KOMÜNİZM YIKILMAYA MAHKÛMDUR
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 04:45:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KOMÜNİZM YIKILMAYA MAHKÛMDUR  (Okunma Sayısı 2154 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 14:59:54 »

KOMÜNİZM YIKILMAYA MAHKÛMDUR

Komünistler bütün dünyayı birlestirip yeni bir düzen kurmak iddiası ile ortaya atıldılar. Bu yeni düzende
herkes çalısacak, herkes her bakımdan sigortalı olacak, kimse kimseyi sömürmeyecek, savas ortadan
kalkacak, sözün kısası çok bahtiyar ve ileri bir dünya kurulacaktı. Hatta giderek hükümet denen nesne
de kaldırılarak insanlar kooperatifler eliyle idare olunacaktı.
Fakat baslangıçta basarı kazanacak gibi gözükmesine rağmen bu düsünce bir ütopyadan, eskilerin
tabiriyle “hayal-i hâm”dan baska bir sey değildi. Çünkü insan yaratılısına ve psikolojisine siddetle
aykırıydı. Tanrı’yı kabul etmiyor, aileyi inkâr ediyor, hatta parayı da kaldırmak istiyordu. Đnsanın ruhî ve
manevi taraflarını inkâr etmekle kendisini basarısızlığa zaten mahkûm etmisti. Fakat Birinci Cihan
Savasının getirdiği felaketlerden ve kırgından usanan insanlar arasında “ne olursa olsun, bir de sunu
deneyelim” kabîlinden düsünceler epeyce yaygındı.
Komünizm 1918’de ancak Komünizm 1918’de ancak Rusya gibi ahalisi her bakımdan ezilmis, geri bir
memlekette tutunabildi. Bu tutunus hükümet darbeleriyle yapılmıs ve komünizm ancak yığın yığın
insanları öldürerek is basında kalabilmisti.
Rusya’dan sonra dünyanın hiçbir yerinde komünizm is basına gelemedi. Macaristan ve Sili darbeleri
pek geçici oldu ve komünizm Rusya’nın millî rejimi durumuna düstü.
Demokrat ülkelerdeki komünist partileri en kuvvetli oldukları yerlerde bile oyların en çok üçte birini
toplayabildi. Buna karsılık Đkinci Cihan Savası sonunda, Roosevelt ve Churchill’in ahmaklıkları yüzünden
tarihi fırsatları değerlendirerek bir çok memleketleri istila edip oralarda zorla ve hiyle ile komünist
rejimlerini is basına getirdi ve bu basarı dünyada tesirsiz kalmadı. Geri kalmıs ülkelerin bazılarında
komünizm lehine kıpırdanmalar oldu ve sonunda kocaman Çin de Çankay-sek’in hatalarından istifade
eden yerli komünistlerin eline geçti.
Komünizm uluslar arası bir rejim olmak iddiasında bulunduğu için ayrılık kabul etmez, bütün komünist
memleketlerin Moskova’ya bağlı olmasını isterdi. Meselâ Polonya’nın bağımsızlığı Sovyetler Birliği
içindeki Kırgızistan’ın bağımsızlığından nihayet biraz daha fazlaca idi. Durum Moskova’nın çok lehine
gözüküyordu.
Fakat ütopyalar uzun ömürlü değildir. Hayalin mavi göklerinden gerçeğin kara toprağına düsmek ergeç
mukadderdir. Komünizm de aynı âkıbete uğramakta gecikmedi.
Đlkönce Yugoslavya, Moskova’ya kafa tutarak Rus tahakkümünden sıyrıldı ve komünist birliğinden
atıldı. Bunun baslıca üç sebebi vardı:
1- Yugoslavya’nın kuzeyi uzun süre Almanya Đmparatorluğu’nun, güneyi Osmanlı Đmparatorluğu’nun
hakimiyetinde kalmıs, bu iki imparatorluğun siyasî, idarî, fikrî ve medenî yönlerinden çok seyler almıstı.
Bu iki devlet manevî yapı bakımından komünist Rusya’dan çok üstün oldukları için Yugoslavlar Ruslar’a
göre üstün siyasî ve medenî terbiye almıs bir millet mertebesindeydiler ve asağılık Rus rejimine
katlanamazlardı.
