Milli Şuur Uyanıklığı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ekim 2019, 20:33:39


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Milli Şuur Uyanıklığı  (Okunma Sayısı 2014 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ülgen Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Tengrici Atsız Ata Çerisi


« : 17 Kasım 2010, 01:59:04 »

MİLLİ ŞUUR UYANIKLIĞI

Millî şuur, bir milletin, kendini duyması ve bilmesidir. Hem duyguya hem de düşünceye
dayanan millî şuur, bir milletin mânevî kuvvetlerinden en önemlisidir. Milletlerin hayatını
koruyan dört savunma hattından en geride olanı yâni sonuncusu ve en mühimi millî şuurdur.
İnsan uzviyetinin akciğer, karaciğer, kalp ve beyin nasıl dört önemli organı ise, bir milletin de
ordu, bağımsızlık, dil ve milli şuur, dört büyük kalesidir.
Bir millet, ordusunu kaybedebilir. Bağımsızlığını da kaybedebilir. Fakat, dilini sakladıkça, o
millet yaşıyor demektir. Dilini kaybeden bir millet ölmüş sayılır. Buna rağmen bir millet,
dilini zorlayıcı sebeplerle kaybettiği halde, milli şuuruna sahipse, o millet kendisine zorla
kabul ettirilen yabancı dile rağmen, gerçek kişiliğini bilir ve günün birinde bu millî şuur
sayesinde, öz dilini yeniden öğrenerek gerçek benliğine döner. Bunun en güzel örneği
Lehistan Türkleridir. Türkçe'yi yüzyıllardan beri unutup Lehçe konuştukları halde
Türklüklerini unutmamışlardır ve günün birinde Türkçe konuşacaklardır.
Millî şuurun uyuşuk ve uyanık olması, milletlerin yaşama kabiliyetleri ile orantılıdır.
Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde, yabancı unsurların borusu ötmez. İdâre işlerinin başına
önemli yerlere yabancı soydan kimseler gelemez. Orada "bilim", "milli menfaatin"
emrindedir. Bilim, bilim için değil, milletin büyüklüğü ve şânı içindir.
Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde, millet, yabacıyı kendisinden saymaz. Yabancı soydan
olanlar, vatandaş ve tebaa olsa bile, yine yabancı sayılır. Ona güvenilmez. Yabancılarla
evlenilmez. Hele yüksek tabakada bu evlenme hiç görülmez. Kânunlar, yalnız milli menfaati
korumak ve milleti yükseltmek için yapılır. Tarih, yalnız milli şân ve şeref bakımından ele
alınır. Geçmişe sövülmez. Yabancı milletler ve kimseler millî kadroya sokulmaz. Geçmişi,
mefâhiri, ahlâkı, aileyi, seciyeyi, erdemi, kahramanlığı, milliyetçiliği açıktan açığa veya
sinsice baltalayan yazılara, eserlere, filmlere, piyeslere, konferanslara izin verilmez. Millete
hitâp eden ve halkı terbiyede rol oynayan müesseselerin başına o milletten olan iktidarlı,
ahlâklı ve zekî insanlar getirilir.
Milli şuur uyanık olunca iltimas, rüşvet ve haksızlık kalkar. Hizmeti olanların hizmeti inkâr
olunmaz. Tarihi şahsiyetlere gerçek değeri verilir. Ne ufacık kusurları yüzünden dev gibi
adamlar küçültülür, ne de gerçeğe dayanmayan büyüklükler dolayısıyla ahlâksız insanlar
devleştirilir. Avukatlar millete hakâret etmiş yabancıların savunmasını üzerlerine almaz.
Soysuzlaşmış tipler, yarı çılgınlar, millî dili doğru dürüst bilmediği halde kendini gençliğin
önderi sayan manyaklar ve budalalar, gazete ve dergilerde, kendilerinden daha kuvvetli
olanlara, fikir ve ülkü savunması perdesi altında, kendi cüce şahsiyetlerinin reklamını
yapamaz.
Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde doktorlar sahte rapor vermez. Okula gelmeyen öğrenci
hastaydım diye yalan söylemez. Millî şuurun olduğu yerde hiçbir zaman yalan söylenmez.
Kadınlar ve erkekler aşkı, millet ve vatan duygularından üstün tutmaz. Sancak kutlanır ve
saygı görür. Milli renkler her zaman ululanır. Bayrak katlanmak için bile yere değdirilmez.
Atalar mezarlarında hayvanlar otlamaz ve hele fâhişeler ve yabancı kanı taşıyanlar orada zina
yapacak kadar müsâmaha görmez. Küçük büyüğün, öğrenci öğretmenin, memur amirin
aleyhinde söz söylemez. Kadınlara saygı gösterilir. Kadınlar kokotloşmaz.
Öğrenciler, milli heyecanla coşan bir yürek taşır. Fakat ciddî ve disiplinlidir.
Öğretmenler iltimas yapmaz. Öğrenciler kopya çekmez. Herkes hakkına râzıdır. Dün okula
başlayanlar bugün üstadlık dâvâsına kalkmaz. Görev kutsal tutulur.
Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde, dil kıskançlıkla korunur. Dilin kurallarını ve sözdizimini
bozmaya kalkıp bunun hakkında yazı yazan çılgınlar alkışlanmaz,aksine tımarhâneye sokulur.
Herkes kendi keyfince bir imla kullanmaz. Millî şuur uyanık olunca başıbozuktan kurmay,
vatan haininden profesör, hekimden dilci, cahilden müverrih, yabancıdan vekil, serseriden
ülkücü çıkmaz.
Millî şuur, bir ışıktır. Yurdu aydınlatır ve gizli köşelere sinmiş olan bütün akrepleri açığa
çıkararak, karanlıkta iş görmelerine engel olur. İnsanda beyin ne ise, millette de milli şuur
odur. Ciğeri, karaciğeri, hattâ bazen kalbi kurşunla delinen bir adamın yaşadığı görülür. Fakat
beyninden kurşun yiyen bir insanın yaşamasına imkân yoktur. Bunun gibi bir millet de
ordusuz ve bağımsız yaşayabilir. Hattâ dilini kaybetse de ölmeyebilir. Yeter ki milli şuuru
olsun.
Millî şuur, bir milletin yaşama ifadesi, hayat kaynağı ve en kuvvetli silahıdır. XX. Yüzyılda
millî şuuru olmayan milletler yıkılmaya mahkumdurlar.
( Kızılelma, 10 Sayı, 2 Ocak 1948 )
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.029s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.