Son iletiler
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Mayıs 2018, 16:01:07


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : Bugün 14:46:56 
Başlatan Bögü:Alp - Son ileti Gönderen: Kurtçebe Noyan
"Irkçılık" denildiğinde insanların aklına ilk gelen hiç şüphesiz Hitler Almanyasıdır. Hitler Almanyasında gelişen katliâmlara dikkat çekilmiş bu nedenle insanlar için ırkçılık "öcü" gibi algılanmıştır. Bugün ise Türk ırkçılığı dendiği zaman insanlar bu fikri benimsemiş Türkçüleri Adolf Hitlere, yapmak istedikleri Türkçü ihtilâli ise Hitler Almanyasında yapılan "kanlı olaylar" zannetmektir. Şimdi kilit kavramları tek tek inceleyelim.

Hitler ve Nazi Almanyası

 Hitler bir "ari ırk" yaratmak istiyordu. Ari ırk yaratmak uğrundaki kanlı vahşetlerini Yahudilere ve bilhassa Çingenelere karşı yöneltmişti. Hitlerin ırkçılığının yalnız bu iki millete karşı yapıldığını görüyoruz. Meselâ Almanlar kendi milletinden olmayan Çek, Lehli, İtalyan gibi fertleri yabancı saymamış hatta kendi ari ırk ülkülerine onları da dahil etmiştir. B

Türk Irkçılığının Nazizm Zannedilmesi Meselesi

İnsanların, Türk ırkçılığını Hitler Almanyasına benzetmesinin birinci âmilleri Türklük düşmanları, bilhassa komünistlerdir. Türk ırkçılığının öncü isimlerinden Nihâl Atsız'ın sırf saçları Hitler'in saçlarına benziyor diye bir takım budalalar tarafından "Hitlerizm'e tabiî olan adam" yakıştırması yapılmış, hatta evinde "Hitlerin resmi bulunduğuna" dair Türkçülük düşmanları tarafından iftirâ bile atılmıştır.  Atsız bu iddaları yazdığı makâlelerle yalanlamış, Türkçülüğün, Türk ırkçılığının Alman Nazizminden çıktığına dair yapılan söylentilere Türk ırkçılığının köklü bir tarihi olduğu, Alman Nazizminden çok daha eski olduğunu ilmî delillerle kanıtlamıştır. Ancak şeref ve namusa muhtaç Türk düşmanları için Türk ırkçılarını Nazist olmakla ithâm etmeye devam etmiş ve apolitik insanları bu millî ülkümüzden soğutmakta muvaffak olabilmişlerdir.

Türk ırkçılığı

 Türk ırkçılığına gelecek olursak; Öncelikle Türk ırkçılığının Nazizm ile hiçbir ilgisi bulunmayıp, tamamen Türk köklü bir düşüncedir. Türk ırkçılarının Hitler Almanyasında olduğu gibi kanlı vahşetler yapmak gibi bir emelleri de yoktur. Diğer milletlerin yaptığı ırkçılıkla Türk ırkçılığının mukayese edecek olursak hiç şüphesiz en insâni ve en haklı ırkçılık Türk ırkçılığı olacaktır.

 Türk ırkçılığını iki temel unsurda inceleyecek olursak; Tarihin şahit olduğu ve ataların söylediği Türk ırkına zorlu doğa tarafından ve Tanrı tarafından bağışlanan kahramanlık, ahlâk, dürüstlük, mertlik ve savaşçılık üstünlüğü gibi büyük meziyetlerimizi bilmek ve onların kaybolmaması için çabalamak bu birinci unsurumuzdur.

 Yine tarihin bize öğrettiği üzere, büyük hânedanlıklar kuran Türk soyunun içinde yaşayan Türkleşmemiş unsurların, kimliklerini yaşatma isteği ve Türk devletine karşı yapacakları yıkıcı faaliyetleri ve bilhassa ihanetleri önlemek yani tedbir almak; Türk olmayan unsurları devletin yüksek kademelerine getirmemek ikinci unsurdur. Bu ihanetlerin tarihte misalleri çoktur.

 Bu iki unsura bakarak Türk ırkçıları yani Türkçüler, ırkçılığı değişmez bir düstur olarak benimsemişlerdir. Bunun dışındaki Türk ırkçılığına yamanmak istenen tüm fıkirler yalan ve iftiradan başka bir şey değildir.

