Hemşin(Kaçkarlar) Dağlarından Resimler
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ocak 2020, 02:11:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hemşin(Kaçkarlar) Dağlarından Resimler  (Okunma Sayısı 6465 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hun53
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 606


Gökyüzü bayrağımız olsun, yeryüzü otağımız!


« : 08 Kasım 2010, 21:16:23 »



























































































































Facebook'a Ekle
Kayıtlı

açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 08 Kasım 2010, 21:38:56 »

hun53 çok güzel görseller. Emeğine ve ellerine sağlık. Yurdumun herköşesi doğa harikası. Umarım torunlarımıza böyle kirlenmemiş bir vatan bırakırız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #2 : 08 Kasım 2010, 22:19:34 »

Doğa manzarası güzel ancak hemşinliler denen etnik döküntüler ermeni marka köpeklerin soydaşları.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
Hun53
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 606


Gökyüzü bayrağımız olsun, yeryüzü otağımız!


« Yanıtla #3 : 09 Kasım 2010, 16:42:50 »

HEMŞİNLİLERİN TARİHİ

Hemşin tarihinin belli bir bölümü hakkında herkesin mutabakatı vardır. Hemşinliler'in tarihi konusunda bir dönemi aydınlatan bu önemli tarih kesiti şu şekildedir: AMAD-UNİLER'in Beyi olan Hamam ve çok sayıdaki kadın, erkek ve çocuktan müteşekkil akrabaları göç ederek Hemşin'e yerleştiler. İşte bugünkü Hemşinliler'in ataları Hemşin'e adını veren bu kişilerdir.

Bu olaya ilişkin elde iki rahibin yazdığı kronikler vardır. Bunlardan ilki; "Muş'taki Çanglı Kilise papazı Mamikonlu Hohanes (V.Bab), 628'de biten "Daron (Muş-Ahlat bölgesi) Tarihi" adlı eserinin sonunda diyor ki: Bizans Kayseri Herakliyus Sasanlı Şehenşahı (II.) Khosrov'a savaş açtığı sırada (626 yılında), Gürcü Beyi Vaştyan'ın Çoruh'u geçerek, (Balkar Dağları kuzey yamacındaki) Dampur denilen şehri yıktığından, onun (kızkardeşinden doğma) yeğeni (Amaduni'li uruğu beyi) Hamam, bu şehri yeniden imar ederek, kendi adını verip Hamamaşen (= Hamam-Abad / Hamam'ın şenlendirdiği) dedi." Hemşin'in bundan önceki adı Dampur veya Tampur iken, 626 yılında Hamam Bey'in şehri imar etmesiyle yeni adı ilk şekliyle "Hamamaşen" olarak ortaya çıkıyor.

Buna karşılık, kronikini 788 yılında yazan Gevond, bu haberi 160 yıl sonra olmuş gibi göstererek; "yağmalanıp yoksul düşen çoluk-çocuklu onikibinden çok kimseler, boybeyleri Amatunili Hamam'ın öncülüğünde göçüp kaçarak Kol (Göle) üzerinden Tayk (Oltu-Narman) bölgesine vardılar; oradan da, kuzeybatıdan akarak Egeristan (Eceristan/Acara)'a, Post Denizi'ne (Karadeniz'e) karışan Akapsis'i (Çoruh'u) geçtiler. Bunu haber alan Bizans Kayseri (IV.) Konstantin (780-797), onları ülkesine yerleştirerek, verimli topraklar verdi."

Her iki anlatımda verilen tarihler arasında 160 yıl gibi bir zaman dilimi olduğu halde, her ikisinde de Amatuni'li Hamam Bey'in göçünden bahsedilmektedir. İki kronik arasında böylesine bir zaman farkı olması yazarlardan birinin hata yapmış olduğunu akla getirmektedir. Bununla birlikte, anlatımda Acara'dan bahsedilmesi sebebiyle olsa gerek, Kırzıoğlu, Gevond'un anlattığı 160 yıl sonraki olayın Hopa'nın koyuncu Hemşenlileri'ne ait olabileceğini söylüyor.

