CUMHURİYET HALK PARTİSİ ..
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 05:59:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 ... 24
  Yazdır  
Gönderen Konu: CUMHURİYET HALK PARTİSİ ..  (Okunma Sayısı 96087 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
SELENGA
Ziyaretçi
« : 25 Temmuz 2009, 01:28:26 »

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 9 Eylül 1923`te Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından kurulmuş olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisidir. Parti 1923'te kurulmasının ardından cumhuriyeti ilan etmiş ve inkılapların gerçekleşmesini sağlamıştır. 1923-50 arasında arasında aralıksız iktidarda kalmış ve 1946'ya değin genelde tek parti yönetimini uygulamıştır. Bugünkü siyasal koşullar altında değerlendirildiğinde siyasi yelpazenin solunda yer alan bir siyasi kurumdur.

Başlangıçta adı "Halk Fırkası" olan parti 1924 yılındaki kurultayda adını "Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirdi. 1927 yılında "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık" ve "Milliyetçilik" "Laiklik" CHP nin 4 temel ilkesi olarak benimsendi.1931 yılındaki III. Kurultayda daha önceki dört ilkeye "Devletçilik", "Devrimcilik" ilkeleri de eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı. 1935'te toplanan IV. Kurultay'da partinin adı "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu.



 İsmet İnönü'nün Başbakanlıktan Ayrılışı  

Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı Atatürk,Türkiye Cumhuriyeti'nin 10.Yılı kutlamalarındaÖzellikle 1930'lu yıllardan başlayarak devletin ve partinin lideri olan Atatürk ile 1923'ten itibaren kısa bir dönem hariç onun başbakanlığını yapan İsmet İnönü arasında derin anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı.1930'lu yıllar dünya tarihi açısından son derece önemliydi. Avrupa’da faşizm yayılmakla birlikte Türkiye'nin doğu komşusu SSCB'de de sosyalist idare anlayışı totaliter ve merkeziyetçi bir şekilde yayılmaktaydı. Dünya da ekonomik buhran halklar üzerinde etkisini arttırarak sürdürmekteydi.Türkiye iktisadi buhranı atlatabilmek ve hızla kalkınabilmek maksadıyla devletçilik uygulamasına geçmişti. Ancak devletin ve partinin başı Atatürk, liberal görüşlere sahipti. Bunu Atatürk'ün söylediği:"Bizim güttüğümüz "devletçilik" bireysel çalışma ve etkinliği esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde ulusu refaha, ülkeyi bayındırlığa eriştirmek için, ulusun genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanlarda, devleti fiilen ilgilendirmektir." sözünden anlayabiliriz. Burada Atatürk esas olanın bireysel teşebbüs olduğunu açıklamaktadır (Devletçilik maddesinde daha geniş açıklama bulabilirsiniz.). Her ne kadar devletçilik onun siyasi fikirleri arasında gösterilse de o,bunun bir zorunluluk olduğunu esas kalkınmanın serbest ekonomi ile gerçekleşeceğini savunuyordu. Bu sebeple de devletin CHP ile bütünleşmesi ve Türkiye'nin adeta totaliter bir rejime teslim edilmesi onu endişelendiriyordu. CHP içinde totaliter rejim yanlısı olanlar bulunması ve bu kimselerin Avrupa'daki şeflik idarelerine hayran olması endişelerinde ne kadar haklı olduğunu gösteriyordu.Atatürk,ekonomide daha ılımlı bir devletçilik uygulaması isterken Başbakan İsmet İnönü,katı devletçilikten yanaydı.1930'ların sonuna doğru devleti birlikte kuran ikilinin arasındaki anlaşmazlıklar dayanılmaz bir hal aldı.Son olarak bir dış politika olayı konusunda Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'a ,İnönü'nün ayrı Atatürk'ün ayrı talimat vermesi ve Atatürk'ün talimatının uygulanması bardağı taşıran son damla oldu ve İsmet İnönü çekilme kararı aldı,1 Kasım 1937'de istifa etti. Cumhurbaşkanı Atatürk aynı gün Celâl Bayar'ı başbakan atadı. Celâl Bayar liberal görüşleriyle bilinen parlak bir iktisatçıydı. Atatürk 1938 Kasım ayında vefatına değin Celâl Bayar ile çalıştı.


 İsmet İnönü Dönemi 1938-1972  
 İsmet İnönü'nün CHP Genel Başkanı Seçilmesi  [değiştir]Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938 Perşembe günü hayata veda etmesinden sonra TBMM 11 Kasım 1938 günü toplandı ve CHP Malatya milletvekili Mustafa İsmet İnönü toplantıya katılan 348 üyenin oybirliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin II. Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı İnönü hükümeti kurmakla Atatürk'ün son başbakanı Celâl Bayar'ı görevlendirdi. II. Bayar Hükümeti 11 Kasım 1938'de kuruldu ve bu hükümet 25 Ocak 1939'a kadar görev başında kalabildi. 26 Aralık 1938 günü ise devletin tek partisi idarecisi ve yönlendiricisi konumunda olan CHP ilk olağanüstü kurultayını yaptı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu kurultayda partinin Değişmez Genel Başkanı seçildi. Vefat eden Atatürk ise Ebedi Şef ilan edildi. Bu şekilde İnönü, Milli Şef oluyordu.Atatürk'ten sonra cumhuriyetin başına seçilen İnönü devletin tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin de başına geçmişti. Haziran 1939'da yapılan V.Olağan Kurultay'da ise parti içinde muhalefet vazifesi yapacak olan Müstakil Grup kurulması kararı alındı.


 II. Dünya Savaşı Yılları CHP

İsmet İnönü, cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı olduktan sonra 1939 yılında seçimler yenilendi. TBMM yeni dönem çalışmalarına Mart ayında başladı. 1 Eylül 1939'da Almanya Polonya'ya ya saldırdı ve II. Dünya Savaşı başladı. Avrupa’da Hitler Almanyası, Mussolini İtalyası ile birlikte istilaya başlamıştı.Stalin'in başında bulunduğu SSCB'de bu ikiliye destek vermekteydi. Uzak Doğuda da Japonya bu gruba katılmıştı. Savaşın diğer tarafında ise Fransa ve İngiltere bulunuyordu.Hitler'in güçlü ordusu kısa zamanda Avrupa'yı istila etti. Mussolini kendisine Afrika'yı hedef almıştı. ABD olayları uzaktan izliyordu. Ancak Japonlar 7 Aralık 1941'de ABD'nin Pearl Harbor üssüne saldırınca Birleşik Devletler Almanya, İtalya ve Japonya'ya savaş açtı. Bu arada Almanya SSCB'ye saldırdı, dostluk bozuldu ve Stalin'de karşı tarafa geçti. Dünya adeta bir cehenneme dönmüştü. Ancak bu cehennemin ortasında, İnönü'nün deyimiyle Yangınlar içinde inleyen Asya ve Avrupa kıtalarının bitişik noktasında sessizlik yurdu aziz vatanımızdı. Türkiye Milli Şef İnönü yönetiminde savaşın dışında durmayı başardı. Son derece başarılı bir dış politika ile Türkiye bu büyük yangının dışında kaldı. Ancak savaş Türkiye'yi iktisadi yönden sıkıntıya soktu. Birçok temel madde bile karneye bağlandı. Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi halkın üzerindeki yükü iyice ağırlaştırdı. Türk Ordusu her türlü tehlikeye karşı ayakta tutuldu. Dönemin en olumlu olayı ise Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel öncülüğünde açılan Köy Enstitüleri idi. Kemalizm İdeali'nin dayanak noktası olan köylü aydınlanması açısından bu kurumlar çok önemli görevler yaptı.


II. Dünya Savaşı 1945'te sona erdiğinde demokrasiler kayıtsız şartsız galip gelmişlerdi. Diğer tarafta bir başka galip ise hemen yanı başımızdaki Sovyet Rusya olarak belirmişti. Dünya adeta iki kutba ayrılmıştı ve Türkiye'de bunlardan biri içersinde yer almalıydı.


