DÜNDEN BU GÜNE TOKİ SOYGUNU
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2019, 03:24:32


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DÜNDEN BU GÜNE TOKİ SOYGUNU  (Okunma Sayısı 2372 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« : 12 Temmuz 2011, 18:33:35 »

Körler ülkesinde, tek gözlü baş olur!” demiş eskiler. Neredeyse en hırsız, en soysuz, en şerefsiz olmak büyük paye oldu ülkemizde. Bu nereye kadar gidecek, sonu nereye varacak bilmiyoruz. İşe yaramasa da, sonuç alınamasa da biz yazıp çizmeye devam ediyoruz. Bir gün bunların hesabını soracak birileri çıkar diyerek.

Sabrınıza güvenerek, son 8 yılda tam 6.5 milyar doların “iç edildiği” Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’nde dönen dolapları, bilginize sunmak istiyorum. Ülke zaten yoksulmuş, üretim düşüyormuş, işsizlik, sefaletin boyutu her gün katlanarak artıyormuş… hırsızlık, fuhuş, borç batağına düşenler artmış… kimin umurunda? Din tacirlerinin mi? Allah’ı iş ortağı, peygamberi sekreterleri belleyen bu insanları okuyun da görün nasıl soyulduğumuzu…

TOKİ aracılığıyla soygun önceden kararlaştırılmış, tüm hesaplar en ince ayrıntısıyla yapılmıştır. Soygunun ilk adımı olarak TOKİ’nin başına Tayip Erdoğan’ın İstanbul Belediyesi’ndeki ekibi yerleştirilecektir. Ekibin tamamı İstanbul Belediyesi’ne bağlı “Konut İmar Plan Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” (KİPTAŞ) yöneticilerinden oluşturulmuştur. Ekibin başı pozisyonundaki Erdoğan Bayraktar; inşaat sektörünün Unakıtan’ı olarak ün yapan ve Tayip’in İstanbul Belediye Başkanlığı yaptığı dönemdeki KİPTAŞ Genel Müdürüdür. Başbakanın yakın çalışma arkadaşları olmalarının yanısıra söz konusu çetenin en önemli ve belirleyici özelliği; İstanbul’un bütün rant alanlarını çok iyi bilmeleri, inşaat işlerinde kentsel rant üretimi, bunların kullanımı ve paylaşımı konularında uzmanlaşmış olmalarıdır.   

Bu ekibin işbaşına gelmesiyle birlikte, TOKİ ve Emlak GYO AŞ’ne ait çok değerli arsalar, 2003 yılından itibaren gerçekleştirilen usulsüz ihaleler sonucunda emsallerine göre bariz derecede düşük bedeller üzerinden kamu varlıkları arasından çıkarılacak, bu zenginlikler, haksız ve örtülü kazanç şeklinde büyük inşaat firmalarına ve onların gizli ortaklarına aktarılacaktır. Yani anlayacağınız, hazineye ait çok kıymetli kamu arazileri, değerinin çok altında gösterilerek, aradaki fark iç edilmiştir. Bu dönemde, gerek TOKİ’de gerekse TOKİ tarafından yönetilen Emlak GYO AŞ’nde ihale edilen inşaat işlerinin toplam büyüklüğü 19 katrilyon lirayı aşmaktadır. Bu tutarın 11 katrilyon liralık kısmı arsa temin edilmek suretiyle yüklenicilerle ortaklaşa üstlenilen hasılat paylaşım projelerine, 6  katrilyon liralık kısmı da “konut seferberliği” adı altında ülke çapında girişilen 250 bin konut yapımı için ödenecek kamu kaynaklarına ait bulunmaktadır. Ancak, TOKİ ihaleleriyle ilgili olarak, Yüksek Denetleme Kurulu Raporlarında saptanan konular, devletin teftiş ve denetim birimlerince soruşturulması gereken ciddi hukuk ihlalleri ve çok büyük ölçekte kamu zararlarına yol açan mevzuata aykırı işlemler içerdiğine işaret etmektedir. Normal koşullarda, bu tür hukuk ihlallerine kalkışmaya hiçbir kamu görevlisi cesaret edemeyeceği gibi, ekonomik değeri bu denli büyük ölçekteki inşaat işlerinin tek başına bir bürokrat tarafından yönetilmesi de mümkün değildir. AKP’nin iktidar olmasıyla birlikte, başlangıçta Bayındırlık Bakanlığına bağlanan TOKİ, kısa bir süre sonra doğrudan Başbakanlığa bağlanacaktır. Dolayısıyla, 2003 yılından beri Emlak GYO AŞ ve TOKİ’de inşaat ihaleleriyle ilgili olarak yapılan bütün uygulamalar bizzat Recep Tayip’in bilgisi dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Yazımızın sıkıcı olduğunu biliyorum. Ama bu soygunu aktarmak zorundayız. Nasıl soyulduğumuzu, inançlı insanların oyunu almak için Müslümanlık kisvesi altında neler çevrildiğini, en azından tarihe kaydetmekle yükümlü değil miyiz?

