Biyolojik Savaş İçin Hazırlanılmalı- Dünyaya Virüs Yayan Labaratuvarlar Açılmalı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Aralık 2019, 13:33:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Biyolojik Savaş İçin Hazırlanılmalı- Dünyaya Virüs Yayan Labaratuvarlar Açılmalı  (Okunma Sayısı 3843 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« : 26 Kasım 2017, 13:38:09 »

Bu yazdıklarım, içi barbarlık, vahşet dolu , sadece kendi kanını, soyunu düşünen kandaşlarım içindir. Çevrenizde bol sayıda bulanan barıştan, rahattan yana olan vicdanlı kuşçuklar , merhameti bir halt zannedenler için değildir.

Savaş önceden oklu mızraklı kalkanlıydı, sonra barut bulundu tüfeğe, topa geçildi. Günümüzde daha farklı silahlar var, hatta füzyonla hidrojen atomları birleştirildi megatonluk nükleer bombalar üretildi. Artık milyonluk bir şehir bile tek bombayla imha olabilir , insanlar pamparça olur ve  yıllar sonra bile sakatlık, kanserler görülebilir. Nükleer silaha sahip olmamız gerektiğini daha önceden yazmıştım. Şimdi de biyolojik savaşın gerekliliğinden bahsedeceğim.

Dünya kaynakları tükeniyor, insan sayısı da artıyor. Bu kaynaklar tükendikçe rekabet artacak. Eşit miktarda paylaşım diye bir şey yoktur. Doğanın kanunu rekabeti, savaşı dayatıyor. Pembe gözlük takmış gerizekalılar her zaman barış olacağını falan zannediyor. Böyle mallar ya geleceği göremiyor ya da savaştan korkuyor ya da fedakarlık yapmaya üşenip götlerini kaldıramıyor.

Kaynaklar yetmeyecek. İnsan sayısının azaltılması, dünya kaynaklarının sömürülmesi lazımdır. Dünya gereksiz yere fazladır. Savaşlar olmaya olmaya böyle savaşsız , barış dolu rezil bir durum ile dünya nüfusu tavşanın çoğalması gibi artmış.  Son yüzyılda ise aritmetik artıştan geometrik artışa geçilmiş. Sebebi savaşsızlık ve rezalet.

Dünyayı sömürmek, dünya nüfusunu azaltmak Türk'ün varlığı için şarttır.

Sadece Turan'ın kurulması yetmez, siyasi ve kültürel birlik değil, sağlıkta, teknolojide de gelişmek gereklidir.

Bilimde ilerlemeli, bjyolojik savaş başlatmak ve yönetmek ve yabancıların açtığı biyolojik savaşlara karşı mücadele için her yere çok sayıda labaratuvarlar açılmalı.

Dünyanın başına çaresi bulunamayan virüsler, bakteriler bela edilmelidir. Antibiyotiklere dirençli bakteriler üretilmeli, antifungal ilaçların tedavi edemediği mantarlar ve her türlü virüs, bakteri , parazit yapay olarak üretilmelidir.

Dünya nüfusunun azaltılması için kanserin, sakatlıkların, kısırlığın artması, yaygınlaşması gerekir. Genlerle oynanmalı , mesela üremeyle ilgili genlere zarar verilmelidir. Labaratuvarlarda diyelim ki mayoz bölünmede kromatinleri dizen genlerde mutasyonların olması sağlanmalı, profazda kalacak şekilde hücrelerin yapısı bozulmalıdır. Radyasyon yayan makinalar ile 'y' kromozomları hasara uğratılmalıdır. İnsanlık kısırlaştırılmalıdır.

Hastalıklar dünyaya yaygınlaştıkça çaresi olan ilaçları da bulmalı piyasaya sürmelidir bu labaratuvarlar. Tabi çaresi dediysem kısmi çaresi olacak. Amaç hem dünya nüfusunu azaltmak, hem de hastalıklara çare arayan yeryüzündeki ülkeleri sömürmektir.

Dünya nüfusunu azaltırken çaresini bulup Turandaki tüm Türkler korumaya alınmalıdır. Tam çaresi olan ilaçlar Türklere verilmeli, asil ve üstün soyumuz korumaya alınmalıdır. Kaliteli genlerimiz korunmalıdır.

