç
buton: düğme
bünye: beden yapısı
bypass: köprüleme, aşırtma,
yangeçit; yangeçiş
by-product: yanürün
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #4 : 26 Mayıs 2010, 21:08:52 »

C
c/s (sezaryen): açımlı doğurtma
capture, kepçır: tutma, yakalama
catch up growth: yakalama
büyümesi
caucasian: beyaz ırktan
cevap profili: yanıt biçimi
cevher: öz; özdek
chamber: oda; kutu; odacık
chapter: bölüm
check-list: denetim çizelgesi
cherry red: kiraz kırmızısı
child resistant: çocuk korumalı
cihaz: aygıt
clubfoot: yumruayak
coefficient: katsayı
coil: sargı
coin lesion:
comet tail: kuyrukluyıldız
compound: bileşik
cost-effective: eder-etkin
counter: sayaç
crossbreed(ing): kırmalama,
melezleme
C/S, sezaryen sekşın: açımlı
doğurtma
CT, kompüterize tomografi: BT,
bilgisayarlı kesitçekim
(tomografi)
curriculum vitae (CV): özgeçmiş
curve: eğri
curvilinear: eğriçizgisel, eğrisel
cut down: damaraçımı
cut-off: sınırdeğer, ayrım değeri
Ç
çek (check) etmek : yoklamak
çekap (check-up): sağlık
yoklaması
çekum: körbağırsak
D
d(ı)rastik: zorlayıcı, şiddetli
d(i)ren: akıtaç
d(i)renaj: akıtım
daltonizm: renk körlüğü
dansi(to)metre: yoğunlukölçer
dansite: yoğunluk; (filmde)
koyuluk
data: veri
DC, direkt akım: doğru akım
debi: akım hacmi, akım oylumu
debil: bitkin, halsiz, güçsüz
debilitan: bitkinleştirici,
güçsüzleştirici
debilite: bitkinlik, halsizlik,
güçsüzlük
debridman: yara temizliği, yara
kazıması
debulking: kitle azaltıcı, hacim
azaltıcı
dedektör: saptayıcı
dediferansi(y)asyon: ayrımlaşma
yitimi
de fakto: edimli, edimli olarak
defans: savunma
defekasyon: dışkılama
defekt: kusur, bozukluk, eksiklik
defektif: kusurlu, bozuk, eksik
defeyans: bayılma, baygınlık
deficiency : eksiklik
deficient : eksik
defisit: açık
deflorasyon: kızlık bozma
deformasyon: biçim bozukluğu,
biçimini bozmak
deforme: bozuk biçimli, biçimsiz
deformite: biçim bozukluğu
degradasyon: yıkım, parçalanma
degranülasyon: tanecik boşalımı
dejavu: görmüşgibilik, yaşanmışlık
duygusu
dejenerasyon: yozlaşma, bozulma
dejeneratif: yozlaştırıcı, bozucu
dejenere: yoz, yozlaşmış
dekad, dekat: onyıl
dekalsifikasyon: kireçsizleşme,
kireçsizleştirme
dekapitasyon: başı ayırmak
dekolman: ayrılma
dekolorasyon: renksizleşme
dekompansasyon :
dengelenememe, telafi
edilememe, yetmezlik
dekompanse: dengelenememiş,
telafi edilememiş, yetmez
dekompoze olmak: ayrışmak,
parçalanmak
dekompozisyon: ayrışım,
parçalanma
dekompresyon: bası kaldırma,
basıdan kurtulma; basınç
kaldırma
dekonjestan: kandolum giderici,
göllenme giderici
dekonjesyone etmek: kandolum
gidermek, göllenmeyi gidermek
dekstroz, glikoz, glukoz: üzüm
şekeri,
dekübit(us): yatar durumda
dekübit(us) ülseri: yatak yarası
delesyon: kayıp; silme, çıkarma
delüzyon: yanılsama
dem(i)yelinizan:miyelinsizleştirici
demans: bunama
demarkasyon: sınır
demarke: sınırlı, ayrık
demineralizasyon:
mineralsizleş(tir)me
demografi: nüfusbilim
demonstrasyon: görsel anlatım;
gösteri; gösterme
demonstratif:
demulsan, demulsent: yatıştırıcı,
dindirici; örtücü (ilaç)
denatürasyon: bozunma, bozulma
denatüre: bozunmuş, bozulmuş
dendrit: dallantı
denervasyon: sinirsizleş(tir)me
denovo, de novo: yeni; kendi
olarak; kendiliğinden;
dental: diş(le ilgili)
dentist: diş hekimi
deontoloji: davranış kuralları
bilimi
departman: bölüm
depersonalizasyon:
kimliksizleşme
depigmentasyon: renkyitimi
depilasyon: kılsızlaştırma
depilatör: kıldökücü; kılsökücü
deplase etmek: yer değiştirtmek
deplase olmak: yer değiştirmek
deplesyon: boşalma, tükenme
depo: uzun salımlı (ilaç); ambar;
yığım
depolama: yığma
depozit: birikinti, çökelti, kalıntı
depres(s)an, depresif: çökkün;
baskılayıcı, çökkünleştirici
depresyon: çökkünlük, çökme,
çöküntü; baskılanma
deprivasyon : yoksunluk
derealizasyon: gerçeklik yitimi
derepres(s)e: baskıdan kurtulmuş
derepresyon: baskının kalkması
derivasyon: türev, türeme,
türetme, köken
derivatif, derive: türev, türemiş
derma-, dermato, dermo-:
deri(yle ilgili)
dermabrazyon: deri kazıma
dermal, dermatik: deri(yle ilgili)
dermatoglifiks: deri çizgileri;
deriçizgibilim
dermatolog: deri hastalıkları
uzmanı
dermatoloji: deri hastalıkları
bilimi
dermatolojik: deri hastalıkları(yla
ilgili)
dermatom: duyu alanı
dermatoz: deri hastalığı
dermis: altderi
dermoaktif: deriyi etkileyen
dermoid: derimsi
derogasyon: ayrıklık
deselerasyon: yavaşlama
desendan: inen, inici
desensitizasyon: duyarsızlaşma,
duyarsızlaştırma
desensus: iniş
desikant: kurututan, nem alıcı
desikasyon: kurututma
desikatör: kurututucu
desk: masa
deskalasyon: azalım
deskuamasyon: kepeklenme,
kavlama, soyulma
deskuamatif: kepeklenen, pul pul
dökülen
destrüksiyon: yıkım
destrüktif: yıkıcı
deşarj: boşalım
deşarj olmak: boşalmak
detachment: (yerinden) ayrılma
detay: ayrıntı
deteri(y)asyon: gerileme,bozulma
determinan(t): belirleyen,
belirleyici
determinasyon: belirlenim;
belirleme, belirleyicilik
determine: belirlenmiş, belirli
determine etmek: belirlemek
detoksifikasyon: zehirsizleştirme
detrusör: (aşağı, dışa) itici, itken
devaskülarizasyon:
damarsızlaştırma
developer: geliştirici
development: gelişim
developmental: gelişimsel
devi(y)asyon: sapma, eğrilme
devitalizasyon: öldürme,
cansızlaştırma;
duyarsızlaştırma
devolüsyon: gerileme, bozulma
dezavantaj: engel, yararsızlık,
kazançsızlık
dezenfeksiyon: bulaşsızlaştırma
dezenfektan: bulaşımkıran
dezenfekte etmek:
bulaşsızlaştırmak
dezoryantasyon: yönelim
bozukluğu
di-: iki, çift
di(y)abet: şeker hastalığı
di(y)abetik: şeker hastalığı(yla
ilgili), şeker hastası
di(y)aforetik: terletici;
terleme(yle ilgili)
di(y)aforez: terleme
di(y)afram: böleç, zar
di(y)agnostik: tanısal; tanı
koydurucu
di(y)agnoz: tanı
di(y)agonal: verev, köşegen
di(y)agram: çizenek
di(y)alektik: eytişim
di(y)aliz: süzme, süzülme
di(y)alizat: süzüntü
di(y)alizör: süzücü
di(y)alog: ikili konuşma
di(y)apazon: ses çatalı
di(y)apedez: sızma, yuvargöçü
di(y)aper: arabezi
di(y)aper rash: pişik
di(y)are: ishal, sürgün
di(y)astol: gevşem
di(y)atermi: ısı sağaltımı
di(y)atez: yatkınlık
di(y)et: besidüzeni, beslenme
di(y)etetik: besinbilim,
besinbilim(le ilgili)
di(y)etisyen: beslenme uzmanı
dia: saydam (resim)
dia-: içinden, arasından
difazik: ikievreli
diferansiyasyon: ayrımlaşma,
farklılaşma
diferansiye: ayrımlaşmış,
farklılaşmış
differansiyel di(y)agnoz: ayırıcı
tanı
diffüz: yaygın
diffüzyon: geçiş
difraksiyon: kırınım
difteri: kuşpalazı
digenetik: ikiüremli
