İRAN TÜRKLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 10:28:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İRAN TÜRKLERİ  (Okunma Sayısı 3425 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 14:48:27 »

IRAN TÜRKLERI
12 Kasim 1968’de, saat 19 daki Radyo Ajans Haberlerinde ve ertesi günkü gazetelerde bildirildigine
göre, Iran Disisleri Bakani Zâhidî, Tahran hava alaninda, bira yabanci gazetecinin sorusuna verdigi
cevapta, bu iliskilerin geçmiste oldugu gibi dostluk ve kardeslik esaslarina dayanarak yürüdügünü
söylemisti.
Türk – Iran iliskilerinin dostluk ve kardeslik temeline dayanarak yürümesini, elbette, biz de isteriz.
Çünkü “Kalkinma Için Bölgesel Isbirligi” andlasmasinda Iran’la müttefik oldugumuz gibi, sinirdas
bulunmakligimiz, ayni muhtemel tehlikelerden zarar görme durumunda olmamiz da bizi dostluga,
ittifaka ve isbirligine sürüklemektedir.
Iran’la kardesligimize gelince bunda da büyük bir gerçek payi oldugu muhakkaktir. Çünkü 25 milyonluk
Iran’da Türkler 12 milyonla en büyük millî toplulugu teskil etmekte ve Fars, Arap, Kürt, Lor, Belüç gibi
etnik unsurlar arasinda her alandaki cevvaliyetleri ile Iran’in âdeta bir Türk memleketi oldugu gerçegini
ortaya koymaktadir. Unutulmamali ki bugün Iran’in hâkim unsuru farz olunan Farslar ancak 8–9
milyonluk bir kütleden ibarettir ve bu unsur, bundan önceki uzun yüzyillar boyunca daima Iran’daki
Türk toplulugunun hâkimiyeti altinda yasamistir.
Iran 1042’de tamamen Selçuklularin hükmüne girip 12. asir sonlarina kadar bu hanedanin, daha sonra
yine halis Türk olan Harzemsahlarin, Harzemsahlardan sonra Çengiz Hanedaninin bir kolu olan
Ilhanlilarin, ilhanlilardan sonra Calayirlar, Karakoyunlular, Temirliler, Akkoyunlular, Safevîler, Afsarlar
ve Kaçarlarin hâkimiyeti altinda kalmis ve bu hâkimiyet 1925 yilina kadar uzamistir. 1042 ile 1925 arasi
883 yil eder. Bir ülke 883 yil Türklerin elinde kalip da halkinin çogu Türk olunca süphesiz bir Türk
memleketi sayilacaktir. Bir Türk memleketi oldugu halde zit ve yabanci bir ülke sayilmasinin tek sebebi
ortaçaglardaki devlet kavraminda en mühim faktör sayilan mezhep ayriliginin dogurdugu araliksiz ve
lüzumsuz kavgalardir.
Tarihlerin Türk – Acem kavgasi diye gösterdigi Çaldiran meydan savasinda Türklügü temsil eden Yavuz
Sultan Selim’in ordusunda 10.000 kadar devsirme yeniçeri vesaire bulundugu halde Acemligi temsil
eden Sah Ismail’in ordusu yüzde yüz Türkmenlerden mürekkepti. Saray ve ordu dili Türkçe olan Iran’in
fiilen olmasa bile resmen Farslasmasi 1925’te Pehlevî Hanedaninin Iran tahtina geçmesinden sonradir.
Zâhidî’nin bahsettigi dostluk ve kardesligin dogru olmasi için yalniz Disisleri Bakanlarinin siyasî nezaket
çerçevesindeki sözleri hiç süphesiz kâfi degildir. Bütün Disisleri Bakanlari, baska milletlerden
bahsederken asagi yukari ayni seyleri söylerler. Dostluk ve kardesligin gerçeklesmesi, bütün milletçe
olmasa bile, aydinlar ve basin tarafindan desteklenmedikçe hakikat olmus sayilmaz.
Iran’da hükümet kontrolünde oldugu herkesçe bilinen basinin Türkler hakkindaki düsünceleri hiç de
kardesçe, hatta dostça degil, aksine düsmancadir. Örnek olarak son zamanlarda, üzerinde çok durulan
bir Iran gazetesinin Âyendegân’in Türkiye’den bahseden makalesi gösterilebilir. Âyendegân,
Türkiye’den “Don Kisotlar Ülkesi” diye bahsediyor. Doguda ve Batida Don Kisot karakterli bazi
milletlerin bulundugu malumsa da Türklerin bunlardan biri olmadigi millî karakterleriyle sabittir ve bir
ülkeyi bu sekilde adlandirmak herhalde dostça bir bakisin neticesi degildir.
