Demokrasinin Bir Üst Modeli
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 08 Ağustos 2020, 08:17:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Demokrasinin Bir Üst Modeli  (Okunma Sayısı 3023 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tunçyürekli
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.149



« : 10 Mart 2014, 13:10:54 »

  Devlet kavramının ortaya çıkışından günümüze kadar, bu teşkilatın yönetimiyle ilgili bir çok model denemiştir insanoğlu. Bunun içinde teokrasi vardır, krallık, padişahlık, emirlik, kağanlık gibi işlevleri aynı isimlendirmeleri bulunduğu ulusa göre farklı olan modeller gelmiş geçmiştir. Bir çoğunda yetkinin Tanrı tarafından verildiğine inanıldığı için, emirleri kayıtsız şartsız kabul edilmesi gereken ve sorgulanamaz talimatlar olarak algılanmıştır. Günümüzde, egemenliğin bütün halka eşit olarak paylaştırıldığı sistem olan demokrasi, dünya nezdinde en çok kabul gören yönetim biçimidir.
 Demokrasi, ideal devlet yönetimi teorisinde olanca miktarda açık içermesine rağmen zaten bütün otoritelerce kötünün iyisi olarak tanımlanmıştır. Bu demokratik sistemlerde genel olarak devletin başına geçen kişiye de verilen oylar, kötünün iyisi diye adlandırılınca, ortaya çıkan devlet başkanın, kötünün iyisi sisteminin, kötünün iyisi seçilmişi şeklindedir. Bu sistem, Türkiye gibi eğitim düzeyi belli bir seviyenin altında olan ülkelerde ciddi tıkanmalara sebep olmuştur.

  Şu an bu sistemle başa gelen birileri, daha da gerilere giderek padişahlık üniformasını üstüne giymeye çalışmaktadır. Bu da bu sistemin Türkiye de nasıl çuvalladığının en somut göstergesidir. İleri demokrasi sloganları kullananların, nasıl demokrasinin de gerisine düşürdükleri sistemi görmeleri gerekmektedir.
 Teorik olarak bir ülkede bütün aptalların ve cahillerin oyunu örgütleyerek tek başına iktidar olma imkanın vardır. Bu varsayım şu an iktidarda olan partiye özgü değildir. Aynı teorikte chp nin de bütün cahillerin oyunu alarak tek başına iktidar olma imkanı vardır, hdp nin de bdp nin de.