 CHP'nin Demokrasiye Yol Vermesi

29 Mayıs 1945 günü TBMM Şükrü Saracoğlu Hükümeti’nin güven oylamasını yaptı ve neticeler sonunda 7 kişinin hükümete güvensizlik oyu verdiği görüldü. Bu isimler; Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü, Refik Koraltan, Emin Sazak, Hikmet Bayur, ve Recep Peker'di. İlk defa TBMM'de bir muhalefet hareketine şahit olunuyordu.

 
Milli ŞefSavaşı demokrasilerin kazanması da Türkiye'nin bu yönde bir siyasete mecbur olduğunu göstermekteydi. Özellikle 1945 Mart ayında Sovyet Rusya'nın 1925'te Türkiye ile imzaladığı dostluk ve saldırmazlık anlaşmasını yenilemeyeceğini açıklaması ve yeni anlaşma şartlarında boğazlar üzerinde SSCB'nin hak iddia etmesi Türkiye'yi ABD'ye yakınlaştırdı. Ancak bu yakınlaşma için Türkiye çok partili demokratik yapıya geçmeliydi. TBMM'deki bu ilk muhalefet ve Milli Şef'in 19 Mayıs 1945 günkü söylevi çok partili yaşamı müjdeliyordu. Bu küçük kıvılcımın dört ismi Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü 7 Haziran 1945 günü Dörtlü Takrir adlı önergeyi CHP Grup Başkanlığı'na sundular. Dörtlü Takrire göre parti içinde özgür bir tartışma ortamının yaratılmasını istiyorlardı. O günlerde de TBMM Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu nu görüşmekteydi. Kanunun özellikle 17. maddesi çok büyük tartışmalara neden oldu ve maddeye muhalefetin başında ise Aydın milletvekili Adnan Menderes geliyordu. Söz konusu madde büyük toprak sahiplerinin topraklarını sınırlandırıyor ve büyük bir kısmının toprak sahibi olmayan köylülere tahsis edilmesini öngörüyordu. Adnan Menderes de bir toprak ağası olduğu için şiddetle muhalefetteydi. Ancak bu muhalefete rağmen kanun 11 Haziran 1945'te kabul edildi. Hemen ertesi gün Milli Şef İsmet İnönü Dörtlü Takrir i CHP Grubuna reddettirdi. Milli Şef CHP içindeki muhalif grubun partiden ayrılarak ayrı bir parti kurmasını istiyordu.

Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grubu Dörtlü Takrir i reddedince takrirde imzaları bulunan Adnan Menderes ve Fuad Köprülü Vatan Gazetesi'nde muhalif yazılar yazmaya başladılar. CHP bu davranışı etik bulmayarak bu iki ismi 21 Eylül 1945'te partiden ihraç etti. Bu karara tepki gösteren Celâl Bayar 28 Eylül günü milletvekilliğinden istifa etti. İsmet İnönü 1 Kasım 1945 günü yaptığı konuşmada ülkenin tek eksiğinin iktidar partisi karşısında bir muhalefet partisi bulunmaması olduğunu söyledi ve muhalif isimlere parti kurmaları için yolu açtı. Bunun üzerine Celâl Bayar 1 Aralık'ta parti kuracaklarını açıkladı ve 3 Aralık günü CHP'den de istifa etti.

Nihayet 7 Ocak 1946'da Celâl Bayar genel başkanlığında Demokrat Parti kuruldu.Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yepyeni bir devir açılmıştı. Devleti kuran CHP demokrasiyi de tesis etmeye kararlıydı.


 1946 Seçimleri ve Çok Partili Yaşamın Yerleşmesi

DP kurulduktan sonra CHP bazı antidemokratik uygulamalara son verdi. 10 Mayıs 1946'da toplanan II. Olağanüstü Kurultay'da İsmet İnönü Milli Şef ve Değişmez Genel Başkan unvanlarını üzerinden attı. Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi. Bazı vergiler kaldırıldı. Sendikalaşmaya izin verildi. Sınıfsal partilerin kurulması serbest bırakıldı. CHP her ne kadar demokratikleşmek için çaba gösterse de yine de iktidarı bırakmak niyetinde değildi. Bu sebeple 1947'de yapılması gereken seçimleri 21 Temmuz 1946 gününe aldı. Böylece henüz teşkilatlanmasını tamamlayamayan DP karşısında iktidar ve zaman kazanılacaktı. Seçimler yargı denetiminde yapılmıyordu. Oylar açıkta verilip gizli sayılıyordu.[kaynak belirtilmeli] CHP seçimleri %70 çoğunlukla kazandı ( CHP:396, DP:61, BĞM:7 ). Seçimlerde hile yapıldığı iddiaları ortaya atıldı.

Yeni dönemde Recep Peker başbakan atandı. Peker Hükümeti ilk iş olarak 7 Eylül 1946'da 7 Eylül Kararlarını aldı. Bu kararlara göre 1 ABD doları 1.40 TL'den 2.80 liraya düşürüldü. Özellikle başbakan Peker'in sert tavrı nedeniyle CHP-DP arasındaki ipler gitgide gerilmekteydi. Karşılıklı tartışmalar sonucu DP meclisi terk etmeye kadar gitmişti. Demokratlar talepleri kabul olunmazsa TBMM'ni boykot etmekten söz ediyorlardı. Sine-i Millet sesleri yükselmekteydi. İktidar ve muhalefet arsındaki gerilimi yumuşatma işi devletin başı İsmet İnönü'ye düşüyordu. İnönü hem başbakanı Peker'i hem de Demokratların lideri Bayar'ı dinledi. Sonunda İnönü 12 Temmuz Beyannamesini yayınladı (12 Temmuz 1947) ve ilişkileri yumuşatmayı başardı. Ancak başbakan Peker uzlaşmak yanlısı değildi. Bunun üzerine İnönü CHP içinde Peker'e karşı bir muhalefet başlattı. Muhalif ekibin başını Nihat Erim çekiyordu. Peker Hükümeti ayrılmak zorunda kaldı ve yeni hükümeti Hasan Saka 8 Eylül 1947'de kurdu. Saka belki Peker gibi sert değildi ama Demokratların umduğu yenilikleri yapacak konumda da değildi. Bu arada 1948 yılında DP içinde de bir ayrışma yaşandı. Başlarında Mareşal Fevzi Çakmak, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan, Kenan Öner ve Hikmet Bayur'un olduğu grup DP'den ayrılarak 20 Temmuz 1948'de Millet Partisi'ni kurdu. 1948'de yeni bir seçim yasası çıkarıldı yasa yargı denetimini içermiyordu. DP tepki olarak ara ve yerel seçimleri boykot etti. 15 Ocak 1949'da Saka istifa etti. Yerine medrese tahsili görmüş ve İslamcı akımlar içinde bulunan Şemsettin Günaltay başbakan oldu. Yeni hükümetin ilk uygulamaları da din alanında oldu. İlkokullara seçimlik din dersi konuldu. İlahiyat Fakülteleri açılmasına karar verildi. 20 Haziran 1949'da DP II. Kongresi yapıldı ve parti bu kongrede seçimlere hile karıştırılmaması istemiyle Milli Teminat Andını kabul etti. CHP bu karara Milli Husumet Andı adını verdi. Şubat 1950'de yeni bir seçim yasası getirildi. Yasa yargı denetimini de kabul ediyordu. Ancak nispi temsil yerine çoğunluk ilkesi esasında devam edilmişti. Bu CHP için gelecek 3 genel seçimde de çok büyük zarara neden olacaktı.

