Atatürk Leninci ve Marx'cı Bir Sosyalizm Düşünmüşmüdür?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 04:46:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk Leninci ve Marx'cı Bir Sosyalizm Düşünmüşmüdür?  (Okunma Sayısı 1893 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« : 25 Haziran 2014, 23:05:49 »

Acaba Atatürk gerçekten, zaman zaman Leninci ve Marx'cı bir sosyalizm düşünmüş
müdür?


Lenin Sovyet elçisi S. İ. Aralov'a Türkiye'ye giderken şunları
söylüyor:

"Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir. Ama görülüyor ki iyi bir
teşkilatçı.. kabiliyetli bir lider. Milli burjuva ihtilâlini idare ediyor. Ona,
yani Türk milletine yardım etmemiz gerekiyor..." (2)
Yine 1920'de Komintern'in Bakü'de yapılan ikinci kongresinde, Sovyet
liderlerinden Zinoviev, Mustafa Kemal'in mücadelesinin komünistlikle hiçbir
ilgisi olmadığını açıkça söylüyor.
Zaten, Kurtuluş Savaşı sıralarında ve hatta sonraları Mustafa Kemal'i sosyalist
eğilimden ve düşünceden alıkoyan herhangi bir kuvvet de mevcut değildir. Fakat
onun kültürü, bütün Osmanlı subayları gibi, Fransız İhtilali'nin dış ülkelerdeki
serpintilerine dayanıyordu. Öyle sanıyoruz ki, Anadolu'ya geçinceye kadar da,
sosyalizm hakkında herhangi bir fikre sahip değildi. O, Sovyet sistemini, bir
politik hükümet biçimi olarak düşmüştü. "Kurduğumuz devlet Halk Devleti olması
bakımından Bolşevizmin yolundayız" derken, sosyalizmin temelindeki ekonomik
unsura önem vermemiştir.
Mustafa Kemal için sosyalist parola ancak emperyalizm için söz konusudur.
Marxçılık ve Lenincilik ise, yalnız devletlerin devletleri sömürmesi değil,
insanın insanı sömürmesi olayını esas alır. Emperyalizm, bu sömürmenin dış
politikaya yansıyan bir görünüşüdür. Mustafa Kemal'in emperyalizm anlamı sadece
stildir. Düşmanı ülkeden kovduktan sonra, iyi bir idare kurmak, ülkenin
kalkınması için yeterlidir.

MAHMUT ESAT BOZKURT
ATATÜRK İHTİLÂLİ

 eserinden alıntıdır...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 590


kün tuğ bolgıl kök kurıkan...


« Yanıtla #1 : 25 Haziran 2014, 23:09:51 »