Âyendegân, Türklerin büyüklük iddiasinda olduklarini, akilliliklariyla söhret sahibi olmak istediklerini,
fakat temelden mahrum olan bu iddianin sirf bir taassup mahsulü oldugunu, bu milletin içindeki bazi
bilgisiz kimselerin Pantürkizm hülyasiyla yasadigini, Türkçe konusan baska milletleri kendi
imparatorluklari içine katmak istediklerini yaziyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 15 Kasım 2009, 14:48:51 »

Türklerin büyüklük iddiasi, böyle bir iddialari varsa, temelden yoksun degil, tarihî temellere dayanan bir
düsüncedir. 1918 yilina kadar Türklerin araliksiz olarak büyük devlet halinde yasadiklari ve bazi
asirlarda cihan birincisi olduklari da yine tarihî bir gerçektir. Farâbî’yi yetistiren bir millete “akilliliklariyla
söhret sahibi olmak isteyenler” demek ilmî degerden mahrum, hakikatle ilgisiz bir iftiradir.
Âyendegân’in bilgisiz kimseler diye bahsettigi Pantürkistlerin “Türkçe konusan baska milletleri kendi
imparatorluklarina katmak” istemeleri ise düzeltilmeye muhtaç bir yanlistir. “Türkçe konusan baska
milletler” yeni icad bir nazariye olacaktir. Çünkü Türkçe konusanlarin Türk oldugu bütün dünya ilim
âlemince kabul edilmis, mantikin ve tarihin destekledigi bir hakikattir. Âyendegân, Iran Türkleri olan
Azerilerin Türkmenlerin ve Kaskaylarin “Türkçe konusan baska milletler” oldugunu anlatmak istiyorsa
bu fahis yanlisi düzeltmeye kalkmak bile abestir. Aslinda Fars olan bu Azeri, Türkmen ve Kaskaylarin
Mogol istilasi sirasinda zorla Türkçe konusmaya mecbur edildigi hakkinda Iran okullarinda ögretilen
tarih bilgileri üzerinde ise söz söylemeye imkan yoktur. Anlasilmayan, tarihî bir sir olarak kalan nokta,
Mogollarin Farslari niçin Mogolca degil de Türkçe konusmaya icbar ettikleridir.
Âyendegân’in dostluk ve kardeslige asla yakismadigi gibi gerçekle ve mantikla bagdasamayan bir
iddiasi da, Türklerin büyüklük duygusuna kapilarak birçok Ermeni’yi yok ettikleri hakkindaki sözleridir.
Herhalde Birinci Cihan Savasi sirasindaki olaylara dokunmak istiyor.
O Ermeni hâdiseleri büyüklük duygusundan degil, var olma direnisinden dogmustur. Ölüm – dirim
savasina girmis olan Türkiye’yi Ermeniler arkadan vurmak istemislerdi. Ihanet eden tebaalara karsi
bütün devletlerin yapacagi muameleyi Türkler de yapmislardi. Ya Ikinci Dünya Savasinda ve bir de iki
yil önce Farslarin Siraz bölgesindeki Kaskay Türklerine karsi giristigi yok etme harekâti neydi? Iran’in
güneyinde Farsligin ortasinda, bir ada halinde yasayan bir iki yüz binlik Kaskay Türkleri hangi
düsmanla isbirligi yapmis veya Iran’in hangi hayatî çikarini tehlikeye koymustu?
Görülüyor ki tarihe mal olmus olaylari lüzumsuz yere kurcalamak faydasizdir. Hele bunlarin haksiz
sekilde tefsiri geriye tepen silah tesiri yapar.
Iran gazetesinin unutmamasi gereken nokta sudur: Türkiye, çevresinde düsman devletler olsa bile
kendisini koruyacak kudrette oldugunu uzak ve yakin tarihiyle ispat etmis bir devlettir. Iran ayni
durumda degildir ve Iran’i devlet halinde yasatan güç Imam Riza’nin türbesi veya Firdevsi’nin
Sehnâmesi degil, 12 milyonluk saglam, enerjik, mütesebbis ve cesur nüfusu ile Iran Türkleri’dir.