Hemşinlilerle ilgili yazdığı kitap Bağdik Avedisyan tarafından Türkçe'ye tercüme edilerek "Hemşin Gizemi" adıyla yayınlanan Levon Haçikyan adlı Ermeni yazar, olayı aynen kabul ederek Gevond'un yazdıklarına itibar ediyor ve olayın 789-790 yıllarında Arap vostikan Obaydullah ve vekili "beterin beteri" Süleyman zamanında ve onların baskıları sonucu meydana geldiğini söylüyor. Haçikyan, Başpatrik Elipatruşlu Yesayi'nin de bu olayla ilgili olarak adının geçtiğini iddia ettikten sonra, Başpatriğin 788 tarihinde ölmüş bulunduğunu göçün ise 789-790 tarihlerinde meydana geldiğini yine kendisi yazıyor.

Bu iki tarihi kaynağı değerlendirdiğimizde, Kırzıoğlu'nun bildirdiğine göre Mamikonlu Hohanes'in kitabı 628 yılında bitmiş ve 626 yılına ait bir bilgiyi vermektedir. Hohanes'in 789-790 tarihlerinde meydana gelecek bir olay hakkında 160 yıl önceden bilgi vermesi sözkonusu olamayacağına göre, Gevond ya tarih hatası yapmaktadır, veya Hopa yöresine gelen Hemşinlilerin göçü ile Hamam Bey'i karıştırarak yanlış bilgi vermektedir.

Amad-Uniler

Hamam Bey'in göç ederek harap edilmiş ve o zamana kadar Dampur/Tampur diye anılan şehri aldığı, imar ederek kendi adından mülhem "Hamamaşen" adını verdiği konusunda Türk ve Ermeni tarihçiler arasında tam bir mutabakat vardır. Hemşinlilerin Müslüman Ermeni olduğunu iddia eden Haçikyan, Amad-Unileri ise aynen kabul eder. Ona göre; "Amatuni beyliğinin öz yurdu Ayrarat bölgesinin Aragatsotın ve Kotayk eyaletlerini kapsayan topraklar olup idare merkezi de tanınmış Oşakan kentiydi."

Prof. Kırzıoğlu'da; "Merkezi Oşağa kalesi olan Alagaz dağı ile Gökçegöl arasında yerleşen bu uruğa, (geldikleri Hamadan bölgesine göre) "Amad-uni" (Hamad hanedanı) denilmeye başlandı. Ancak bazı İranlılar, onların ilk boybeğine göre bugün bile Manualar diye anarlar" demektedir.

Anlaşılacağı üzere her iki yazar da aynı yöreyi değişik yer adları ile anlatmakta ve en önemlisi de Haçikyan onları Ermeni gösterebilmek için bu toprakların onların "öz yurdu" olduğunu iddia ederken, Prof. Kırzıoğlu ise bu bölgeye "yerleşmiş" olduklarını beyan ediyor.

Prof. Kırzıoğlu, R.Grousset ve Khorenli'ye dayanarak; "İlk Partlı Hükümdarı Arşak (M.Ö. 250-247) tarafından getirilerek, İran'da Hamadan topraklarına, (koruyucu olarak) yerleştirerek gittikçe yükselen "Manua" adlı pehlivan yapılı yiğidin uruğunu, (360 yıl sonra) Ardaşes, tatlılık ve taltif ile getirterek onlara köyler ve arazi vermişti" demektedir. Alıntı olduğu için karmaşık olan metni düzelterek bir başka yerde; "Horasan'dan M.Ö. 250 yıllarında boybeğleri Manua ile HAMADAN bölgesine korucu/muhafız Türkmenler olarak gelen; oradan Küçük Arşaklı Hükümdarı Ardaşes tarafından 110 yıllarında saygı ve özenti ile getirilip, Gökçegöl-Alagez arasına yerleştirilince, Hamadan'dan gelişlerine göre "AMAD-UNİLER" adıyla anılan kabile" şeklinde ifade etmektedir.

Amad-Uniler'in menşei konusunda Prof. Kırzıoğlu'nun başvurduğu kaynaklara değinmeyen Levon Haçikyan, gaflet eseri olacak, N.Adontz adlı yazarın Rusça eserine dipnotta atıfta bulunuyor. "Jüstinyen Döneminde Ermenistan" adını taşıyan ve 1908 yılında St.Petersburg'da yayınlanan esere atıf yapılan dipnotta aynen şöyle deniyor: "N. Adontz'a göre Amatuniler'in ilk yaşadığı yer İran'ın Maku yöresinde, Artaz yakınlarındadır."