digestif: sindirim(le ilgili),
sindirici
dijital: parmak(la ilgili); sayısal
dikaryotik: iki çekirdekli
dilatasyon: genişleme
dilate: genişlemiş
dilate etmek: genişletmek
dilüe: seyreltik, seyreltilmiş
dilüe etmek : seyreltmek,
yoğunluğunu azaltmak
dilüent: seyreltici
dilüsyon: seyreltme
dimpl(e): çukurcuk, gamze
dinamik: devingen
diplo-: çift, iki
diploid: çift takımlı
diplopi: çiftgörme
dipolar: iki kutuplu
direksiyonel: yönlendirilmiş
direkt: doğrudan, düz
direktif: buyruk, emir
direktör: yönetmen, yönetici
dis-: bozuk, kötü, güç
dis(s)eke etmek: keserek
ayırmak
dis(s)emine: yaygın, yayılmış
dis(s)olüsyon: çözünme
dis(s)osi(y)asyon: ayrışım,
ayrışma, ayrıştırma
discharge, disçarç: atma, atık,
akıntı
disekilibri(y)um: dengesizlik,
eşitsizlik
diseksiyon: kesip ayırma
disfaji: yutma güçlüğü
disfoni: konuşma güçlüğü
disfonksiyon: işlev bozukluğu
disfonksiyonel: işlevsel olmayan
disfori: rahatsızlık duygusu
disinformasyon: yanlış
bilgilendirme
disintegrasyon: parçalanma,
dağılma
disiplin: bilim dalı; bilgi
diskaşın, discussion: tartışma
disket:
diskinezi: devinim bozukluğu
diskontinyus: kesikli
diskordans: benzeşmezlik,
uyumsuzluk
diskordant: benzeşmez, uyumsuz
diskrazi: bozukluk
diskriminasyon : ayırım, ayırma
yetisi, ayrımcılık
disleksi: anlaşılır okuyamama
dislokasyon: çıkık
dismatür(e): yoz gelişim
dismenore: ağrılı aybaşı
dismorfizm: biçim bozukluğu
disorder: bozukluk, hastalık,
düzensizlik
disosiasyon: ayrışma
disosiye: ayrışmış, ayrı
dispanser:
dispensır: dağıtıcı
dispepsi: sindirim güçlüğü,
hazımsızlık
dispers(e): dağılmış
dispersif: dağınık
dispersiyon: saçılma, dağılma
displastik, displazik: bozuk
gelişmiş
displazi: gelişim bozukluğu
dispne: solunum güçlüğü
dispozabl(e): kullanat
disproporsiyone(l): orantısız
disregülasyon: düzeni bozma;
düzensizlik, düzen bozukluğu
distribüsyon: dağılım, dağıtım
distribütör: dağıtıcı
disritmi: atım düzensizliği
distal: (merkezden) uzak, uç
distandü: gergin
distansiyon: gerginlik
distilasyon: damıtım, damıtma
distile: damıtık, damıtılmış
distile etmek: damıtmak
distimi: zihinsel çökkünlük, akıl
durgunluğu
distoni: gergi bozukluğu
distorsiyon : biçimsel bozulma;
burkulma; çarpıtma
distosi: güç doğum
distres: sıkıntı, zorluk
distribüsyon: dağılım, dağıtım
distribütör: dağıtımcı
distrofi : yozlaşım; yoz oluşum
diüretik: idrar artırıcı, idrar
söktürücü
diürez: işeme, idrar atımı
diürnal: günlük; gündüz(le ilgili)
divalan: iki değerli
diverjans: ıraksama, uzaklaşma
diversite: çeşitlilik, başkalık,
ayrım, fark
divertikül: köruzantı, körçıkıntı,
çıkmaz
divizyon: bölünme; bölüm
diz(z)ines(s): baş dönmesi,
sersemlik
dizanteri: kanlı ishal
dizayn: tasarım
dizayn(e) etmek: tasarlamak
dizüri: ağrılı (yanmalı) işeme
doktor: hekim
doktrin: öğreti
doliko-: uzun
dolikoektazik: uzamış ve
genişlemiş
domain: bölge
domene: almaç bölgesi
domestik: evcil
dominan(t): baskın, başat
dominans: baskınlık, başatlık
done: veri
donör: verici
doping: uyarma, uyarıcı
dorman(t): uyuyan
dorsal: sırt(la ilgili), arka(yla
ilgili)
dorsifleksiyon: geriye bükme
dorso-lomber: sırt-bel(le ilgili)
dorsum: sırt, arka
dot blot: nokta emdirimi
double bubble: çift kabarcık
double-blind: çift kör
down-regülasyon: altayarlanım,
düşürerek düzenleme
doz: verit, ölçü
dozaj: kullanım ölçüsü, düzem
doze etmek: ölçüsünü ayarlamak
dozimetre: ışınölçer
döküman: belge
dökümantasyon: belgeleme
draft: taslak
dramatik: çarpıcı
drift: sürüklenme
drog: ilaç
dromedary sign: hörgüç bulgusu
dual: ikili
dualist:
duble: çift, iki kez, iki kat
duktuler: borusal, boru(yla ilgili)
duktuli: borucuk
duktus: boru
dumping: hızlı emilim
duodenal: onikiparmak
bağırsağı(yla ilgili)
duodenum: onikiparmak bağırsağı
duoterapi: ikili sağaltım
duplikasyon: ikilenme
duraplasti: dura onarımı
duş: (iç organları) yıkama,yıkanma
dwarf: cüce
dwarfism: cücelik
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #5 : 26 Mayıs 2010, 21:11:01 »

E
eau: su
edisyon: basım
editör: yayın yönetmeni, yayman
editöryal: başyazı
ef(f)ektör: etkileyen
ef(f)erent: götüren
ef(f)üzyon: sıvı (birikimi)
efekt: etki
efektif: etkin, etkili
efervesan: köpüren, kaynayan,
kabaran
efficacy,: etkinlik
eflüks, efflux: dışatım
efor: çaba
ego: ben, benlik
egzajerasyon: abartı
egzajere etmek: abartmak
egzama: mayasıl
egzersiz: alıştırma; çalışma
ejeksiyon: fışkırma
ejekülasyon: boşalım, belgelmesi
ejekülat: meni, belsuyu
ekarte etmek: dışlamak
ekartör: ayırgaç
ekilibrium: denge
ekimotik: morarmış
ekimoz: (deride) morartı, göğerti
ekip: takım
ekipman: donanım, araç-gereç
ekivalan: eşdeğer
eklampsi:
eko: yankı
ekojen: yankı veren
ekojenite: yankısallık
ekol: çığır, okul
ekoloji: çevrebilim
eks olmak: ölmek
eksantem: deri döküntüsü
eksantematöz: döküntülü (deride)
eksazerbasyon: azma, alevlenme
ekses, excess: çokluk, fazlalık
eksesif: aşırı
eksfol(i)(y)atif: pullanımlı,
dökülen, soyulgan
eksfoli(y)asyon: pullanma,
dökülme, soyulma
ekshalasyon: solukverim, soluk
verme
eksibisyon: sergi, sergileme
eksipiyan: sıvağ, dolgu özdeği,
dolgu maddesi
eksitabilite: uyarılganlık,
uyarılabilirlik
eksitabl(e): uyarılgan, uyarılabilir
eksitasyon: uyarma, uyarılma
eksitatör: uyarıcı
eksite etmek: uyarmak
eksize etmek: kesip çıkarmak
eksizyon: kesip çıkarma
eksklüzif: özel
eksklüzyon: dışlama
ekskori(y)asyon: deriyi sıyırma
ekskresyon: atılım, boşaltım; atık,
boşaltı
eksojen: dışsal, dışkaynaklı
eksotermik: ısıveren
ekspanse olmak: genişlemek,
genleşmek
ekspansiyon: genişleme, genleşme
ekspektoran: balgam söktürücü
ekspektorasyon: balgam çıkarma
eksper: uzman
eksperiment: deney
eksperimental: denel, deneysel
eksperimentasyon: deney yapma;
deneyim
ekspir(i)yum: solukverim
ekspirasyon: solukverim, soluk
verme; sonlanma
eksplorasyon: açıp inceleme
eksplore etmek: açıp incelemek
eksplosif: patlayıcı
ekspojur: karşılaşma, maruz
kalma
ekspresyon: sergileme; anlatım;
dışavurum
ekspulsiyon: dışarı itme
ekstansiyon: genişleme; açılma
ekstansör: açan, geren
ekstensif: yaygın, uzanımlı
eksternal: dışsal, dış(la ilgili)
eksterne etmek: taburcu etmek,
hastaneden çıkarmak
ekstirpasyon: tümüyle çıkarma
ekstra: artık, ek, fazladan
ekstra-: -dışı
ekstraksiyon: çekip çıkarma; öz
eldeleme
ekstrapolasyon: bilinene dayanan
öngörü
ekstrasel(l)üler: hücredışı,
gözedışı
ekstravazasyon: damar dışına
sızma
ekstraversiyon: dışadönüklük
ekstravert: dışadönük
ekstre: öz, özüt
