|
Yürekli-kam
|
 |
« : 15 Kasım 2009, 14:55:34 » |
|
KIZIL KÜRTLERİN YAYGARASI 1961 anayasasının getirdiği asırı hürriyetlerden faydalanarak, anayasanın yasakladığı konularda da kıpırdanıslar ve davranıslar olduğu bilinmektedir. Bu türlü davranıslara kalkanlar, kanun bakımından suçlu olduklarını bildikleri için savunma taktikleri de suçlulara has nitelikte, yani iftira, yalan ve sirretlik alanındadır. Bunlar, gerçeklerin ısığına bakamayan baykuslar gibidirler. Bu baykuslar hakikî maksatlarını açığa vuramadıkları için dolambaçlı yoldan gitmeye mecburdurlar. Hakikî maksatları yüzlerine vurulunca da, yüzleri insan yüzü olmadığı için kızarmaz, bütün hayâsız ve serefsizlerin bas vurduğu yola saparak çamur ve çirkef atarlar. Ötüken’in Nisan 1967 tarihli 40. Sayısında yayımladığım “Konusmalar” baslıklı bir yazıda Türkiye’de kürtçülük akımından bahsederek örnekler vermis, Kürtlerin ilkel bir Fars topluluğu olduğunu belirtmis ve Cumhurbaskanı Sunay’ın “Türk olmayan varsa gidebilir” sözünü alarak söyle demistim: Evet... Kürt kalmakta direnir, dört bes bin kelimelik o iptidaî dilleriyle konusmak, yayın yapmak, devlet kurmak istiyorlarsa gidebilirler. Biz bu toprakları oluk gibi kan dökerek; Gürcülerin, Ermenilerin, Rumların kökünü kazıyarak aldık, yine oluk gibi kan dökerek Haçlıların savasçı sövalyelerine karsı savunduk. Kürtler 1839 yılına kadar askerlik bile yapmadılar. Viyana’dan Yemen’e kadar her yerde Türk ırkının kanı sebil gibi akarken onlar yasadıkları dağlarda ve köylerde keçilerini güttüler ve fırsat buldukça hırsızlık ve yağmacılık ederek yasadılar. Đran’la yaptığımız savaslara yardımcı diye geldikleri zaman da daima fırsat kolladılar ve Türk ordusunun yenildiği çarpısmalarda bu sefer Đran’la birlesip onu vurmaktan geri kalmadılar. Birinci Cihan Savası’nda bize topyekûn ihanet eden Ermeniler, yerlesik Türk halkını vahsi bir kırgınla bitirmeseydi ve dağlarda, sarp köylerde yasayan Kürtler bu kırgından kurtulmus olmasaydı bugün çoğunlukta oldukları illerde de azınlık olarak kalmakta devam edeceklerdi. Fakat yüzde yüz çoğunlukta olsalar bile Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde devlet kurmak hayalleri, hayal olarak kalacaktır. Yunanlıların Bizans, Ermenilerin Büyük Ermenistan kurmak hayalleri gibi... Onun için Türk milletinin basını belaya sokmadan, kendileri de yok olmadan çekip gitsinler. Nereye mi? gözleri nereyi görür, gönülleri nereyi çekerse oraya gitsinler. Đran’a, Pakistan’a, Hindistan’a, Barzani’ye gitsinler. Birlesmis Milletlere basvurup Afrika’da yurtluk istesinler. Türk ırkının asırı sabırlı olduğunu, fakat ayranı kabardığı zaman Kağan Arslan gibi önüne durulmadığını, ırkdasları Ermenilere sorarak öğrensinler de akılları baslarına gelsin. Açıkça anlasılacağı üzere bu satırlar Türkiye’yi bölmek, doğu illerimize bağımsız Kürdistan kurmak isteyen vatan hainlerine karsı yazılmıstır. Türklüğe sadık olanların ve kendisini Türk duyanların bundan kocunmamaları gerekir. Kocunanlar ancak, o yazımda bahsettiğim, vatanı parçalamak isteyen hainlerdir. Bu hainler, suçlu psikozu içinde, sirretlik ve mugalete metodlarına basvurarak bozuk Türkçeleriyle ve yukarıda aldığım parçanın bas tarafını hesaba katmayarak ve yalnız “Türk milletinin basını belaya sokmadan, kendileri de yok olmadan çekilip gitsinler” cümlesini alarak yaygaraya basladılar. Ötüken’i çıkaranlar “nifak tohumları eken, gözü dönmüs, örümcek kafalı fasistler”mis... Ben “kardesi kardese düsman etme uğrasında olan sapık zihniyetli birisi”imisim. “Asıl kovulacaklar, halkları birbirine düsürmek emelinde olan hayalperestler”mis. “Doğu’nun geri kalmasının nedenleri arasında ekonomik sömürmenin devamı için vatandaslar arasında mevcut ırk, dil, din ve mezhep farklarını istismar ederek onları düsman kamplara bölmek isteyen zihniyetin karsısında”imisler. “Manevî sömürünün politik alandaki yansıması olan fasizmi, ırkçılığı ve ümmetçiliği nefretle reddediyorlar”mıs. “Islah edilecekler, Çingenelerden ziyade, öncelikle böyle sapık ideolojileri savunanlarmıs. Islah edilecekleri yer ise Bakırköy”müs. Nerde basıldığı belli olmayan bu paçavranın altında 19 tane dernek imzası var. Bunlar sözde kültür derneği, öğrenci derneği, yardımlasma derneği filanmıs. Aslında üç bes kızıl Kürdün ahmak ve iptidaî kafasından çıktığı gibi göstermek için hayalî derneklerin adına basvurulduğu asikârdır. Kızıl kafalardan çıktığını gösteren deliller: 1- Bize, yani Türkçülere fasist denmesi. Komünist düsmanlarına kızılların fasist dediği artık herkesin bildiği bir gerçektir. 