Haçikyan'ın ayrıntı vermemesi sebebiyle dayanaklarını göremediğimiz için, Adontz'un Prof. Kırzıoğlu ile aynı kaynakları kullanıp kullanmadığını bilmiyoruz. Ancak, Amatuni veya Amad-Uni olarak anılan kabilenin İran'dan gelip Alagaz dağı ile Gökçegöl arasına yerleştiklerini anlıyoruz. İsimlerinin de kaynağı olduğu için ve Prof. Kırzıoğlu'nun Khorenli'den naklen verdiği bilgiler ışığında Hamadan'dan geldiklerini kabul etmek gerekiyor.

Prof. Kırzıoğlu'nun "Manua adlı pehlivan yapılı yiğit" diye andığı Amad-Uni Beyi'nden Haçikyan şöyle bahsediyor: "VI.yy.da inşa edilmiş Pıtğnavank'ın duvarında da "Amatuniler beyi Manuel" altyazılı bir süvari rölyefi yer almakta. Araştırmacılara göre bu Manuel, manastırı yaptıran kişi olup bundan da Kotayk'ın, daha doğrusu bu eyaletin bir bölgesinin (Hrazdan vadisi) Amatunilere ait olduğu anlaşılıyor." Yukarıda Khorenli'ye atfen Kırzıoğlu tarafından verilen metinde geçen "Manua"nın, ya M.Ö.250 yıllarında Hamadan'a gelişte veya M.S.110 yıllarında (360 yıl sonra) kuzeye Alagaz dağı ile Gökçegöl arasına göç edişte uruğunun başında olması gerekiyor. Buna göre bu kişinin VI.yy.da manastır yaptırması sözkonusu olamaz. Ancak, Amad-Uniler Hıristiyanlığı kabul etmiş olduklarından "Manuel" adlı bir başka Amad-Uni beyi olabilir veya manastırı o yaptırmamıştır, fakat tarihi kişiliği sebebiyle onun rölyefi yapılmıştır.

Amad-Uniler'in Hıristiyan oluşu ile ilgili Prof. Kırzıoğlu şunları kaydediyor: "Romalılar'ın yardımıyla ataları Küçük Arşaklılar ülkesini Sasanlılar'dan kurtaran III.Tridat (286-330), kendisini "dönük" hastalığından, "İncil" okuyarak iyileştiren ve "insan kılığına dönüştüren" bu Anak-oğlu Aziz-Grigor'un* minnettarı olarak 301 yılı baharında vaftiz edilip Hıristiyan oldu. O yaz yapılan onaltı boybeği/satrapın katıldığı "dernek"te, hepsi çağın Hak-Dini olan Hz. İsa dinini gönülden benimsediler, böylece o yıl ülke resmen Hıristiyan oldu. III.Tridat'ın Roma'da getirdiği kâtibi AGATANGELOS'un yazdığına göre, kısa zamanda Hz. İsa Dini; "herbiri bin ve onbin askere sahip bu Beğlerin bölgesine dönmelerini müteakip, Torkom (Türkmen/Oğuz) ırkı" tarafından benimsendi."

Demek oluyor ki, III.Tridat'ın Hıristiyanlığı kabul etmesi ve kendisine bağlı beyleri de Hıristiyan olmaya ikna etmesiyle, M.S.301 yılında, bu beyliklerden biri olan Amad-Uniler de Hıristiyan olmuşlardır. Agatangelos'un "Torkom ırkı" Hıristiyan oldu demesi, Amad-Uniler'in (ve belki başka Türk boylarının da) o zaman Hıristiyanlığın Gregoryen mezhebine girmiş olduğunu gösteriyor.