Ama dünyanın geri kalanına acı ve gözyaşı hakim olmalı, hastalıklarla başı belada olmalıdır.

İşte bu biyolojik savaş için kurulacak labaratuvarlar Türk'ün politikası olmalı, Türk devletleri bunun için çalışmalı ve milli gelirlerinin önemli bir kısmını bu labaratuvarlar için harcamalıdır. Türk soylular da bu labaratuvarların kurulması için gönüllü bir şekilde paralarını aktarmalıdır.

Türk dünyanın başına bela olmadıkça, dünyayı sömürmedikçe ve Turanı kurup dünyayı rahattan , huzurdan mahrum etmedikçe başarılı olmuş sayılmayız. Biz barışı değil savaşı istiyoruz. İnsanlığın refahını, huzurunu değil sadece Türk kanı taşıyan üstün soyumuzun refahını istiyoruz.

En büyük hayalimiz Turanı kurmak, Türk ırkını tek çatı altında birleştirip dünyaya hükmetmek, dünyayı sömürmektir. Biz dünyayı sömürdükçe zenginleşeceğiz, dünya halkları da fakirleşecek. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutsuzluğuyla olur.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #1 : 26 Kasım 2017, 17:47:37 »

Bırakın insanlık hastalıklarla mücadele etsin. Yeni tedavi yöntemi bulanlara nobel ödülü versinler. Biz onlara zıt ve aykırı olacağız. Biz sağlıklı bir Türk ırkı ve hastalıklı bir dünya istiyoruz.
Besin piramidinde en tepeye geçmek için alttakini yemek gerekir. Besin piramidinde aynı basamakta olanlar birbirinin rakibidir ve birinin lehinde olan durum diğerinin aleyhinedir. İnsanlık da böyledir. Aynı kaynakları tüketen ırklar da birbirinin rakibidir. Birinin lehine olan diğerinin aleyhinedir.

Biyolojik savaş kaçınılmazdır, dünya tarihinde belli bir dönem bu savaş yaşanacaktır tüm zorluğuyla da olsa. Çünkü kaynaklar sınırlı. Güçlü güçsüzü ezer, değişmeyen kanun bu. Ya güçlü olup güçsüzü ezeceğiz ya da güçsüz olup güçlünün ezmesine ses çıkarmayacağız.

Biyolojik savaşa şimdiden hazırlanmayan bir devlet hazırlıksız yakalandığı bir savaşı kaybeder. Biyolojik savaş stratejisi, yol haritası hazırlanmalı. Bu devlet politikamız olmalı.

Yapılması gerekenleri şu başlıklarda topladım :

1-Daha küçük yaşta çocuklara, ta ilkokul 1. sınıftan başlamak üzere biyoloji dersleri verilmeli ve bu ders milli bilinçle harmanlanıp anlatılmalıdır. Çocuklar savaşçı bir duyguyla yetiştirilmeli, biyolojik savaşa sıcak bakan, ilerde biyolojik savaşı yöneten nesiller yetiştirilmelidir.

2- Okullarda yabancı dil dersleri tamamen kaldırılmalı, yerine biyolojik savaşa hazırlık olarak mikroskop eğitimi verilmeli, mikroskopla araştırma sevdirilmeli

3- Liselere histoloji dersleri koyulmalı ve zorunlu ders olarak verilmeli

4- Okul derecelerine, sınavlarda başarılı öğrencilere mikroskop hediye edilmeli.

5- Biyolojik savaş için yaratıcı fikirleri bulabilmek için yarışmalar yapılmalı

6- Milli gelirin önemli bir kısmı biyolojik savaşa ayrılmalı

7- Vergiler artırılmalı, gelir fazlası biyolojik savaşa harcanmalıdır.

8- Üniversitelerde sadece biyolojik savaş eğitimi veren bölümler açılmalı

9- Üniversitelerde mikrobiyolog ve histologlara diğer dallardaki meslektaşlarına göre daha fazla maaş verilmeli.Böylece histolojiye ve mikrobiyolojiye teşvik ve yönlendirme sağlanmalıdır.