Türk ırkının üstünlüğü meselesi

Türk soyunun sahip olduğu vasıflar bakımından diğer milletlerden büyük sûretle ayrıldığını görürüz. Meselâ Atsız'ın  "Türk Irkı=Türk Milleti" adlı makâlesinde verdiği şu örneğe bakalım; Aynı günde doğan bir Türk çocuğu ile bir Yahudi çocuğunu aynı terbiye müessesine alıp ikisine de yalnız esperanto dili öğretseler ve aynı şartlar altında aynı terbiyeyi verseler bile muhakkak ki Türk çocuğu yine yiğit, Yahudi yine korkak olacaktır. Türk çocuğu yine doğru, Yahudi yine sahtekâr yetişecektir. Bunu bilmek için filozof olmaya gerek yoktur. Türk'ün kahramanlık meziyeti bir Çinli'de bulunmaz, Türk'ün dürüstlüğü bir Çinli'de bulunmaz, Türk'ün fedâkarlığı bir Arap'da bulunmaz. Bu örnekler uzar gider. İşte tarihten alınmış bunca misallerle Türk diğer ırklardan faziletli ve üstündür. Bunu tarih şuuru bulunmayan kimse bilemez ve anlayamaz.

Türkçü İhtilal meselesi

 Türkçü ihtilâl denince insanların aklına gelen düşüncelerden birisi de devlet yönetimini ele alacak Türkçülerin katliâmlar, insanlık dışı vahşetler, laboratuarlarda kan tahlili, kafatası ölçümü yapacağı gibi heyulular gelmektedir. Bunların tamamı yanlış olmakla beraber yine Türkçülük düşmanlarının uydurmalarından başka bir şey değildir.

 Türkçü ihtilâli kısaca özetleyecek olursak Türkçülerin yapacağı ihtilâl 1918'de yapımına başlanan Türk ihtilâli gibi bir fikir ve değişim ihtilâli olacaktır. Bu millet basiretsiz devlet adamları, satılmış basın, ve çeyrek aydınlar sayesinde ne olduğunu unutmuş haldedir. Biz, bu millete özünü hatırlatacağız. Ve bunu bir takım hayasızların söylediği gibi "diktatörlükle" değil, Türk milletine seve seve yaptıracağız. Bu millet istidbat ile hiçbir şeyi zorla kabul etmemiştir. Bu millet dostunu düşmanını öğrenecek, kısaca Türkçülük gönüllere şuurla kazınacak. Bugün "millî" zannedilen her şey aslında yabancı kaynaklıdır. Bunların tamamı tasfiye edilecek, Türkelinde her şey Türk köklü olacaktır. Devlet makamlarından ve ordudan Türk olmayan unsurlar çıkartılacak ve bu makamlara gelmeleri yasaklanacak. Nedeninin önceki başlıklarda açıklamıştık ki bu, milletimiz için en insânî ve en haklı bir iştir.

  İşte Türk ırkçılığı budur. Bir savunma silahıdır. Şimdi Büyük Türkçü Rıza Nur'un şu sözünü hatırlatalım;

« En dinç, diri bir durmuş igesi (hayatdar) fikir varsa ırkçı Türkçülüktür..»

                                                                                       AYIRGAN
                                                                                     07.11.2015
Çok güzel bir makale, ellerine sağlık.

 2 
 : Bugün 14:28:35 
Başlatan atsiz1071 - Son ileti Gönderen: Mukanna-Babek
Sağol propagandanı yapıp çıktın. Türkçüler senden akıl alcak değil.

 3 
 : Bugün 13:51:15 
Başlatan Kurtçebe Noyan - Son ileti Gönderen: Kurtçebe Noyan
Başkurt folklorunda güzeller güzeli, ışık saçan Humay isimli kuğu kızının özel bir yeri vardır. Humay Kuşu’nun Başkurtların anası olduğu ile ilgili inanç tötem niteliğini taşıyan kuğuları öldürme yasağında yansıtıldı.