Amad-Uniler'in Kimliği

Tarihi bilgilerin sıralanışından ve tutarlılık yönünden irdelenmesinden sonra, Hemşinliler'in ataları olan Amad-Uniler'in kökenlerini mantıken de sorgulayabiliriz. Tarihi bilgiler ışığında şu değerlendirmelerin yapılması mümkün olmaktadır:

Amad-Uniler'in, önce Hamadan'dan Alagaz dağı ile Gökçegöl arasına göç ettikleri, sonra da buradan şimdiki Hemşin yöresine geldikleri anlaşılmaktadır. Hamadan'a da Horasan'dan geldikleri Prof Kırzıoğlu tarafından ifade edilmektedir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Doğu'dan Batı'ya doğru göç ederek gelen Türklerin tipik "göç" olgusu ve yönü bakımından uygun bir davranıştır bu. Ermeniler'in kendi tarihlerinden de anlaşılacağı üzere, bugünkü Ermenistan onların anavatanıdır ve buraya göç ederek gelmiş değildirler.

Alagaz dağı ile Gökçegöl arasındaki bölgeden Dampur/Tampur (Hemşin'in eski adı) bölgesine gelişlerinde isimleri Türkçe'dir.

Hamam Bey ve akrabaları geldiğinde eski Dampur/Tampur şehri tahrip edilerek yıkılmıştı. Yıkılmış bir yeri şenlendirdiği için ismine yine Türkçe olan "şen" kelimesi eklenerek; "Hamam'ın şenlendirdiği yer" anlamında "Hamamaşen" ismi ile buranın adı Türkçeleştirilmiştir.

Hıristiyanlığı kabul etmiş olduklarından bir taraftan Hıristiyan adı almakla birlikte, diğer taraftan da Türkçe isimlerini muhafaza etmeleri önemlidir. Gerek isimleri, gerekse göçen bir topluluk olmaları onların Türk oldukları görüşünü destekleyen iki önemli olgudur.

"Tarih Yapan Ama Yazmayan"

Türkler'in "tarih yapan ama yazmayan" bir millet olduğu tarihen sabittir. Bu yüzden eski Türk tarihini Çin kaynaklarından, göçler sonrasını ise İran, Ermeni ve Rum kaynaklarından öğrenmek mecburiyetindeyiz. Elbette henüz "bilimde objektiflik" kavramının gelişmediği o dönemlerde yazılanların tarafsızlığından emin olamayız. Fakat ne yazık ki yapacak başka bir şey de yoktur.

Türkler'in tarih yazmama alışkanlıklarına karşılık, Ermeniler'den ve özellikle de Ermeni din adamlarından önemli sayıda tarih yazarı çıkmıştır. Ayrıca Ermenilerde kitapların kenarına andaç denilen not düşme geleneği vardır ki bu da bir tarih kaynağı olarak kullanılmaktadır.

Levon Haçikyan, Hemşin'in tarihi konusunda yeterli bilgi elde edemeyişinden bakın nasıl yakınıyor: "Tüm ortaçağdan hemen hemen hiç bilgi korunamamış. Bu nedenle ister istemez XIX. Yüzyıl gezginlerinden yararlanmak gerekiyor."

Haçikyan'ın şikâyet ettiği gibi Hemşinliler, göç ederek yöreye yerleştikleri 626 yıllarından beri, 1400 yıla yakın bir zaman dilimini bu yörede yaşadıkları halde, koskoca tarihten bugüne herhangi bir yazılı eser gelmemiştir. Bu davranış, "tarih yapan ama yazmayan" bir kavmin; Türk kavminin tipik davranışıdır. Ermeniler ise gerek tarih kitabı yazarak, gerekse kitaplara andaçlar düşerek tarihi bilgi bırakma geleneğine sahiptirler.

Şamşadın Hoca'nın Mektubu

Koskoca Ortaçağ'dan elde bilgi olmayışına yanan Haçikyan, Şamşadin Hoca'dan kaldığını söylediği bir mektubu sevinçle zikrediyor. Ona göre mektup, Hamşen'in Koştentz manastırından 1422 yılında kopya edilmiş Kudüs Patrikliği kütüphanesinde 1617 numara ile kayıtlı bir elyazmasına kaydedilmiş. Muhatabı ise Hemşin Beyi...