ekstrem: aşırı, uç, en uçta, en
kenarda
ekstremite: kol veya bacak
ekstrensek, ekstrinsik: dışsal,
dış, dıştan
ekstripiye etmek: tümüyle
çıkarmak
ekstrofi: içi dışına dönme,
tersyüz olma
ekstrude etmek: dışarı atmak
eksüda: yangı sıvısı
eksüdasyon: sızım, yangı sıvısı
sızımı
eksüdatif: sızımlı
-ektazi: … genişlemesi
ektazi: genişleme
ekto-: dış-, dış(la ilgili)
ektoderm: dışderi; dıştabaka,
dışyaprak
-ektomi: … alım(ı), … çıkarım(ı)
ektopi: yerdışılık (organ)
ektopik: yerdışı (organ)
ektropion: dışa katlanım
(gözkapağında)
ekzantem: deri döküntüsü
ekzanterasyon: çıkarma
(çevresiyle birlikte)
ekzantrik: ayrıksı, sıradışı,
alışılmadık
ekzo-: dış-, dış(la ilgili)
ekzofitik: dışa büyüyen
ekzoftalmi:
ekzojen: dışsal, dış kaynaklı
ekzokrin: dışsalgı
ekzositoz: göze dışına çıkma;
çıkıntı (kemikte)
ekzoterik: dışsal; dış kaynaklı
ekzotoksin: dışzehir, dışağı
elastik: esnek
elastikiyet, elastisite: esneklik
elektif: seçici, seçmeli; (zamanı)
isteğe bağlı
elektro-: elektrik(le ilgili),
akım(la ilgili)
eleman: öge, unsur; çalışan
elementer: temel
elevasyon: yükselme, yükseltme
eleve: yükselmiş
eliksir: sıvı ilaç
eliminasyon: atılma, uzaklaştırma
elimine etmek: atmak,
uzaklaştırmak
elit: seçkin
elongasyon: uzama, uzantı
elonge: uzamış
elüsyon: yıkayarak ayırma
e-mail: e-mektup
emaskulasyon: hadım etme
emboli: damar tıkacı; damar
tıkanması
embriyo(n): dölet, öndölüt
emergency: acil
emeritus: emekli
emetik: kusturucu
emezis: kusma
emisyon: dışa verme, akıntı
(belsuyu)
emol(i)(y)ant: (deriyi) yumuşatıcı;
yatıştırıcı
emosyonel: duygusal; dokunaklı;
duyarlı
empati: gönüldeşlik, başkasının
duygularını duyumsayabilme
empirik, ampirik: deneyimsel,
deneyime dayalı
emplant: içek, ek
emplantasyon: içeyerleşim,
içeyerleştirim, çimlenme
empotans: (cinsel) güçsüzlük
empoze etmek: benimsetmek,
kabul ettirmek
emülsiyon: sıvı asıltı; sıvı karışım
(birbiriyle birleşmeyen)
en bloc, en blok: bütün olarak
enamel: diş minesi
enantem: döküntü (mukozada)
enantematöz: döküntülü (mukoza)
end-: son-, uçend(-)
point: sonnokta
endemi: yerel ve her zaman
görülen (hastalık)
endemik: yerel, yerleşik
endikasyon: kullanım alanı,
iyigelirlik; gerekirlik
endike: iyi gelen
endike olmak: iyi gelmek;
gerekmek
endo-: iç-, iç(le ilgili)
endoderm: içderi; içtabaka,
içyaprak
endojen: içsel, iç kaynaklı
endokrin: içsalgı
endokrinoloji: içsalgıbilim
endokrinolojik: içsalgıbilim(le
ilgili)
endotermik: ısıalan
endotoksin : içtoksin, içzehir,
içağı
endüklemek: başlatmak
endüksiyon: başlatma
endürasyon: sertleşme, sertleşim,
sertlik
enema: lavman, yıkama
enfeksiyon: bulaş, bulaşım
enfeksiyöz: bulaşıcı, bulaşlı
enfekte: bulaşlı, bulaşmış
enfekte olmak: (enfeksiyon
etkeni) bulaşmak
enflamasyon: yangı
enflamatuvar: yangılı
enformasyon: bilgi
enhancement, enhansment:
güçlenme
enjeksiyon: iğne yapma
enjektabl(e) : iğneyle verilmeye
elverişli
enjekte etmek: iğneyle vermek
enjektör: İğne, şırınga
enkontinans: tutamama, kaçırma
enkübatör: kuluçkalık; küvöz
ensektisid: böcek öldürücü
ensest:
ensidans: sıklık
enstitü: kurum; eğitim kurumu
enstrüman: aygıt
ensüflasyon: üfleme
entegre: bütünleşmiş
entel(l)ektüel: aydın
entemoloji: böcekbilim
enter: girme
enter(o)-: bağırsak-, bağırsak(la
ilgili); -arası
enteral, enterik: bağırsak
yoluyla, bağırsak(la ilgili)
enteresan: ilginç
enterese etmek: ilgilendirmek
enterik coated: bağırsakta açılan
entermitan : aralıklı, durup
başlayan, yitip beliren
enternasyonal: uluslararası
entoksikasyon: zehirlenme
entomoloji: böcekbilim
entrensek: içsel, iç kaynaklı
entropi(y)on: içekatlanım
(gözkapağında)
entrovert: içedönük
entübasyon: borulama
entübe: borulanmış, boru takılmış
entübe etmek: boru takmak
entüisyon: sezgi, sezi
entüitif: sezgisel, sezili
enükleasyon: bütünüyle çıkarma
(çevre dokudan soyularak);
çekirdeksizleştirme
enürez(is): idrar kaçırma
enürezis noktürna: gece işemesi,
yatak ıslatma
envelop: kılıf
envolüsyon: normale dönme;
gerileme (işlevsel ve fiziksel)
epanşman: sıvı toplanması, sıvı
epi-: üst-, üzerinde, üstünde
epidemi: salgın
epidemik: salgın(la ilgili)
epidemiyoloji: sağlık araştırma
yöntembilim
epiderm(is): üstderi
epidermal: deriden
epidural: duraüstü
epifiz: kemikucu
epifora: göz yaşarması
epigastri(y)um: orta üstkarın
epikriz: çıkış özeti, dosya özeti
epilasyon: kılsızlaştırma
epilatör: kıldökücü; kıl sökücü
epilepsi: sara
epileptiform: nöbetler halinde
epileptojen: nöbet oluşturan
epiploik: karınzarı(yla ilgili),
omentum(la ilgili)
epistaksis: burun kanaması
epitelizan: epitel oluşturucu
epizyo-: vulva(yla ilgili)
epizyotomi: vulvakesisi
eradikasyon: yokedim
ereksiyon: dikleşme; sertleşme
erektör: diktutan, kaldıran
ergonomik: işbilim;
eritem: kızartı
eritematö(z): kızarık
eritroblast: önalyuvar,
öncülalyuvar
eritropo(i)etik: alyuvar yapımı(yla
ilgili)
eritropo(i)ez: alyuvar yapımı
eritrosit: alyuvar
erizipel: yılancık
erode etmek: aşındırmak
erozyon: aşınma, aşındırma
error: hata
erüpsiyon: döküntü; diş çıkması
es(s)ay: deneme, deney; ölçme
esans: koku, koku özü
esansiyel: temel; nedeni
bilinmeyen
escape: sızıntı; kaçak; salıverilme
eskar, skar: yaraizi; nedbe
estetik:
estimate: ölçmek, hesaplamak
et(i)yoloji: neden, nedenler
et(i)yolojik: nedensel
etap: aşama
etik: töre; törebilim; törel
etimoloji: kökenbilim
etnik: budunsal
etüt: önçalışma; inceleme
eu-: uygun; normal; gerçek
eukaryot, ökaryot: gerçek
çekirdekli
evakuasyon: boşaltma
evalüasyon: değerlendirme
evalüe etmek: değerlendirmek
evantrasyon: karın dışına çıkma;
yükselme (diyafram)
evaporasyon: buharlaşma
evaporatör : buharlaştırıcı
eversiyon: dışa dönme
evidens, evidence: kanıt
eviserasyon: içini boşaltma; dışarı
çıkma (iç organ)
evolüsyon: evrim
exchange: değiştirmek, değişim
exchange transfüzyon: kan
değişimi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #6 : 26 Mayıs 2010, 21:12:34 »

F
f(u)ronkül: çıban
fagosit: yutargöze, yutarhücre
fagosite etmek: yutmak
fagosite olmak: yutulmak
fagositoz: göze yutarlığı, hücre
yutarlığı
failure: yetmezlik; başarısızlık
faj: bakteri virüsü
fako-: gözmerceği(yle ilgili)
faks: belgeç, belgegeçer
faktör: etmen
fakültatif: uyumsal
falanks: parmak kemiği
fals(e): yanlış; yalancı
familya: aile
familyal: ailesel
fan: hayran; pervane
fanatik: bağnaz
fantazi: düşlem
fantom: hayalet
farenks, farinks: boğaz, yutak
faringeal: boğaz(la ilgili), yutak(la
ilgili)
farma(ko)-: ilaç(la ilgili)