Başkurt mitolojisinde Doğu Türk geleneğinden farklı olarak Humay anneler ile çocukların koruyucusu değil. Ayrıca Başkurtlarda bu karakterin şaman mitolojisi ve törenleriyle ilgisi yok. Başkurt folklorunda Humay genellikle kuğu veya ördek, daha seyrek sihirli dev bir kuş olarak tasvir ediliyor. Bu karakterin kökleri Ural Batır Destanına uzanıyor. Bu destanda Humay’ın hem Güneşin kızı olduğu, hem de tüm dünyayı güzel sarı saçlarıyla aydınlattığı için güneşin ta kendisi olduğu anlatılıyor.

Humay mutlu Samrau Kuş Ülkesinin sahibi. Bu ülkedeki tüm insanlar, kuşlar ve hayvanlar barış, huzur ve bereket içinde yaşıyorlar. Ölümsüz Humay kuğuya dönüşebilir, gökyüzünde yaşayan kanatlı beyaz at Akbuzat’ın sahibidir o. Destanda Humay gökyüzü dünyasının sahibi, onun anası ve koruyucusu olarak tasvir ediliyor. O iyilik tanrısı Ural Batır’ın karısı, bu yüzden yaşam, bereket, mutluluk tanrıçası olarak algılanır. Bu algılamanın temelinde Başkurtlarda yaygın olan insan ruhunun ördek veya kuğu ile ilgili olduğu inancı yatıyor. Bundan ayrıca ideal kadın güzelliği tasviri da kaynaklanıyordur.

Başkurt mitolojisinde Humay Kuşunun Güneş ile alakası bu karakterin çok eski mitolojik köklerine işaret ediyor. Bu arada Ural Batır destanında yeryüzü ve yaşam yaratan iki kuğu efsanesi yer alıyor. Bu iki kuğudan biri Humay, diğeri ise Ay Güzeli Ayhılu. Humay ve Ayhılu Güneş ve Ay simgeler.

Humay ve Ayhılu karakterleri dünya yapısı ile ilgili arkaik görüşleri yansıtan iki yüze sahip olan Tanrıça Umay ile alakalıdır.

Ayrıca Başkurt mitolojik destanları ve efsanelerinde kahramanın güneş kızı yüzünden su altı dünyasının sahibiyle savaşması hikayesi önemli yer tutar. Bu hikayenin çok eski olduğunu ve mitolojik geleneklerin derinden birbiriyle yakın olduğunu bu hikayenin Hint Veda mitolojisinde yer alması gösteriyor. Orta Asya halklarının manevi kültüründe de kuş kızı karakterine rastlanır. Bütün bunlar Başkurt halkının manevi kültüründe korunan başta Güney Ural bölgesi olmak üzere Avrasya halklarının mitolojik geleneğinde Umay-Humay Tanrıçası karakterinin arkaik, çok eski zamanlara uzandığını gösteriyor.

 4 
 : Bugün 13:43:19 
Başlatan Kurtçebe Noyan - Son ileti Gönderen: Kurtçebe Noyan
Şamanizm ya da Kamcılık (şamanlar tarafından "deneyim" olarak ifade edilir), varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği. Dolgan şamanizm geleneği temelinde ruhlara ve şamanın onları yönetebilmesine, şamanların kötü ruhlar ile mücadele etmesi ve yenmesi için trans sırasında Göğe çıkabilmesi ve Yer altı alemine inebilmesine inanç yatmaktadır.

Dolgan şamanları (Dolgan dilinde şamanlar için Oyun sözcüğü kullanılır) büyü yapma yeteneğine göre farklılaşır. Irıahıt – çıngıraklı giysi ve tefe sahip olmıyan ‘insanları tedavi eden şarkıcılar’ın ismidir. Muolin Oyun – ‘yardım için Yer Altı Alemin ruhlarını çağıran şaman’dır. Uostugan Oyun – bir takım ritüel eşyalara sahip olan şaman. Bu gruba ait şamanlar da ılgın isimli ‘ufak, zayıf’, orto isimli ‘orta güce sahip’ ve atıır isimli büyük ve çok güçlü olanlara ayrılmaktadır.

Ataları şamanlar olan her insan (kadın veya erkek olması farketmez) şaman olabilir. Ataların şamanın kötü ruhlarla mücadelesinde ana yardımcıları olduğuna inanılır. Ama insanın sadece şaman atalarının olması yetmez. Şamanlar kendi isteğiyle değil ruhların kararıyla olunur.