Mektubu yazanın Şamşadin, Karadeniz üzerinden yapılan uluslararası ticaretle uğraşan, Trabzon'daki Çarkhapan Ermeni manastırını yeniden inşa eden, Kefe'deki Aziz Anton Manastırı'nda Nerses Şnorhali'nin şiirlerini elyazması bir kitaptan kopya ettiren bir Ermeni olduğu iddia ediliyor. Mektupta ise şöyle yazıyormuş:

" Tanrı ve Aziz Nikolas adına, Tanrı katında vaad et ki, yolcu için iyi olasın ve yolcunun malını Tanrı'nın sana verdiği can gibi koruyasın, kim olursa olsun, hıristiyan ya da yabancı, bu sana emanet. Ve ben Şamşadin, sana ne emanet verirsem onu alasın, daha fazla tamahlık olmasın. Bu konu üzerinde Sper (İspir) beyine de yaz, yükünü yük bilsin, tambalit'i tambalit, iloma'yı iloma, khurçi'yi khurçi, boğça'yı boğça. Ve Basen Sinoru'na ulaşana dek, yükler için verilecek tüm harçlar, tamı tamına ne alınacaksa onu yazsınlar ki tamah ve sahtekarlık olmasın"

Haçikyan, "yük, tambalit, iloma, khurçi, boğça" kelimelerini anlamamış olacak ki şöyle bir dipnot düşüyor: "Sözü geçen yük, tambalit, iloma, khurçi, boğça terimlerinden Hamşen patikalarından Karadeniz'e ve aksi yöne taşınan malların değişik boy ve ölçüleri anlamak gerek."

Bu kelimelerden ilki olan "yük" tamamen Türkçe bir kelime olup hiç bir açıklamaya ihtiyaç göstermemektedir. "Khurçi" diye yazılan kelime ise halen yörede kullanılmakta olan "hurci" veya "hurc" kelimesi olup bu da Türkçe'dir. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğünde "hurcun" olarak geçen kelimenin anlamını görelim: "Heybe, hurç, meşin veya kilimden yapılmış büyük torba veya heybe"

D.Mehmet Doğan'ın Büyük Türkçe Sözlük'ünde ise "hurç" kelimesinin anlamı şöyle veriliyor: "Meşin veya kilimden yapılmış büyük torba veya heybe, camedan."

Görüldüğü gibi bu kelime hem Azeri Türkçesi'nde hem de Türkiye Türkçesi'nde aynı anlamda ve aktif olarak kullanılan bir kelimedir. Sonuncu kelime olan "boğça" ise düpedüz Türkçe olan "bohça" kelimesidir.

Bu mektubun tarihi Fatih'in bölgeyi fethettiği 1461'den ve girişilen Türk yerleştirme çabalarından önce olduğuna göre, mektupta kullanılan Türkçe kelimeler, 626 yılından beri bölgede yaşamakta olan Hemşinliler'in Türk olduklarını açık biçimde ortaya koymaktadır. Kökenini tespit edemediğimiz "tambalit" ve "iloma" kelimeleri ise Ermenice olmadığından Haçikyan tarafından anlaşılamamışlardır.

1430'larda yazılmış olan mektupta geçen "Basen Sinoru'na ulaşana dek" ifadesine dikkatinizi çekmek isterim. Burada "Basen" diye geçen; "Pasin" olarak günümüze gelen Erzurum'un Pasinler ilçesidir. Ancak, Haçikyan'ın özel isim zannettiği "Sinor" kelimesi ise "sınır" kelimesinin bölgede halen kullanılan biçimi olup tamamen Türkçe bir kelimedir.

Şamşadin'in Müslüman "Şemsettin" mi, yoksa Haçikyan'ın iddia ettiği gibi Manastır onaran bir Hıristiyan mı olduğunu bilmiyoruz. Yine isminin Davit olduğu iddia edilen Hemşin Beyi konusunda da bir bilgimiz yoktur. Amad-Uniler'in zamanın hak dini Hıristiyanlığı kabul etmiş olduklarını bildiğimizden, Davit gibi Hıristiyan isimleri almalarını da mümkün ve doğal karşılarız. Ancak, Hıristiyan iken de Türkçe konuştuklarını, Haçikyan'dan naklettiğimiz bu mektup bir kez daha göstermektedir.