farmakodinami: ilaçetkisi
farmakodinamik : ilaçetkisi(yle
ilgili); ilaçetkibilim
farmakokinetik: ilaçyazgısı(yla)
ilgili; ilaçyazgıbilim
farmakokinezi: ilaçyazgısı
farmakolog: ilaçbilim uzmanı
farmakoloji: ilaçbilim
farmakolojik: ilaçbilimsel,
ilaçbilim(le ilgili)
farmakope: ilaç kılavuzu
fas(i)yal: yüz(le ilgili); akzar(la
ilgili)
faset: yüzey
fasil(it)atör: kolaylaştırıcı
fasilitasyon: kolaylaştırma
fasilite: kolaylık;
fasya: akzar
fatal: ölümcül, öldürücü, ölüme yol
açan
fatalite: öldürücülük; ölüm
fatik: bitkin, bitkinlik
faz: evre
febril: ateşli
feçes: dışkı
feedback: geribildirim;
geribesleme
feeding tüp: beslenme borusu
fekal: dışkısal
fekal oral yol: dışkı-ağız yolu
fellow: yandal araştırma görevlisi
femoral : uyluk(la ilgili), uyluksal
femur: uylukkemiği
fenestra: pencere
fenomen: olağandışı veya ilginç
durum (kişi, olay)
fenotip: dışyapı
ferment: maya
fermentasyon: mayalanma
fertil: döllenebilen, dölleyebilen
fertilizasyon : döllenme, dölleme
fetal, fötal: dölüt(le ilgili)
fetid: kokuşuk
fetor: kötü koku
fetus, fötus, fötüs: dölüt
fever: ateş
fiber: lif, iplik
fibril: lifçik, iplikçik
fibröz: lifli, ipliksi
field: alan
field of view: görüntü alanı
figür: şekil; rakam
figürasyon: biçimleme
fihrist: içindekiler
fiksasyon: saplantı; saplanma;
sabitleştirme
fiksatif: sabitleştirici, sıkı tutucu
fikse etmek: sabitleştirmek;
kalıcılaştırmak
fikse olmak: odaklanmak, saplanıp
kalmak
fil(i)m: çok ince tabaka, zar
filament: iplik, tel
filamentöz: ipliksi
filiform: ipliksi
filogenez: soyoluş
filtrasyon: süzme; süzülme
filtrat: süzüntü
filtre: süzgeç, süzek
filum: iplik; budun
filum terminale: uçiplik
fimbri(y)a: saçak, saçaksı yapı
final: son
first aid: ilkyardım
first-pass: ilk geçiş
fissür: çatlak, yarık
fistül: akarca
fitness: sağlıklılık
fizibilite: yapılabilirlik
fizyoloji: işlevbilim
fizyolojik: işlevbilimsel; doğal
işlevli
fizyon: bölünme, çoğalma; ayrılma
fizyopatoloji:işlev bozukluk bilimi
fizyoterapi:
flagel(la), flajel(la): kamçı
flakon: küçük şişe
flank: böğür
flash, flaş: ani ışık, parıltı
flatter: salıncak; içyeli
flatülans: içyeli
flebo-: toplardamar(la ilgili)
flebolit: toplardamar taşı
flegmon: bağdoku yangısı
fleksibilite : esneklik
fleksibl(e): esnek
fleksiyon: bükülüm, bükülme;
bükme; esneme
fleksör: bükücü, eğici
fleksura: dönemeç, dirsek
flep: kapak
flokülasyon: bulanıklaşma,
topaklanma
flora: bitey
floroskopi: ışınbakı
flow: akım, akış
flowmetre: akışölçer
fluktuasyon: dalgalanım; dalga
duygusu
flushing: ani kızarıklık
foam cell: köpük hücre
fobi: ürkü
-fobi: … ürküsü
fokal: odaksal; yerel
fokus: odak
fol(l)ikül: kesecik
folio, folyo: yaprak
follow up: izlem
fonasyon: ses çıkarma
fonetik: konuşma(yla ilgili), sesle
ilgili; sesbilim
fonksiyon: işlev
fonksiyonel: işlevsel
fontanel: bıngıldak
fontikül: bıngıldak
foramen: delik
foregut: önbağırsak
forensik: adli
form, format: biçim
formal: resmi; biçimsel
formasyon: biçimlenme; oluşum
format: biçem
forme: biçimli
formüla: hazır mama, tecimsel
mama
formülasyon: biçimlendirme
formüle etmek: biçimlendirmek
formüleri: ilaç kılavuzu
forniks: çıkmaz; kemer; tavan
forse(d), force(d): zorlu,
zorlanmış
forseps: doğumkaşığı; kaşık;
kıskaç
fossa: çukur
fotik stimülasyon: ışıluyarım
foto-: ışıl, ışık(la ilgili)
fotodisintegrasyon: ışılayrışım,
ışıkbozunum
fotofobi: ışık ürküsü
fotokopi: tıpkıçekim
fötal, fetal: dölüt(le ilgili)
föy: kağıt, yaprak (kağıt)
fragman: parça; parçacık
fragmantasyon: parçalanma
fragmante: parçalanmış
frajil: kırılgan, dirençsiz
frajilite: kırılganlık, dirençsizlik
fraksiyon: parça, bölüm, kesim;
bölüngü
fraksiyone: parçalı, bölümlü;
parçalanmış
fraktür: kırık
frame: çerçeve
frame rate: çerçeve hızı
frekans: sıklık
frenu(i)lum: bağcık, dizgincik,
gemcik
frijid: (cinsel yönden, eşeysel
yönden) soğuk
frijidite: (cinsel, eşeysel)
soğukluk
friksiyon: sürtünme; sürtüşme
frontal: alınsal, alın(la ilgili)
frot(t)i: yayma
frotman: sürtünme sesi
frozen: donmuş; dondurulmuş
frusturasyon: düş kırıklığı
full time: tamgün
fulminan(t): (hızla) yayılan,
ilerleyen, kötüleşen
fumigasyon: tütsüleme
fundemental: temel
fundus: dip
fungal: mantar(la ilgili)
fungus: mantar
fungusid: mantar öldürücü
fuziform: iğsi
füzyon: kaynaşma, kaynaşım
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #7 : 26 Mayıs 2010, 21:14:30 »

G
gaita, gayta: dışkı
gal(l)o(p): dörtnala
gal(l)o(p) ritmi: üçlü (dörtlü)
dizem
galaktografi: sütyolu filmi
galaktore: süt akması
galaktosel: süt kisti
galaktoşezi: süt durması
galea: miğfer, miğferimsi
galea aponörotika: kafa akzarı,
miğferzar
galvanik akım: doğru akım, düz
akım
gamet: eşeygöze(si), eşey
hücre(si)
gametogenez: eşey göze (hücre)
oluşumu
gangli(y)on: düğüm
gangren: kankıran
gantry: tarayıcı
gap: aralık, açıklık, gedik
gap junction: aralıklı birleşme
yeri
gargara: çalkalama
gargoyman: gurultu
garnitür: bezenti
gasping: soluğu kesilme, güçlükle
soluma
gastr(o)-, gastrik: mide(yle ilgili)
gastralji: mide ağrısı
gastrektomi: mide çıkarımı
gastrit: mide yangısı
gastro(-)intestinal: midebağırsak(
la ilgili)
gastro(-)intestinal sistem :
sindirim dizgesi, sindirim
yolları
gastroenterolog: sindirimbilim
uzmanı
gastroenteroloji: sindirimbilim
gastrointestinal trakt: sindirim
dizgesi, sindirim yolları
gastroplasti: mide onarımı
gastroskopi: mide bakısı
gavaj: dalgılı besleme
gayd (guide): kılavuz
gen: kalıttaşır, ırataşır
generalize: yaygın, yayılmış
generasyon: kuşak, göbek
genetik: kalıtbilim; kalıtsal
-genez: ... oluşum(u)
genital: cinsel, eşeysel, üreme(yle
ilgili)
genitalia: cinsel organlar, üreme
organları
genito(-)üriner: üreme-işeme(yle
ilgili)
genom: kalıtay
genotip: kalıtyapı, soyyapı
genotipik: kalıtyapısal, soyyapısal
geri(y)atri: yaşlılık bilimi, yaşlı
hekimliği
germ: tohum
gerontoloji: yaşlılık bilimi
gestasyon: gebelik
gestasyonel: gebelik(le ilgili)
gestasyonel yaş: gebelik yaşı
gibosite: kamburluk
gibus: kambur
gigantik: aşırı iri, dev benzeri,
dızman
gigantizm: aşırı irileşme, devlik,
dızmanlık
gingiva: dişeti
girift: karmaşık
girus, gyrus: kıvrım, beyin kıvrımı
glabella: alınçatı; kaşarası
gland(ula): bez
glans: baş
glikotoksisite: şeker yan etkisi
glikoz, glukoz,dekstroz: üzüm
şekeri
glob: yuvar
glob vezikal(e):
global: küresel
globalleşme: küreselleşme
globül: yuvar, yuvarcık
globüler: yuvarımsı
glokom: karasu
glos(s)al, glos(s)o-: dil(le ilgili)
glutea, gluteus: kalça, kabaet
