MODERN TIBBIN AÇMAZI VE KAPİTALİZM
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Aralık 2019, 17:59:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: MODERN TIBBIN AÇMAZI VE KAPİTALİZM  (Okunma Sayısı 1903 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.163



« : 15 Temmuz 2012, 12:56:05 »

Bizim tıpta OKS diye bir kısaltma vardır. Bunun açılımı oral kontraseptif yani halk arasında bilinen doğum kontrol haplarıdır. Bunun kullanma içeriği  genelde kadınlık hormonlarının kombine bir şekilde kullanımı şeklindedir. Daha az kullanım olan enjekte edilen veya tek bir hormon içeren tipler de mevcut olmakla birlikte herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan kadında bu kombine formu kullanılır. Teorik bazda  bunları öğrenirken, sanki kasıtlı bir şekilde bu ilaçların propagandasını yapıyorlar ve erkek olmama rağmen benim bile kullanasım geliyor Gülümseme. Öyle ki bin bir derde deva bu ilaçlar, sadece jinekolojik bazda değil kolorektal(kalın bağırsak) kanseri gibi hastalıklara yakalanma riskini bile azaltıyor. İyi güzel, aile planlamasına karşı değiliz, doğum kontrol haplarıyla korunmaya da kesinlikle karşı değiliz.
 Fakat dermatoloji derslerinde de öğretilen bir şey var ki buradan eğer ben zeka özürlü değilsem çıkardığım şey, güneşin gereksiz, lanet, zararlı bir şey olduğudur. Bütün öğreti sistemi güneşin zararları üzerinedir 5 tane zarar sayılıyorsa yanında ayıp olmasın diye bir de D vitamini sentezi şeklinde yarar anlatılıyor.( Aramızda kalsın, o da 15 dk güneşte elbisemizle falan öyle kenarından köşesinden güneş alsak D vitamini sentezini de kurtarıyormuşuz.) Güneş ışınlarına özellikle de ultraviole B ışınlarına aşırı derecede maruz kalmak kesinlikle cilt kanserleri için bir risk faktörüdür bunu belirtmeden geçmeyelim ki tıp dünyasına ayıp etmiş olmayalım.Nasıl ki her şeyin aşırısının zararlı olduğu gibi. Yalnız güneşin yarardan çok zararlı olduğuna ben kesinlikle inanmıyorum. Tabi pozitif bilimlerde ben inanmıyorum, hissetmiyorum gibi tabirler içi boştur, burada temeli olan, ispat edilebilir iddialarla konuşmak gerekir. İnsan yaşamının en önemli komponenti nedir? Bağışıklık. Güneşin etkilerinde immunstimulasyon değil immunsupresyon diye geçiyor kaynaklarda.(immunstimulasyon=bağışıklığı güçlendiren, immunsupresif=bağışıklığı baskılayan,zararlı) Peki bunu neye dayandırıyorlar? Aşırı miktarda zararlı ışına maruz kalıp nihayetinde cilt kanseri olmaya. Kanser neticede ne olursa olsun bağışıklığı çökerten bir şeydir, bunda şüphe yok. Peki hayatın temeli olan, O'nsuz yaşam imkansız olan güneşin neden sağlığa özellikle de bağışıklığa olumlu etkileri tıp camiasında hiç konuşulmuyor? Sadece az miktarda alındığında D vitamini sentezini uyarması ve çok az kişiyi ilgilendiren psöriazis(sedef) hastalığının tedavisinde ultraviole A ışınının kullanması mı sadece sağlımızı olumlu yönde ilgilendiren özellikleri? Sentetik olarak dışarıdan alınan hormon olan doğum kontrol hapları binbir derde deva gösterilirken, yaşamdan ayrı düşünülmeyen güneş mi değersiz, aşağılık bir şey? Peki soruyorum, doğayla içi içe yaşayan ve muhtemel olarak da güneşe daha çok maruz kalan çiftçiler, köylüler mi daha sağlıklı yaşıyorlar, yoksa güneşten tamamen korunmuş olan gününü ofiste geçiren modern şehirli insan mı daha sağlıklı ve uzun yaşamaktadır? Diyeceksiniz ki birisi hareketli diğeri sedanter(hantal,hareketsiz), peki ofis ortamında en az bir çiftçi kadar hareketli olan, temizlik görevlileri, çaycılar ya da hepsini geçtim body building salonlarında bütün gününü harcayan hareketli arkadaşlar, bunlar daha mı sağlıklı güneşe ideal dozda maruz kalan ama açık havada gününü geçiren köylüden? Bir tüberküloz(verem) hastasını güneşli iklimde mi tedavi etsek veya yağmurlu,sisli, soğuk iklimde mi tedavi etmeye çalışsak daha başarılı oluruz? Ya da depresyon başta olmak üzere, psikiyatri hastalarını? Bütün gün 4 duvar arasında günde 10 saat ders çalışan öğrenci mi sınavında daha başarılı olur yoksa aynı zeka kapasitesinde günde 4 saat çalışsın ama güneş görsün, top oynasın, toprağa maruz kalsın, bu öğrenci mi? Tekrar tekrar belirtelim, güneşin en dik geldiği vakit (11-13 arası)çıplak bir şekilde doğrudan güneşe maruz kalanları, amele yanığı olanları veya solaryum delilerini kastetmiyorum? Bunların yaptıkları kesinlikle yanlıştır ve sabah 7-10 öğleden sonra da 3-6,7,8 arası gibi güneş ışığı almak yararlı olanlarıdır.-Yaz mevsimi için diyorum, kışın güneşi gördüğünüz kadar maruz kalmanız önerilir-
  Kapitalist yaşam tarzının bize dayattığı biçimi de göz önüne alırsak, insan sağlığının ve en önemlisi de mutluluğunun ne kadar geri plana itildiğini görmüş oluruz. Bizim bildiğimiz çocuklar, toz,toprak,kum, çayır, çimenin içinde terler, kafasını gözünü patlatır,burnunun mukus salgısını koluyla siler, toprakla ve güneşle bütünleşir. Bizler 90 larda çocukluğunu yaşayan nesil bu yaşam tarzının son temsilcileri olduğumuz için kendimi kardeşimin jenerasyonundan biraz daha şanslı hissediyorum. 2000 lere geldiğimizde özellikle İstanbul da yaşayanlar için, çok hızlı ve logaritmik bir şekilde betonlaşma başladı, 80 ve 90 larda temeli atılan şehirlerin görüntü kirliliği 2000 lerde pik yapmaya başladı ve çocuklar dijital ekranların başına mahkum edildi. Sokakta top oynamak yerine play stationda ismini ezberlediği futbolculara kendi yapamadıklarını yaptırarak mutlu olmaya başladılar. Bilgisayar oyunlarında, oyunu tasarlayanın talimatlarını yerine getirerek sanal bir mutluluk içinde kendilerini afyonladılar. Yaşamın temeli olan güneşten mahrum kalmaya başladılar, sedanter yaşam tarzıyla sağlıkları da bozulmaya başladı ve bir çoğu daha ergenlik yaşına girmeden obezite sorunuyla yüzleşmeye başladı. Bunun yanında epilepsi olsun, astım olsun bir çok kronik sorun da modern yaşamın bize hediye ettiği hastalıklardır. Bu hastalıklarla bağlantılı olsun veya olmasın, bu şekilde yetişen çocuklar bir şekilde depresyonla yüzleşecek ve bu da bağışıklığı baskılayarak güneşin immunsupresif etkilerini ön plana atan meslektaşlarımızı utandıracaktır. Bunu tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok galiba. Hatta dijital ekranda yetişen neslin daha geri dönüşümleri alınmadı, 90 ların sonunda ve 2000 lerde doğan çocukların geri dönüşümleri en az 30-60 yıl sonra alınacak ve bir önceki nesille sağlık sorunları yönünden aralarındaki devasa fark ortaya çıkacaktır. İşte o zaman hamle yapılmaya çalışılacak ve malesef aradan yarım asır geçtiği için çok geç kalınmış olacaktır. Olan o aradaki dilimlerde doğan ve bu şekilde dayatılan yaşam tarzının kurbanlarına olacaktır.
 Kentsel dönüşüm mimarlarının da göz önüne alması gereken faktörler bunlardır. Korkunç bir şekilde büyüyen büyük şehirlerin betonlarını yok etmek onların boynunun borcu olsun fakat yaptıkları gökdelenlerle güneş ışığını fazla kesmemeye çalışsınlar. En azından birbirine çok yakın yapmasınlar, arada oyun parkları olsun, çayırlık alanlar olsun(üzerinde çimlere basmayınız yazmayan, gayette üstüne basılan çimler olan), top sahaları olsun(ama saatliği bilmem ne kadar fiyat biçilen halı sahalar değil), çocukların bıkana kadar, kusana kadar top oynayabildiği alanlar. En önemlisi de dijital canavardan çocukları korumak için ebeveynlere eğitim seminerleri verilmesi, toplumun bilinçlendirilmesi... Esen kalın.
         