İslamlaşma Süreci

XIV. Yüzyıl başlarında Gürcü tarihi yazarı Brosset, İspir ve Bayburt'a gelen 60.000 kişilik bir göçebe Türk topluluğundan bahsediyor: "Altmış bin kişilik bir Türk göçebe topluluğu Sper (İspir) ve Baberd (Bayburt)'de kışlayıp, yaz aylarında Parkhar dağlarına yayılıyor, Tayk ve daha uzak yörelere saldırılar gerçekleştiriyordu." Bu Türklerin Müslüman lideri Şahali, 1460 yılında Hemşinliler'in Hıristiyan lideri Veke'yi yeniyor ve esir alıyor. Aynı kaynağa göre genç Veke, "Sekh adı verilen Sofu'ya teslim edilmiş." (Pornak Türklerinden olduğu yazılan Şahali'nin güçlü ordusu Tiflis'i de ele geçiriyor.) Böylece Hemşinliler'in İslamlaşma süreci de başlamış oluyordu.

1489'da ise Hemşin Beyi de (2.) Çitakh adı verilen Müslüman Türkler'e yenilerek bir başka Türk devleti olan ve 1478-1490 yılları
-Değirmendere'den Yambol nehrine kadar Gavata ve Yomra'da 2.340 kişi,

-Sürmene'de 100 ev,

-Akçaabat'ta 4.000 kişi, arasında İspir'i elinde tutan Akkoyunlular'a sığınıp İspir'e yerleşiyor. Böylece Hemşin'i Müslüman Türkler yönetiyor.

P.Tumayantz, 1870 yılında hazırladığı topoğrafyasında, Karadere Ermenileri'nin Sper'den (İspir'den) Baberd'den (Bayburt'tan) ve özellikle Hamşen'den "din değiştirmekten kurtulmak amacıyla bundan 170-180 yıl önce" yani 1690-1700'lü yıllarda göçtüklerini anlatıyor, ve "hayli yıllar sonra -diye sürdürüyor- Hamşen ilinde kalan nüfusun tamamını tacikleştirdiler (İslamlaştırdılar). Bundan sonra Karadere'ye yöneldi saldırılar ve yokluk içinde binlerce aile Trabizon, Ordu, Yuniya, Çarşamba, Pafra, Sinop ve ta Adapazarı köyleri ile kentlerine sığındılar."

Bu ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla İspir ile Bayburt'ta yerleşik olan ve Hamam Bey'in gelişinden önce Hemşin'de yaşamakta olan Ermeniler göç ederek önce Karadere bölgesine gitmiş, sonra da Trabzon-Adapazarı arasına giderek yerleşmişlerdir. Burada anlaşılmayan konu, bütün Doğu Anadolu'da çok sayıda Ermeni varken ve din değiştirmeye zorlanmazken neden Bayburt, İspir ve Hemşin'de böyle bir baskıdan bahsedildiğidir. Bunun temelinde yazarın Hıristiyan olması sebebiyle, başka amaçlarla gerçekleşmiş göçleri çarpıtarak vermiş olması yatıyor olabilir.

H.Acaryan adlı Ermeni yazarı da Hemşin ve Karadere'den binlerce Ermeni'nin Sinop-Trabzon arasına yerleştiğini yazıyor ve I. Dünya Savaşı öncesi göç eden Ermenilerin dağılımını şöyle veriyor:

-Trabzon'da 800 ev Ermeni,


-Tirebolu'da 40 ev,

-Giresun'da 400 kişi,

-Samsun-Canik 2.000 ev Ermeni.

Acaryan bunların sonu ile ilgili olarak; "Hamşen Ermenilerinin bu büyük göçmen toplulukları yüzyılımızın başındaki üzücü olaylarda yok oldular" demektedir. Yazarın suçlayıcı imasına karşılık bunların da 1915 tehciri* (göçü) ile Suriye-Lübnan tarafına gönderildikleri anlaşılıyor.

1915 tehciri öncesinde Doğu Anadolu'da yer yer nüfus oranları %15-20'lere kadar düştüğü halde Ermeniler'in İslamlaşmaya eğilimli olmadıkları bilinmektedir. Hemşinliler'in Müslümanlığı kabul etmeleri, onların Türk olmaları ve aynı dili konuşan Türklerle kolayca anlaşmaları sebebiyle olmuştur. Ermeniler ise gerek Hemşin'den gerekse Karadere'den göç edip ayrılmışlardır. Trabzon-Adapazarı arasına yerleşen Ermeniler ise, bütün Doğu Anadolu'daki soydaşları gibi 1915 tehcirinde Suriye - Lübnan tarafına göç etmeye mecbur edilmişlerdir.