gluteal: kalça(yla ilgili)
gode: çukur
goldstandart: temelölçüt
gonad: eşey bezi (yumurtalık,
erbezi)
gonadal: eşey bezi(yle ilgili)
gonore: belsoğukluğu
gossipiboma: dedikodu uru
grade: aşama, derece
gradient: eğim, eğilim
grading: aşamalandırma,
dereceleme
gradual: adım adım
-graf: -yazar, -çizer
-grafi: -yazım(ı), -çizim(-i), -
çekim(i)
-gram: -yazı(sı), -çizim(i),
sayım(ı), -ölçüm(ü)
grand: büyük
granül: tanecik
granülasyon dokusu: onarıcı doku
granüle(r): tanecikli
gratis: bedelsiz
gravid: gebe
gravida(rum): gebelik
gravite: yerçekimi
gref(t): yama
greftlemek: yama yapmak,
yamalamak
grid: ızgara
grip: sıkıca tutma; paçavra
hastalığı
groove: oluk
gros(s): büyük, kaba, görünür
gros(s) total: görünümde tam
growth faktör: büyüme etmeni
grup: küme
gudde: bez
guide wire: kılavuztel
guide, guideline: kılavuz
guinea-pig: kobay
gut: bağırsak; damla hastalığı
guttat: benekli
gutter: oluk
H
h(i)yalin: camsı
habitat: doğal ortam; yaşama
alanı
habitüasyon: alışkanlık
habitüel: yineleyen
habitüel abortus: yineleyen düşük
hafıza: bellek
hair-on-end pattern: fırça
görünümü
hakimiyet: baskınlık
hal(l)üsinasyon: varsanı, sanrı
hal(l)üsinojen: varsanıya yol açan,
sanrıya yol açan
half-life: yarılanma ömrü
halo: ayla
handbook: elkitabı
handikap: özür, özürlülük, engel
handikaplı: özürlü, engelli
haploid: tek takımlı
harabiyet: yıkım
hardcopy: basılı örnek
hardware: donanım
harmoni: uyum, ahenk
hay fever : saman nezlesi
haya: erbezi
hazard: tehlike
hektik:
helical, heliks: sarmal
helmint: solucan
helper, helpır: yardımcı
hem(at)opo(i)etik: kan yapıcı; kan
oluşumu(yla ilgili)
hem(at)opo(i)ez: kan yapımı, kan
oluşumu
hem-, hemato-, hemo-: kan(la
ilgili)
hemaglütinasyon: kan kümeleşimi
hematemez: kankusma
hematojen: kan yapıcı; kan yoluyla
hematolog: kanbilim uzmanı
hematoloji: kanbilim
hematom: kantoplağı
hematüri: kanişeme
hemi-: yarı, yarım
hemianopsi: yarımgörmezlik
hemipleji: yarıinme
hemisfer: yarıküre
hemodiyaliz: kansüzüm
hemogram: tam kansayımı
hemolitik: kanyıkımlı; kanyıkıcı
hemolitik anemi: yıkımlı kansızlık
hemoliz: kanyıkımı
hemoptizi: kantükürme
hemoraji: kanama
hemorajik: kanamalı, kanama(yla
ilgili)
hemositometre: kansayar
hemostatik: kanama durdurucu
hemostaz: kanama durması; kanın
durması
hemşire deski: hemşire masası
hepat(o)-: karaciğer (ön ek)
hepatik: karaciğer(le ilgili)
hepatoloji: karaciğerbilim
hepatomegali: karaciğer büyümesi
hepatosit: karaciğer hücresi
hepatosplenomegali: karaciğerdalak
büyümesi
hepatotoksik: karaciğere zararlı
herbisit: otkıran
heredite: kalıtım, soyaçekim
herediter : kalıtsal
heritabilite: kalıtılabilirlik
hermafrodi(ti)zm: çifteşeylilik,
erseliklik, erdişilik
hermafrodit: çifteşeyli, erselik,
erdişi
herni: fıtık
hernie diskal(e): omurga fıtığı,
disk kayması
herpes labialis: dudak uçuğu
heterojen: çoktürel
heterojenite: çoktürellik
heteroseksüalite: karşıcinsellik
heteroseksüel: karşıcinsel
heterotopi: yerdışılık (doku)
heterotopik: yerdışıl (doku)
hi(y)atus: açıklık, yarık
hibernasyon: kış uykusu
hibrid(iz)asyon: kırmalama,
melezleme
hibrit: kırma, melez
hidrofil(ik): suçeken, nemçeken;
suseven
hidrofobi: su korkusu; su
çekmezlik
hidrofobik: sudankorkan;
suçekmez
hidroliz: suylayıkım
hidroterapi: susağaltımı
hidröz: sulu
high resolution: yüksek
çözünürlük(lü)
hijyen: sağlıkbilgisi, sağlıkkoruma
hijyenik: sağlığa uygun
hilus: göbek
himen : kızlıkzarı
hiper-: aşırı, yüksek, ... üstünde
hiperaerasyon: aşırıhavalanma
hiperaktivite: aşırıdevinim
hipereksitabilite: aşırıuyarılganlık
hiperemez(is): aşırıkusma
hiperemi: kızarıklık; kanartımı
hiperestezi: aşırıduyumsarlık
hiperglisemi: yüksek kan şekeri
hiperkinezi: aşırıdevinim
hiperkrom(atik, ik): koyuboyanan
hiperlipidemi: kan yağı yüksekliği
hipermetropi: yakıngörmezlik
hipermotilite: aşırıdevinim
hiperplazi: aşırıoluşum
hiperrefleksi: aşırıtepke
hipersekresyon : aşırısalgı(lama)
hiperselüler: artmışgözeli,
aşırıhücreli
hipersensibilite: aşırıduyar(lı)lık
hipersensitivite: aşırıduyar(lı)lık
hipertansiyon: yüksek kan basıncı
hipertermi: aşırısıcaklık
hipertoni: aşırıgergi; aşırı
yoğunluk
hipertonik: aşırıyoğun; aşırıgergin
hipertonisite: aşırıyoğunluk
hipertrikoz: aşırıkıllanma
hipertrofi: aşırıbüyüme
hiperventilasyon: aşırısolu(t)ma;
aşırıhavalanma
hipnotik: uyutucu
hipnotizma: uyutum
hipnoz: uyku
hipo-: altında, olağanın altında,
alt, düşük
hipoaktivite: düşükdevinim;
azetkin
hipoderm(is): derialtı
hipodermik: derialtı(yla ilgili)
hipogastri(y)um: altkarın
hipoglisemi: düşük kan şekeri
hipokondri: hastalık hastalığı
hipokondriyak: hastalık hastası
hipokrom(ik): solukboyanan
hipoksemi: kanda oksijen azlığı
hipoksi: oksijen azlığı
hipoplastik, hipoplazik:
azgelişmiş
hipoplazi: azgelişmişlik
hiporefleksi: tepke zayıflığı
hiposelüler: seyrekgözeli
hipotansiyon: düşük kan basıncı
hipotermi: aşırısoğuma
hipotez: varsayım
hipotoni: azgergi
hipotonik: gergi azlığı(yla ilgili);
azyoğun
hipotonisite: azyoğunluk
hipovolemi: kan hacmi azalması
hipovolemik: kan hacmi azalmış
hirşutizm: kıllanma (kadında)
histeri:
histo-inkompatibilite: doku
uyuşmazlığı
histokimya: doku kimyası
histokompatibilite: doku
uygunluğu
histoloji: dokubilim
histolojik: dokubilim(ile ilgili);
dokusal
histopatoloji: hastalıklı doku
bilimi
histopatolojik: hastalıklı doku
bilimi(yle ilgili)
hiyerarşi: aşama düzeni, sıra
düzeni
hoca: eğitici
homeostaz: dengeleşim
homicid(e): (insan) öldürme
homogreft: özdeş yama
homojen: türdeş
homolog: kökdeş
homoseksüalite: eşcinsellik
homoseksüel: eşcinsel
homoterm: sıcakkanlı hayvan
homotermal: sıcakkanlı
hook(let), huk(let): kanca
hookworm: kancalı solucan
hordeolum: arpacık
horizontal: yatay
hormon: içsalgı
hospitalize etmek: hastaneye
yatırmak
host: konak
hostilite: düşmanlık
HRCT: YÇBT (yüksek çözünürlüklü
BT)
hum: uğultu
humma: ateş
humor, hümor: sıvı
humoral immünite: sıvısal
bağışıklık
hump: tümsek, hörgüç, kambur
hücre: göze
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #8 : 26 Mayıs 2010, 21:16:00 »

I, İ
IQ (intelligence quotient): anlak
katsayısı
ıtrah: atılma
i(y)atrojenik: tıp kaynaklı (sorun)
i(y)onizasyon: iyonlaşma,
iyonlaştırma
İd: altbenlik
idame: sürdürüm, devam
id(i)yopatik: nedeni bilinmeyen
id(i)yosenkrazi : özgünduyarlık
ide fiks: saplantı
ide, idea: düşünce, fikir
ideal: kusursuz, ülküsel; ülkü
identifikasyon: kimliklendirme,
tanımlama; özdeşleme
identik: özdeş