                                                                -tunçyürekli-(küçük harfle yazılan)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
YABGU
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 829


Mustafa Kemalin Askeri , Atsız Atanın Kalemi.


« Yanıtla #1 : 15 Temmuz 2012, 13:36:07 »

Ailemin tipci olamsindan kaynakli bildigim bazi arastirmalardan edinilen sonuclari bu guzel yazinin altinda paylasmak istiyorum d vitanimi olarak bilinen vitamin yanlizca gunesten alinan bir vitamindir yapilan aristimalar sonucu can kurtaran olarak gorev yapan bir sahisin hic gunes gormemis bir sahisa ziyade omrunun cok daha uzun oldugu kanitlanmis bir gercektir piyasada d vitamini olarak satilan hap ve solisyonlar tamamen sacmalik urunudur ve gunes gormeyen ulkelerde kullanimi daha uygundur gunesin faydalari ve d vitaminin faydalari saymakla bitmez menapoz antrapoz kemik erimesi dogurganlik adet sancisi gibi bir cok onemli noktada gunesin etkileri yadsinamaz bu sebepten gunde 1 saat gunese maruz kalinmasi insan omrunu sasirtilcak sekilde uzatir bir deyis vardir eski toprak diye atalarimiz  tarlada calisirken bilmedende olsa gunesin tesirinde kaldiklari icin gunumuzun meshur kemik erimesi menepozu falani filaninda rahatsizlik duymamislardir aslinda onemli konu yasli insanlarimizda tvlere cikarak ben yogur sut peynirle yasadim omrum boyu diye lanse edilsede bunda gunesin payi cok buyuktur Tuncyurekli kandasimin veridigi bilgileri sagligimiz acisindan iyi okuyalim saygilarla.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.057 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.