2- “Millet” yerine “halk” kelimesinin kullanılması. “Asıl kovulacaklar, halkları düsürmek emelinde olan hayalperestlerdir” cümlesindeki “halklar” kelimesi “milletler” anlamında kullanılmıstır. Komünistler “millet” kelimesinden ürktükleri için kullanmaz, onun yerine “halk” derler. 3- Dinî ve millî ülkülerin bir sömürme vasıtası olduğunu iddia edenler de yine komünistlerdir. Bildiride “manevî sömürünün politik alandaki yansıması olan fasizmi, ırkçılığı ve ümmetçiliği nefretle reddederiz “ diyerek kafalarının gerisindeki düsünceyi belli etmislerdir. 4- Edebî dili bozmak ve halk dili diye bozuk düzen bir dil kullanmak da kızılların mühim marifetidir. Bildirideki su ibareye bakınız: “Kim kimin basını belâya sokuyor? Ve de kim kimi kovuyor?” Edebi yazı dilinde “ve” den sonra “de” gelmez. Gelirse böyle gülünç olur. *** Her türlü fikir ve kültür haysiyetinden mahrum olmalarına rağmen, simdi su kızıl Kürtlere kısaca cevabımı verelim: 1- Türkiye’nin doğu illeri, doğu illerinde yasayan Türklerin ve genel olarak bütün Türk ırkının vatanıdır. Artuklular, Saltuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular’ın hüküm sürdüğü, anıtlar diktiği bölgeler elbette Türk’tür. Türk kalacaktır. Bu bölgelerde daha eski olmak hiçbir sey ifade etmez, maymunlar daha da eskidir. Hayali Kürdistan’a baskent yapmak istediğiniz Diyarbakır, Büyük Türkmen Beği Uzun Hasan’ın sehridir. Don Kisotlar’ın baskenti olamaz. 2- Türkçü ve gerçekçiyiz. Türkler tarihte devir açmıs, medeniyet yaratmıs, büyük devlet kurmus, genis bölgelerde düzen sağlamıs bir ırktır. Türkler çekildikten sonra Yakın Doğu’nun ne duruma düstüğünü görüp ibret alın. Araplar da tarih ve medeniyet yaratmıs kalabalık bir milletti. Đngilizlerle birleserek bizden ayrıldıktan sonra baslarına gelmeyen kalmadı. Bes günde Çıfıtlara yenilerek dünyaya rezil oldular. Siz ise ne devlet, ne de medeniyet kurmus kültürsüz geri bir cemaatsiniz. Farzı muhal yabancıların kanadı altında bir devlet kursanız bile Araplar kadar da dayanamaz, petrol varillerinde çabuk erir, gidersiniz. 3- Ben “kardesi kardese düsman etmek sevdasında süper sapık zihniyetli birisi” değilim ama siz Türk devletini parçalamak isteyen ültra sapık hainlersiniz. Ya Türklük içinde erir, Türklüğü kabullenirsiniz, yahut yok edilirsiniz. Ağa babanız Seyh Said 1924’te din perdesi altında, bağımsız Kürdistan hayaliyle ayaklanmıs ve Đngilizlerden yardım görmüstü. Sonu malûm. Đsterseniz siz de Moskoflardan yardım alarak bir deneme yapar, sonuçlarına katlanırsınız. 4- Manevî sömürünün politik alandaki yansıması olan fasizmi, ırkçılığı ve ümmetçiliği nefretle reddediyorsunuz ha... Sevimli mütefekkir Kürtleri... Ya komünizm? Ona söz yok değil mi? Çünkü o, maddi olarak sömürüyor. Su yukarda ki tabir ve tefsirinizle tam komünist olduğunuzu açıkladığınızın elbette farkında değilsiniz. 5- Su bildiri ile cidden ıslaha muhtaç olduğunuzu da ispat ediyorsunuz. Türk devletinin birliği kaygısı ile yazdıklarımı tımarhanede ıslaha muhtaç birisinin yazısı diye tefsir etmek ne kıratta hainler olduğunuzu ortaya koyuyor. Siz Kürtçülük yapacaksınız; ayrı dil, ayrı okul, ayrı radyo yayını, ayrı basın isteyeceksiniz, devlet kurmak için gizli toplantılar düzenleyeceksiniz, Barzani’yi kahraman ilan edip ona Türkiye’den silah kaçıracaksınız, özel toplantılarda çocuklarınıza Kürtçe siirler(!) okutacaksınız, içinizde nasılsa profesörlüğe kadar çıkabilmis olanlar Avrupa’da Kürtçü derneklerle temasa girecek, sonra bunun karsısına çıkana deli diyeceksiniz. Siz deliliğin hainliğe göre ne kadar serefli olduğunu anlamayacak kadar seviyesizsiniz. 6- “Türk olmayan gider” diye ilk söyleyen Cumhurbaskanı Cevdet Sunay’dır. Ben onu tekid etmis oluyorum. Ona da meydan okusanıza... Ama kızıl Kürt’te o yürek nerede? Türkiye’yi parçalamaya kalkıstığınız gün nereye gönderileceğinizi göreceksiniz. Yeter ki o gün gelsin... Bu konuda söyleyeceklerim daha bitmedi. Bekleyin. Ötüken, 16 Haziran 1967, Sayı: 42
|