identite: kimlik; özdeşlik
idiyot: geri zekalı, geri anlaklı
ikter(us): sarılık
ikterik: sarılıklı
ikterus neonatorum: yenidoğan
sarılığı
ileus: bağırsak tıkanması
illegal: yasadışı
illüzyon: yanılsama
im(m)inent abortus:düşük tehdidi
image, imaj: görüntü; imge
imbalans: dengesizlik
immatür: olgunlaşmamış
immersi(y)on: daldırma, batırma
immobilite: devinimsizlik
immun, immün: bağışık; bağışıksal
immün mediated: bağışıksal
aracılı
immün tedavi: bağışıksal sağaltım
immün tolerans: bağışıksal
hoşgörü
immün yanıt: bağışıklık yanıtı
immünite: bağışıklık
immünizasyon: bağışıklama
immünoloji: bağışıklıkbilim
immünsupres(s)if: bağışıklık
baskılayıcı
immünsupresyon: bağışıklık
baskılama
impakt: etki; çarpışma, çarpma
impakt faktör: etki etmeni
imperfore: (doğuştan) kapalı,
delinmemiş
impermeabilite: geçirmezlik,
geçirgen olmama
impermeabl(e): geçirmez,
geçirgen olmayan
implant, inplant: içek, ek
implantasyon, inplantasyon:
ekim; çimlenme; yerleştirme
impotans: cinsel güçsüzlük
impresyon: iz; izlenim
impuls: uyarı, itki, tepi, dürtü
impulsif: itkisel, tepisel, dürtüsel
in vitro: canlıdışı, yapay ortamda
in vivo: canlıda
in(i)siyatif: öncecilik, önayak
olma; öncelik; girişim,
girişimcilik
inaktif: etkisiz; etkin olmayan
inaktivasyon: etkisizleşme,
etkisizleştirme
inapropriat(e): uygunsuz
inborn: doğuştan
inbreeding:
indeks: gösterge; dizin; işaret
parmağı
indeks hasta: örnek hasta
indentasyon: çentikleşme,
çukurlaşma
indiferansiye: ayrımlaşmamış,
farklılaşmamış
indikatör: belirteç, gösterge
indirek(t): dolaylı
individualizasyon: bireyleşme
individüalize etmek:
bireyselleştirmek
indurasyon: sertleşme; sertlik
indüklemek: başlatmak, uyarmak
indüklenmiş abortus: uyarılmış
düşük
indüksiyon: uyarım, başlatma
indüktör: başlatıcı, uyarıcı
inef(f)ektif: etkisiz, etkin
olmayan
inersi: eylemsizlik, durgunluk
inert: eylemsiz, etkisiz, durgun
inervasyon: sinir donanımı; sinir
uyarımı
inerve olmak: (sinirle) uyarılmak
infancy, infansi: sütçocukluğu,
bebeklik
infant: sütçocuğu, bebek
infantil: bebek(le ilgili); bebeksi
infarkt, enfarkt:
inferior: aşağı, alt, altında
infertil: kısır
infertilite: kısırlık
infestasyon: asalak bulaşı
infiltrasyon: sızma, süzülme;
sızıntı; tutulum
infiltre olmak: sızmak, süzülmek;
tutulmak
inflamasyon: yangı
inflamatuvar: yangılı
influenza: paçavra hastalığı, grip
informasyon: bilgi
informatik: bilişim
infra-: alt, altında, -ötesi
infraruj: kızılötesi
infundibulum: huni, huni biçimli
yapı
infüze etmek: damar yoluyla
vermek; derialtına vermek
infüzyon: damar yoluyla verme;
derialtına verme
inguinal: kasık(la ilgili)
inguinal herni: kasık fıtığı
inhalasyon: soluma
inhale etmek: solumak
inhaler: solunan; ilaç solutucu
(aygıt)
inheritans: kalıt
inhibe: baskılanmış, engellenmiş
inhibe etmek: baskılamak,
engellemek
inhibisyon: baskılama, engelleme
inhibitor: baskılayıcı, engelleyici,
önleyici
inis(i)yal: ilk, başlangıç, baş
injeksiyon: iğne yapma; içine
verme; damar dolgunluğu
injeksiyon yapmak: iğne yapmak,
içine vermek
injektabl(e) : iğneyle verilebilen
injekte etmek: iğneyle vermek
injüri: yara, yaralanma, örsenti,
hasar
inklinasyon: eğilim; eğim; eğim
derecesi
inklüzyon: içerti
inkompatibilite: uyuşmazlık
inkompetens: yeteneksizlik;
yetersizlik
inkomple(t): eksik,
tamamlanmamış
inkonstant: değişken, kararsız
inkontinans: tutamama, kaçırma
inkorpore etmek: birleştirmek
inkorpore olmak: birleşmek
inkübasyon: kuluçka
inkübasyon periyodu: kuluçka
dönemi
inkübatör: kuluçkalık; yaşanak
inkübe etmek: kuluçkalamak
inokülasyon: bulaşma; aşılama;
ekme (kültür ortamına)
inoperabıl, inop: ameliyat
edilemez
inotrop: kasılımsal, kastırıcı
input: girdi
insekt: böcek
insektisid, (-t): böcek öldürücü,
böcekkıran
inseminasyon: döllenme
insensib(ı)l(e): duyumsanamayan,
algılanamayan; duyumsuz,
ayrımsız
insersiyon: ekleme; eklenti;
yapışma yeri
insidans: sıklık
insidental: raslantısal
insipient abortus: düşük
başlangıcı
insisura: çentik
insitu, in situ: yerinde,
yayılmamış
insizyon: kesi
insizyonel: kesisel
insolubl(e): çözünmez
insomni(a): uyuyamama,
uykuyitimi, uyku zoru
inspir(i)yum: solukalım
inspirasyon: soluk alma, solukalım
instabil(e): kararsız; dengesiz
instabilite: kararsızlık;
dengesizlik
instinkt, instinct: içgüdü
instinktif: içgüdüsel
insufficiency: yetmezlik
insüflasyon: hava verme, üfleme
int(e)rensek, intrinsik: içsel, iç
kaynaklı
intake, inteyk: giriş
intakt: tam, bütünlüğü
bozulmamış
intaniye: bulaşıcı hastalıklar
intansiyonel: istem sırasında
gelişen
integral: ayrılmaz, tümleyen;
gömük
integrasyon: bütünleme,
bütünleşme
intensif: yoğun, şiddetli
intensite: yoğunluk, şiddet
inter-: -arası
interaksiyon : etkileşim
interaktif: etkileşimli
interface: arayüz
interfaz: ara-evre,
bölünmelerarası evre
interferans: etkileşim
interiktal: nöbetlerarası
interkostal: kaburgalararası
intermediyer: ara, aracı
intermediyer produkt: araürün
intermitan(t) : aralıklı
internal: iç, içsel
internalizasyon: içselleştirme
internasyonal: uluslararası
interne etmek: hastaneye
yatırmak
internet: genelağ
interrapşın, interruption :
kesilme, kesinti
interseks: çifteşey(li)lik, erselik,
erdişilik
intersel(l)üler: gözelerarası,
hücrelerarası
interstisyel: dokuaralığı(yla ilgili)
intertisyum: dokuaralığı
interval: ara, aralık
intervention: girişim
interventional: girişimsel
intervertebral: omurlararası
intestin: bağırsak
intestinal: bağırsak(la ilgili)
intima: iç tabaka, damariçzarı
intoksikasyon: zehirlenme
intolerabl(e): katlanılmaz
intolerans: hoşgörüsüzlük,
dayanılmazlık
intra-: iç, içine
intraabdominal: karıniçi
intraarteriyel: atardamar içine
intraartiküler: eklemiçi, eklem
içine
intradermal: deri içi, deri içine
intragluteal: kalçadan, kabadan
intraket: damariçi borucuk
intrakraniyal: başiçi, kafaiçi
intrakütan: deri içi, deri içine
intramusküler: kas içi, kas içine
intraoküler: göz içi, göz içine
intraosseöz: kemik içi, kemik
içine
intrapartum: doğum sırasında
intrasel(l)üler: gözeiçi, hücreiçi
intratekal: beyin omurilik sıvısı
içine
intratorasik: göğüs içi, göğüs
içine, göğüs içinde
intrauterin: dölyatağı içi
intravajinal: dölyolu içi
intravenöz: damar içi, damardan
intraventriküler: karıncık içi
intro-: iç, içine
introspeksiyon: içebakış,
içgözlem, özinceleme
introversiyon: içedönüş,
içedönüklük
introvert: içedönük
intussusepsiyon: içiçe geçme
intübasyon: borulama
invaginasyon: içiçe geçme, içine
girme
