ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2017, 12:00:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ  (Okunma Sayısı 1518 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bergütey
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 486


Türkiye Türklerindir!


« Yanıtla #10 : 03 Kasım 2017, 16:16:52 »

''Laik, Demokratik ve Çağdaş Cumhuriyet  yapılanması içinde,  Türk’ün örf, adet ve Töresine göre yaşamasını sağlamak."

Türk'ün töresinde var mı bunlar ki Türk Töresini anıyorlar!

Bunları almazsa veya karşı olduğunu söylerse anayasal olarak açılamaz parti. Pratiğe, gerçeklere bakmak lazım biraz. Bana kalsa hiç beklemeye gerek yok, şu an Türkçülük hakim olsun, hatta Turan kurulsun. Bu tarz söylemlerin pratikte bir karşılığı var mı şu an için? Hayır. Adamların aksini düşünse bile parti programlarına, tüzüğe bunları alması normal yani. Böyle herkesi dışlaya dışlaya, direk kestirip atarak gidersek çok dövünür dururuz niye bir avucuz diye.

Konuya gelirsek, Türkçülüğü hakim kılmayı hedefleyen bir parti kurulacaksa bu şekilde olmamalı. Tıpkı şu anki iktidarın ilk dönemleri gibi keskin ideolojik söylemlerde bulunmamalı, her kesimden oy alabilecek kısaca gücü ele geçirebilecek bir yapıda olmalı. Türkçülüğü geçelim, milliyetçiliği bizimkinin yanında devede kulak kalacak, hatta işin içine dini de katan MHP'nin bile aldığı maksimum oy %18 bunca senede, o da Apo yakalandı diye. O olay olmasaydı muhtemelen %12-13'lerde kalacaktı en fazla. Hep iktidar olan partiler belli, Demokrat Partidir, Adalet Partisidir, ANAPtır, Doğru Yoldur, Refahtır AKPdir hep yakın çizgideki partiler. Kimi yumuşak kimi sert muhafazakar, iktisadi açıdan liberal-kapitalist partiler. Hadi eskiden bir sürü merkez sağ parti vardı böyle, MHP, AKP'nin tek sağ alternatifi olduğu dönemde bile merkez sağ oylarını alamadı, onlara alternatif olamadı. Komple AKP'ye gitti o oylar. Demek ki bu ülkede sadece milliyetçi söylemler kullanmanın oy olarak hiçbir getirisi yok. Ekonomik meselelerden de bahsedeceksin, muhafazakar söylemlerde de bulunacaksın. Bu çağın da icapları bu. İktidar gücünü ele geçirdikten sonra asıl mesele başlıyor zaten. Ondan sonra kürsüde Ne Mutlu Türk Doğana! de istersen, iki ayyaş dediler de ne oldu hani hiçbir şey olmadı. Oraya geldikten sonra gerisi basit yani.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Irkçılığın sebebi yoktur, sebep arayan varsa da ırkçı değildir.
Attilahunturk
BAĞA TARKAN
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 310


« Yanıtla #11 : 03 Kasım 2017, 21:19:21 »

İktidarın yolu parti liderinin imajından geçer. 100 sene öncesine kadar tek bir hükümdarın yönetmesine alışmış bir millet , demokrasiye adapte olmuş gibi görünse de , bir ekibin, partinin, meclisin topyekün olarak ülkeyi yönetmesine alışık değildir. Kendimizi kandırmayalım, seçim var diye demokratik bir ülke olmuyoruz. Bu halk demokrasiyi sadece seçimlerden ibaret sanıyor ve oy verdikleri partilerle kendilerinin mecliste temsil edildiğini zannediyor . Halbuki cumhuriyet deyince, milli egemenlik deyince halkın her durumda yönetime dahil olması, ülke içinde alınan kararlara doğrudan olmasa da halkın dolaylı olarak müdahil olabilmesi akla gelir. Eğer siyasiler bir yasa çıkarırken halkın isteğini göz önüne almıyorsa, nabza göre değil de kişisel çıkarlara uygun hareket ediyorsa , zaten demokrasi işlemiyor demektir.