 Bu açmazdan çıkış yolu yokmudur denirse, şahsi kanatim bu kilidi açacak veya hiç olmazsa yumuşatacak bir ehliyet sistemidir. Motorlu taşıt kullanıp trafiğe çıkmak için bile bir sınava tabi oluyor ve geçemeyince bu hakkımızdan mahrum kalıyorsak, ülkenin kaderini belirleyecek ciddi bir iş olan oy kullanma için neden böyle bir ehliyet yoktur. Trafikte kurallarını ihlal ettiğimizde, en fazla zincirleme bir kazaya sebep olarak 40 kişinin hayatını tehdit eder ve bir anayolun belli bir süre kilitlenmesine sebep olabiliriz. Ya oy kullanmada yaptığımız yanlışlar? Koca bir ulusun geleceğini tehlike atmış olmuyor muyuz?
  Temel vatandaşlık, Türkçe, inkılap tarihi ve cumhuriyet siyasi hayatının temel bilgilerinin sorgulandığı bir çoktan seçmeli teorik sınavla oy kullanma ehliyeti şeklinde bir sistem kurabilir sadece bu sınavı geçenlerin oy kullanma hakkı elde ettiği bir düzen kurabilirdik. Hatta ve hatta oy katsayısını artırmak için daha da detaylı olacak derece atlama sınavlarıyla, bir kişinin oyunun 2-3 hatta 5-6 kadar sayılabileceği bir sistem mantıklı görünmektedir. Böylece dolaylı olarak halkın eğitim düzeyinde de derece atlatmış olurduk.
 Böylece vatandaş, kafasını yormadan, belli bir düzeye gelmeden, devlet yönetiminde adam yerine konmayacağının bilincinde olacak ve eğitim düzeyini artırdıkça siyasi yönelişlerinin değiştiğinin farkına bile varmayacaktır. O zaman siyasilerin de argümanları değişecek, daha popülist söylemler kullanma yerine, daha çok mantığa hitap eden, ayakları yere basan gerçekçi projelerle halkın karşısına çıkacaklardır. Böylece, oy kullanma hakkı kazanamamış cahil bir vatandaş bile bu işten kazançlı çıkmış olacaktır.
 Cahillik tanımına gelince, kesinlikle diploma kastedilmiyor tabi ki. Nitekim temel vatandaşlık, T.C. siyasi tarihi gibi konularda bir çoban bile gayet tabi olarak bir profesorden daha bilgili olabilir. Bu tamamen insanın kendisini geliştirmesine bağlı olmalıdır. Maddi imkansızlık sebebiyle tahsil görme imkanı bulamamış vatandaşlar bu vesileyle oy kullanmaktan da mahrum bırakılarak cezalandırılması söz konusu olmamalıdır. Devlet bu yapacağı sınavın araç gereçlerini bütün vatandaşlarına eksiksiz temin etmelidir.
  Bu günkü aşamada bu gelinen noktadan daha geriye gitmek akılcı bir yaklaşım olmaz. Artık devleti yönetecek kişilerin ilhamını Tanrı'dan almadığını biliyoruz. Hakimiyetin babadan oğula geçmesinin bir mantığı olmayacağını, kamu vicdanını tatmin etmeyeceğini biliyoruz. Türk usülü bir üst demokrasi kurulabilir, bunun adı da modern kağanlık olarak konulabilir, danışma kurulu da divanın modernize edilmiş şekli olabilir ama kesinlikle ve kesinlikle bundan daha geri bir seviyeye gitmek kabul edilemez.
                                                                       ----tunç yürekli----     GökTürk
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
Mergen Kurt
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.014


« Yanıtla #1 : 11 Mart 2014, 23:56:06 »

Yazı için sağ olasın kandaşım. Ben geçen yazımda demokrasinin hataları ve işleyişteki mantıksızlık üzerine bir yazıyı ele almıştım. O yazımda demokrasinin amaca hizmet etmeyen uygulamada eksikleri bulunan çoğunluk düşüncenin metodu olduğunu belirtmiştim.


Demokrasi herkese eşit bir hak tanımaktadır ve herkesi ülke yönetimine dahil etmektedir. Bu sistemde herkesin eşit olduğu ve bu yüzden herkes için bir oy kullanma hakkının varlığı kabul edilmiştir.

Halbuki eşitlik diye bir şey yoktur. Eşitlik tek yumurta ikizi, üçüzü ve ardışıklarından herhangi biri olanların çevre faktörünün etkisi altına girmediği zaman dilimi içerisindeki aynı olmaya dayanır. Bunun dışındaki herkes farklıdır. İnsanlar biyolojik olarak fiziksel olarak psikolojik olarak aynı olamazlar. Benzer olmaları onları eşit yapmaz.

Mesela kadın erkek eşitliğinden bahsedilir ama bu eşitlik kadın-erkek tuvaletinin önünde biter. Çünkü kadınlar ve erkekler arasında biyolojik olarak bir farklılık vardır ve toplum geleneği de bunun ayrımını kabul edip davranışlarına yansıtır.
Bir dershanedeki sınıflar iyiden kötüye doğru sıralandırılır ve bir ayrım söz konusudur. Sınavda puan sistemine dayalı bir farklılık söz konusudur.
Bir uçakta paraya göre itibar ve mevkiye göre yolcularda bir ayrım vardır.
Bir konferansta konuşmacı çıkar ve herkesin eşitliğinden bahsedebilir ancak konuşmadan önce oturduğu yer en ön sıradaki protokol tarafıdır. Herkesin eşit olduğu iddia edilen bir yerde konuşmacı ve dinleyici ayrımı vardır.
Bir A şehri derneği B şehirli bir öğrenciye değil kendi hemşehrisi A şehirli öğrenciye burs verir. Doğduğu veya büyüdüğü coğrafya bireyi farklı yapar.
Zenginler ayrı mahallede fakirler ayrı mahallede oturur.
Otobüste yaşça küçükler ihtiyarlara yer verir, çünkü ikisi yaşça farklıdır ve toplum saygıyı yaş ölçütüyle değerlendirmektedir. Bu da yaş elemanının eşitliğe etkisini göstermektedir ve bu da yaşça farklı olanların eşit olmadığını gösterir.