invaze olmak: yayılmak
invazif: yayılan, yayılgan
invazyon: yayılım, yayılma
inversiyon: ters çevirme, ters
dönme; evrilme
invizibıl: belirtisiz, görünmez
involüsyon: normale dönme;
gerileme (işlevsel ve fiziksel)
ir(r)igasyon: yıkama
ir(r)ige etmek: yıkamak
irradyasyon: ışınlama
irrasyonel: akıldışı, mantıksız
irregülarite: düzensizlik
irregüler: düzensiz; kuraldışı
irreversibilite: tersinmezlik,
dönüşsüzlük
irreversibl(e) : tersinmez,
dönüşümsüz
irritabilite: duyarlılık; alınganlık;
huzursuzluk
irritabl(e): duyarlı; alıngan;
huzursuz
irritan: huzursuz eden; tahriş
eden
irritasyon: aşırı tepki; tahriş
irrite etmek: tahriş etmek,
huzursuzlandırmak
iskemi: kansızlanma
islet cell: adacık gözesi, adacık
hücresi
istmus: dar geçit, kıstak
izo-: eşizokori:
eşbüyüklük (gözbebeği)
izolasyon: ayırma, ayrıtutma;
ayrılma; yalıtım
izolat: ayrılmış; ayrık
izole: ayrık, ayrılmış; yalıtık
izole etmek: ayırmak; yalıtmak
izomorf(ik): eşbiçimli
izotonik solüsyon: eşyoğunluklu
çözelti
izotonik : eşyoğunluklu
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #9 : 26 Mayıs 2010, 21:18:04 »

J
jel, jöle: pelte
jelatinizasyon; jelleşme:
pelteleşme
jeneralize: yaygın
jenerasyon: kuşak
jeneratör: üreteç
jenosit: soykırım
jeofaji: toprak yeme
jest: tavır, davranış
jet lag: uçak yorgunluğu
jinekolog: kadın hastalıkları
uzmanı
jinekoloji: kadın hastalıkları bilimi
jinekolojik: kadın hastalıkları(yla
ilgili)
jinekomasti: (erkekte) meme
büyümesi
juksta-: bitişik
junction: kavşak, birleşim
junctional: kavşak(la ilgili)
jüri: değerlendirme kurulu, seçici
kurul
jüvenil: çocukluk dönemi(yle ilgili);
genç; gençlik dönemi(yle ilgili)
K
k(u)alifikasyon : yeterlik;
niteleme; nitelik
kadavra: ölü, ceset
kadran: çeyrek, dörtte bir
kafeterya: yemekhane
kalibrasyon: ayarlama
kalibre: çap
kalibre etmek: ayarlamak
kalifiye: yetkin
kaliks: çanak
kalitatif: nitel, niteliksel,
niteleyici
kalitatif analiz: nitel çözümleme
kalite: nitelik
kalkül: taş
kalkülasyon: hesaplama
kallus: nasır; önkemik doku (kırık
sonrası)
kalp: yürek
kalsifikasyon : kireçlenme
kalsifiye: kireçleşmiş, kireçlenmiş
kamara: oda
kamptodaktili: kıvrıkparmak
kampus, kampüs: yerleşke
kanal: yol, boru
kanalikül: borucuk
kanalize etmek: yönlendirmek
kangren: kankıran
kanin: köpekdişi; köpekgil
kanserojen: kanser yapıcı
kanseröz: kanserli; kanser yapıcı
kantitatif: ölçülebilir, nicel,
niceliksel
kantite: nicelik, miktar; ölçü
kanül: borucuk
kapasite: sığa; yetenek
kapil(l)arite: kılcallık
kapiller dolum süresi: kılcaldamar
dolum süresi
kapiller permeabilite: kılcal
geçirgenlik
kapiller : kılcal; kılcaldamar
kapsid, kapsit: kılıf
kapsül: kılıf; jelatin kılıf (ilaç)
kaput: baş
karakter: özellik
karakteristik: belirtken,
ayırtkan; belirleyici, ayırt edici
karantina: sıkıyalıtım
kardi(y)a: kalp, yürek; mide ağzı
kardiyak: kalp(le ilgili), yürek(le
ilgili); mide ağzı(yla ilgili)
kardiyak arrest: kalp durması
kardiyak intake: kalp girdisi
kardiyak output: kalp çıktısı, kalp
atım hacmi
kardiyolog: yürekbilimci
kardiyoloji: yürekbilim
kardiyomegali: kalp büyümesi
kardiyopulmoner resusitasyon:
diriltme, canlandırma
kardiyotoksik: kalbe yan etkili
kardiyotonik: kalp güçlendirici
kardiyovasküler: kalp damar(la
ilgili)
karina: yargan
kariyer: meslek, meslekte aşama
karpal: elbileği(ne ait)
karsinojenik: kanser yapıcı
kartilaj: kıkırdak
karyotyping : soyaktaran dizimi
kaset: kutu
kaskad(t): basamaklı dizgi;
çavlan, şelale
kastrasyon: eşeybezi çıkarımı
kaşe: damga; güllaç hap
kaşeksi: erimişlik, cılızlık
kaşektik: erimiş, cılız
katabolizma: çözüştürüm,
yadımlama, yıkım, yıkılım
katalepsi: kasılıkalım
kataleptik: kasılıkalım(la ilgili)
katalizör: hızlandırıcı
katapleksi : yığılakalım
katarakt: aksu, gözperdesi
kataral: akıntılı; nezle(yle ilgili)
katarsis: boşalım; arınma
katartik: bağırsak boşaltıcı, ishal
yapıcı
katatoni: donakalım
katatonik: donakalım(la ilgili)
kategori: ulam, bölüm, sınıf, küme
kategorize etmek: bölümlemek,
kümelemek
kateter: dalgı
kateterizasyon: daldırım,
dalgılama
katgüt: dikiş ipi
kauda ekuina : omurilik kuyruğu
kauda, kavda: kuyruk
kaudal, kavdal: kuyruksal,
kuyruk(la ilgili)
kavern: boşluk, kovuk
kavitasyon: kovuklaşma,
oyuklanım
kavite: kovuk, oyuk
kazeifikasyon: peynirleşim
keçap (catch up) growth :
yakalama büyümesi
kemorezistan: ilaca dirençli
kemosensitif: ilaca duyarlı
kemotaksi(s) : kimyasal çekim
kemoterapi: kimyasal ilaç tedavisi
kemoterapötik: kimyasal ilaç
ki(y)azma: çapraz, kesişme
noktası
kifoskolyoz: açılı kamburluk
kifoz: kamburluk
killer: öldürücü, katil
kimera:
kinetik: devinimsel; devinimbilim
kinezyoloji: devinimbilim
kist: kese, torba
kistik: kesemsi, torbamsı
kit:
kiyazma optikum: görme çaprazı
kladikasyon: (dolaşım bozukluğu
nedenli) topallama
klasifikasyon: sınıflama,
sınıflandırma
klasik: alışılmış, geleneksel,
bilinen
-klast: -yıkan
klaster, kluster: küme, demet
klastojen: parçalayıcı
klavikula: köprücük kemiği
kleft: yarık
kleft palat: yarık damak
kleptoman: aşırgan, çalma hastası
kleptomani : aşırganlık, çalma
hastalığı
klerens, klirens: temizleme
klimaks: doruk
klimakterik: yaşdönümsel,
yaşdönümü(yle ilgili),
klimakteryum: yaşdönümü
klinik: hastane bölümü;
inceleme(yle ilgili)
klinisyen: hekim
klipe etmek: kıskaçla tutturmak,
kıskaçlamak
klir edilmek: temizlenmek
klir etmek: temizlemek
klon: eşlenik
klonik: titrentili
klonlama: eşleme
klonus: titrenti
klostrofobi: kapalı yer ürküsü
know-how: yapabilme bilgisi
ko-: birlikte, eşlik eden
koagulan: pıhtılaştırıcı
koagulasyon: pıhtılaşma
koagulopati: pıhtılaşma bozukluğu
koagulum: pıhtı
koaksiyal: eşeksenli
koalesan: birleşen, kaynaşan
koalesans: birleşme, kaynaşma
koarktasyon: daralım
kodeks: ilaç kılavuzu
kodominans: eşbaskınlık
kodon: üçlü dizi
koenfeksiyon, koinfeksiyon:
eşzamanlı enfeksiyon, eşlik
eden enfeksiyon
koenzim : yardımcı enzim
kofaktör: yardımcı etken
kognitif: bilişsel, kavramsal
koheran(t), koheren(t): yapışık;
uyumlu, tutarlı
kohesif: yapışkan
kohezyon: yapışma
kohort: küme
koinsidans: rastlantı
koinsidental: rastlantısal
koitus: çiftleşme, cinsel birleşme
koksigis, koksiks: kuyruksokumu
kolaj: kesyap
kol(l)ektif: toplu, ortaklaşa
kol(l)okyum: söyleşili sınav
kolik: ağrı, sancı
kolimasyon: sınırlama;
yönlendirme
kolimatör: sınırlayıcı; yön verici
kolit: kalınbağırsak yangısı
kollaborasyon: işbirliği
kollaps: çökme, daralma
kollateral: yandal