10- Mikrobiyolog ve histolog kontenjanları artırılmalı

11- Üniversitelerde b.anthrax, f. tularemi gibi biyolojik savaşlarda kullanılabilecek bakteriler üretilmeli

12- Sadece biyolojik savaşlar için kullanılmak üzere çok sayıda labaratuvar kurulmalıdır.

13- Televizyonlarda , nette biyolojjk savaşın gerekliliği anlatılmalı, biyolojik savaş için çalışan labarantlar kahraman gibi sunulmalıdır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #2 : 27 Kasım 2017, 11:44:57 »

Biyolojik savaş insanları doğrudan hedef almayabilir, bu dolaylı yoldan da gerçekleşebilir. Mesela genetiği değiştirilmiş tohumlar üretilse ve dış ülkelere ihraç edilse , bu sayede insanlığın sağlığıyla oynanabilir, hastalıklar yaygınlaşabilir ve insan türünün kısırlaştırılması sağlanabilir. Genetiği labaratuvar ortamlarında değiştirilerek o tohumların ilgili lokalizasyondaki genlerinin değiştirilmesi sağlanır ve insanın üremesini engelleyici protein ve enzimlerin sentezlenmesi sağlanabilirse homosapiens  3-4 nesil sonra infertil olabilir.
Gdo'lu bu ürünler doğurganlığı fazla ve doğum aralıkları kısa süreli olan farelerde sık ve sürekli biçimde denenmelidir.

Tohumlar ve bundan filizlenen ürünlerin tamamı bizim ülkemizde kullanılmadan dış ülkelere maliyetine ihraç edilmeli. Bir ülkenin bunu ucuza alması, diğer ülkeler kısa vadede almasa bile uzun vadede bu gdo'lu bitkilerin tüm dünyaya yaygınlaşacağını gösterir. Çünkü ucuza tohum alınıp, daha verimli ve mahsül miktarı olarak daha fazla ürün alınması rekabeti artıracak, ucuz ve verimli  olana talebi artıracaktır. Zamanla bu gdo'lu ürünler tüm dünyaya yayılacak, uluslararası pazarlarda yerini alacak ve alım-satım dengesini değiştirecek.
Bu dediklerim sadece çiftçi kesimi etkilemeyecek, tohumunu, yaprağını, meyvesini, çiçeğini kullanan yağını, proteinini arıtıp kullanan gıda, boya, ilaç gibi birçok sektör de etkilenecek , hem dünyayı sömürecek hem de hastalıklı yeni bir dünya yaratabileceğiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #3 : 02 Aralık 2017, 17:31:12 »

1980 'li yıllarda Roma Kulübü yayınladığı 'Büyümenin Sınırları' adlı çalışmada korkutucu bir şekilde artan insan nüfusunun ileride iki şekilde sonuçlanacağından bahsetmiş. Birincisi eksiklik ve kirlilikten dolayı uyumsuzluk ve kargaşa olacak, ikincisi de dünya ülkeleri işbirliği yapıp, uzlaşıp kaynakları dağıtıp paylaşma yoluna gidecekler.

İnsan nüfusunun tehlikeli boyuta ulaşması yıllar önce bile büyük bir tehdit olarak algılanmış. Nüfusun azaltılması için yapay küresel krizlerin çıkartılması bile tartışılmış.

İleride yetmeyecek kaynaklara alternatif yol arayışlarına girişilmiş ve uzay istasyonu ve uzaya göçler nasıl gerçekleşir diye çalışma yapılmış princeton üniversitesi tarafından. Senato onayı bile almış. Uzay üssünün şekli, kaç kişinin çalışacağı bile konuşulmuştur. Koni olarak tasarlanan üste 10 bin kişinin çalışacağı, kilometrelerce uzunlukta olacağı tam 10 hafta tartışılmıştır. Ay'ın yüzeyini oluşturan oksijen (%40) silizyum (%20) demirin (%20) kullanılıp sömürülmesi gündemleri olmuş.


Dünya nüfusu artıyor, kaynaklar azalıyor. Hammadde bulunamazsa ileride Roma Kulübünün de dediği gibi kaos kaçınılmazdır. İkinci seçenek ise mümkün değildir.