Bu dönemin Başbakanları şu isimlerdir:

Peker Hükümeti--Recep Peker
(07.08.1946-10.09.1947)

I. Saka Hükümeti--Hasan Saka
(10.09.1947-10.06.1948)

II. Saka Hükümeti--Hasan Saka
(10.06.1948-16.01.1949)

Günaltay Hükümeti--Şemsettin Günaltay
(16.01.1949-22.05.1950)


 1950 Genel Seçimleri "Beyaz Devrim"

14 Mayıs 1950 günü Türkiye tarihinde yepyeni bir devir başlıyordu.1946'da kurulan DP yapılan genel seçimlerde büyük bir çoğunlukla iktidarı CHP'den aldı. Demokratlar yurt genelinde %53 oy almıştı.CHP'nin oyları %39'u buluyordu. Oy oranları açısından çok büyük bir hezimet yoktu belki ama mevcut çoğunluk sistemi nedeniyle sandalye dağılımı oldukça adaletsizdi. DP'nin kazandığı 408 sandalyeye karşı CHP ancak 69 sandalye kazanabildi. Bu bir Beyaz Devrimdi.27 sene boyunca ülkeyi tek başına idare eden CHP serbest seçim yoluyla iktidarı DP'ye teslim ediyordu. Atatürk'ten sonra 11,5 yıldır cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü artık muhalefet lideriydi. Sonucu CHP'nin yayın organı Ulus Gazetesi özetledi:CHP İktidarı Devrediyor.

 
16 Mayıs 1950 tarihli Ulus GazetesiYeni TBMM 22 Mayıs'ta açıldı. Meclis başkanlığına DP kurucularından Refik Koraltan seçildi. Demokratlar cumhurbaşkanlığına Genel Başkanları Celâl Bayar'ı seçtiler. Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk ve İnönü'den sonra III. cumhurbaşkanı seçilen Bayar hükümeti kurmakla Aydın milletvekili Adnan Menderes'i görevlendirdi. CHP için yeni bir dönem başlamıştı. Demokrasi kurulmuştu.

29 Haziran 1950'de gerçekleştirilen CHP 8. Kurultayında daha önceki kurultayda parti meclisine bırakılmış olan genel sekreter seçimi yetkisi kurultay delegelerine bırakılmış, parti meclisi üye sayısı da hepsi kurultay tarafından seçilen 30 üyeye indirilmiştir. Yapılan seçimler sonunda İsmet İnönü Genel Başkan, Kasım Gülek ise Genel Sekreter seçilmiştir. Eylül 1951 araseçimlerinde DP 20 milletvekilliğinin 18'ini kazandı.

26 Kasım 1951'de toplanan 9. Kurultay'da İsmet İnönü yeniden Genel Başkanlığa, 'çarıklı politikacı' lakabıyla anılan Kasım Gülek de Genel Sekreterliğe seçildi. 18 Şubat 1952’de TBMM NATO'ya girişi onayladı. 1953'te CHP parti malları hazineye devredildi. Bu karara karşı CHP lideri İsmet İnönü TBMM'de Demokratlara şöyle seslendi:Işıktan korkuyorsunuz.

22 Haziran 1953’te toplanan 10. Kurultay'da parti programında ilk kez "Hukuk Devleti" kavramına yer verildi, iki meclisli bir sisteme geçilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin kurulması, seçim güvenliği, yargıç bağımsızlığı, sendika ve meslek örgütleri kurma özgürlüğü, işçilere grev hakkı gibi görüşler programa girdi. Kurultay sonunda yapılan seçimlerde İnönü tekrar Genel Başkanlığa, Kasım Gülek de 860 delegeden 709'unun oyunu alarak Genel Sekreterliğe seçilmiştir.


 1954 Seçimleri CHP'nin Büyük Yenilgisi  

2 Mayıs 1954 seçimlerinde CHP çok büyük bir yenilgiye uğradı. Ertesi gün çıkan gazeteler Demokratların seçimleri çok büyük çoğunlukla kazandığı bildirilmekteydi. Öyleki DP tüm yurtta oyların %57,5'ini alarak (bu oy oranını şimdiye kadar hiçbir parti yakalayamamıştır) 490 milletvekilliği kazanırken CHP %35 oy alıyor ve 31 milletvekili kazanıyordu. TBMM deki ezici DP üstünlüğü iyice artmıştı. TBMM'nin yeni döneminde Celâl Bayar tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Hükümeti tekrar Adnan Menderes kurdu.

1954 yenilgisi partiyi karıştırdı. 26 Temmuz'daki 11.Kurultay'da Tüzük Komisyonu, Genel Başkan ve Genel Sekreter ile 30 kişilik parti meclisinin kurultayca seçilmesini, Parti Meclisinden seçilecek 5 üye ile Genel Sekreterin seçeceği 2 Genel Sekreter Yardımcısının Merkez Yürütme Kurulu'nu oluşturmasını kararlaştırdı. Tüzük Komisyonunun raporu kurultay kararı ile kabul edildi. Kurultay, İnönü'yü Genel Başkanlığa, Gülek'i de Genel Sekreterliğe yeniden seçti.

21 Mayıs 1956'da 12.Kurultay yapıldı. Bu Kurultayda İsmet İnönü, 1021 delegenin 1020'sinin oyunu alarak tekrar Genel Başkan, Kasım Gülek'de 972 oydan 880'ini alarak tekrar Genel Sekreter seçildi.

DP iktidarı 1954 seçimlerinden sonra ülkede beklenen başarılı çalışmaları yapamadı. Ekonomi gitgide daha fazla darboğaza giriyordu. Dış borçlar ülkenin sırtına yeni yükler bindiriyordu.

9 Eylül 1957'de yapılan 13. Kurultay, Demokrat Parti (DP) iktidarının artan baskılarına karşı, muhalefet ile işbirliği yapılmasının kararlaştırıldığı kongre oldu. 9 Eylül Kurultayı'nda üç muhalefet partisinin işbirliği kabul edildi, Parti Meclisi'ne, Genel Yönetim Kurulu'na işbirliği konusunda tam yetki verildi. Kongreye, muhalefetteki Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Hürriyet Partisi temsilcileri de katıldılar. Yapılan seçimlerde İnönü 920 oy alarak Genel Başkanlığa, Gülek de 837 oy alarak Genel Sekreterliğe tekrar seçildiler. Ancak DP İktidarı seçimler öncesinde çıkardığı bir kanunla seçim işbirliği yapılmasını engelledi.


 1957 Seçimleri CHP Yeniden Yükselişte

27 Ekim 1957 CHP için önemli bir dönüm noktasıdır. Genel seçim sonuçlarına göre DP %47,9 oyla 424 CHP ise %41,1 oy oranıyla 178 milletvekilliği kazanmıştı. Demokratlar ilk defa halkın mutlak çoğunluğundan az oyla iktidardaydı. CHP tam 18 ilde tam liste halinde seçimleri kazandı. Bazı illerde CHP oyları diğer küçük partilerle birleştiğinde DP önemli farkla geride kalıyordu. Ancak ittifaklara izin verilmemesi ve çoğunluk sistemi sandalye dağılımında adaletsizliğe neden oluyordu. Yine 31 milletvekilinden 6 katına çıkarak 178 milletvekilliği kazanmak ve %35 olan oy oranını %41'e yükseltmek 1957 seçimlerinde CHP'nin önemli bir başarısı olmuştur. 1957 seçimleri Halkın DP'ye karşı en ciddi uyarısı olmuştur.

1957 seçimlerinden sonra ülkede yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler karşısında, CHP'de hızlı bir çalışma dönemine girildi, parti politikalarında önemli değişimler yaşandı.