Iran’in kendi devlet baskanlari olarak saydigi Tugrul Begler, Alp Arslanlar, Meliksahlar, Sancar-Mâziler,
Sah Ismâiller, Tahmasblar, Nadir Sahlar ve onlarin ordulari tamamiyle Türktür. Iran edebiyatini tesvik
ve mükâfatlari ile gelistirenler Türk hükümdarlaridir. Fars edebiyati sairlerinin mühim bir bölümü de
Türk irkindan kimselerdir.
Hele Ikinci Cihan Savasi’nin kritik günlerinde, Iran Ruslar’la Ingilizler tarafindan istilâ edilir ve Pehlevî
Hanedaninin kurucusu “Büyük Sah Riza Pehlevî” esir edilerek sürgüne gönderilirken Basra Körfezi’nde
kuvvetli Ingiliz filosuna küçük birkaç savas gemisiyle karsi koyarak sehid olan Iran amirali “Bayindir”
da, adindan da anlasilacagi üzere, Türk’tü.
Zaten bu muhtesem deliligi de ancak bir Türk yapabilirdi.
Zâhidî’nin bahsettigi Türk – Iran dostlugunun gerçeklesmesi bir takim sartlara baglidir. Bu sartlarin
basinda iki taraftaki basinin rolü ile Iran Türklerine karsi gösterilen muamele çok mühimdir. Basin hem
umumî efkâri temsil etmek, hem de halka yol göstermek bakimindan bu dostlukta güçlü bir faktördür.
Simdiye kadar Türk basininda Iranlilari kiracak sistemli bir yayin görülmemistir. Türk basini Iraniniki
gibi baski ve sansür altinda bulunmayip hür oldugu halde Iran düsmanligi yapan bir gazeteye
rastlanmamistir. Aksine, gerek gazeteler gerekse dergiler Iran’i, Iranlilari, özellikle Iran saray çevresini
memnun edecek yazilar yazmistir. Iran’da, bir taraftan lüks ve sefahat yapildigi ve memleketin bütün
servetinin birkaç yüz aile tarafindan paylasildigi, öte yandan sokaklara dökülmüs sefaletin acikli
manzaralar arzettigi sol temayüllü bazi gazeteciler tarafindan dile getirilmisse de bunda pek fazla yalan
ve yanlis yoktur. Türk basini, sirf ittifak baglarina duydugu saygi dolayisiyla bu meseleleri daha fazla
kurcalamaktan çekinmis, Iran’in iç isi sayarak üzerinde durmamistir. Üzerinde durulan konu, Iran’in
genç ve güzel kraliçesi Ferah Dibâ’nin zarafeti, meziyetleri, sosyal konularla ilgisi gibi meseleler
olmustur. Bu arada Iran sahina da genis yer verilmis, hakkinda övücü yazilar yazilmis, ilk iki
evlenmesinde bahtiyar olmadigi için kendisine karsi sefkat ve sempati duyulmustur.
Iran hükümetinin bir yandan Türkiye ile dost ve müttefik geçinirken öte yandan Türkiye’de ögrenim
yapmak isteyen Türk asilli Iran ögrencilerine pasaport vermemesi, buna karsilik herhangi bir Avrupa
ülkesinde gidenlere hiçbir sinir konulmamasi dikkatten kaçacak gibi degildir. Bu gençlerin Türkiye’de
Türkçülük ve Turancilik ülküleriyle asilanmalarindan korkuyorlarsa bunun çaresi Türklere Türkiye
kapilarini kapamak degil, onlari Iran’a isindiracak formülleri bulup uygulamaktir. Dokuz yüzyildan beri
Iran’a hâkim olan Türklerin birdenbire bir sihirbaz degnegiyle mahkûm duruma düsüvermeleri herhalde
onlar tarafindan kolaylikla ve baski ile kabul olunacak bir sey degildir.
Âyendegân’in Türklere bir takim kusurlar yakistirmasi ve Türkiye’de Turancilik fikirleri revaçta oldugu
için bu memleketi Don Kisotlar ülkesi diye tarif etmesi, sirça köskte oturanlarin komsularina tas atmasi
cinsinden tehlikeli bir davranistir. Çünkü is karsilikli suçlamalara dökülünce bundan zararli çikacak olan
herhalde Türkler olmayacaktir.