2- Tito, baslangıçta nasıl bir komünist olursa olsun, Stalin rejiminin iptidailiğini, vahsiliğini görmüs,
Rusya’nın bir insanlık politikası değil, bir sömürge siyaseti güttüğünü anlamıstı.
3- Đnsanlarda yaratılıstan bir milliyetçilik düsüncesi olduğu için Tito kendi vatan ve milletini elbette
Rusya’dan üstün tutacak ve komünizmi ancak bir iktisadî sistem olarak kabullenecekti. Netekim öyle
oldu. Hatta giderek komünizmi de bırakılarak Yugoslavya demokrat bir sosyalizm ülkesi haline geldi.
Bugün Avrupa’ya trenle gidip gelenler Bulgaristan’la Yugoslavya arasındaki büyük insanlık farkına
isaret etmektedirler. Bulgaristan’da iktisadî darlık, terör ve korku; Yugoslavya’da bizimkinden hemen
hemen farksız hür bir rejim...
Yugoslavya’dan sonra Arnavutluk komünist birliğinden koptu ve pek küçük olduğu için komünist Çin’in
himayesine sığınmak mecburiyetinde kaldı.
Üçünü olarak Romanya, daha ihtiyatlı olarak bir sıyrılıs yaptı. Ruslar’la yanyana olduğu ve Đsgal
tehlikesine maruz bulunduğu için fazla ileri gidemedi. Fakat çok ihtiyatlı ve tedbirli hareketlerle
komünizmi ve Moskova’nın yükünü üzerinden attı.
Dördüncü olarak Çekoslovakya aynı seyi yapmak isterken Moskof isgaline uğradı. Çünkü ayrılmaların
aralıksız devam edeceğini anlayıp dehset içinde kalan Ruslar kopup sökülmeyi önlemek için zorbalığa
basvurmaktan baska çıkaryol bulamadılar ve bunu ortaklasa bir komünist hareketi imis gibi göstermek
için de öteki uyduları kendileriyle birlikte isgale sürüklediler. Romanya buna da katılmamak basarısını
gösterdi.
Fakat kopmaların en büyüğü ve tehlikelisi Çin’den gelmistir. Büyük bir medeniyet ve kültürün mirasçısı
olan Çinliler birkaç yıl Ruslar’la is birliği yapıp onlardan her bakımdan faydalandıktan sonra arayı
açmakta mahzur görmediler. Zaten komünizmden önce de bilim ve teknikte oldukça ileri bulunan
Çinliler gayet kalabalık nüfuslarını çalısma seferberliğine sokunca bes on yılda atom gücüne sahip
devletlerden biri haline geldiler ve tek baslarına Rusya’ya, hattâ Amerika’ya kafa tutacak bir güç
kazandılar.
Birlikçi bir doktrin olan komünizm bugün parçalanmıstır.
Çin, Rusya’dan tamamen ayrılıp onun baslıca düsmanlarından birisi olmustur ve Ruslar’ın Đkinci Cihan
Savası sonunda, Amerikan ve Đngiliz liderlerin gafletinden faydalanarak kendisi için hazırladığı Kuzey
Kore ve Kuzey Viyetnam komünist devletlerini nüfuzuna almıstır. Çok uzaklardaki ki küçük Arnavutluk
da onun tam bir uydusudur.
Yugoslavya da Rusya’dan ayrılır ve artık bilfiil komünizmle ilisiği kalmamıstır. Tito’dan sonra bu ülkede
komünizmin isim olarak dahi yasayacağı süphelidir. Rusya, doğuda Dıs Moğolistan; batıda Polonya,
Doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya ile bir blok teskil ediyorsa da
bunların arasında Bulgaristan'dan baska Rusya’ya cidden bağlı hiçbir devletin bulunmadığı
muhakkaktır.