Demokrasinin işleyebilmesi için devletin kendine ait bir anket kurumunun sürekli bir biçimde halkın genelini temsil eden kitlelerden, anket, şikayet, öneri gibi istekleri, talepleri toplayıp , derleyip meclise sunması gerekir.Devlet  kritik durumlarda referandum yapacak, sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışacak, stk'ların üstündeki baskıyı kaldıracak, fikir özgürlüğü ortamını sağlayacak. Bu şekilde halkın talepleri daha kolay bir şekilde meclise gelebilecek. Protestolar dikkate alınacak, protestolar ve halk hareketleri bir meydan okuma veya tehdit olarak değil, milletin düşüncesini , sıkıntısını, şikayetini öğrenmek için bir fırsat olarak değerlendirilecek (Kastettiğim Türk soyluların önerileri, talepleri, sıkıntılarıdır. Etniklerin lehinde olan bir demokrasi istemiyoruz. Yoksa, etniklerin protestoları da stk'ları da tehdittir, tehlikedir. Demokrasi , Türk'ün çıkarınaysa kabul edilebilir,.değilse istemiyoruz öyle demokrasiyi )

Demokrasi demek, halkın uzlaşması demekse, işleyiş de böyle olacak. Meclis, kavgaların yeri değil uzlaşının merkezi olacak.
Bu ortam var mı bu ülkede ?

Hayır

Demokrasi siyasilerin birbirini kandırdığı, laf sokanın öne geçtiği , fikirlerin birbiriyle tartışıp doğru olanın aranıp bulunduğu değil , sayıca çok olanın az olana hükmettiği, kaliteli düşüncelerin sayıca az olmasıyla yok sayıldığı bir sistem olmuş.

Seçmen de parti liderlerinin kavgalarıyla tatmin olan, yönlendirilen kitlelerden oluşuyor iken sistemin tıkırında gittiğinden nasıl bahsedebiliriz.

Doğruya doğru bir gerçek var. Biz daha demokrasiye alışmış bir millet değiliz. 200 yılda , meşrutiyetle başlayan bu macera en fazla günümüzdeki haline kadar ilerleyebildi.
Totaliter rejimlerden çoğulcu demokrasilere geçişte yaşanan sorunları henüz atlatabilmiş değiliz.
Şimdi ortam böyleyken Türkçü bir parti olarak kurulan Ötüken Birliği Partisinin başarı şansı nedir ?

En başında dediğim gibi bu ülkede bir partinin liderinin imajı başarısının büyük çoğunluğunu oluşturur. Bu partinin başındaki isim kimdir o bile muamma.

İkincisi , bu parti söylem olarak neyi seçecek ? Eğer ırkçı bir politika güderse barajı bile aşamayacak. Bu oyunu kazanmak istiyorsa bunun yolu herkese hitap edip herkesten oy kapmayı başarmaktır. Merkez bir politika izlemekten başka çare yok.


Eğer ki başa geçmek gibi bir hedefleri varsa dinciye dinci, laik'e laik, cumhuriyetçiye cumhuriyetçi, milliyetçiye milliyetçi gibi görünecek, hatta etniklere onlardanmış gibi yaklaşıp oylarını alacak.

Amaç fazla oy ise, çok yönlü olacak ve her konudan bahsedecek, her kesime hitap edecek. Sadece Türkçülerin oyuyla bir yere varılmaz.  Yeni parti ihtiyacı doğmuşken bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Aksi takdirde milleyetçilerin oylarını bölmekten başka hiçbir işe yaramaz.
Yine de, güvenebilirsek, iyi niyetlerle  kurulduğuna, Türk soyunun menfaati için çalışacağına inanırsak destekler oy veririz.

Her ne kadar demokrasinin Türk'ün en büyük düşmanlarından biri olduğuna inansam bile bu tarz ırkçı partilerin kurulması gönül okşuyor .

Demokrasi, Türk soyu diğer yabancı soylardan sayıca çok iken kabul edilebilir ve işimize yarar. Sayıca azınlığa düştüğümüz veya çoğunluk kandaşımızın uykuda olduğu , yönlendirildiği anda aleyhimize işler ve Türk için büyük tehlikedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #12 : 04 Kasım 2017, 12:56:38 »

Atillahunturk düşüncelerine tamamen katılıyorum.