Genellikle şamanın eğitimi ve hazırlanması çocukluk yıllarından beri başlar. Gelecek şaman başka insanların duyamadıkları ve göremediklerini görmeye ve duymaya başlar. Çok tuhaf davranmaya başlar: kah yüksek sesle şarkılar söyler, kah günlerce uyuya kalır, kah tek başına taygaya gider. Annebabası bunu farkedince deneyimli şamanlardan yardım isterler. Şamanlar özel bir tören düzenler ve ruhlara bu oğlan ya da kızın şaman olup olamıyacağına dair sorular sorarlar. Ruhların olumlu bir cevap vermesi halinde eski şamanın ruhlarından onların aceminin hazırlanmasına yardım etmelerini isterler. Ve bir gün şaman adayı özel bir inisiyasondan geçmek için ortalıktan kaybolur. Şamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden geçirildikten sonra şaman olabilir.

Dolgan şamanist inisiyasyonlarında sırra erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “ cehenneme iniş ” deneyimi hami-rehber ruhlarca gerçekleştirilir. Bu deneyimi ancak gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. Aday, birtakım acı verici sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak simgelenir. Sırra erme denilen bu süre içinde, hami-rehber varlıkları şamanın ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek sırları, gizli dil, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnotik uykudan çıktığında, aday kendini birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle de görebilmektedir.

 5 
 : Bugün 13:37:38 
Başlatan Kurtçebe Noyan - Son ileti Gönderen: Kurtçebe Noyan
Kutsal ırmaklar, Türk mitolojisinde çok önemli bir yer tutmuşlardı. Türk kitleleri, büyük devletler kurduktan ve yüksek bir toplum hayatına geçtikten sonra bile, eski kutsal ırmakları unutmamışlardı. Elbetteki yüksek toplum hayatına geçen milletlerde, mitolojinin birçok teferuatu, zihinlerden silinmiş ve unutulmuş olurdu. Meselâ Uygurlar, Orhun ile Selenga nehirlerinin birleştikleri yere, büyük bir önem vermişlerdi. Çünkü onların ataları, bu iki nehrin kavşağında bulunan bir adacıkta, gökten inen bir nurla doğmuş ve türemişlerdi. Diğer yandan, yine Orhun nehrinin kaynaklarını aldığı dağlar ve ormanlar, çok daha önemli sayılmış ve burası yüzyıllarca, birçok imparatorluklara başkentlik etmişti. "Ötügen, Ordu Balıg, Kara-Korum" gibi ünlü başkentlerin hepsi de bu bölgedeydi. Bütün bu bilgileri bir araya toplayınca, Orhun nehrinin yalnızca kaynağının veya birleştiği; döküldüğü yerin değil; tümü ile birlikte, bütün ırmağın kutsal olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz.

Onan ve Kerülen nehirlerinin, Cengiz-Han'ın hayatı ile Moğol İmparatorluğunun büyük tören ve kurultaylarındaki, önemini çok iyi biliyoruz. Cengiz-Han'ın, Kereyit Hükûmdarı Ong-Han'a mağlûp olmasından sonra, "Balcuna" adlı nehre nasıl sığındığı ve bu nehirden su içerek, arkadaşları ile birlikte ne şekilde yemin ettikleri, tarihin meşhur olaylarından biridir. Bu sebepten dolayı "Balcuna" nehri, şimdi bile mukaddes sayılan ve üzerinde mabetler yapılan bir yerdir. Bundan önce de, aynı bölge halkı arasında kutsal sayılıyor ve Balcuna ırmağına saygı gösteriliyordu.

Biliyoruz ki Kimek ve Kıpçak Türkleri, Altay dağlarının batısı ile Güney Rusya içlerine kadar uzanıyorlardı. İrtiş ırmağı da bu Türk kavimleri arasında büyük bir saygı görüyor ve âdeta ona, Tanrı gibi tapınılıyordu.

Önce Sibirya'da Türkçe konuşan kavimlerin, Lena ve Yenisey nehirleri hakkındaki düşünceleri üzerinde duralım. Bu nehirler, bir kıt'ayı baştan başa kesip geçen, büyük ırmaklardır. Bu sebeple Yakut'lar ve diğer Türkler, " Bu ırmakların kaynağını, dünyanın başlangıcı ve denize döküldükleri yerleri de, sonu olarak kabul ederlerdi. Sibirya efsanelerine göre, bu nehirlerin kaynağı, cennette idi. Yani onlara göre, bunlar, kaynaklarını cennetten alan, gökten inen ve bir süre yeryüzünde aktıktan sonra, denize dökülerek, yer altı dünyasında kaybolan kutsal sulardı." Bu inanış, Orta Asya mitolojilerine hâkim olan, umumî bir prensipti. İşte bundan sonra, Orhun nehrinin kaynaklarının niçin kutsal sayıldığını daha iyi anlayabiliriz.