kollikül: tümsek, tepecik
kolloid(al): tutkalsı
kolon: kalınbağırsak, sütun, dikeç
koloni: soy, küme, topluluk
kolonik: kalınbağırsak(la ilgili)
kolonizasyon: kümelenme, topluluk
halinde kümelenme
kolostomi: kalınbağırsak
ağızlaması
kolostrum: ilksüt, ağız
kom(m)ent: yorum
kom(m)osyo serebri: beyin
sarsıntısı
kom(m)osyon: sarsıntı
koma: bilinçyitimi;
kombinasyon: birleşim
kombine: birleşik
komis(s)ur(a): birleşke, birleşim
yeri
komisyon: kurul
komite: kurul
kommensalizm: ortakyaşam
komorbidite: eşlik eden hastalık
kompakt: sıkı, yoğun, tıkız, özlü
kompakt disk (CD): yoğun disk
kompansasyon: dengeleme, yerine
koyma, telafi
kompansatuvar: dengeleyici,
telafi edici
kompanse: dengelenmiş, telafi
edilmiş
kompanse etmek: dengelemek,
yerine koymak, telafi etmek
komparatif: karşılaştırmalı
kompartman: bölme
kompetan: yetkin
kompetans: yetkinlik
kompetisyon: yarışım
kompetitif: yarışımcı
komple(t): tam
kompleks: birleşim; karmaşık,
çapraşık
kompleman: tümleç
komplemantasyon: tamamlama,
tümleme
komplemanter: tamamlayıcı,
tümleyici
komplement : tümleç
kompli(y)ans: uyma;
genişleyebilme
komplikasyon: yenisorun,
artsorun; karışıklık
komplike: karmaşık, çapraşık,
sorunlu
komponent: bileşen, parça, kısım
kompound: bileşik
kompozisyon: bileşim
komprehensif: kapsamlı, ayrıntılı,
geniş
kompres: baskı, sıkıştırma;
baskıbezi
kompresör: sıkıştırıcı
kompresyon: baskı; sıkışma,
sıkıştırma
komprime: sıkıştırılmış
komünikasyon: iletişim
kondansasyon: yoğunlaşma,
yoğunlaştırma
kondense etmek: yoğunlaştırmak
kondisyon, kondüsyon: erk, güç;
durum; koşul
kondisyonel: koşullu
kondisyoner: geliştirici
kondom: penis kılıfı, kaput
kondüksiyon: iletim
konfigürasyon: biçim, biçimlenme;
yapı, yapılanma
konfirmasyon: doğrulama,
onaylama
konfirme etmek: doğrulamak,
onaylamak
konflikt: çatışma, çelişki
konfluans, konflüens: toplak,
döküşek, suçatı; birleşme
konformasyon: uygunluk; biçim
konfüze: kafası karışık; bilinci
bulanık; karışık
konfüzyon: kafa karışıklığı; bilinç
bulanıklığı
konglomerasyon: kümelenme,
yığışım, birikinti
konglomere olmak: kümelenmek,
yığılmak, birikmek
konjenital: doğuştan
konjestif: göllenimli, kandolum(la
ilgili)
konjesyon: göllenme, kandolum
konjugasyon: bağlama, bağlanma,
birleşme
konjuge: bağlanmış, birleşmiş
konjuge olmak: bağlanmak,
birleşmek
konkav: içbükey
konklüzyon: sonuç
konkordans: uyum
konkordant: uygun
konkürren: eşzamanlı
konküzyo serebri: beyin
sarsıntısı
konküzyon: sarsıntı
konneksiyon: bağlantı
konnektif doku: bağdoku
konsanguanite: akrabalık, kanbağı
konsantrasyon: yoğunlaşma,
yoğunlaştırma; derişim
konsantre: derişik, yoğun,
yoğunlaşmış
konsensus: uzlaşı
konsepsiyon : döllenim; kavram
konsept: kavram
konservasyon: koruma, korunma
konservatif: koruyucu; tutucu
konsolidasyon: pekiştirme;
sertleşme; pekgölge (ışınbilim)
konsorsiyum: birlik
konstant: değişmez
konstellasyon: kümelenme;
takımyıldız
konstipasyon: kabızlık, peklik
konstitüsyon: yapı
konstitüsyonel: yapısal
konstriksiyon: büzülme, büzüntü,
daralma
konstriktör: büzücü
konsültan: danışman
konsültasyon: danışım
konsülte etmek: danışmak
kontakt lens: yapışır mercek
kontaminasyon: bulaşma, bulaşım;
kirlilik, kirlenme
kontamine: bulaşmış, bulaşık
kontamine etmek: bulaştırmak,
kirletmek
kontent: kapsam, içerik
kontraksiyon: kasılma
kontraktil: kasılır, kasılabilir
kontraktilite: kasılabilirlik,
büzülebilirlik
kontraktür: kasılıkalım
kontrasepsiyon: gebelik önleme
kontraseptif: gebelik önleyici
kontrast: karşıtlık, zıtlık; çelişki
kontrendikasyon: kullanılmama
alanı, kullanım sakıncası
kontrendike : sakıncalı, salık
verilmez
kontribüsyon: katkı
kontribütör: katkıda bulunan
kontrol: denetim; yeniden
değerlendirme
kontur, kontür: sınır
kontüzyo serebri: beyin
örselenmesi
kontüzyon: ezilme, örselenme
konvalesan(t): iyileşen, iyiye
giden, toparlanan
konvalesans: iyiye gitme, iyileşme,
toparlanma
konvansiyonel: geleneksel,
alışılagelmiş
konveks: dışbükey
konverjans: birbirine yaklaşma
konversiyon: dönüşüm
konvülsiyon: havale, çırpınma,
nöbet
kooperasyon: işbirliği
koopere: iletişim kurulabilen
koordinasyon: eşgüdüm
koordinatör: eşgüder
kor(r)ozif: aşındırıcı
kor, core: iç, çekirdek; yürek
korda: şerit, şerit biçimli yapı
korelasyon: ilişki
korele: ilişkili
koriza: burun akıntısı
kornea: saydam tabaka
koronal: yanal-dikey
korozyon: aşınma
korpus: gövde
korpüskül: parçacık; yuvar, göze,
hücre
korpüsküler: parçacıklı, yuvar(la
ilgili)
korsa, korse: sıkı iç giysi, sargaç
korteks: kabuk, dış katman
kortikal: kabuk(la ilgili), kabuksal
koryon: dölütörtüsü
kosta: kaburga
kost-ef(f)ektif: eder-etkin
kostik: yakıcı
kostotom: kaburga bıçağı
kot: bebek yatağı, beşik; kaburga
koter: dağlaç
koterizasyon: dağlama
koterize etmek: dağlamak
kovalan(t): ortak değerli,
ortaklaşım(la ilgili)
kovaryans: eşdeğişirlik
kozmetik: güzelleştiren
körv, kurve: eğri
kramp: kasınç, kas tutulması
kran(i)yo-: kafa-, kafatasıkrani(
y)al: baş(la ilgili), kafa(yla
ilgili)
krani(y)um: kafatası, kafa
kresent: yarımay, ayça
kresentik: yarımay benzeri,
ayçamsı
krest: kabartı, çıkıntı
kreş: çocukevi, yuva
kreten(izm): cüce(lik)
kriminal abortus: yasadışı düşük
kriminoloji: suçbilim
kript: girinti
kriptik: girinti(yle ilgili), girintili
kriptojen(et)ik: nedeni bilinmeyen
kriptorşidizm: inmemiş testis
kristal: billur
kriter: ölçüt
kriteria: ölçütler
kritik: eleştiri; önemli, ciddi
kriyoterapi: dondurarak sağaltım
kriz: bunalım
kromozom: soyaktaran
kronik: süregen
kronikleşmek: süregenleşmek
kronoloji: zamandizin
kronolojik: zamandizinsel, tarih
sırasıyla
kronometre: süreölçer
kros(s): çapraz
kros(s)meç,cross-match: çapraz
(karşılıklı) uygunluk, kan
eşleme
kros(s)over: değiştokuş
krosmeç yapmak: kan eşlemek
kseroderma, kserodermi: deri
kuruması
kseroftalmi: göz kuruması
kseroz(is): kuruma
kuasispesies: türümsü
kuaterner: dördüncül
kuiz, quiz: yoklama, kısa sınav
kuldösak (cul-de-sac): çıkmaz
kurrikulum (curriculum) : öğretim
izlencesi
kurrikulum vitae: özgeçmiş
kurvatür: eğri; eğrilik
kutis: deri
kültür: besiyeri; ekim; ekin
kümülasyon: birikim
kümülatif: birikici; birikimsel
kür: sağaltım; tam sağaltım
küratif: sağaltıcı, tedavi edici
küretaj: kazıma, kazıyıp
temizleme
kürete etmek: kazımak, kazıyıp
temizlemek
kütanöz: derisel, deri(yle ilgili)
küvöz: yaşanak
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.097 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.