12 Ocak 1959'da başlayan 14. Kurultay da , "iktidara yürüyen parti" havasında gerçekleştirildi ve "düzen değişikliği programı" niteliğindeki "İlk Hedefler Bildirisi" kabul edildi. Bildirgeye göre demokratik kurumların kurulması ve hukuk devleti öngörülüyordu. Ayrıca işçi haklarından da söz edilmekteydi. Kurultay'da Parti Meclisi üye sayısı 30'dan 40'a çıkarıldı, Merkez Yönetim Kurulu üye sayısı da Genel Sekreter ile beraber 11'e yükseltildi. Parti Meclisi'ne gerektiğinde Genel Sekreteri üçte iki çoğunlukla değiştirme ve yeni Genel Sekreter seçmek üzere kurultayı toplantıya çağırma yetkisi verildi. İnönü ve Gülek, tekrar Genel Başkanlığa ve Genel Sekreterliğe seçildiler.

28 Eylül 1959'da Kasım Gülek Genel Sekreterlikten istifa etmiş, yerine İsmail Rüştü Aksal Genel Sekreter olmuştur.

CHP'liler 1959 bahar aylarında Batı Anadolu illerini kapsayan ve Büyük Taarruz adı verilen bir seçim kampanyası başlattılar. Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi. Bu geziler sırasında İnönü, Uşak’ta taşlı saldırıya uğradı. Devlet güçleri olaya müdahale etmediler. Siyasette CHP-DP kavgası gitgide su üstüne çıkıyordu. 1960 yılı başlarında basına uygulanan sansür de artmıştı. CHP'nin yayın organı Ulus Gazetesi kapatılmıştı. 2 Nisan 1960'ta Kayseri'ye giden İnönü'nün treni durduruldu. İsmet Paşa kurulan barikatları elleriyle yararak şehre ulaştı ve kendisini Kayseri'de 50 bin kişi karşıladı. 1960 yılının Nisan ayında DP Meclis Tahkikat Encümeni'ni kurdu. 18 Nisan günü CHP Önderi İsmet İnönü, TBMM'de Tahkikat Komisyonu hakkında tarihi bir konuşma yaptı ve Demokratlara bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam dedi. İsmet Paşa'nın bu sözlerine tepki olarak CHP lideri 12 oturum TBMM toplantılarından uzaklaştırıldı. Bunun üzerine tepki gösteren CHP Grubu meclisten polis zoruyla uzaklaştırıldı. 28-30 Nisan’da, İstanbul ve Ankara'da hükümete karşı öğrenci olayları yapıldı. Ölenler oldu. İki kentte de sıkıyönetim ilan edildi. Menderes olaylardan CHP'yi ve İnönü'yü sorumlu tuttu. 3 Mayıs'ta Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel hükümeti bir mektupla uyardı.


 27 Mayıs ve sonraki yıllar

27 Mayıs 1960 günü Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetimine el koydu. Anayasa feshedildi. Devlet Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerini Org. Cemal Gürsel üzerine aldı. Gürsel Millî Birlik Komitesi ile ülkenin tek hakimi olmuştu. Yeni anayasa hazırlanması ve siyasi yapıların kurulması için çalışmalar başladı. Başta Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve Başbakan Adnan Menderes olmak üzere DP'liler tutuklandı. Demokrat Parti kapatıldı. Yeni anayasa hazırlanması için kurulan Kurucu Meclise CHP lideri İsmet İnönü 'de seçildi. Cumhuriyet Halk Partisi devrimden sonra bütün gücüyle yeni anayasanın hazırlanmasına çalıştı ve bir an önce demokratik düzene geçilmesini savundu. Şubat 1961'de yeni partiler kurulmasına müsaade edildi.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
SELENGA
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 25 Temmuz 2009, 01:29:53 »

9 Temmuz 1961'de referanduma sunulan 1961 Anayasası halkın %65'inin oyuyla yürürlüğe girdi. Yeni anayasa ile TBMM iki meclise ayrılıyordu. Bir yanda üyeleri nispi sitemli seçimle seçilen 450 üyeli Millet Meclisi diğer yanda ise 150 üyeden oluşan ve üyeleri 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış ve çoğunluk sistemi ile seçilmiş olan Cumhuriyet Senatosu. Cumhurbaşkanlığı tarafsız hale getirildi ve görev süresi 7 yılla sınırlandırıldı. TBMM kararlarını denetlemek için Anayasa Mahkemesi kuruldu. Böylece Hukuk Devleti kavramı öne çıkarılmış oldu. Temel Hak ve Özgürlükler arttırıldı. Öyle ki, 1961 Anayasası bugün dahi dünyanın en özgürlükçü anayasası olarak anılmaktadır.

CHP seçim çalışmalarını sürdürürken partide Kasım Gülek hizbi ortaya çıktı. 24 Ağustos 1961'de yapılan 15. Kurultayında İnönü tekrar Genel Başkan seçildi. Genel Sekreterliğe ise İsmail Rüştü Aksal getirildi.

Yassıada'da yargılanan Demokrat Partililer için 1961 yılı Ağustos ayında karar verildi ve 15 kişi idam cezasına çarptırıldı. Milli Birlik Komitesi bu cezaların üç tanesini onayladı ve 16 Eylül 1961 günü DP dönemi Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. Ertesi gün de Başbakan Adnan Menderes idam edildi.

Genel seçimlere bu ağır hava ile gidildi. 15 Ekim 1961 günü yapılan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi beklenen başarıyı elde edemedi. CHP milletvekili seçimlerinde %36,7 oy alarak 173 milletvekilliği elde etti. Kapatılan DP'nin ardılı olarak kurulan Adalet Partisi ise %34,8 oyla 158 milletvekilliği almıştı. Yeni Türkiye Partisi 65, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ise 54 milletvekili çıkardı. Cumhuriyet Senatosu'nda ise üyelikler şu şekilde dağılmıştı: CHP 36, AP 71, YTP 27, CKMP 16 senatör çıkardılar.

 
CHP Genel Başkanı İnönü oy kullanırkenHiçbir parti hükümet olmak için salt çoğunluğu yakalayamamıştı ve Türkiye tarihinde ilk defa koalisyona gidilecekti. Seçmen 27 Mayıs Darbesi'nin ve idamların faturasını CHP'ye kesmişti. Örgüt seçim neticelerinden hoşnut değildi. Bu nedenle koalisyon çalışmalarına girilmeyerek muhalefette kalınması istenmekteydi. Bütün bu tartışmalar arasında 25 Ekim 1961 günü TBMM açıldı. Ertesi gün 27 Mayıs Darbesi'nin lideri Cemal Gürsel son derece güç şartlarla ve özverilerle IV. Cumhurbaşkanlığına seçildi. Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı. Çünkü sandıktan çıkan sonuçla Gürsel'in seçilmesi zor görünüyordu. Hatta bu yüzden Silahlı Kuvvetler yönetime bir defa daha el koyma niyetine girdi ancak TBMM sağduyulu davrandı ve Gürsel Çankaya'ya çıktı. Başbakanlık görevi de 10 Kasım 1961 günü CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'ye verildi. İnönü 20 Kasım 1961'de Adalet Partisi ile cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümetini kurdu.

22 Şubat 1962 günü Albay Talat Aydemir'in başında bulunduğu cunta yönetime el koymaya kalkıştı. Kara Harp Okulu öğrencileri harekete geçirildi. Ankara karışmıştı. Olay büyük tecrübe sahibi olan Başbakan İnönü tarafından bastırıldı. Ancak ilk koalisyon daha fazla hükümette kalamadı. Özellikle siyasi af konusunda işler çıkmaza girince Başbakan İnönü 30 Mayıs 1962'de istifa etti. Hükümeti kurma görevi tekrar kendisine verildi. İsmet İnönü 25 Haziran 1962'de YTP, CKMP ve bağımsızlarla II. Koalisyon Hükümeti’ni kurdu.

14 Aralık 1962'deki 16. Kurultay Genel Merkezciler, Gülek-Erim kanadı, üçüncü dünyacılar tartışmalarına sahne oldu. İhraçlar, istifalar partiyi zayıflattı. Kasım Gülek, Nihat Erim ve Avni Doğan bir yıl süreyle partiden ihraç edildi. 1963 Mayıs ayında Talat Aydemir'in II. darbe girişimi de başarıyla bastırıldı.