Orta Asya ve Sibirya halkalarının çoğu Cennetteki bir göl veya denizin sütle dolu olduğuna inanırlardı. Bu sebeple Altay Türkleri bu göle, "Süt-Ak-Köl", yani "Süt gibi Ak Göl" demişlerdi. Tabiî olarak, bu gölün süt ile mi dolu olduğu; yoksa içindeki kutsal suların, süt gibi ak olduklarından dolayı mı bu adın ona verildiği, ayrı bir münakaşa konusudur.

 6 
 : Bugün 13:22:29 
Başlatan BAYCU_NOYAN - Son ileti Gönderen: Yollıg Tigin
Osman Pamukoğlu 0.27 oranında oy alıyorsa bu onun değil milletin suçudur. Halk gidip oyunu krt sevicilere verirken, hdp ile aynı masaya oturanlara, Çin'de terörist hdp ile göbek atanlara verirken Osman Pamukoğluna vermiyorsa bu halkın suçudur.

Şu anda Türkçü parti yok ama Türkçülüğe en yakın parti Hepardır. Medya sansür uyguluyor diye onları vasıfsız, etkisiz göremeyiz.

Bunu dedim diye particilik yaptığım anlaşılmasın. Particilik de partizanlık da siyasi fanatiklik de yanlıştır ama Osman Pamukoğlu halk nezdinde desteklenmiyor diye de suçu paşada aramak yanlıştır. Suçlu halktır.

Yalan konuşsa, yalan vaatler verse, yanlışa sırf oy kapmak için doğru dese o zaman elbette daha fazla oy alır. Bir krt eğer ki bu adama karşıysa, bu adama krt seviciler saldırıyorsa o zaman bu adam diğer hepsinden daha fazla oyu hakediyor demektir.
Haklısın ağabey.

 7 
 : Bugün 13:18:50 
Başlatan Yollıg Tigin - Son ileti Gönderen: Yollıg Tigin
Çağatay ülkesi olarak da anılan Batı ve Doğu Türkistan ile Mâverâünnehr topraklarında Çağatay Hanın kurduğu devlet.

Çağatay, Cengiz Hanın eşi Börte Uçin’den olma ikinci oğludur. Cengiz Kânunu’nu en iyi bilen ve tatbik edendir. Diğer kardeşleri ile birlikte babasının Çin, Harizm seferlerine katılıp, Çin, Afganistan ve Hindistan’a gitti. Cengiz Han 1227 senesinde ölünce yerine kardeşi Ögedey hükümdâr oldu. Çağatay ise, babasının ölümünden sonra savaşlara katılmadı. Uygur ülkesi ile Semerkant, Buhârâ arasındaki ülke onun hâkimiyeti altındaydı. Moğol Kânunu’nu iyi bildiği için, Moğollar arasında îtibârı fazlaydı. İslâmiyete düşman olup, Müslümanları sevmezdi. İslâmî usûlde hayvan kesmeyi ve gusl abdesti almayı yasaklamıştı. Kardeşi Ögedey’in ölümünden sonra hastalandı. Doktorlar hastalığına çâre bulamayınca, Moğol âdeti gereğince 1241’de îdâm edildi.

Çağatay’ın ölümünden sonra sırasıyla Mütegenimoğlu Kara Hülâgü ve Kağan Göyük (1246-1248) ve daha sonra da Çağatay’ın oğullarından Yişü Müngke başa geçti. 1251 senesinde karışıklıklar çıktı. Batıda Batu Kağan, kendi adına para bastırarak Müngke’nin iktidârını böldü. Yişü Müngke’nin 1259’da ölmesinden sonra, Çağatay’ın torunu Algu, iktidâr mücâdelesinden faydalanarak Afganistan ve Harizm’e hâkim oldu. Saltanatını daha da kuvvetlendirerek Arık Baka’yı yenince, Orta Asya’nın tek hâkimi oldu. Algu’nun 1266’da ölmesiyle Ögedey’in oğullarından Kaydu kağan olup, 1301 yılına kadar Çağatayları idâre etti. Ölümüyle önce oğlu Çopar, daha sonra 1307 senesinde de Barak Hanın oğlu Duva başa geçti.

