Muhsin Yazıcıoğlu
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 04:50:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Muhsin Yazıcıoğlu  (Okunma Sayısı 4091 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Açina Tayeçe
Ziyaretçi
« : 12 Kasım 2013, 13:40:14 »

MUHSİNİ YERE GÖĞE SIĞDIRAMAYAN GAFİLLER OKUYUN.Ben ölünün arkasındanda önündende konuşurum ihanetin ölüsu dirisi olmaz.Bizde ite it denir.

MUHSİN YAZICIOĞLU BBP Yİ NASIL KURDU?

1991 yılında yapılan Genel Seçimlerde MHP, RP ve IDP barajı aşmak için ittifak yaptılar. Bu seçimde ittifak partileri toplam 62 milletvekili çıkardı. Yemin töreninden sonra MHP 17, Aykut Edibali iki veya üç milletvekilini çekerek partilerine geçtiler. Muhsin Yazıcıoğlu ve Ökkeş Kenger MHPden seçilmişlerdi.

Bu arada cezaevlerinde yatan Ülkücülerden Türkeşe karşı bazı tepkiler olduğunu gördüm. Bu kışkırtmalar bilinçli olarak Muhsin tarafından yapılıyordu. Merhum Alparslan Türkeşe bir mektup yazdım. Cezaevlerini aydınlatacak birilerini göndermesini, aksi takdirde cezaevlerinin ölü doğuracağını ifade ettim. Bir baktım ki Muhsini göndermiş. Merhum Türkeş, tilkiyi tavuklara bekçi olarak göndermişti.

Muhsinin kayınpederi Erbakanın sağ kolu denebilecek fanatik Refahçı Maraşlı bir aile reisidir. Tabi ki yenge hanım da fanatik Erbakancıdır. Refahçı kayınpeder ve yengemiz ; Muhsin sen MHPye Genel Başkan olmalısın, artık Türkeş bunamış, çekilmesi lazım. Bu davanın Başbuğu sen olmalısın diye gaz veriyorlardı. Onlar da başbuğ olamayacağını biliyorlardı ama hiç olmazsa başbuğ olamazsa bu kızgınlıkla istifa eder, Refah saflarına geçer diye hesap yapıyorlardı. Kayınbaba tarafı bu beklenti içerisindeyken, Muhsin de boş durmuyor, adaylar dikiyor, listeler çıkarıyor. Merhum Türkeş de bu kongreleri iptal ediyor veya Muhsinci başkanı fesh ettiriyordu. Aslında böyle değildi ama Muhsine göre böyle oluyordu.

Süleyman Demirel, SHP ile koalisyon kurmuştu. Demirel bazı meselelerde Türkeşe danışıyor, hatta Türkeşi almadan Türk Dünyasına bile gitmiyordu. Muhsin, Ökkeş ve arkadaşları Türkeş Orta Asyaya giderken Demirelin çantasını taşıdı diye propaganda yapıyorlardı. MHP grup kurmadan Mecliste sesini duyuramıyordu, bütçeden para alamıyordu. Türkeş, hükümetin bazı olumlu çalışmalarına Mecliste destek veriyordu. Bu sebepten Muhsin ve arkadaşları tarafından ihanetle suçlanıyordu. Demirel ve SHP de, MHPni grup kurabilmesi için kararname çıkardı ve 21 olan grup sayısını 20ye düşürdüler. Bu arada ANAPtan 3 milletvekili istifa edip gelecek ve MHP grup kuracaktı.

Tam bu sırada bir bomba patladı. Muhsin Yazıcıoğlu, Ökkeş Kenger, Esat Bütün, Saffet Topakbaş ve Ebibaliden bir milletvekili istifa ettiler. MHPnin grup kurması planı suya düşmüştü. Turgut Özal ile aralarında bir irtibat olduğu dedikodusu çıktı. Bu çöpçatanlığı da Fethullah Gülenin yaptığı söylendi. ANAPdan gelecek olanlar da gelemedi. Bu arada Fethullah Gülenin adamları olan Zamancılar, Muhsinin etrafını sardılar. Toplantılarda kalabalık yapıyor, birbirleri ile fısıltı ile konuşuyorlardı, Aman Muhsinin etrafında kalabalık yapın da MHPye geri dönmesin diyorlardı. Muhsin gaza geldi ve dönmedi. Çok kısa zamanda Büyük Birlik Partisi adında bir parti kurdu. MHPnin dahi kendine ait bir genel merkez binası yokken Muhsin, Sıhhiyeden, Sağlık Bakanlığının tam arka sokağında yedi katlı bir bina satın almıştı. Biz de cezaevi arkadaşları olarak kendisine destek veriyorduk ama bu pahalı binanın alınması kafalarda soru işareti yaratmıştı. Cezaevlerine bakan vakfın başkanı olan Muhsin, paraların hesabını vermemek için oyunbozanlık yaptı ve ayrıldı diyenler de olmuştu.