Kimsenin eşit olmadığı, aynılığın imkansız olduğu bir ortamda eşitlikten bahsetmek saçmalıktır. Herkesin ülkenin yönetiminde eşit haklara sahip olması, herkesin eşit olduğunun varsayılması demokrasinin en büyük kusurlarındandır.



Ülke yönetimine dahil olmanın belirli şartları olmak zorundadır. Çoğunluk memnuniyetine göre düzenlenmiş bir mekanizma azınlıkta kalan kaliteli fikirleri etkisizleştirmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Hun Türk
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 468



« Yanıtla #2 : 12 Mart 2014, 02:43:48 »

Bu konuyu çok önemli görüyorum ülkemizin ve ırkımızın menfaati için bu konu hakkında daha çok tartışmalıyız. Bu yöntemleri kullanarak gayri milli ve devşirme köpeklerden iktidarı alabilme yollarını bulmalıyız. Değerli yöneticiler bu konu önemlidir bu konu hakkında gerekli fikir alışverişi ve beyin fırtınasını başlatmak menfaatimizedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 12 Mart 2014, 14:25:03 »

Makaleler 9'da, Ziya Gökalp'in, Yeni Türkiye gazetesinde yayımlanan makaleleri yer alır. Elinde olan baksın, ben birine verdim kitabı, içinde yer alan bazı bölümler yukarıda Mergen Beğ'in değindiği konuları ifade eder. "Irklar arasında, milletlerin, kadın ve erkeğin, sınıf ve kastların musaviliği" adlı bölümlerde eşitliklerin genel doğasını incelerken "Milletlerin Sevişmesi ve Suni musavatsızlıkların kaldırılması ve Tabii musavatsızlıklarin yerine ikamesi" adlı iki bölümde bunların siyasi yapısına ve geleceğine değinir.

Bunu belirttikten sonra Hekim Beğ'i tebrik etmeliyiz. Yürekli ve çalışkan bir yazı olmuş. Bana önemli şeyler kattı. Muellifin müsadesiyle yazısını destekleyecek bir nokta bulabilirim.

Komünizm'in doğasında demokrasi ilk öncelik değildir. Komünistler kabul etmeseler de demokrasiyi bir alet olarak görürler. Bugünkü çoğu Komünist'in en büyük özlemle andığı baskıcı zalim namussuz Stalin devri demokrasinin böyle askıya alındığı bir devirdir.

Atsız'ın "Biz komünist değiliz!" diyen Sosyal Demokratlar'a "Sosyalizm Komünizm'in kardeşi yahut basamağıdır!" dediği gibi (ki o dönemlerde Avrupa komünistleri Sosyal Demokratlar'a Sosyal Faşist diyorlardı) biz de demokrasi taraftarlarına "Sosyalistsiniz!" diyeceğiz.

Bunların tamamı aynı cehenneme varmayı hedef alıyorlar.

Tekrar tebrik ederim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunçyürekli
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.149



« Yanıtla #4 : 12 Mart 2014, 15:12:58 »

 Konuyla ilgili, destekleyecek veya muhalif olan her şey yazılabilir. Müsadesiz. Burası da tam özlediğimiz gibi küfürlerin değil fikirlerin, orjinal fikirlerin havaya uçuştuğu, dışarıdan izleyen dost-düşman herkesin beğenisini kazanabilen bir platform olsun.
 