Bilen bilir, 2001 yılında tasfiye edilen Emlakbank’ın bankacılık faaliyetleri dışındaki bütün mal varlıkları, iştiraklerindeki hisse payları ve ticari gayrimenkulleri TOKİ’ye devredilmiştir. Ayrıca, 2003 yılından itibaren 2985 sayılı Yasa’da yapılan değişikliklerle; imar planları hazırlanması, arsa üretimi ve “Kentsel Dönüşüm Projeleri”nin uygulanması konularında TOKİ’ye önemli görev ve yetkiler verilmiş, son olarak, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü’nün bütün malvarlığı da bu İdare’ye devredilmiştir. Böylece, TOKİ ve Emlak GYO AŞ’nin mülkü haline gelen İstanbul Ataköy, Ataşehir, Bahçeşehir bölgelerindeki ticari arsalar ve konutlar ile Ankara Bilkent, İzmir Mavişehir ve ülkenin diğer kentlerindeki çok kıymetli gayrimenkuller anılan bu şebeke tarafından yönetilmeye başlanacaktır.

Ekibin yaptığı ilk iş; konut ihtiyacı ve talebinin yüksek olduğu ve kentsel rantların büyük rakamlara ulaştığı İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde Emlakbank’tan TOKİ’ ye devredilen çok değerli arsa ve araziler üzerinde geliştirilecek inşaat projelerinin, 4734 Sayılı Kamu İhale Yasası’nın dışına çıkarmak olacaktır. Bunu sağlamak için Kamu İhale Kurulu’ndan uygun görüş alınacak ve “bütçeden ödenek harcanmasını gerektirmeyen gelir getirici işler” adı altında “Kaynak Geliştirme Projeleri” ya da daha yaygın kullanımıyla “Hasılat Paylaşım Projeleri”ne ağırlık verilmeye başlanacaktır. Soygunun 2. aşamasında, Kamu İhale Kurumu, söz konusu inşaat ve yapım işlerini de 4734 sayılı Yasa kapsamı dışına çıkaracak, TOKİ çetesinin soygun için önü tümden açılacaktır. Nitekim son 8 yıldır gerçekleştirilen hukuka aykırı ve usulsüz işlemler sonucunda kamu mülkiyetindeki çok değerli varlıklar elden bir bir çıkarılacaktır. Bütçe’deki sınırlı ödeneklerle karşılaştırılmayacak ölçüde değerli olan ve TOKİ ve Emlak GYO AŞ’ne ait hale getirilen arsalar, ihale aşamasında hazırlatılan yanlış, kasıtlı ve yanıltıcı ekspertiz raporlarına dayanılmak suretiyle ya da ihale öncesinde kasıtlı olarak arsa değerlemesi yapılmadan çok düşük bedeller üzerinden kamu varlıkları arasından çıkarılacak ve büyük inşaat firmaları ile onların gizli ortaklarına transfer edileverecektir.