Bu arada Muhsin toplantılarda neden MHPden ayrıldıklarının gerekçelerini anlatıyordu. Hatta Türkeşin hanımı denize mayoyla girdi diyecek kadar belden aşağı vurmaya başladılar. Hatta BBp teşkilatlarında Türkeşe ağır küfürler edenler de vardı. Sonra kendileri de mevcut hükümetle iyi ilişkiler içine girdiler. Bazı genel müdürlüklerin BBPye verilmesi ve biraz da para verilmesi halinde gensorularda hükümete destek verdikleri de söylendi.

Buraya kadar her şey dedikodu ve varsayımdan ibaretti. Ama 1994te bir arkadaş bana bir bilgi getirdi. Beyinleri oynatacak bir bilgi vardı. Bu arkadaş Maraşlı olup, Ökkeş Kengerin samimi dostu idi. Ökkeş Kengere sorulduğu takdirde bu kişinin kin olduğunu bilecektir. Bir kış günü 1994 yerel seçimlerine yakın bir zamanda M.A. ile bir çay ocağına oturduk, sana çok mühim bir konu anlatacağım dedi. İsterseniz bizzat M.A.nın ağzından dinleyelim bu mühim konuyu:

Mecliste Ökkeşi ziyaret ettim. Ökkeş de beni bırakmadı. Tam dört gün Ökkeşin misafiri oldum. Gündüzleri mecliste, geceleri evde oturduk ve uzun uzadıya dertleştik. Ökkeşin bu ayrılıktan pek memnun olmadığını anladım ve sordum: Ökkeş sizin ayrılmanızın Turgut Özal ile bir ilgisi oldu mu? Dedim. Ökkeş, Abi biz bir bok yedik, hatanın neresinden döneceğimizi de bilemiyoruz. Özal meselesine gelince: Demirel-SHP hükümeti, MHPden Milli Eğitim Komisyonuna verilmek üzere bir isim istedi. Biz meclisten partiye geldik ve toplantı yaptık. Türkeş, toplantıya katıldı ve şöyle dedi: Arkadaşlar benim Hindistandan ve Çinden misafirlerim var, siz toplantınızı yapın fakat komisyona Korayın adını vereceğiz. Ben sonra gelirim. Dedi. Başbuğ salondan çıktıktan sonra biz kendi kendimize mırıldandık, Niye Koray oluyormuş? Niye seçimle olmasın? Belki biz başkasını seçmek istiyoruz? dedik aramızda. Diğer vekil arkadaşlar da buna itiraz etmediler ve biz seçim yaptık, Saffeti seçtik.

Bir süre sonra Başbuğ geldi, masanın üzerinde cam kavanozu gördü; ne o seçim mi yaptınız? Kimi seçtiniz? diye sorunca, biz evet seçim yaptık, Saffeti seçtik dedik. O zaman Başbuğ çok kızdı ve elinin tersi ile masanın üzerindeki cam kavanozu yere düşürdü ve kırdı. Ardından; Ben size Korayı seçin demedim mi? dedi ve çıktı gitti. Birden ortalık buz gibi oldu. Herkes salonu terk etmeye başladı. Biz dört arkadaş (Muhsin, Ökkeş, Saffet ve Esat) salonda kaldık. Ancak salona giren bizim dördümüzü görüyor. Biz rahatsız olduk ve daha rahat konuşabilmek için bizim eve gittik.