93 Harbi diye anılan 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonucu Karadeniz'in kuzey kıyıları Rusların eline geçince, Rusları tabii müttefik olarak gören Ermenilerden bir kısmı o bölgelere göç etmişlerdir. Haçikyan'ın naklettiğine göre bunlar arasında Hemşin'deki artık az sayıda kalmış olması gereken Ermeniler de vardır. "1877-78 yıllarında Rus-Türk Savaşı sonucu Karadeniz'in Kafkas kıyılarının Rus Çarlığına geçmesiyle, 1860'li yıllarda başlamış olan Hamşen Ermenilerinin Abhazya göçü daha da büyük boyutlara ulaştı. Onlar Abhazya'nın Sukhum, Soçi, Matzesta, Lor, Mitsuri, Tsabella, Adler, Şapuşka, Yeni Afyon, Gogri vd. kentlerine yerleştiler."

Demek oluyor ki, 1843-44 yıllarında Prof. Karl Koch'un Hemşin - İspir arasında rastladığı az sayıdaki misafir-sevmez Ermeniler, böylece göç ederek 1877-78 savaşı sonrasında Hemşin'den ayrılmış oluyorlar.

Hemşin'de Yer Adları

Doğu Karadeniz'de yer adları uzun yıllardır küçük söyleniş farklılıkları ile varlıklarını muhafaza etmektedirler. 1843-44 yıllarında Rize'yi ve bu arada Hemşin yöresini de ziyaret eden Prof. Karl Koch bu durumu şöyle tespit ediyor: "Küçük Asya'nın kuzey sahilleri ve özellikle Pontus Krallığının topraklarının kendine özgü bir özelliği şu idi: Bir yandan önemsiz isimler bile en yakın zamana değin hemen hiç değişmeden kalırken, diğer yandan eski çağın önemli büyük kentleri iz bırakmadan kaybolup gidiyordu."

Bir kültür politikası olarak yer adları ancak Cumhuriyet döneminde Türkçeleştirilmiş, Osmanlı döneminde ise önceki halleriyle aynen muhafaza edilmişlerdi. Hemşin yöresinde ise Cumhuriyet öncesi dönemde Türkçe yer adlarına rastlıyoruz.

Prof Koch "Cimil dağındaki ilginç evime döneyim" dedikten sonra Kumbasar Süleyman Ağa'nın evinden gördüğü çevreyi anlatır: "Buradaki dağ silsilesi, yarımay, Sogorni köyünün yaz evlerinin (yaylasının) orada bulunmasından olsa gerek, "Sogorni - Jailanin- Baschi" diye adlandırılırdı." Karl Koch'un yazmaya çalıştığı ifade düpedüz "yaylanın başı" kelimeleridir. Demek ki 1843'te, Devlet elinin ulaşma güçlüğü çektiği bir yerde -ki zaten Osmanlı yer adlarını değiştirmemiştir- öz Türkçe yayla isimleri mevcuttur.

Prof. Koch'un kaydettiği Türkçe yer isimlerinin önemlileri şunlardır: Çağırankaya (Arıcı-Deveci s.17), Demirdağı veya Temirtağı (s.19), Ortaköy (s.23), Çoban dere (S.32), Şeytan dere (s.32), Çobanköy (s.33), Ot deresi (s.45), Balkar suyu ve Balkar köyü (s.52), Hala suyu ve Hala köyü (s.59). Ayrıca Kanlıdere, Kavran deresi, Cennet dere, Furtuna deresi ve Fırtınanın bir kolu olan Büyük dere de Koch'ub zikrettiği Türkçe isimlerdir.

Hemşin yöresinde görülen Türkçe dağ, yayla ve göl adlarına başka örnekler de vermek mümkündür. Davalı yaylası, Anadağın Denizi, Gölgeli Göl, Karadere bunlardan sadece birkaçıdır.

Karl Koch'un kaydettiği Dasçeh deresi üzerindeki köprüye ait bir Türkçe kitabede ise şunlar yazılıdır: "Güzel ve iyilikle dopdolu, Tuna Nar Mustafa Ağa, Muhammedoğlu tarafından, Hicri 1212 yılında (1797/9) kuruldu."

