Sağcı Kimdir ?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 21:02:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sağcı Kimdir ?  (Okunma Sayısı 2271 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ülgen Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Tengrici Atsız Ata Çerisi


« : 17 Kasım 2010, 01:55:58 »

SAĞCI KİMDİR?
Sosyalistler ve komünistler “solcu” diye tanındıkları için, onların karşısında olanlara da
“sağcı” demek âdet olmuştur. İktisadî bakışla devletçi olmayan , liberal olan, muhafazakâr
olanlar sağcı sayılmış. Sol taraf, çoğunlukla dini inkar ettiğinden dindarlar da sağcı diye
gösterilmiştir.
Fakat bu tarifler eksik ve kısırdır. Son zamanlarda her şey gibi bu tâbirler de müptezel olmuş,
sağ ve sol birbirine karışmıştır. Kendilerine “mukaddesatçı” diyen dindarlar milliyetçi ve
sağcı sayıldığı gibi, aşırı sosyalist ve komünistlerin de kendilerini “Milliyetçi” diye öne
sürdükleri görülmüştür.
Sağ ve sol deyimleri kabataslak ele alındığı takdirde Turancılarla İslâm birliği taraftarları
sağda birleştikleri gibi, yalnız sosyal adalet kavramı düşünüldüğü anda da Türkçülerin
sosyalistlerle aynı hizada olmaları gerekmektedir.
Demek ki sağ ve solu iyi anlatmak, eksiklik ve kısırlıktan kurtararak öne sürmek lâzım.
Çünkü sağ ve sol yalnız iktisadi veya sosyal bakım değil, millî şuur bakımından da ele alınıp
değerlendirilmelidir.
Türkiye’de koyu dindarların bir takımı milliyeti inkâr ederek yalnız dinle yetinmek
taraftarıdırlar. Bunlardan biri camideki vaazında “vatan için ölenler cehenneme gider.
Cennete gidecekler ancak din uğruna ölenlerdir” demiş. Şimdi, bu seviyesiz yobazla
Türkçüleri aynı cephede saymak hem anlayış kıtlığı, hem de gerçeklere sırt çevirmek
demektir. İktisadî görüşe göre sosyal adalet düşüncesi bugün hemen herkes tarafından
beninmiş olduğundan artık millet meclislerinde partileri bu görüşe göre sıralamak asla doğru
değildir.
Bizdeki dincileri ve hilâfetçileri sağa koymak, Batı ülkelerindeki taamüle de aykırıdır.
Hitler’in iktidara gelmesinden önce Alman meclisindeki kuvvetli Hırıstiyan partisinin adı
“Merkez Katolik Partisi” idi ve İmparatorcu Çelik Tulgalılar partisi ile Hitler’in Milliyetçi
Sosyalist Partisi, Katoliklerin sağında yer almıştı. Hitler’in partisi “sosyalist” bir parti olduğu
halde sırf milliyetçi olduğu için sağcı sayılmış ve iktidara geçtikten sonraki tutumu ile de
bütün solculara, yani sosyalistlerle komünistlere düşmanlık güttüğünü ispat emişti.
Sağ ve solun Türkiye için en doğru tarifi, milliyetçilik açısından ele alınarak yapılabilir. Bir
parti, milliyetçi olduğu nisbette sağcıdır. Milliyetçilikte millî gelenekler mühim olduğundan
bu türlü partiler millî ahlâk bakımından muhafazakârlardır. Fakat milliyetçilik, milletin
toplum ve fert olarak yükselmesi demek olduğundan milliyetçi bir parti adaletin ve servetin
dağıtımı bakımından sosyalistlerin fikirlerine yakın olabilir.
Dincilik ve siyasî ümmetçilik, Türklüğü ikinci plâna itmek veya saymamak olduğundan
milliyetçiliğe aykırı yahut düşmandır. Bu bakımdan dinciler, siyasî ümmetçiler , hilâfetçiler
“Sağcı” olamazlar. Siyasî ümmetçiler, İslâm beynelmileli düşüncesinde olup Türklüğü İslâm
topluluğu içinde eritmek malihülyasına kapılmış olduklarından beynelmilelcidirler ve her
beynelmilelci gibi soldurlar.
Moskovacı veya Pekinci sosyalistlerin kendilerine “milliyetçi” demesi de hem yanlış, hem
gülünç, hem de taktik icabı olduğundan yalandır. Milliyetçilik, bir milleti “millet” olmaktan
çıkarıp “halk yığını” haline getirdikten sonra onun yalnız iktisadî refahını düşünmekle olmaz.
Çünkü insanlarda yalnız mide değil, zihniyet ve inanç da vardır. Milliyetçilik yüzyıllardan
kopup gelen manevî bir mirastır. Büyüklük duygusudur. Tarih şuurudur. Mukaddes
hodgâmlıktır. Yaratılış hâsılasıdır.
Türk milleti üç bin yıldan beri vardır. Onun var oluşu, büyüklüğü, gücü, tarihe damgasını
vuruşu yalnız millî karakteriyle mümkün olabilmiştir. Türklüğün büyüklüğünü veya var
oluşunu Türklüğün dışındaki şu veya bu faktöre bağlamak asla doğru değildir.
Gazetelerde çok görülen, siyasilerin dillerinde dolaşan “aşırı sağ” deyimi yanlış olarak
kullanılmaktadır. Çünkü aşırı sağ diye çok defa İslâm beynelmilelcileri kasdolunmaktadır.
Geçen yılın sonlarında yakalanan “Hizbüttahrir” adlı derneğin hilâfetçi olduğu, Türkiye’yi
şeriate göre idare etmek istediği, resmî dil olarak Arapça’yı kabul ettiği açıklanmış ve
başlarında bir Arap bulunan bir grup “aşırı sağcı” diye vasıflandırılmıştır.