Bizim genel merkezden çıkıp eve ulaşmamız 20 dakika sürdü. Ben tam evin kapısına vrdım, hanım beni kapıda karşıladı; Yusuf Özal seni arıyor, dedi. Ben arkadaşların içeri girmelerini işaret ettim ve telefonu aldım. Yusuf Özal ile çok samimiyetim yoktur. Sadece meclis salonunda selamlaşırız. Yusuf Özalla hal hatır sorduktan sonra, Ökkeş Bey, Cumhurbaşkanı(T.Özal) sizinle görüşmek istiyor dedi. Telefonu kapattım ve bizim gündem aniden değişti ve Turgut Özal ile görüşelim mi görüşmeyelim mi oldu. Ancak benim anlayamadığım konu şu olmuştu: 20-30 dakika önce genel merkezde meydana gelen bir olaydan ve bizim 20 dakika sonra evde olacağımızdan T.Özalın nasıl haberi olmuştu? Özalın MHPde adamlarının olduğunu anlamıştım. Arkadaşlar arasında Bugüne bugün Türkiyenin cumhurbaşkanı görüşmek istiyor. Önemli olmasa aramazdı. Bizi yiyecek değil ya, gidip görüşelim kararı çıktı. Muhsinle birlikte benim temsilen gidip görüşmemizi istediler. Ben aradım ve Y.Özala gün ve saat verdim.

O gün ve o saatte biz Muhsinle köşkte cumhurbaşkanı Turgut Özalın makamına çıktık. Bizi odasının kapısında karşıladı. Kendisi makamına oturdu. Biz ön koltuklara oturduk. Hal hatırdan sonra Özal sözü başlattı: Ben her şeyi, olup biteni biliyorum. Siz çok çile çektiniz, her şeyi hak ettiniz. Daha iyi yerlerde olmalısınız. Ama bu gidişle partide sizi iflah etmezler. Dedi. Muhsin de, Efendim durumu bizden iyi biliyorsunuz. Bu durumda ne yapmamızı önerirsiniz? dedi. Özal da Ayrılın parti kurun. Bizimkiler de ayrı parti kuracaklar. (Halil Şıvgın ayrılıp parti kurmuşlardı) Benim sürem bitince siyasete döneceğim. O zaman birleşiriz dedi. Bu arada Muhsin tebessüm etti; Efendim parti kurmak kolay mı? Parti para ile kurulur. Benim daha Sivas esnafına borcum var dedi. Ben de söze girdim: Muhsin Bey haklı efendim, benim de Maraş esnafına, daha seçimden kalma borcum var dedim. T.Özal bizi hiç konuşturmadan çekmeceden bir çek çıkardı ve Hiç para konusunu düşünmeyin. Şimdilik bu 14 milyar ile partinizi kurun, ne zaman ihtiyacınız olursa beni arayın dedi ve çeki Muhsine uzattı. İnan ki abi, biz 14 milyarı bir arada görmüş insanlar değiliz. Çek Özalın elinde bir dakika havada kaldı. İkimizin de dili tutuldu. Ne evet, ne hayır diyebildik. Sonunda Muhsin baktı ki çek Özalın elinde havada kaldı, ayıp oluyor. Çeki aldı ve döş cebine koydu. Biz artık satılmıştık. Davayı, Şehitlerin kanını satmıştık. Konuşacak bir söz kalmamıştı. Hemen izin istedik. Özal kapıya kadar bizi yolcu etti. Biz başımızı yerden kaldıramıyoruz. Özal odasına döndü, biz köşkün salonuna gidiyoruz. Ben çekin 14 milyar (Yıl 1992. Bugünün 14 trilyonundan fazla) olduğuna bir türlü inanamadım. Muhsine dürttüm; Muhsin, şu çeki bir çıkar da bakalım. Bu çek 14 milyon olmasın ha! Dedim. Muhsin de Heye ben de bir türlü inanamadım dedi. Çeki çıkardık baktık ve sıfırları saymaya başladık ki, gerçekten 14 milyar idi. Ertesi günü partiden ayrılmak zorunda kaldık. Çünkü parayı almıştık. Ayrılmasak, Özal, bizi defe kor çalardı. İşte Özal ile ilişkimiz bu oldu. İlk 7 milyar ile genel merkez binasını satın aldık. Geri kalan 7 milyarı da bankaya koyduk, partinin masraflarını karşıladık. Dedi. Meğer bu adamlar davayı satmışlar