Duva, Çağatay Hanlığının gerçek kurucusu kabul edilmektedir. Yerine oğlu Kebek hükümdâr oldu. Bunun zamânında ilk Çağatay parası basıldı. 1326’da kardeşi Tarmişirin başa geçti. Bu hükümdâr İslâm dînini kabul ederek Alâeddîn adını aldı. Doğuda Cengiz Kânunu’na bağlı olan Çağataylar, Alâeddîn’e karşı ayaklandılarsa da İslâmiyetin Çağatay ülkesinde yerleşmesini engelleyemediler. Zâten güç dengesi de Türklerin tarafına kaydığından, Çağatay soyu müessiriyetini gittikçe kaybetti. Alâeddîn Hanın ölümünden sonra 1370 târihine kadar Türk Beyleri Çağatay prenslerini kukla hâline getirdi. Timur Han zamânında bâzı Çağatay prenslikleri varsa da, 16. yüzyılda Özbekler tarafından bunlar da Mâverâünnehr’den atılmışlardır.

Çağatay Hanlığı Hânedânını bâzı araştırmacılar Türk olarak göstermekteyseler de, Cengiz Hanın Moğol soyundan geldiğini bütün kaynaklar yazmaktadır. Çağatay ve sonraki idârecileri de Cengiz’in torunlarıdır. Böyle olmasına rağmen şu bir gerçektir ki, ülkede Türk nüfûsu bulunmaktaydı. Ülke daha sonra da Türk hâkimiyetine girip Türkleştiği gibi, İslâm dîni de yayılmıştır.

Çağatay dili ve edebiyâtı: Çağatay’ın adına nisbetle verilmiş, Ali Şir Nevâî (1441-1501) ile onu takib eden Asya şâirlerinin kullandıkları edebî Türk lehçesine ve bu dille yazılmış eserlere Çağatay adı verilmektedir. Eski ve yeni doğulu batılı dil bilginleri Çağatayca kelimesini kullanmaktadır. Çağatayca; Çağatay, İlhanlı ve Altınordu devletlerinin ilim çevrelerinde 13 ve 14. yızyıllarda gelişerek, 20. yüzyılda Özbek edebiyâtının meydana gelmesine kadar devâm eden Doğu Türkçesidir.

 8 
 : Bugün 13:01:54 
Başlatan atsiz1071 - Son ileti Gönderen: Yollıg Tigin
Esenlikler...

"Neden İYİ Parti değil?" sorusunun en başlıca sebebi Meral Akşener'dir.

Meral Akşener, tek derdi davası değil, koltuk sevdası olan bir kadındır.
Dikkat edin Nerde yükselemeyeceği fark ettiyse hemen davasını terk etmiştir.
Kendisi boşnak kökenli olup en kutsal simgelerimizden biri olan Bozkurt'a karşı
gelen birisidir. Henüz partisi kurulmadan içinde Bozkurt olan bütün simgeleri yasaklamıştır.
Ayrıca eskiden Doğru Yol Partisi'nde iken Bozkurt'a hayvan diyerek hakarette bulunmuştur.

"Bozkurt'a hayvan diyenler, aynada kendilerini görmektedirler."
- Nihal ATSIZ

Kirli Geçmişi:

Meral Akşener, ordu içinde ispiyonaj yapmıştır ve bunu yaparken mafya tetikçilerini, pkk itirafçılarını ve
emniyet görevlilerini kullanmıştır. 93-96 seneleri arasında ordudan atılan fetöcü subay ve astsubayları, İçişleri bünyesinde istihbaratçı olarak kullanmıştır. Bunların kaçı şimdi fetöden tutuklu ve 2003-2016 arasında ne gibi faaliyetlerde bulundular? Bunları bir araştırmanızı tavsiye ederim.

Meral Akşener'in eski konuşmalarından birisi : "Irka dayalı ve dine dayalı milliyetçiliği bir kenara koyarak, 65 milyonu kucaklayacağız. Herkes ırkıyla, diniyle bölgesiyle övünebilir. Ama diğerini hor göremez. Biz yeni oluşumda, Türkiyelilik bilincini geliştireceğiz." 16.07.2001

Bu nasıl bir milliyetçilik düşüncesidir? Biz Türkiyeli olduğumuz için değil Türk olduğumuz için övünüyoruz.