Şimdi soğukkanlılıkla düşünülsün: Türk milletinin üstünlüğüne inanmış ve bütün Türklerin
birleşip tek devlet halinde toplanmasını ülkü edinmiş Türkçülerle bu yobazlar aynı grupta
nasıl toplanabilir? Yalnız Türklerden mürekkep bir devlet kurmak isteyen Türkçülerle,
Müslümanları bir devlet yapıp resmî dilin Arapça olmasını isteyenler bir tutulur mu? Türk
devletinin büyük makamlarında yarımkan Türklere bile tahammülü olmayan Türkçülerle
başkanlarını Araptan seçen kişiler aynı kazanda kaynar mı?
Demek ki aşırı sağ veya sağ tabirleri yanlış kullanılmaktadır. İdeoloji bakımından “sağ”
milliyetçiliği, “sol” beynelmilelciliği temsil ettiği için sağda Türkçüler, solda da
beynelmilelciler vardır. İster dünya beynelmilelcisi, ister İslâm beynelmilelcisi olsun,
Türklüğü başa geçirmeyen, ihmal eden veya yok sayan bütün düşünceler soldur. İktisadî
bakımdan devletçi , sosyalist, komünist olmanın sağ ve solla ilgisi yoktur. Netekim İkinci
Cihan Savaşı’ndan önce Japonya’daki “Milliyetçi Komünist Partisi”, ardından da anlaşılacağı
üzere milliyetçi yanı sağcı olduğu gibi, bugünkü İngiltere’nin “İşçi Partisi” de adına ve
iktisadî ilkelerine rağmen milliyetçidir.
İktisadî doktrinler çabuk değişir. Değişmeyen prensipler milliyetçilik ve beynelmilelciliktir.
“Milliyetçilik” derken bu kelimenin asıl anlamını kasdediyorum. Yoksa son zamanlarda İslâm
beynelmilelcileri, siyasî ümmetçiler ve kozmopolit beynelmilelcilerle dünya vatandaşı
sosyalistlerin, Moskofçuların kasdettiği milliyetçiliği elbette düşünmüyorum. Aslında
bunların hiçbiri milliyetçi olmayıp aksine milliyetçilik düşmanı iseler de, herhangi bir
tereddüt ve şüpheye meydan vermemek için, karıştırılmasına asla imkân olmayan
“Türkçülük” kelimesini Türk milliyetçiliği olarak kullanıyorum...
Sağcı biziz: Türkçüler. Sosyal adaletçi olmamız, vatanın nimetlerini turistlere değil de
soydaşlarımıza üleştirmek istememiz, gerçek ah ahlâkın gerektirdiği adaleti sağlamayı
dilememiz, solcu olmamızı gerektirmez. Türkiye’nin solcuları daha ortada yokken, Türkçü
şair Mehmet Emin Yurdakul o basit şiirleriyle Türk milleti için sosyal adalet istiyordu. Bu
fikir onun Türkçülüğünden doğmuştu. Kendisinden yıllarca sonra, “sömürü” nakaratına
başlayan plâklar gibi, bu fikri Yahudi Marks’tan almış değildi.
Milliyetçilik, yalnızca vatandaşlık şuurundan ibaret değildir. Milliyetçilik siyasî sınırların
dışında kalan soydaşları da kavrayan bir şuurdur. Bunun Türkiye’deki en açık delili Kıbrıs
Türklerine karşı duyulan ilgilidir. Bu ilgi yarın Moskof, Çin, Acem, Arap ve diğer milletlerin
pençesindeki Türklere de yönelecektir.
Milliyetçilik, “ben bu milletin sömürülen fertlerini düşünüyorum” demekle de olmaz. Bir
milletin sömürülen fertlerini başka milletlerin merhametli insanları da düşünebilir.
Milliyetçilik Zenci Lumumba’ya Viyet-Kong’a destan yazıp da Özbekler‘i , Tatarlar’ı,
Kazaklar’ı, Kırgızlar’ı, Azeriler’i, Başkurtlar’ı, Türkmenler’i, Tarançılar’ı, Uygurlar’ı,
Karakalpaklar’ı, Çuvaşlar’ı, Yakutları’ı, Karaçaylar’ı, Balkarlar’ı, Kumuklar’ı, Kırımlılar’ı,
Kerkükler’i diğer Türkleri esgeçmek değildir.
Milliyetçilik, Bolivya dağlarında öldürülen Arjantinli maceracı serseri Guevera için zırlayıp
da sıra Kazak kahramanı Osman Batur’a gelince susmak hiç değildir.
Milliyetçi insan, eğer insansa, kendi milletinin kahramanlarına, hürriyet savaşçılarına bakar,
yanar, ağlar. O zaman “sağcı” olur. Bunu yapmayıp mazisi meçhul, gayesi belirsiz, şahsiyeti
karanlık insanlara sempati gösterdi mi o insan, insan değildir. En aşağısından sinir ve ruh
sistemi bozuk bir hastadır.
Sözün kısası: Türkçüler sağcı olduğuna göre sol uçta komünistler vardır. Bu ikisinin
arasındaki yerleri millî fikre veya beynelmilelciliğe olan yakınlık veya uzaklıklarına göre
ötekiler doldurur.
Ancak bunlar, kavramların ideolojik mânâlarına göredir. Meselenin en doğru ve hiçbir
tereddüde meydan vermeyecek şekli, Türk milliyetçiliğini sadece “Türkçülük” kelimesiyle
dile getirmektir.
( Ötüken, 50. Sayı, Şubat 1968 )
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.