16 Kasım 1963 ara seçimlerini AP kazandı. Aynı gün yapılan yerel seçimlerde AP %45,4, CHP ise %36,2 oranında oy aldı. Başbakan İnönü yurtdışında bulunduğu sırada YTP hükümetten çekildi. Hemen ertesi gün de CKMP hükümetten çekildiğini açıkladı. II. Koalisyon da çökmüştü. 2 Aralık'ta İnönü istifa etti. AP lideri Ragıp Gümüşpala hükümeti kuramadı, 10. İnönü Hükümeti 25 Aralık'ta kuruldu. Bu defa CHP bağımsızlarla birlikteydi.

Kıbrıs'ta işler karışmıştı. Türklere karşı saldırılar başlamıştı. Bunun üzerine Türk jetleri 24 Aralık 1963'te Kıbrıs üzerinde ihtar uçuşu yaptılar. 16 Mart'ta TBMM hükümete Kıbrıs'a müdahale için yetki verdi ancak Haziran ayında ABD Başkanı Johnson'ın Başbakan İnönü'ye yazdığı mektup bunu engelledi, Türkiye Kıbrıs'a müdahale edemedi.

İsmet İnönü'nün kurduğu II. Hükümet 1965 yılı 13 Şubat günü bütçe görüşmelerinde sona erdi. Hükümetin bütçesi reddedilmişti. Başbakan İnönü istifa etti. CHP dışındaki sağ partiler birleşerek seçimlere kadar sürecek bir hükümet kurdular.

İsmet İnönü'nün Kurduğu Üç hükümet:

VIII. İnönü Hükümeti (20.11.1961-25.06.1962)
IX. İnönü Hükümeti (25.06.1962-25.12.1963)
X. İnönü Hükümeti (25.12.1963-20.02.1965)

 CHP Ortanın Solunda  [değiştir]Seçimlere gidilirken Cumhuriyet Halk Partisi kendisine bir kimlik belirlemeliydi. CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı? Yeni bir ses yeni bir politika gerekliydi. Örgütün ve partinin buna ihtiyacı vardı. Bu yeni ses 1965 yılı ortalarında Genel Başkan İnönü'den geldi:CHP ortanın solundadır CHP bu şekilde hem soldaki Türkiye İşçi Partisi'ne tabandan gidecek oyları engellemek hem de yeni gidişatını belirlemek amacındaydı.

Ancak CHP'nin büyük rakibi AP bu sloganı seçimlere gidilirken tam ters yönde kullandı ve CHP'yi sosyalizme kaymakla suçladı. 1964 yılında AP'nin başına geçen Süleyman Demirel meydanlarda Ortanın Solu Moskova Yolu diyerek CHP'yi yerden yere vurdu. Ayrıca seçimler öncesinde CHP'nin girişimiyle seçim kanunu değiştirildi ve Millî Bakiye Usulü getirildi. Bu, küçük partilerin lehine bir gelişmeydi. AP kanuna muhalefet etti (1969 yılında AP bu kanunu kaldırmıştır).

10 Ekim 1965 günü yapılan genel seçimlerden AP zaferle ayrıldı. Türkiye genelinde AP %52,8 oyla 240 milletvekilliği kazanırken CHP %28,7 oyla ancak 134 milletvekili kazanabilmişti. Adalet Partisi tek başına iktidara gelmiş CHP ise çok büyük oy kaybıyla ana muhalefette kalmıştı (MP:31,YTP:19,TİP:14,CKMP:11,BĞM:1).

Partide yeni bir isim parlamıştı. Bu isim 1961-1965 arası kurulan üç İnönü Hükümeti'nin de Çalışma Bakanı olan Bülent Ecevit’ti. 24 Ekim 1966 18. Kurultay’da Bülent Ecevit genel sekreter seçildi. Ecevit Ortanın Solu politikasını benimsemişti özellilikle Çalışma Bakanlığı döneminde işçilerle çok iyi ilişkiler kurmuştu. 28 Nisan 1967 olağanüstü kurultayında partiden kopmalar başladı. Turhan Feyzioğlu'nun başını çektiği Orta Sağdaki 48'ler grubu partiden ayrıldı. 48'ler daha sonra Güven Partisi'ni kurdu. 18 Ekim 1968'de 19. Kurultay toplandı. İnönü-Ecevit listesi seçimleri kazandı. Ecevit gitgide partinin hakimi olmaktaydı. 12 Ekim 1969 seçimlerinde CHP beklediğini bulamadı. İktidardaki AP %46,5 oy alarak 256 milletvekilliği kazandı ve tek başına iktidarını sürdürdü. Buna karşın CHP %27,3’le 143 milletvekili kazanabilmişti. Şurası dikkati çeker ki CHP'den kopma olmasına karşılık parti yine de çok fazla oy kaybı yaşamamıştır (GP:15,BĞM:13,BP:8,MP:6,YTP:6,TİP:2,MHP:1).

AP tekrar büyük çoğunlukla iktidardaydı. Ancak fazla kalamayacaktı. 12 Mart 1971 günü Türk Silahlı Kuvvetleri hükümeti bir muhtırayla uyardı ve Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Yeni hükümeti eski CHP'li Nihat Erim kuruyordu ve Ecevit CHP'nin bu hükümette yer almamasını desteklemesini istiyordu.İsmet İnönü muhtıraya karşı ılımlı bir tavır içine girince ve hükümete destek vereceğini belirtince Genel Sekreter Bülent Ecevit istifa etti. Yerine Şeref Bakşık geçti. Ancak Ecevit'in bu muhalefeti onu toplumda büyük prestij sahibi yapmıştı, partide de oldukça güçlenmişti. İnönü Haziran 1972'deki olağan kurultay öncesinde 5 Mayıs 1972'de V. Olağanüstü Kurultay’ı toplama kararı aldı. Maksadı il ve ilçe kongrelerini birer birer kazanan Ecevit'i Kurultay’da yenmekti. 5 Mayıs günü oldu Türkiye çok gergindi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın hakkında verilen ölüm cezalarının infaz edileceği beklenmekteydi. THY'nin bir uçağı Sofya'ya kaçırılmıştı. Gerilim Genel Başkan İsmet Paşa'ya da yansıdı. İnönü kalp krizi geçirmişti. Kurultay bir gün sonrasına ertelendi. 6 Mayıs 1972 günü Genel Başkan İsmet İnönü ve Bülent Ecevit karşı karşıya geldi. İnönü açılış konuşmasında açık konuşarak Ya ben ya Bülent dedi ve kararı partiye bıraktı. Ecevitde taviz vermez şekilde cevap verince oylama beklenmeye başladı. 7 Mayıs günü yapılan oylama sonucunda Ecevit'in pairti meclisi listesi 709 oyla güvenoyu aldı. İnönü 507 oyda kalmıştı. Sonuç açıktı; CHP'de İnönü devri kapanmıştı. 33 yıldır Genel Başkan olarak CHP'yi yöneten İsmet İnönü 8 Mayıs 1972'de genel başkanlıktan istifa etti. 14 Mayıs 1972 günü yapılan genel başkanlık seçimi özel kurultayında 51 il başkanının adayı Bülent Ecevit 913 delegeden 828'inin oyuyla Atatürk ve İnönü'den sonra CHP'nin III. Genel Başkanı seçildi.


 Bülent Ecevit Dönemi 1972-1980  


 Şef Partisinden Halk Partisine 30 Haziran 1972'de toplanan 21. Olağan Kurultay’da partideki büyük iktidar değişiminin bir sonucu olarak, CHP Tüzüğünün 35 maddesi birden değiştirildi. Kurultay, Genel Başkanlık’tan istifa eden İsmet İnönü'nün CHP Kurultayına son katılımına sahne oldu. Bülent Ecevit, 1085 delegeden 1032'sinin oyunu alarak tekrar Genel Başkanlığa seçildi.