Ben de M.A.ya Başbuğun bundan haberi olup olmadığını sorduğumda: nereden olacak dedi. Ben Ankarada bir ağabeyin yanına gidip durumu anlattım. Bundan Başbuğu2un haberdar olup olmadığını sordum. O da: Ben bunu Koca Kurta anlatırım. Gerekirse senin ağzından dinlemek için seni arayabilir dedi. Aradan bir hafta geçti arayan olmadı. Ben tekrar o ağabeyin yanına uğradım. Abi sen Başbuğa söylemedin mi, arayan soran olmadı dedim. O ağabey de aslında seni arayacaktı ama daha büyük bir çek ortaya çıktı, bu nedenle seni aramadı dedi. Ben de bu çek kimden alınmış diye sordum. Özal, Antalyada Mor Koyunda dinlenirken, Muhsin, Özala bir mektup yazmış. Bu mektubu ülkücü bir gence vermiş, bu genç mektubu alıp Özala götürmüş vermiş. İşte 1994 seçimlerine girmek için para lazım diye yazıyormuş mektupta. Özal gence 70 milyarlık bir çek vermiş. Genç davanın satıldığını anlamış ve çekin bir fotokopisini çekmiş. Çeki Ankarada Muhsine verirken şöyle demiş, anlaşılan siz bu davayı satmışsınız. Beleşine deyyusluk olmaz. Bu çekten benim de komisyonumu verin demiş. Gence göz ağartmışlar, dövecek olmuşlar. Genel merkezden dışarı atıp kovmuşlar. Genç de bu 70 milyarlık çekin fotokopisini Başbuğa vermiş dedi.

Şimdi Muhsine göre MHP, büyük birliği sağlayamamış idi. Kendisi büyük birliği kurmak ve bütün ülkücüleri bir araya toplamak için Büyük Birlik Partisi2ni kurdu ama büyük birliği oluşturamadı. Neden Muhsinin yanında cezaevi arkadaşları yanında yoklar? Neden MHP barajın altında kaldığında %13 oy kaybederken, MHPye kızan ülkücülerden bir tanesi dahi Muhsine oy vermedi? İlk kuruluşunda oyu %1,75 iken, her geçen gün oyu düşerek %1lerin altına düştü? Bunun sebebini Muhsin gayet iyi biliyor. Çünkü bu Çek Olayını bilmeyen ülkücü kalmadı da ondan. Bunca rüşvete ve melanete rağmen hala dürüstlükten, delikanlılıktan, idealizmden yana mangalda kül bırakmıyorlar.

Bütün ülkücülere ve sade vatandaşa soruyorum: Böyle 5500 şehidin kanları üzerinde pazarlık yaparak, davaya ihanet eden bu beyleri cezası ne olmalıdır? Lütfen Allah rızası için, bu cezayı siz tayin edin

Kaynak: Alperen
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 990



« Yanıtla #1 : 12 Kasım 2013, 14:18:02 »

Muhsin bey'in ilk ayrıldığında sebep soruldu, MHP islamdan uzaklaştı diye sebep sundu.
Bende bu konuda size yaşanmış bir anekdot anlatayım.
Ordu ilimizde kurultay gibi toplantı var, Muhsin bey ayrılmadan birkaç ay önce.
Alparslan Türkeş Ordu'ya vardı. Muhsin bey sonra geliyor, saat geceye yakın bir vakit.
Soruyor; "Başbuğ nerde?", istirahate odasına çekildi cevabına rağmen ille de görmek istiyor.
Kapıyı açıyor bakıyor ki, Türkeş namaz kılıyor. Kapıyı kapatıyor ve hayıflanıyor; "Başbuğ iyice erdi".
Ne oldu ki?, diye sorulunca; "Ne zaman baksam namaz kılıyor, iyice erdi" diyor. "Araba ile giderken de,
arabayı bazen yerli yersiz vakitli vakitsiz sağa çektiriyor, tutturuyor 2 rekat namaz kılmak istiyorum, Başbuğ iyice erdi" diyor.

Aradan birkaç ay sonra, partiden giderken, MHP islamdan uzaklaştı diyen Muhsin bey, 6 ay önce erdi idiyse, ya o zaman
yalan söyledin Türkeş ermediydi, ya da ayrılınca yalan söyledin, MHP islamdan uzaklaşmadıydı. Ya o ya o, karar ver.
Yani Muhsin bey hangi dediğine inanacağımıza bizi şaşırttın, koydun.  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.163



« Yanıtla #2 : 12 Kasım 2013, 16:45:32 »

 Türkeş'in durumu çok vahim. Bizlerin yanında ümmetçi yobaz, onların yanında ırkçı kafir olarak anılıyor.
 Muhsin Yazıcıoğlunun da bir videoda kendi ağzıyla söylediği şu sözler vardı ki hiç bu güne kadar vermeye çalıştığı ağır adam imajına uyuyor mu: MHP nin, dyp-shp koalisyonuna destek vereceğini öğrendiğim vakit(kendisi daha mhp deyken),  ıssız bir köşeye çekilip tecavüze uğramış gibi hissettim kendimi diye bir ifadesi vardı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.056 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.