Yüzlerce somut örnek verebilirim ama size sıkmamak için bir kısmını vereyim şimdilik:

Çok değil, üç yıl önce; umarsızca, arsızca, göstere göstere yapılan yolsuzluğun kokusu her köşeden duyulmaya başlamıştı. Özellikle 5’i İstanbul Ataşehir, ikisi İzmir Mavişehir ve İstanbul Yukarı Dudullu Köyü'ndeki projelerde Emlak GYO'nun arsalarının gerçek değerinin altında gösterildiği, müteahhitler tarafından yüklenilen inşaat maliyetlerinin ise şişirildiği ayan beyan ortada idi. O kadar ki, Ataşehir Doğu Bölgesi 2 bin 230 konut projesinin arsası 31 Aralık 2002'de bir ekspertiz şirketi tarafından 109.1 milyon YTL (trilyon lira) olarak belirlenmişti. Aynı arsa 9 ay sonra, yani ihalenin yapıldığı 20 Eylül 2003'te, TOKİ’nin bulduğu(?) başka bir ekspertiz şirketi tarafından 57.9 milyon YTL olarak değerlendirilecek, ihale de bu fiyattan gerçekleşecekti. Türkiye’de, her nasılsa, ilk kez, ilerleyen süreçte arsanın değeri artacağına tersine düşmüştü. Yani, kamunun malı olan arsa aracılığıyla, dini bütün Müslüman müteahhide 51 milyon YTL. “kıyak” yapılmıştı. Aynı arsa için 27 Nisan 2004'te ilk değerlemeyi yapan ekspertiz şirketi tarafından biçilen değer ise 110.2 milyon YTL idi. Benzer bir durum İzmir Mavişehir Projesi'nde de yaşanacaktı. Aralık 2002'de 15 milyon YTL değer biçilen arsa, aynı ekspertiz şirketi tarafından 31 Aralık 2003'te 5.4 milyon YTL’ ye indirildi. Yani 3’te bir fiyatına düşmüştü bir yıl sonra arsa. 132 konut ve 12 işyeri projesinde de arsanın 31 Aralık 2002'deki değeri 3.52 milyon YTL, ihalenin yapıldığı 29 Eylül 2003'teki değeri 3,5 milyon YTL ve 31 Aralık 2003'teki değeri 8.3 milyon YTL gösterilecekti. Soygun bu kadar açıktı ve acımasızdı. TOKİ yöneticileri cahil ama cesurdu. Soygun için gözleri dönmüştü, arsızca ve hayâsızca işler çeviriyorlardı. Bu konuda belli ki uzmanlaşmış, hesaplarını en ince ayrıntısına kadar yapmışlardı.

Emlak GYO'nun arsalarının gerçek değerinin altında gösterilmesiyle şirketin daha baştan zarara uğratıldığı açıktı. Bölgedeki emsal arsalarda arsa sahibinin payı yüzde 65-70 hatta 80 dolayında olmasına karşın, Emlak GYO'nun payının yüzde 25-30 seviyesinde tutulması da soygunun bir başka parçasıydı. Arsa sahipleri bilir, hani müteahhitle arsa karşılığı ev için anlaşılır ya. Arsanızı verirsiniz, müteahhit de size iki ya da üç daire verir. Daha kıymetli ve büyük arsalarda ise yüzde ile anlaşılır. Müteahhit diyelim ki 100 daire yapacak o arsada. Yüzde 60 ile anlaştınız mı, 100 dairenin 60’ı sizin olur. TOKİ’nin söz konusu arsaları, İzmir ve İstanbul’un en değerli arsalarıdır, yani yüzde 80’liktir aslında. Ama TOKİ, her nedense(!) bulduğu dinci ve hırsız müteahhitlerle yüzde 25’e anlaşıverir. TOKİ’nin pervasızca gerçekleştirdiği arsızlık ve hırsızlıklar bununla da bitmez; söz konusu projelerde yüklenici firmalar tarafından üstlenilen toplam maliyetler hesaplanırken, inşaat işlerinde yüzde 25 oranındaki genel giderler ve müteahhitlik kârının 'mükerrer' olarak hesaplara dahil edildiği de ortaya çıkar. Kısacası devletin/kamunun malı, kendi seçtikleri, kendilerine yakın hırsız müteahhitlere peşkeş çekilmekte, devletten çalınarak müteahhide ikram edilen milyonlarca YTL. Daha sonra aralarında pay edilmektedir. Aslında Emlak GYO'nun 2003 yılı sonu itibarıyla bankalarda 372.2 milyon YTL (trilyon lira) nakdi bulunmaktadır. Bu yüzden söz konusu projeleri kat karşılığı müteahhide vermek yerine kendisinin de kolaylıkla gerçekleştirebileceği açıkken, niye müteahhitlere verildiği açık değil mi? Üstelik bu tür projelerde, ön ödemeli satışlar yoluyla oto finansman olanağı da bulunmaktadır. Nitekim söz konusu müteahhitler, bu yolla inşaat maliyetini daha işin başında çıkardılar.