Bu soruyu politik şartlar dışında eleştirilmek gerekir.
Bu konuda olaylar bizi yalanlamaktadır. Her ne kadar Kurtuluş Savaşı
sıralarında, emperyalizme karşı Bolşevik sloganlarını kullanmış ise de, çok kısa
bir zaman sonra, bu sloganları yavaş yavaş terk etmiş ve Sovyet Rusya'yla
ilişkileri bir rejim alışverişi olmaktan çıkararak, dostluk ve komşuluk
ilişkilerine çevirmiştir.
1920 yıllarında, Atatürk'ün Sovyet İhtilali ve Bolşevizmin hakkındaki fikirleri
şöyleydi:
"Arkadaşlar cümlenizin malûmudur ki umumi harbin son senelerinde Rusya dahilinde
patlayan inkılap, insanların çoğunluğunu teşkil eden fakir halk içinde
sosyalistlik maksatını ve gayesini ilan etti. Bu umum beşeriyetin, emperyalist
ve kapitalist idarelerin zalim, tahakküm ve tavellüdünden kurtarılmasını hedef
ittihaz etti... İslamiyetin en ali kaide ve kanunlarını ihtiva eden Bolşevizmin,
bizim dahi mevcudiyetimize kast etmiş olan müşterek düşman aleyhinde, bugün
kazanmış olduğu zafer bizim içinde teşekküre layık bir neticedir. ....
Bolşevizm, millet içinde mağdur olan bir sınıf halkı göz önünde bulundurur.
Bizim milletimiz ise bütünüyle mağdur ve mazlumdur. Bu itibarla dahi, bizim
milletimiz, beşeriyeti kurtarmaya teşebbüs etmiş kuvvetler tarafından himayeye
layıktır. Bunları söylemekten maksadım, bu noktayı açık, samimi ve kati olarak
ifade ediyorum." (1)
Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı'nın bu ilk yıllarında, sosyalist sloganları,
sadece dış politika aralarında kullanılmakla kalmaz, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Hükümeti'nin işleyiş ve kuruluş biçimini de sosyalist ilkelerin etkisi
altında açıklar. Bolşevizmle bağlantı ve ayrıntılarını şöyle ortaya koyar:
"...Bizim görüşümüz, bizim prensiplerimiz herkesçe bilinir ki, asla Bolşevik
prensipleri değildir. Ve Bolşevik prensiplerini milletimize kabul ettirmek için
de şimdiye kadar hiç düşünmedik. Teşebbüste bulunmadık. Bizim inancımıza göre
milletimizin yükselmesi ve hayatını kazanması kendi hazım kabiliyetiyle
mütenasip olan görüştür. Fakat esas itibarıyla tetkik olunursa, bizim görüşümüz
-ki halkçılıktır- kuvvetin, kudretin, hakimiyetin, idarenin doğrudan doğruya
halka verilmesidir; halkın elinde bulundurulmasıdır; elbette böyle bir prensip,
Bolşevik prensiplerle çatışmaz. Hususile biz İslam olduğumuz için, İslamiyet
bakımından bizim ümmetçiliğimiz vardır ki, milliyetperverliğin çizmiş olduğu
mahdut daireyi, sonsuz bir sahaya nakleder. Bu itibarla da, bu noktayı nazardan
da bizim istikâmetimizde Bolşevik istikâmeti görülebilir."
Mustafa Kemal'in 1920'lerdeki bu beyanatına bakılacak olursa, Türkiye'nin
sosyalizmin yönünde yürüyeceği şüphe edilemez. Atatürk bu konuda düşüncelerini
şu esaslarda toplar:
1. Bolşevikler bize yardım edeceklerdir. Çünkü onlar beşeriyeti kurtarmak için
ihtilâl yapmışlar; işçi ve fakir halk tabakalarını sömürgecilerden
kurtarmışlardır. Biz de fakir ve emekçi bir milletiz.
2. İslamiyetin yüksek prensipleriyle zaten Bolşeviklik uzlaşmaktadır.
3. Kurduğumuz devlet halk devleti olması bakımından istikâmetimizde Bolşeviklik
bulunabilir. Ve milletimizin hazır kabiliyetine uyarak bu yolda gelişeceğiz.
Üstelik, milli devletlerin ötesinde, bizim bir ümmetçiliğimiz vardır ki bu da
sosyalizmin insani ilkeleriyle uyuşur.
Atatürk halk devleti kavramıyla Batı'daki burjuva ve demokrasilerini
kastetmediğini yukardaki beyanatlarında açıkça belirtmektedir.
Bundan başka, bu devrede, milletvekillerinden bir kısmının, tıpkı Rusya'da
olduğu gibi, Halk Komiseri unvanını alarak hükümeti idare ettiğini görüyoruz.
Türk sosyalistleri, Atatürk'ün bu ve buna benzer fikirlerine bakarak, Kurtuluş
Savaşı'nın ilk yıllarında onun sosyalist idareyi ve sosyalist halk devletini
benimsediğini iddia edebilirlerdi? Biz sanmıyoruz. Atatürk'ün kişiliği
bilinince, bu düşüncemizin doğruluğu daha açık ortaya çıkar.
Nitekim zaferden sonra, 1922 yılında bir Fransız gazetesine Bursa'da vermiş
olduğu bir demeçte, iki yıl önce Büyük Millet Meclisi'nde söylemiş olduğu nutku
tamamen unutmuş görünüyor. Muhabirin, komünist bir idare mi kuracaksınız,
sözüne:
"Biz ne Bolşeviğiz ne de komünist. Ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz
milliyetperver ve dinimize hürmetkârız." (1)
Acaba Atatürk'ü bu çelişik fikirlere sürükleyen bazı politik şartlar mı vardır?
Yani birinci beyanatını Ruslardan yardım görmek için mi yapmıştır; Bolşeviklere
şirin görünmek için mi böyle konuşmuştur. Eğer böyle bir kaygısı varsa olaylar
bunun yanlış oduğunu gösteriyor. Çünkü Lenin, daha Türkiye ile ilişki kurduğu
anda Mustafa Kemal'in bir sosyalist olmadığını, kuracağı devletin küçük bir
burjuva hükümeti olacağını biliyordu. Bunu hem son günlerde Cumhuriyet
gazetesinde bir kısmı yayınlanan Türkiye ilk Sovyet elçisinin hatıralarında, hem
de Bakü'de toplanan Asya Milletleri Kongresi'nin tutanaklarında açıkça
görüyoruz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.051 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.