Ecevit, asker destekli Melen hükümetine 5 bakan vererek destek oldu. Ancak 5 Kasım'da Melen'le anlaşamayarak bakanları çekti. 6 Kasım'da İsmet İnönü partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. İnönü, anayasanın eski cumhurbaşkanlarına verdiği Tabii Senatör olma hakkını kullanarak TBMM'de tabii senatör olarak çalışmalarına devam etti. 28 Mart 1973'de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın görev süresi bitti. Org. Faruk Gürler'i seçtirmek isteyen demokrasi dışı güçlere karşı CHP ile AP işbirliği yaptı. 6 Nisan 1973'te Fahri Korutürk cumhurbaşkanı seçildi.


 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
SELENGA
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 25 Temmuz 2009, 01:30:11 »

1973 Seçimleri ve Karaoğlan Zaferi 

14 Ekim 1973 seçimlerinde özlenen zaferi elde etmeyi başardı. 1965'te İnönü'nün başlattığı Ortanın Solu hareketini Demokratik Sol a dönüştüren ve yığınlara benimseten Bülent Ecevit CHP'yi birinciliğe taşıdı. CHP bütün yurtta oyların %33'ünü alarak 185 milletvekilliği kazandı ve birinci parti oldu. Ecevit'in en büyük rakibi Süleyman Demirel'in Adalet Partisi ise %29 oy almış ve 149 milletvekili kazanmıştı (CHP 185, AP: 149, MSP 48, DP 45, CGP 13, MHP 3, TBP 1,BĞM:6 ).

CHP yükselişini sürdürdü ve 9 Aralık 1973'te yapılan yerel seçimlerde CHP %37 oyla birinci parti oldu. AP %32 oy aldı.

CHP'nin genel seçimlerde elde ettiği 185 milletvekili tek başına hükümet kurulması için yeterli değildi. Bunun için Millet Meclisi salt çoğunluğu olan 226 üyenin geçilmesi gerekliydi. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ten görevi alan Ecevit'in 27 Ekim-8 Kasım arası koalisyon görüşmeleri sonuçsuz kaldı. 13 Kasım'da görevi alan AP lideri Demirel'de hükümet kurmakta başarısız olunca görev tekrar Ecevit'e verildi. Bülent Ecevit 26 Ocak 1974'te Milli Görüş fikrinin temsilcisi Necmettin Erbakan'la CHP-MSP koalisyon hükümetini kurdu. Devleti kuran ve rejimin temel öğelerini kendi içinde de özümsemiş bulunan CHP,İslamcı akımları bünyesinde bulunduran MSP ile koalisyona girmişti (İleriki yıllarda CHP genel başkanı olacak olan Deniz Baykal bu hükümette Maliye Bakanı olarak görev almıştı). Hükümette özellikle laiklik konularında tartışmalar olması kaçınılmaz görünmekteydi.

28 Haziran 1974’te toplanan Tüzük Kurultayında Demokratik Sol kavramı doğrultusunda parti tüzüğünde değişikliğe gidildi. Demokratik Sol'un Marksizm'den kaynaklanmayan yerli bir kavram olduğu vurgulandı. Ortanın Solu ile başlayan süreç böylelikle sonuçlanmış oldu. Yeni düzende CHP kabuğunu kırmış ve yerini bulmuştu.

Taban tabana zıt bu iki partiden kurulan koalisyonda beklenen oldu. Özellikle Türk Ceza Kanunu'nun 163. ,141. ve 142. maddeleri konusunda iki parti görüş ayrılığına düştü. Hükümetin sonu yaklaşmaktaydı. Tam bu sırada Kıbrıs'ta Albaylar Cuntası cumhurbaşkanı Makarios'u devirdi. Cunta, adadaki Türklere karşı katliam hareketlerine başladı. Diplomatik görüşmeler sonuçsuz kaldı ve Türkiye garantörlük antlaşmasının verdiği hakkı kullanarak askeri müdahaleye başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekatı'na başladı. Bu olay Başbakan Bülent Ecevit'in halk üzerindeki sempatisini oldukça arttırdı. Ecevit her gittiği yerde Kıbrıs Fatihi Karaoğlan olarak karşılanıyordu. Adaya müdahale ile Türklerin hakları kurtarıldı. BM çağrısıyla ateşkes yapıldı. Ancak olayın sonucunda gelen ABD ambargosu Türkiye'ye ekonomik açıdan çok zorlu yıllar yaşattı. Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından hükümet içi anlaşmazlıklar nedeniyle Başbakan Ecevit 18 Eylül 1974'te CHP-MSP hükümetinin istifasını verdi. Hükümetin istifasının ardından Ecevit erken seçim kampanyası başlattı. Kıbrıs zaferinin kendisine sağladığı siyasi prestiji oya dönüştürmek istiyordu ancak TBMM'deki diğer partiler buna yanaşmadılar. Hükümet uzunca süre kurulamadı. Bu arada CHP 14 Aralık 1974'te 22. Kurultayını topladı. Orhan Eyüboğlu genel sekreter seçildi. Deniz Baykal ve Mustafa Üstündağ yeni genel sekreter yardımcıları oldular.

Ecevit'in istifasının ardından başlayan hükümet bunalımı ancak 12 Nisan 1975'te sona erdi. Süleyman Demirel Başbakanlığında AP-MSP-MHP-CGP, 1.Milliyetçi Cephe hükümetini kurdular. Ülkede iç gerilim artmakta, ekonomik bunalım gitgide daha da çekilmez bir hal almaktaydı. Sağ-Sol ayrışması ve çatışmalar yaşanmaktaydı. Bu şartlar altında 12 Ekim 1975'te yapılan ara seçimlerde CHP ve AP oylarını arttırdı. 6 milletvekili için yapılan ara seçimde milletvekillerinden 5'ini AP, 1'ini de CHP kazandı. Senato üçte bir yenileme seçiminde ise AP 27, CHP 25, MSP 2 senatörlük kazandı.

1976 da CHP içinde çekişme başladı. 8 Mart'ta Deniz Baykal, Haluk Ülman, Erol Çevikçe, Adil Ali, Tankut Akalın parti yönetiminden istifa ettiler. Orhan Eyüboğlu Genel Sekreter oldu. Yardımcılığına ise Ali Topuz, Hasan Esat Işık, Mustafa Üstündağ, İsmail Hakkı Birler seçildi. İktidardaki Milliyetçi Cephe hükümetine karşı toplumsal muhalefet dalgası ise yükseliyordu. Arka arkaya işlenen cinayetler ve özellikle gençler arasında yaşanan sağ-sol kavgası CHP'ye önemli bir misyon yüklemekteydi. 27 Kasım 1976'da toplanan 23. Kurultay son derece önem yaşıyordu. Bu kurultayda CHP'nin mevcut altı ilkesinin yanına bir de Demokratik Sol un altı ilkesinin eklenmesi benimsendi. Bu ilkeler; özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü, halkın kendini yönetmesiydi. Ayrıca CHP'nin Sosyalist Enternasyonal'e üyeliği kabul edildi. Ecevit tekrar genel başkan seçildi.