Bunlar yapılırken, hiçbir devlet kurumu yok mudur ki, bunlara dur desin? Vardır! Nitekim Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nca 02.12.2004 tarihinde hazırlanan Özel İnceleme Raporu’nda; Emlak GYO A.Ş tarafından 2003 ve 2004 yıllarında hasılat paylaşım modeliyle ihale edilen projelerde gerçekleştirilen mevzuata aykırı, usulsüz işlem ve ihmal sonucunda, Şirketin kamusal varlıklarının, emsallerine göre bariz şekilde düşük fiyatlar uygulanmak suretiyle elden çıkarıldığı, bu şekilde Sermaye Piyasası Kanunu’nun 15. maddesi kapsamında şirketin mal varlığında ve kârında azalmaya yol açıldığı saptanacak ve Başbakanlık Teftiş Kurulu ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun birlikte yürüteceği bir inceleme ve soruşturma talebinde bulunulacaktır.

Ancak, devletin teftiş ve denetim birimlerinin çalışmalarını olanaksız hale getiren mevcut koşullarda, söz konusu soruşturmaların, siyasi iktidarın baskı ve müdahalelerine maruz kalınmadan selametle sonuçlandırılması mümkün olmayacak ve Başbakanlık Teftiş Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bayındırlık Bakanlığı müfettişlerince gerçekleştirilen göstermelik bir soruşturma sonucunda, hukuka aykırı işlem ve uygulamalar ile ortaya çıkan kamu zararları örtbas edilmeye çalışılacaktır. Bunun üzerine, Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca 2005 yılında hazırlanan göstermelik rapor sonucunda; ulaşılan kanaat ve görüşlere iştirak edilmediği YDK tarafından Başbakanlığa bildirilecektir. Çünkü devlet devlet olalı, bu kadar açık soygun görülmemiş, böylesine soytarı bir teftiş raporu düzenlenmemiştir!

YDK Özel İnceleme Raporunda saptanan, hukuka aykırı ve kamu zararı doğuran işlemleri gizlemek ve sorumlularını kurtarmak amacıyla göstermelik olarak hazırlanan bu Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporu halen gizli tutulmakta ve kamuoyunun bilgisinden saklanmaktadır. Niye acaba? Bu raporun kamuoyunun bilgisine sunulması bile soygunu gözler önüne serecektir. Tabii özellikle bu raporu hazırlayan müfettişlerden de denetim görevini ihmal, istismar ve çarpıtma nedeniyle hesap sormak gerekir. Unutmadan söyleyeyim, bu arada Yüksek Denetleme Kurulu’nda görev yapan ve TOKİ ile Emlak GYO AŞ’deki yolsuzlukları saptayan, yani çıkar tekerine çomak sokan denetim ekibi tümden dağıtılacak, bu yolsuzlukları gizlemek için görevlerini kötüye kullanmayı göze alan Başbakanlık ve Bayındırlık Bakanlığı müfettişleri ise ödüllendirilecektir.

