KIBRIS KONUSU
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 04:49:32


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KIBRIS KONUSU  (Okunma Sayısı 1908 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 14:53:07 »

KIBRIS KONUSU
Devlet adamları siyasî konusmaya mecburdur. Bazı seyleri saklayıp bazılarını elastikî bir dille ifade
ederler. Bundan dolayıdır ki dünya siyasîlerinin Kıbrıs hakkındaki sözlerinden açık sonuç çıkartmak
imkansızdır. Fakat hür ülkelerin fertleri böyle kayıtlarla bağlı olmadıkları için biz burada kendi
düsüncemizi söylemek istiyoruz.
Kıbrıs konusu Türkiye ile Yunanistan arasında ancak silâh gücü ile çözümlenecek bir meseledir.
"Bağımsız Kıbrıs Devleti" gülünç birsey olduğu gibi, bunun dısında öne sürülen sekiller de kesin sonuçlu
değildir. Çünkü:
1- Kıbrıs, Anadolu'nun tabiî bir parçası olan ve kıyılarımıza yakın bulunan, askerî ve siyasî ehemmiyeti
çok büyük bir adadır.
2- Uzun süre Türkiye'nin bir parçası olarak kalmıstır. Su halde orada tarihî miras hakkımız vardır.
3- Fakat bugün nüfusunun beste dördü Rum'dur.
Demek ki iki tarafın da haklı olduğu yönler vardır. Bir meselede iki taraf da haklı olunca onun tek
çözüm yolu "savas"tır.
Tarihinde 22 yıldan uzun barıs devresi görmemis bir milletin 52 yıldır savasmaması ona garip
gelmekte, Türk toplumunda görülen bir takım garip hallerin, huzursuzlukların gizli sebebini teskil
etmektedir. 20-22 Temmuzdaki üç günlük savasın bile millî ruhu sahlandırarak manevî bur huzur
sağlaması bundandır.
Batılılar her yeni devletin kurulusunda bir huzursuzluğun da temelini atmıslardır. Belçika kurulurken
yarı nüfusu Flamanlar'dan alınmıs ve bugünkü sosyal rahatsızlık doğmustur. Bu rahatsızlığın yarın kanlı
gerilla hareketlerine döneceğinden kimsenin süphesi olmasın.
Afrika zencilerine bağımsızlık verilirken de aynı prensiple hareket olunmus, bu devletler etnik
topluluklara göre değil, coğrafî sınırlara göre ayarlanmıstır. Bu yanlıs ilk yemislerini vermistir. Yarın
devletler arasında büyük savaslar olacaktır.
Đrlanda'nın bağımsızlığı tanınırken adanın kuzeyindeki bir parça, ahalisi protestan olduğu bahanesiyle
Đngiltere'ye bağlı bırakılmıs, ondan da bugünkü IRA çete savasları doğmustur. Đngiltere Devleti birkaç
bin Đrlandalı çeteciyle yıllardır uğrasır, basa çıkamaz ve boyuna kayıplar verir durur.
Đngiltere, Kıbrıs'ı terkederken de aynı hatâyı (daha doğrusu kasdı) yapıp uydurma bir Kıbrıs Devleti
doğurdu. Netice 100.000 Türk'ün, 400.000 Rum'un hakimiyetine terkedilmesi oldu. Kendisi aynı ırktan
olup da aynı adada oturan Đrlandalılar'ı mezhep ayrılığı bahanesiyle ikiye ayırdığı halde aynı ırk, aynı dil
ve aynı dinden olan Türkler ile Rumlar'ı ayırmayı adanın birliği bozulmasın diye kabullenmedi.
Yanlıslar çabuk patlak verir. Kıbrıs Devleti, devlet olmaktan çıkıp anarsi yuvası, eskıya yatağı haline
geldi.
Büyük Yunanistan davası ardında kosan küçük (her anlamda küçük) Yunan milleti adayı kendisine mal
edebilmek için 100.000 Türk'ün tasfiyesi yoluna gitti. Kendi cinayet ve yalan metodlarıyla adayı
cehennem haline getirdiler.
Türkiye vaktiyle, bugünkü metanetiyle Kıbrıs'ı isteseydi belki de bu durum doğmazdı. Yahut Kıbrıs'ı
almak için millî bir siyaset gütseydi sonuç çoktan alınırdı. Fakat nerde? Türkiye'nin Dısisleri Bakanı olan
tarihçi, türkolog, bilgin Prof. Fuad Köprülü "Bizim için Kıbrıs meselesi diye bir konu yoktur" demek gibi
millî - siyasî bir gaflette bulunduktan sonra karsı taraf elbette isi azıtacaktı. Azıttılar. Terör yaptılar.
Yüzlerce Türk'ü öldürdüler. Birkaç bininin Kıbrıs'tan kaçmasına sebep oldular.
Biz yol ve köprü yaptık.
Karsımızdaki düsman yalnızca Yunanlı olsa elbette simdiye kadar çoktan çözümlenirdi. Fakat Yunan
hayranlığı ile yetisen batılılar onları her seferde korumasını bildi. Đlk çıkarma tesebbüsümüze
Amerikalılar engel oldu. Bu sefer Amerika'nın rolünü Đngiltere yapmaktadır. Bütün Kıbrıs'ı alsak bile
oradaki Đngiliz üslerine dokunmayacağımız muhakkak olduğu halde Fantom uçakları, komandolar,
Gurka taburu ve bir kruvazör getirerek yaptığı hazırlık hiç süphe yok ki bize karsıdır. Bize karsıdır ama
artık ihtiyarlamıs olan Đngiltere'nin savas cesareti ve kabiliyeti kalmamıstır. Belki ürkütürüm diye
gösteris yapmaktadır.
Đngilizler sanıldığı gibi usta siyasî ve uzak görüslü millet değildir. Öyle olsaydı, Đkinci Cihan Savası'ndan
sözde muzaffer çıktıkları halde, üstünde günes batmayan imparatorluklarını kendi elleriyle, üstünde
sisten günes görünmeyen küçük bir ülke haline getirmezlerdi.
Zavallı Gurkalar'ı ne diye getiriyorlar? Kendi askerlerinin hiçbir ise yaramayacağını bildikleri için... Đkinci
Cihan Savası'nda Tobruk'ta 10.000 Đngiliz'in tüfek patlatmadan Almanlara, Singapur'daki 60.000
Đngiliz'in yine tüfek patlatmadan Japonlar'a teslim olduğunu unutmadıkları için... Güvendikleri tek sey
hava ve deniz üstünlükleri, Yunanlılar'la birlikte bize karsı sağlayacakları sayı üstünlüğüdür.
Đngilizler, Yunanlılar'la birleserek bize karsı savasmak cesaretini gösterirlerse ne olur? Sınırdas
olmadığımız için Đngilizler'e birsey yapamayız. O zaman bunun ceremesini Yunanistan ve Yunanistan'ın
yardımına gelecek Đngiliz birlikleri çeker.
Batı Trakya'dan yürüyecek Türk ordusu karsısında kırılacak yeni maraton rekorlarını da o zaman tarih
tesbit eder.
Ötüken, 15 Ağustos 1974, Sayı: 9
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.04 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.