Kesinlikle de Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Yani siyasetin varlığı, seçme ve seçilme hakkı gibi bir takım başlıklar bizleri daha bir demokrasi zengini yapmış olmuyor. Son yıllarda türlü teknik ve kanuni oyunlar ile yürütülen oy sayım hileleri demokrasi denen çukuru daha da çok derinleştirmiştir. Seçmenin oy verdiği partinin ne kadar oy aldığı ve seçmenini mecliste hangi oranda temsil ettiği ise de tartışma yaratacak bir temsil hakkı doğurmaktadır.

Demokrasilerde, yönetenin kendisini iktidara getiren milletini karar sürecine katması gerekliliği, çağdaş yönetim anlayış süreçlerinin önemli özelliklerinden bir tanesi olarak servis edilirken seçim denilen hileli oyunların içinde türlü propagandalar ile türlü kalabalıkları kendine asker edinen sistemler bir milletin kaderine hükmedebilmektedir.

Bugün iktidara getirilen birçok sistem kapitalist düzen için küresel güce bağımlı bir yönetim yapısı teşekkül edilmesine dayalıdır. Teşekkül edilen siyasi yapı bu güçler adına milletinin gelirlerini toplar, ele geçirilen milli kaynaklar kurdukları siyasi teşekküller tarafından merkez finans kurumlarına aktarılır, devredilir ve kullandırılır. Tıpkı Osmanlı Hükümeti temsilcileri ile Avrupalı alacaklıların temsilcilerinin 1 Eylül 1881 günü başlayan ve yaklaşık 4 ay süren çalışma ve görüşmeler sonucu ortak bir metin üzerinde anlaştıkları gibi!

O dönemde de şimdi olduğu gibi bu metin hükümet tarafından bir kararname şekline getirildi ve bu karar kimseye danışılmadı. Kararname, 20 Aralık 1881’de Padişah tarafından İrade-i Seniyye olarak yayınlanarak resmi bir nitelik kazanmış oldu. İrade-i Seniyye’nin yayın tarihi Hicri 28 Muharrem 1299 yılına rastladığından bu kararnameye Muharrem Kararnamesi denilmektedir. Kararnamede Osmanlı borçlarının yönetimi için bir kurum oluşturulması konusunda anlaşılmıştı. İleride de çok tartışmalara sebep olan bu kuruma “Düyun-u Umumiye-i Varidat-ı Muhassasa İdaresi,” kısaca “Düyun-u Umumiye İdaresi” denilmiştir. Böylece ilk dış borçlanmasını 1854 yılında gerçekleştiren Osmanlı, II. Abdülhamid’in padişahlığı döneminde kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi ile borçlanma serüveninde yeni bir sayfa açıyordu.

Bu dönemi niye dile getirme gereği duyduk? Partilerde ya da iktidarlarda ülkü yoktur. İktidara geçmek veya orada kalmak için en aşırı tavizlerden çekinmezler. Devletçilik ilkelerinin baş düşmanı olan siyasi iktidarlar ve getirdikleri demokrasiler ilk önce dışa bağımlı bir yapı meydana getirir; değerleri, geçmişi, tarihi ve milleti birer rakama döndürür, ruhları çürütür, akılları satın alır.

Demokrasi özgürlüğe, oligarşi zenginliğe, aristokrasi ise seçkinlerin yönetimine atıfta bulunurken ne kadar ikiyüzlüdür. Bizim muhafazakar demokrasimiz ise ne kadar daha varlığını korur göreceğiz. Demokrasi söylemini siyasi meşruiyet arayışı çerçevesinde ele alan yaklaşımların önemli bir kısmında iktidarlar siyasal sistem, seçmen kitlesi ve uluslararası kamuoyu düzeyinde üç alana vurgu yaparak varlıklarını sürdürürler.

Adalet, temel hak ve özgürlükler, sosyal dayanışma, hoşgörü gibi asırlar boyunca insanlık vicdanının kabullendiği ve bugüne taşıdığı ‘ortak iyi’ denilen değerleri korumayı amaçladığını dile getiren şuursuz demokrasi sistemini bu ifadeler ile asla kabul etmeyeceğiz.

Tan Hu
04.11.2017
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 600


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #13 : 04 Kasım 2017, 12:58:00 »


“Türkçüler bugünlük ancak Türkçü karakteri olan partileri tutarlar. Türkçülükten sapan veya taviz veren hiçbir parti Türkçülerce tutulmaz, tutulamaz. Türkçülüğün ne olduğu açık, seçik ortada bulunduğu için bugünkü tutumları ile hiçbir parti Türkçü değildir.