Peki bunlar olurken, ana muhalefet partisi CHP ne yapmaktadır. Haberleri yok mudur bu soygundan? Vardır! Peki ne yapmışlardır? Söz konusu Teftiş Kurulu Raporu’nun TBMM KİT Komisyonunda tartışılmasını sağlamak, basını ve kamuoyunu aydınlatmak amacıyla CHP milletvekilleri (Deniz Baykal döneminde) TOKİ yolsuzlukları konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmişlerdir. Ancak komisyonda çıtları bile çıkmamış, dut yemiş bülbül olmuşlardır? Niye mi? Çünkü TBMM KİT Komisyonunda görev yapan CHP milletvekillerinin bu suskunlukları karşılığında TOKİ tarafından konut sahibi yapılmak üzere ödüllendirilmişlerdir. Ankara Çay Yolunda bir kısım AKP ve CHP milletvekilleri ile üst düzey yargı mensupları, Başbakanlık bürokratları ve kimi sözde satılık gazeteciler için kamuoyundan gizlenerek yapılan bu ödül konutların, değeri 550- 600 bin lira alt sınırındadır. (Konuyla ilgili olarak Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde Mülkiyeliler Birliği’nce TOKİ’den bilgi edinilmeye çalışılmış, buradan ev alanların isimleri istenmiş, ancak, zorunlu olmasına karşın  yanıt bile verilmemiştir. TOKİ tarafından bilgi verilmemesi nedeniyle, bu uygulamadan yararlananların şimdiye kadar hangi tutarda ödeme yaptıkları bilinmemekle birlikte, ilgililerin 140-150 milyar lira arasında değişen tutarlarda ödeme yaptıkları, ayrıca bu ödemeler için Vakıfbank’tan çok uygun koşullarla konut kredisi kullandıkları bilinmektedir.)

Söz konusu konutlardan yararlandırılan milletvekili, yargı mensubu, gazeteci ve diğer ilgililere her bir konut için asgari 400 bin YTL tutarında avantaj sağlanmaktadır. Zaten birçok alanda özel ayrıcalıkları bulunan bu kesimlere konut edindirmede sağlanan kolaylık ve avantajlar, tabii ki sade vatandaşlara ve yoksullara tanınmamıştır. Bu çerçevede, AKP’nin yoksullar ile dar gelirlileri kira öder gibi ev sahibi yapma vaadinin nasıl bir yalan ve aldatmaca olduğu o kadar açık ki…Peki kim soracak bunun hesabını?. Sus payı olarak TOKİ’den ballı ev alan CHP mi? Dağıtılan teftiş kurulları mı? Hesabı sorması gereken ve yine ballı evlerden nasiplenen yargı mensupları mı? Rüşvetle rapor yazan müfettişler mi? Rüşvetle susturulan sözde gazeteciler mi? Kim? Böylesi bir çete Türkiye’ye hiç gelmedi. Bilinen çetelerin hiçbiri  bu dinci çetenin eline su dökemez!

Her neyse, özetlersek, TOKİ aracılığıyla, İstanbul Belediyesi’nde stajlarını tamamlamış TOKİ soygun çetesi aracılığıyla, 8 yılda en az 6,5 milyar dolar soyulduk. Bu örgütlü eşkıyanın cebine gitti bu paralar. Gitmeye de devam ediyor. İstanbul Belediye’sinin soygun çetesi, TOKİ’yi; bize ait değerleri, devletin hazinesini soydu ve soyuyor. Kendilerine karşı çıkanları ya rüşvetle susturuyor, susmazsa yaşadığına pişman ediyor. Ve bu Cumhuriyet tarihinin görmediği büyük ölçekli soygun sürerken, kamuya, hepimize ait devlet arazileri çatır çatır elden çıkarılıp paraya tahvil edilirken, TOKİ aracılığı ile cahil cühela insanlara “ne velet yapıyoruz ama…” propagandası yapmıyorlar mı?

Ve 8 yıldır bu organizasyonu, en ince ayrıntısına kadar kurgulayan, yöneten kişi şimdi TBMM’de. Hem böylece ödüllendirildi sahiplerince hem de olası bir yargılamadan kaçırıldı. Acaba o yasama döneminin de sonu gelmez mi? Bunların hesabı bir bir sorulmaz mı?

(ALINTI)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.522 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.