  Ben gurur duyarım. Zihnimizi sonuna kadar zorlayalım, beynimizi son damlasına kadar sömürelim, şeytanın aklına gelmeyecek orjinal fikirleri tartışma konusu yapalım. Günün birinde aynı şehirde karşılaşırsak, bu fikirlerimizi semaver eşliğinde güreştirelim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
Mergen Kurt
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.014


« Yanıtla #5 : 12 Mart 2014, 18:02:05 »

Demokrasinin amacı halkın çoğunluğunun isteklerine göre bir gidişatı uygulamaktır. Yani mekanizmanın işleyişine göre halk ne derse o gerçekleşmesi gerekiyor.

Halkın kendi kendini yönettiğini ve her kararı halkın verdiğini varsayalım.

En basitinden benzine yapılan zamları ele alalım. Benzine devamlı gelen zamları halk onaylıyor mu? Halk bu zammı kendi mi istiyor da zamlar yapılıyor?

Veya bir memuru düşünelim. Kendine yüzde bir zam yapan yine memurun kendisi mi?


Eğer halk kendi kendini yönetiyor olsaydı benzin bedavaya satılır domatesin kilosu bir kuruş olurdu.


İşin içine halkın temsilcileri girdiği anda demokrasi bitmiş olur. Parlemento halkın temsilcisi olduğunu öne sürüp halkın değil kendi kararlarını uygulamaya alır. Temsilcilerin halk ile devamlı iletişim halinde olması mümkün değildir. Mümkün olsa da son kararı temsilci verir. Halkın kendi kendini yönetmesi için devamlı referandum olması gerekir. Peki yapılıyor mu? Hayır. Yapılabilir mi o da hayır. Peki bu sistemde halkın kendi kendini yönetme mevzusu nerede?



Arjantin sözde ermeni soykırımını parlementolarında kabul etti. Acaba Arjantinlilerin kaçı Türkiye tarihini biliyor ya da kaç tanesi Türkiye' nin yerini haritada gösterebilir. Arjantin' in almış olduğu karar Arjantin halkının kararı mı yoksa demokrasi olduğu iddia edilen aslında monarşik düzen olan mekanizmanın kararı mı?



Herkesin eşit olmadığı bir ortamda oylamada herkese eşit hak veren sistemin sadece oylayıcıya sunduğu eksik verilerden dolayı hataları yoktur.  Çoğunluk memnuniyeti ilkesi hiçbir zaman gerçekleşemez.

Demokrasi monarşik düzenin başkanını seçmek için oluşturulmuş bir kavramdır. Halk kralı seçiyor.




Aşağıda bir oylama veriyorum:


Bir sınıfta sınıf başkanı seçilecek olsun. Üç tane aday verelim ve aldıkları oyları da yanına yazayım.

1. Aday : Gökbörü 10

2. Aday : Yamtar 8

3. Aday : Urungu 7



Sınıf başkanlığına Gökbörü gelmiş oldu. Demokrasi kazandı gibi bir şey mümkün değil çünkü Gökbörü 10 kişi tarafından desteklense de 15 kişi tarafından desteklenmemiş oldu. Demokrasi oylayıcıya çok seçenek sunduğu anda sunulan elemanlar genel olanı bölecektir. Seçenek sayısı arttıkça oylar bir adaya daha çok yarar hale gelecektir.

Yani hem Urungu' nun hem Yamtar' ın arkadaşı olan biri ikisinden birini seçmek zorunda kalacaktır. Bu da çoğunluğun değil farklı olanların arasındaki sayı üstünlüğünün kanıtıdır.



Demokrasinin bir başka hatası da şudur. Toplum neyi tartışıyorsa ona göre kutuplaşacak ve ona göre tercihler oluşacaktır. Günümzden 30 sene önce belki partiler sağcılık ve solculuğa göre değerlendiriliyordu ve bu seçeneklerde sağ-sol zıtlığına göre dağılıyordu.

Demokrasinin bu hatası önemsenmemektir. Zaman için sabitleştirilmiş bir olgu yoktur. Demokrasi oylanan zaman dilimindeki tercihlere göre işlemektedir. Seçimden birkaç gün önce olanlar seçimden aylar öncesinde olanlara karşı daha etkilidir. Zaman dilimini görmezden gelen demokrasi kavramı doğruya gotüren  araç değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.232 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.