 1977 Seçimleri CHP İktidara YaklaştI

CHP'nin üçüncü Genel Başkanı Bülent EcevitÜlke Milliyetçi Cephe iktidarıyla oldukça sıkıntılı günler yaşıyordu. Ekonomi ve anarşi toplumun en büyük sıkıntılarıydı. CHP ise 1977 yılı başlarken gitgide güçlenmekteydi. Şubat ayında DİSK, seçimlerde CHP'yi destekleyeceğini açıkladı. Nisan ayında ise TBMM seçimleri 5 Haziran günü yenileme kararı aldı. Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti. 26 Nisan 1977'de Ecevit'in seçim otobüsü Niksar'da kurşunlandı. 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda düzenlenen 1 Mayıs mitinginde kalabalığın üzerine çevredeki binalardan ateş açıldı. Çıkan izdihamda 37 kişi hayatını kaybetti. 29 Mayıs günü İzmir Çiğli Havaalanı'nda uçaktan inen Bülent Ecevit'in bulunduğu gruba ateş edildi. Bu apaçık CHP Genel Başkanı'nı öldürmeye yönelik bir suikast girişimiydi. 2 Haziran 1977 günü Başbakan Demirel, 3 Haziran'da yapılacak CHP Taksim mitinginde Ecevit'e suikast yapılacağını CHP Genel Başkanı'na bir mektupla bildirdi. Ecevit ise mitingden vazgeçmeyeceğini bildirdi. 3 Haziran günü CHP Tarihi'nin en görkemli mitinglerinden bir tanesi İstanbul Taksim Meydanı'nda gerçekleştirildi. Yüz binlerce insan CHP mitingine katıldı ve Ecevit'e destek verdi.

Bu ortamda 5 Haziran 1977 günü yapılan seçimlerden CHP buruk bir zaferle çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi oyların %41,3’ünü alarak 213 milletvekilliği kazandı. AP %36,8 oy almış ve 189 milletvekili kazanmıştı (CHP: 213,AP:189, MSP:24, MHP:16, CGP:3, DP:1, BĞM:4). Senato üçte bir yenileme seçimlerinde ise CHP:28, AP:21, MSP:1 senatörlük kazandılar. Ecevit ve CHP çok güçlenmişti ancak matematiksel tablo CHP'ye tek başına hükümet kuracak çoğunluğu vermiyordu. 14 Haziran 1977'de hükümeti kurma görevini alan Bülent Ecevit, 21 Haziran 1977 günü azınlık hükümetini kurdu. Hükümet 3 Temmuz günü yapılan güven oylamasında yeterli oyu almayınca Ecevit istifa etti. Hükümeti kurma görevini alan AP Genel Başkanı Süleyman Demirel 21 Temmuz günü MHP, MSP ve Demokratik Parti ile II. Milliyetçi Cephe hükümetini kurdu. Ülke çok sıkıntılı günler yaşıyordu. Ekonomi öyle bir darboğaza girmişti ki, en basit ihtiyaç maddeleri bile karaborsaya düşmüştü. Zamlar, devalüasyonlar birbirini izliyordu. Enerji sıkıntısı had safhadaydı. Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi. Döviz bulunamıyordu. Financial Times gazetesi 25 Kasım günü durumu şöyle özetliyordu; Türkiye iflas etmiş bir ülkedir. Öte yandan anarşi ve terör artarak sürmekteydi ve toplumsal kutuplaşma can almaya devam ediyordu. Bu şartlar altında 11 Aralık 1977 günü yapılan yerel seçimlerde CHP %41,7 oy alarak 41 il merkezinin belediye başkanlığını kazandı. Milliyetçi Cephe'nin büyük ortağı AP ise %37,1 oy almıştı. AP 15 il merkezini kazanabildi. Seçim sonuçlarının ardından AP'den ayrılanlar oldu. 11 milletvekili partiden istifa etti. Bu isimler şunlardır; Orhan Alp, Tuncay Mataracı, Şerafettin Elçi, Mete Tan, Güneş Öngüt, Ahmet Karaaslan, Hilmi İşgüzar, Enver Akova, Ali Rıza Septioğlu, Mustafa Kılıç, Cemalettin İnkaya.

Seçimlerde başarılı olan CHP'nin genel başkanı Bülent Ecevit 22 Aralık günü hükümet hakkında bir gensoru verdi ve yılın son günü 31 Aralık 1977'de II. Milliyetçi Cephe 218 güvenoyuna karşı 228 güvensizlik oyu ile düşürüldü. Hükümeti kurma görevini cumhurbaşkanından alan Bülent Ecevit CGP, Demokratik Parti ve bağımsızların desteğiyle 5 Ocak 1978'de hükümetini kurdu. Ecevit ekonomi ve devlet yapısında bir enkaz devraldıklarını ve çetin bir dönemden geçeceklerini belirtti.

Ülkedeki gerilim ve ekonomik buhran etkisini gitgide daha fazla arttırıyordu. Zamlar, devalüasyonlar, uzayan kuyruklar, karaborsa, enerji kıtlığından kaynaklanan elektrik kesintileri artık olağan hale gelmişti. Ülke belki de en karanlık günlerini yaşamaktaydı. Bunun yanına bir de terör eklenince iş, içinden çıkılmaz bir hal alıyordu bu nedenle Başbakan Bülent Ecevit'in enkaz benzetmesi hiçte abartı sayılmazdı. Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciler katledildi. Ekim ayında Türk-İş, CHP-AP koalisyonu kurulmasını önerse de bu kabul edilmedi. Yıl sonunda Kahramanmaraş'ta çıkan olaylarda 105 kişi öldü. Sadece 1978 yılı içinde ülkede 831 kişi öldürülmüştü. 1979 yılı da sıkıntılarla başladı 1 Şubat'ta Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi katledildi. Mart ayında iğneden ipliğe hemen her maddeye büyük oranda zam yapıldı. TÜSİAD Ecevit Hükümeti’nin çekilmesi için gazete ilanları vermeye başladı ve Başbakan Ecevit'in sert tepkisiyle karşılık buldu. 14 Ekim 1979'da yapılan milletvekili ara ve senato üçte bir yenileme seçimlerini AP kazandı. Açık bulunan 5 milletvekilinin tümünü ve 33 senatörlüğü Adalet Partisi kazandı. CHP 12 senatörlük kazanabildi. CHP oyları %41'den %29'a düşmüştü. 16 Ekim'de başbakan Ecevit istifa etti. Hükümeti kurma görevini alan Süleyman Demirel 12 Kasım 1979'da azınlık hükümetini kurdu.

 
CHP Genel Başkanı Ecevit ve Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk4 Kasım 1979'da ara seçim yenilgisinin ardından CHP 8. Olağanüstü Kurultay’ı toplandı. Genel Başkan Ecevit güvenoyu istedi. Parti içi muhalefetteki Deniz Baykal ve Ali Topuz grupları yönetimi çok sert bir biçimde eleştirdiler. Güven oylamasında Ecevit, 4 çekimser, 20 ret oyuna karşılık 1341 oy ile delegelerin güvenoyunu aldı. Genel Sekreterliğe Mustafa Üstündağ getirildi.


Bülent Ecevit
1972-1980
CHP'de bunlar olurken 1980 yılı Tariş olayları ve ekonomik önlemler içeren 24 Ocak Kararları ile başladı. Cinayetler, boykotlar ve ekonomik zorluklarla dolu günler birbirini izliyordu. Mayıs ayında Çorum'da olaylar çıktı ve 48 kişi hayatını kaybetti. Terör; genç, siyasi, aydın, yazar, sağcı ve solcu demeden can almayı sürdürüyordu. Öyle ki, 1980 yılında meydana gelen 10.000 terör olayında yaklaşık 2 bin insan ölmüştü. Mayıs ayında MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak öldürüldü. Eski CHP önderlerinden Nihat Erim de teröre hedef olanlar arasındaydı (19 Temmuz 1980). 22 Temmuz’da Türkiye Maden-İş Sendikası Başkanı Kemal Türkler öldürüldü. Çeşitli çevrelerin önerdiği CHP-AP koalisyonuna ise her iki partide sıcak bakmıyordu. Bu arada 6 Nisan 1980'de Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün görev süresi bitmişti. TBMM bir türlü yeni cumhurbaşkanını seçemiyordu. Turlar birbirini izliyor ancak sonuç alınamıyordu. Bunca karışıklık içinde bir de ülke başsız bırakılmıştı. Türkiye uçurumun kıyısına gelmişti.