Rize'nin sahil kesimlerinde Cumhuriyet öncesi Türkçe isimlere rastlamak son derecede zor iken, hemşin yöresinde çok sayıda örnek bulunması ilginçtir. Bunun sebebi, sahil kesimindeki (eski Kımmer ve Saka'lar müstesna) Türk yerleşiminin daha geç tarihlerde meydana gelmesine karşılık, Hemşin'de Türklerin daha 626 yılında yerleşmiş olmalarıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #4 : 09 Kasım 2010, 17:16:56 »

hun53,
Hemşince diye bilinen dil ermenice'nin bir kolu değil midir? Hemşinliler sorunsuzca bir ermeni ile anlaşabilirler mi anlaşamazlar mı?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
Hun53
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 606


Gökyüzü bayrağımız olsun, yeryüzü otağımız!


« Yanıtla #5 : 09 Kasım 2010, 17:37:14 »

Hemşince diye bir dil vardır. Ama bu dili konuşan insanlar Hopanın küçük bir bölgesinde yaşamakdadırlar ve sayıları çok azdır kökenleri ermeni olma imkanı vardır. Bunların bizim Hemşinliler ile bir bağları yoktur. Bizim Hemşinliler Rize Çamlıhemşin, Hemşin, Erzurum İspir,Artvin Yusufelinde yaşayan öz be öz Türkçe konuşan (Azerbaycan konuşmasına yakın, müzik bölümüne  Tulum başlığına bak) Türk Topluluğudur.  ve Bizim Hemşinliler Türkçeden başka bi dil bilmezler. Eğer bizde ermeni olsak Hemşinçe konuşmamız lazımdı aynı bölgede yaşıyoruz bizim özümüzü unutum Hopadakilerin hatırlaması hiç mantıklı değil...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #6 : 09 Kasım 2010, 17:47:04 »

Geçen ay Hopa'daydım dediğiniz insanlarla tanıştım kendileri de ana dillerinin ermenice olduğunu söylediler. Diyorsanız ki Hopa'daki hemşinlilerle bizim bir ilgimiz yok bu bana pek inanılası gelmiyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
Hun53
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 606


Gökyüzü bayrağımız olsun, yeryüzü otağımız!


« Yanıtla #7 : 09 Kasım 2010, 17:55:13 »

Hopadan Çamlıhemşine geçse idin kandaşım Çamlıhemşindeki Hemşinlilerin Türkçeden başka dil bilmadiklerini görüldün bu kadar küçük bir bölgede kökenleri bir insanların birinin  ana dillerini  unutum Türkçe konuması diğerinin ise ana dillerini  devam ettirmesi ne kadar mantıklı kandaşım yorumu sana kalsın. Uygur Türkleri ile Anadolu Türkleri belli oranda anlaşmakda iken bir Hopalı hemşinli ile bir Rize hemşinlişi asla anlasamazlar kandaş bu da bu iki topluluğun kökenlerinin bir olmadığının kanıtı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

bozoklu
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 8


« Yanıtla #8 : 06 Nisan 2012, 18:09:22 »

Hemşin bir ırkın adı değil bir bölgenin ve o bölgeye ait bir kültürün adıdır. Çayeli'nin sahilden 5 km uzak iç kesimlerinden başlayarak Hopa'ya kadar uzanan dağlık bölgeye Hemşin ve burda yaşayan halka Hemşinli denir. Hemşin bölgesinde Türkler ve ermeniler yaşadı. Tıpkı geçmişte birçok ilimizde Türklerin ve ermenilerin bir arada yaşadığı gibi. Ermenilerin yaşamış olması bütün Hemşinlileri ermeni yapmaz. Hopalı Hemşinliler Ermeniceye yakın bir dil konuşurlar. Rize'nin Hemşinlilerinin anadilleri Türkçedir, Türkçeden başka dil bilmezler ve Hemşin bölgesine sonradan iskan ettirildiği tahmin edilmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hemşinli Ülkücü
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 1


« Yanıtla #9 : 07 Eylül 2012, 01:49:39 »

Hemşin'deki tarihi evlerden 3 tane damga. Bu evlerden bir tanesi  350 senelik.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.064 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.