Romenler kısmen sıyrılmıs durumdadırlar. Çekoslovakya, Moskof isgalinin kini içindedir. Macarlar ve
Polonyalılar Rusları eskiden beri millî düsman sayarlar. Doğu Almanları ne de olsa Alman'dır ve
duygularını saklamakta usta olan bu millet kendisine göre pek geri ve kaba olan Ruslar’ın
boyunduruğuna elbette sonuna kadar katlanacak değildir. Milletlerin hayatında milliyetçilik en büyük
faktör olduğu için komünist devletlerin komünist rejimleri altında nihayet milliyetçi bir yola girecekleri
zaten beklenirdi. Fakat düsmanlıkların bu kadar çabuk geliseceği pek de akla gelmezdi. Bugün Çin ile
Rusya ile düsman olarak karsı karsıya bulunuyorlar. Çin açıkça Rusya'dan toprak istiyor. Mart basında
iki taraf karakolları arasındaki çatısma yerini belli eden bir isarettir. Gelen haberler ise yarınki savasın
pek tatlı olacağını gösteriyor.
Ruslar tarafından açıklanan Çin vahseti komünistlere has bir davranıstan baska bir sey değildir.
Ruslar'ın nasıl hareket ettikleri hakkında henüz Çinliler bir açıklama yapmadı. Ruslar'ın vahsetten yanıp
yakılmaları ister istemez insanı gülümsemeye sevk ediyor.
Bu pesrev, komünizmin çatırdamaya basladığını gösteren bir alâmettir. Đki kalabalık ve atomlu
komünist devlet kapısırsa sonunda ister biri kazansın, ister denk kalıp barıs yapsınlar, komünizm
çökecektir. Komünist rejimi altında yasayan insanların iyi savasamıyacağı Đkinci Cihan Savası'nda belli
olmustur. Bunca hazırlığa rağmen kalabalık Rus orduları Almanlar karsısında bozguna uğrayarak ancak
görülmemis derecedeki kıs tarafından kurtarılmıslardı. Tabiî, savasın Amerikalılar tarafından
kazanıldığını söylemeye lüzum yok.
Ruslar la Çinliler'in bugünkü hırlasması yarın bir savasa kadar gider mi? Elbette gidecektir. Savas ezelî
ve ebedî bir kanundur. Onu kaldırmak için ortaya atılanlar bile bu kanunun hükümlerinden dısarda
kalamazlar. Onun için Çinliler'le Ruslar mutlaka vurusacaklardır. Fakat bu vurusma önce Avrupa
uydularının, sonra da Sovyetler Birliği ile Çin'deki milletlerin ayaklanmasıyla bitecek ve komünizm
yerini, en ihtiyatlı tahminle, Yugoslavya'da olduğu gibi mutedil ve medenî bir sosyalizme bırakarak
göçüp gidecektir.
Rusya ve Çin milyonlarca Türk'ü sömüren ve Türkler'in anayurdu olan Türkistan'ı isgal altında tutan iki
düsman millettir.
Acaba Türkiye Cumhuriyeti'nin bu dıs Türkler hakkında bir plânı var mı? Tıpkı bir savas plânı gibi çesitli
ihtimalleri göz önünde tutan, tarihî fırsatlardan nasıl istifade edileceğini gösteren tasarılar hazır mı?
Yoksa yine her fırsat kaçırılacak veya Kıbrıs konusunda olduğu gibi yumurta kapıya geldikten sonra
aceleyle ve hazırlıksız olarak savsaklama taktiği mi kullanılacak?
Bes yıllık plânlar Türk milletinin hayatına göre o kadar can alıcı seyler değildir. Türkiye teknik ve iktisat
bakımından nasıl olsa kalkınacaktır. Asıl mühimi yüzyıllık plânların hazırlanması ve pusuya yatılmasıdır.
Đngiltere'yi, Rusya’yı falan söyle bir tarafa bırakarak küçük, kuvvetsiz ve zavallı Yunanistan'a bakalım:
Rejimlerin ve hükümetlerin değismesine, âdi iç çekismelere ve üst üste savas kaybetmelere rağmen
yüzyıllık plânını basarıyla takip etmiyor mu?
"Büyük Devlet" fikrinin mucidi olan Türkler acaba Yunanistan kadar da olamayacak mı?
Gözlem, 20 Mart 1969
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.