Biz Türkçüler ise dünyadaki diğer ırkların artışını tehdit görürüz.  Buna karşı önlem almalıyız. Çünkü kaynak rekabeti bir gün savaşlara neden olacak. Ya uzayda kaynak bulalım ya da insan türünü zehirleyelim ve nüfusu azaltalım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2017, 17:43:39 »

Sırf Hidrojen siyanür gazını üreten fabrikalar açılmalı atmosfere aktarılmalı ve insan türünün sayısı azaltılmalıdır.

Dünyayı sömürelim , eğer sömüremeyeceksek dünya yok olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #5 : 06 Aralık 2017, 23:51:10 »

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz. Ama balık avcılığında geri kalmışız. Kuzeydeki komşu Romanya bile kendi ülkesindeki bir yıl yasak, bir yıl serbest şeklindeki uygulamalara rağmen balıkçılıkta bizden daha ileri.

Şimdi yanlış anlamayın, balıkçılıkta ileri gidelim de balık yiyelim falan demiyorum. Beyaz eti tüketmeyelim, kırmızı eti tüketelim. Ama demek istediğim şey bu balıkçılığın biyolojik savaştaki yeridir.

Canlı balık avı yapılmalı, bu balıklar önceden dizayn edilmiş agır metal içerikli havuzlara atılmalı ve belli bir süre de ağır metal içerikli besinlerle beslenmeli ve ağır metal bu balıklara transporte edilmelidir.

Bu sağlıksız balıklar da yurt dışına sağlıklı deyip ister canlı, ister dondurulmuş isterse de konserve olarak ihraç edilmelidir.

Bu sayede bu sağlıksız balıkları yiyenlerin beyinlerinin amigdala, talamus ve c. interna gibi ağır metallerin daha sık şekilde yoğunlaşacağı alanlarda birikmesi sağlanabilir ve böylece psikiyatrik hastalıklar , duyu bozuklukları, tetani gibi rahatsızlıkları dünyaya yayabiliriz. Hatta göbeği çuval oburlarda civa intoksu bile görülebilir.

Balıkçılık da bu nedenle biyolojik savaşta kullanılabilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karluk Han
Ötüken'den yayılan KAN
APTAL OLDUĞUNDAN ATILDI
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 490


Tanrı Türkü Korusun


« Yanıtla #6 : 07 Aralık 2017, 08:25:19 »

Böyle bir paylaşımın Otag'a faydası var mı ?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Tanrı dağları Bozkurdu
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #7 : 07 Aralık 2017, 08:30:32 »

Böyle bir paylaşımın Otag'a faydası var mı ?

Yok
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #8 : 07 Aralık 2017, 10:28:42 »

Biyolojik savaş ile yabancı ülkelerdeki seçimlere de müdahale edilebilir. Amaç yabancı ülkelerdeki seçmenleri kafa karışıklığına sokmak, bilinç değişimini sağlamak , vital değerlerini değiştirmektir. Mesela ht hastalarında kullanılan aldesteron antogoniatleri, bunlar bir ülkenin içme sularına katılsa kandaki sodyum/potasyum oranı değişecek ve halk deliryum dediğimiz tabloya girecek. O gün yapılacak bu müdahale yabancı ülkedeki seçmenin doğru karar vermesini önleyecek ve o ülkeyi kaosa sürükleyecektir. Ya da tansiyonu ve nabzı artıran sempatomimetik ilaçlar çok tüketilen ürünlere enjekte edilse, bu seçmenin vital değerlerini değiştirecek ve öfkeyle oy vermesine ve seçmenin tepkisel oy vermesine sebep olacaktır.
İran , Horasan'da 100 bin krtü opiodlere bağımlı yapmış ve oradaki bir yerleşkeyi bu şekilde kolayca yönetmektedir. İran da ilaçlarla biyolojik savaşı kullanıp otoritesini sağlayan ülkelerden biridir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #9 : 08 Aralık 2017, 18:02:24 »

Boş arazilere tütün tarlaları açılmalı, sigara üretilmeli ve bu üretilen sigaralar kendi ülkemizde bir dalı bile kullanılmadan tamamen yabancı ülkelere maliyetine ihraç edilmelidir.

Amaç yabancı ülkelerdeki sigara bağımlılığı oranını artırmak ve onları kısırlaştırıp , hastalıklara yatkın bünyeler olmalarını sağlamaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.022s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.