12 Eylül 1980 sabahı Türk Halkı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sesi ile uyandı. Ordu yönetime el koymuş, TBMM, hükümet, anayasa feshedilmişti. Tüm yurtta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Siyasi partilerin, derneklerin ve sendikaların faaliyetleri durduruldu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi ülkenin tek hakimiydi. CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve AP Genel Başkanı Süleyman Demirel Gelibolu'daki Hamzakoy tesislerinde gözetim altına alındı. MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş İzmir-Uzunada'ya gönderildi.

30 Ekim 1980 günü Bülent Ecevit, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. 21 Şubat 1981'den itibaren Arayış dergisini çıkardı. Buradan ya da başka kanallarla verdiği demeçlerden dolayı yargılandı ve cezaevine girdi. MGK bir yıl sonra, 16 Ekim 1981'de tüm siyasi partilerle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'ni de kapattı. Böylece Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nde CHP'nin ilk dönemi sona ermişti.


 1980 Darbesi sonrası gelişmele

Ana madde: Cumhuriyet Halk Partisi (1992)
1980 darbesi sonrası kapatılan CHP'nin kadrosu SHP ve DSP'de kendine yer buldu.Daha sonra 1992 yılında Deniz Baykal ve grubu SHP'den ayrılarak CHP'yi yeniden kurdu. 2007 seçimlerinde DSP ile ortak hareket etme kararı aldı. Buna göre, DSP adayları CHP listesinden seçimlere katılacak.2007 seçimlerinde gerek YTP'nin önceden katılması gerekse DSP ile olan seçim birliğinden dolayı solda beklenen sinerji oluşturulamadı ve beklenin altında bir oyla CHP %19.4'den ancak %20.9'a çıkabildi.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 30 Mart 2010, 19:33:10 »

CHP tarihi bir hata yapıyor
 İktidar her zaman başardığı gibi yine gündemi elinde tutuyor ve olayları istediği gibi yönlendiriyor. Şimdi kalkıştığı Anayasa değişikliği ile neredeyse önümüzdeki bir ayın tüm gündemini de belirledi.
Aklı başında herkes biliyor ve görüyor ki, ortaya konulan Anayasa değişikliği paketi demokrasi ve özgürlüklerin artırılması, hukukun üstünlüğünün sağlanmasını amaçlamıyor. Bu değişikliğin tek amacı var: İktidarın gücünü artırmak, hukuk yoluyla gelebilecek tehditleri ortadan kaldırmak.
Peki buna karşı ana muhalefet partisi CHP ne yapıyor? Hiçbir şey. “Bu taslakla gelirseniz sadece çay içer gidersiniz” demekten başka bir şey yapmıyor.
Bu muhalefet olmamanın sonucudur. Daha da önemlisi tembelliktir.
Oysa AKP’nin Türkiye üzerine oynadığı en büyük oyunu hem bozma hem de iktidarın maskesini düşürme fırsatı geçti CHP’nin eline.
CHP ise bunu yapmak yerine adeta AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor. Açıkça söylemeliyim ki, CHP’nin sadece “Bu anayasa değişikliğine karşıyız, bu nedenle müzakere bile etmeyiz” deme lüksü olamaz. Tam tersine CHP’nin kendilerini iknaya gelecek AKP temsilcilerine “gerçek bir anayasa değişikliği paketi sunmaları” gerekir.
Her ne kadar sanki hiç değişmemiş gibi bu Anayasa’ya “asker anayasası” desek de, yüze yakın maddesi değişmiş bir Anayasa var elimizde. Ancak böyle olması bu Anayasa’nın iyi ve yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Elbette özellikle birey hakkını öne çıkarmayan bölümlerinin değişmesi, demokrasi, hukuk ve özgürlükler alanındaki eksiklerin giderilmesi gerekir.
AKP’nin “kurnaz” politikası şöyle: “Biz demokrasi ve hukuku geliştirmek için AB normlarını esas alarak anayasayı sivilleştirmek istiyoruz. Ama muhalefeti aşamıyoruz.” Bu söylemin kamuoyunda puan topladığını görmemek yanlış olur.
CHP anayasa değişikliğine karşı çıkacağına tam tersini yapmalı ve örneğin demeli ki “Yolsuzluk suçlamaları ile ilgili konularda dokunulmazlık kalkmalı, seçim barajı düşürülmeli, Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklikler yapılmalı.” AKP’nin asıl amacı demokratikleşmek olmadığı için bu maddelere karşı çıkacaktır.
Ne yazık CHP bu kadar basit bir gerçeği ve siyaseti göremiyor, toplumda yine “taş koyan” olarak algılanıyor.


Kaynak: Vatan Gazetesi

Can ATAKLI

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
DAĞLICA KURDU
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 505



« Yanıtla #4 : 30 Mart 2010, 21:52:04 »

Gerçektende can ataklı güzel tespit yapmış bu iki muhalefet partisinin hem chp hemde mhp bu pozizyonda inad ederlerse malesef a.... k..... partisi her seçimde  iktidar olur muhalefette iktidara oynayan bir parti varmı kandaşlarım ben göremiyorum..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KURT   OTAĞI  ÇAKAL   GİREMEZ
TEKE
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 143



« Yanıtla #5 : 28 Nisan 2010, 22:35:42 »

İşte kandaşlar, işte Bozkurt aşığı, en büyük Türkçü, en büyük Türk milliyetçisi başbuğumuz Atatürk'ün kurduğu bu partinin İstanbul Gençlik Kolları bozkurdumuza ne yakıştırma yapmış! Bozkurtlara hesap vereceksiniz moskofun piçleri:

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

altaycem
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 36



« Yanıtla #6 : 28 Nisan 2010, 23:07:49 »

chp chp diye ortalarda gezenlere duyurulur

Y.n: Türkçe'yi düzgün kullanman duyurulur!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
SELENGA
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 28 Nisan 2010, 23:40:21 »

11 Kasım sabahından itibaren Türklüğün ve ATATÜRK'ün değerlerini bir bir yok eden C.H.P zihniyetine çok görmemek gerek....Şaşılacak bir durum değil ki bu....

Türk Milliyetçiliği'nin, onbinlerce yıllık kaynaktan beslenen köklü bir pınar olduğunu bilemeyen ve nasyonel sosyalistlik,faşistlik ile anma aptallığına düşen soytarı kılıklılar varken bu Cumhuriyet'i NAH korurlar....Zaten bugüne kadar nasıl korudukları alenen ortada....Ortalığı yobaz ve devşirmeler'e elleri ile teslim eden,üstüne utanmadan Türk Milliyetçiliğini karalayan piç kurularının canları kızıl tamu'nun dibi olsun......


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt Çağrı
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 14



« Yanıtla #8 : 04 Mayıs 2010, 15:18:47 »

Orhun Kitabelerine kazınmış Türk budunculuğunu alman piçlerinin, italyan piçlerinin faşizmi/nazizmi ile bir tutan, Bozkurduma saygısızlık yapan bu moskof piçleri başbuğumun partisinde ha?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Börü Kağan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 523


Ben, Selim Pusat!..


« Yanıtla #9 : 06 Mayıs 2010, 19:43:39 »

Hepinizi teker teker yok etmeli. Dua edin de ben ve Uraltu kandaş gibi acımasız Türkçüler yerine daha insaflıların eline düşün. Yoksa hepinize vatana ihanetten yargısız infaz... Bugün Çav Bella diye ortalıkta dolaşanlar yarın aynı melodiyle Türk vurma diyecekler. İlk Pkk gösterisinde polis tam güç kullansın, bir kaç itin kolunu bacağını kırsın da bakalım sesleri çıkıyor mu? İnsana benzemeyen, %100 hayvanlar ve onların yalakası olan sözde aydınlar, enteller...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
Sayfa: [1] 2 3 ... 24
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.064 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.