Türkçülük bugün siyasî değildir. Fakat bir gün siyasî bir kuruluş durumuna gelirse bütün Türkleri kurtarıp birleştirecek bir program ile ortaya çıkacaktır. O zaman, şüphesiz çağı, durumu ve ortamı kollamakla beraber bunlara bağlanıp kalmayacak, bu kaygıların üstüne çıkacaktır. Dünün gerçeklerini yeniden gerçekleştirecektir.

İlerde şartlar hazır olunca, meşru partilerden biri Türkçü parti haline gelir veya bir Türkçü parti kurulursa Türkçülük o zaman siyasete girmiş olacaktır. Şu da unutulmamalıdır ki, Türkçülüğün iktidara geçmek için mutlaka parti kurması lüzumu yoktur. Türkçülük beyinle ve gönüllere şuurla yerleştikten sonra bu, partisiz de olabilir.”

Gök Bilge Nihal ATSIZ, Ötüken, Şubat 1970, Sayı: 104

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Akıncı Türk Beyi
BİLGE BOZKURT
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 334



« Yanıtla #14 : 04 Kasım 2017, 15:49:47 »

"Türkçülüğün iktidara geçmek için mutlaka parti kurması lüzumu yoktur. Türkçülük beyinle ve gönüllere şuurla yerleştikten sonra bu, partisiz de olabilir."

ATSIZ
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkiye yalnızca soyu Türk olanlarındır.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.683


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #15 : 09 Kasım 2017, 16:44:41 »

ÖTÜKEN BİRLİĞİ PARTİSİ
Programı
Madde : 37

                 37-) İÇ VE DIŞ GÜVENLİK :     
             Ülkemizde İç ve Dış güvenlik kevgire dönmüş durumdadır,
a- Milli istihbarat teşkilatımız yeniden yapılandırılacaktır
b- İç ve dış istihbarat özel polis gücü birimleri kurulacaktır.
c- Polisimiz yalnızca Türk milletinin tarafsız ve adaletli polisi durumuna getirilecek Türk milletinin polisi olacaktır.
d- Asker ve Polislerimiz Türk kökenli olacak, yabancılarla evlilikleri yasaklanacaktır.
e- Askerlerimizin ,Polislerimizin, Kamu ve Devlet memurlarımızın görevlerini kötüye kullanmasının tespiti halinde Görevlerinden alınacak suç unsuruna göre hapis cezalarına çarptırılacaktır
f- Ülkemizin aleyhine ajanlık faaliyetinde bulunanların tespiti halinde vatandaşlıktan çıkartılacak, sınır dışı edilecektir.
g- Vatana ve Bayrağa ihanet edenler kesinlikle af edilmeyeceklerdir.
h- Şehitlerimizin  çocuklarının eğitimleri Devlet tarafından sağlanacaktır.
i- Gazilerimizin sağlık hizmetleri, protezleri Devlet tarafından karşılıksız sağlanacaktır.
j- TSK kendi içinde Askeri mahkemelerini kuracak Mahkemelerde devlet tarafından birer gözlemci bulundurulacaktır.
k- Askeri okullarımız yeniden açılacak öğrenci alımları çok sıkı kontrol denetim mekanizması çalıştırılacaktır.
l- TSK yeniden yapılandırılacak
m- TSK içinde görev yapan Askerlerimiz komutanlarının özel işlerinde çalıştırılmayacaktır. Tespiti halinde soruşturma başlatılacaktır.
n- GATA ve diğer Askeri hastahanelerimiz  düzenlenecek TSK emrine girecektir.
o- TSK  kendi yemeklerini kendi bünyelerinde yapacaklar, TSK içine bu konuda sivil yemek firmaları giremeyecektir.
p- Karasularımız içinde bulunan adalarımızın hepsi tavizsiz geri alınacaktır.
q- Mülteci akını durdurulacak, Türk tabiyetine geçenlerin vatandaşlıkları iptal edilerek ülkelerine geri yollanacaktır.
r- İdam cezası kapsamlı olarak suçlar kapsamında uygulamaya geçirilecektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.076 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.