Ne demiş Başbuğ Atatürk : "Türk olmak, üstün olmak için kâfidir."

Herkes ırkıyla övünebilir diyen Akşener, kürt, ermeni, arap gibi etnik döküntüleri apaçık hoş gördüğünü söylemiştir. İnanmadığımız demokrasiyi rejim olarak kabul eden kişiye Türkçülerden oy çıkması mümkün mü?

Neden İYİ Parti değil? Genel başkanı Türk olmadığı için.
Neden İYİ Parti değil? Sahte milliyetçi oldukları için.
Neden İYİ Parti değil? Tek derdi koltuk derdi olan bir genel başkanları olduğu için.

Bir Türkçü'den İYİ Parti'ye kesinlikle oy çıkmamalıdır.

Tanrı Türk'ü Korusun Ve Yüceltsin.
Esen kalın...


  KURT
Aynı şekilde AKP ve MHP'ye de çıkmamalıdır.

 9 
 : Bugün 12:38:38 
Başlatan atsiz1071 - Son ileti Gönderen: Kurtçebe Noyan
Esenleşme Köşesin'e kendinizi tanıtınız !

 10 
 : Bugün 06:28:56 
Başlatan atsiz1071 - Son ileti Gönderen: atsiz1071
Esenlikler...

"Neden İYİ Parti değil?" sorusunun en başlıca sebebi Meral Akşener'dir.

Meral Akşener, tek derdi davası değil, koltuk sevdası olan bir kadındır.
Dikkat edin Nerde yükselemeyeceği fark ettiyse hemen davasını terk etmiştir.
Kendisi boşnak kökenli olup en kutsal simgelerimizden biri olan Bozkurt'a karşı
gelen birisidir. Henüz partisi kurulmadan içinde Bozkurt olan bütün simgeleri yasaklamıştır.
Ayrıca eskiden Doğru Yol Partisi'nde iken Bozkurt'a hayvan diyerek hakarette bulunmuştur.

"Bozkurt'a hayvan diyenler, aynada kendilerini görmektedirler."
- Nihal ATSIZ

Kirli Geçmişi:

Meral Akşener, ordu içinde ispiyonaj yapmıştır ve bunu yaparken mafya tetikçilerini, pkk itirafçılarını ve
emniyet görevlilerini kullanmıştır. 93-96 seneleri arasında ordudan atılan fetöcü subay ve astsubayları, İçişleri bünyesinde istihbaratçı olarak kullanmıştır. Bunların kaçı şimdi fetöden tutuklu ve 2003-2016 arasında ne gibi faaliyetlerde bulundular? Bunları bir araştırmanızı tavsiye ederim.

Meral Akşener'in eski konuşmalarından birisi : "Irka dayalı ve dine dayalı milliyetçiliği bir kenara koyarak, 65 milyonu kucaklayacağız. Herkes ırkıyla, diniyle bölgesiyle övünebilir. Ama diğerini hor göremez. Biz yeni oluşumda, Türkiyelilik bilincini geliştireceğiz." 16.07.2001

Bu nasıl bir milliyetçilik düşüncesidir? Biz Türkiyeli olduğumuz için değil Türk olduğumuz için övünüyoruz.

Ne demiş Başbuğ Atatürk : "Türk olmak, üstün olmak için kâfidir."

Herkes ırkıyla övünebilir diyen Akşener, kürt, ermeni, arap gibi etnik döküntüleri apaçık hoş gördüğünü söylemiştir. İnanmadığımız demokrasiyi rejim olarak kabul eden kişiye Türkçülerden oy çıkması mümkün mü?

Neden İYİ Parti değil? Genel başkanı Türk olmadığı için.
Neden İYİ Parti değil? Sahte milliyetçi oldukları için.
Neden İYİ Parti değil? Tek derdi koltuk derdi olan bir genel başkanları olduğu için.

Bir Türkçü'den İYİ Parti'ye kesinlikle oy çıkmamalıdır.

Tanrı Türk'ü Korusun Ve Yüceltsin.
Esen kalın...


  KURT

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 1q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.