Türkiye’de Pantürkizm düsüncesi bütün Türkleri (Âyendegân’in tabiriyle Türkçe konusan milletleri)
birlestirmek gayesini güder. Bu gaye tarihte birkaç defa gerçeklesmistir. Selçuklu Alp Arslan ve
Meliksah zamanlarinda Iran ile Türkiye tek devlet halinde yasiyorlardi ve basinda Selçuklu Hanedani
bulunan, baskenti Rey veya Isfahan sehirleri olan bu devlet süphesiz bir Türk devletiydi. Iste bugün
Iran’da Türkçe konusan Azeriler ve baska Türkler, Iranli dostlarinin mizah konusu olacak iddialari gibi
Mogollar’in zorla Türkçe konusturduklari Farslar degil, Selçuk Devletinin dayandigi unsur olan Türklerin
torunlari, yani Iran’in dünkü hâkimleridir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 15 Kasım 2009, 14:49:02 »

Türklerin Pantürkizm ülküsünü gütmeleri bir kusursa Iranlilarin panaryanizm düsünceleri nedir?
Pantürkizm, gerçeklesebilir bir ülkü oldugunu ve yalniz Türkleri düsündügü halde Fars, Kürt ve
Ermenileri içine almak hayalindeki panaryanizme ne demeli? Hele Farslarla Ermenilerin birlesmesi gibi
asla gerçeklesemeyecek olan bir düsüncenin ardindakiler nasil insanlardir?
Pantürkistler kendi tarihleri hususunda hiçbir mugalata veya mübalagaya kapilmis degillerdir. Buna
ihtiyaçlari olmadigi da malumdur. Ya geçende kutlanan “Iran’in 2500 üncü yil dönümü” nedir? Acaba
ortada gerçekten 2500 yillik bir devlet var mi? Iranli müttefiklerimizi gücendirmek pahasina olsa da
böyle bir devletin bulunmadigini söylemeye mecburuz. Medyalilari Iranli saysak bile Medyalilarla
Perslerin kisa süren hakimiyetlerini Iskender istilâsi yok edip Iran uzun süre Makedonyalilarin esareti
altinda kalmamis miydi?
Makedonya hakimiyetine son veren Partlarin Fars olmadigi muhakkak olmamakla beraber bunlari da
Iran kadrosuna alsak ve Sasanlilarla birlikte hesap etsek dört bes asir süren bu devreyi Araplar sona
erdirip ondan sonra Iran haritadan silinmemis miydi? Asirlardan sonra kurulan ve Iran’in ancak bir
parçasina hâkim olabilen Samanlilar, Saffarlilar, Büveyliler de nihayet Iran’i bütünüyle Türklere
birakmamislar miydi? Arada asirlarca süren Makedonya, Arap ve Türk hakimiyetleri bulunan bir ülkeyi
2500 yillik Fars devleti saymak herhalde tarihe “seni saymiyorum” demekle birdir.
Hele adinin “Muhammed Riza” oldugu bütün dünya tarafindan bilinen simdiki Iran sahinin “Aryamihr”
(yani Arya günesi) adiyla anilmasi Islâmiyetten önceki Iran tarih ve kültürüne çekilen özleyisin
ifadesinden fazla bir mânâ ifade etmez.
Bizim tarihimizde buna benzer mübalegalar yoktur. Mustafa Kemal Pasa, “Atatürk” adini soyadi olarak
almistir. Sunu da unutmamali ki o Sakarya ve Dumlupinar meydan savaslarini kazanmis bir kumandan,
mahvoldu sanilan bir milleti kalkindiran devlet adamiydi. Tehlike anlarinda ülkesini birakip gitmis ve bu
unvani durup dururken almis degildi.
Iranli müttefiklerimizin bizi tenkit veya hicvederken kendilerinin toz kondurulacak taraflari
bulunmamasi icab ederdi. Meselâ, dost bir devlet, kendi sinirlari içinde bulunan 12 milyon Türk’e baska
türlü muamele etmeliydi. Iran’in en özlü ve savasçi unsuru olan Türklerin o ülkedeki 50–60 bin
Ermeni’nin yararlandigi azinlik haklarindan faydalanmasinin önlenisi Türk denilince ödü patlayan bir
devletin basvuracagi çaredir. Farslar’in beyninde Sehnâmedeki masallar yer etmis oldugu için
kuzeylerindeki Azerbaycan’da bir “Turan” ve her Türk’te de bir “Afrâsiyab” görmek kuruntusundan
kendilerini kurtaramiyorlar.
Halbuki devlet ve onun politikasi kuruntularla degil, gerçek müttefikleri ve saglam dostlarla hakiki
düsmanlari kavrayabilmek hüneriyle yürütülür.
Türkiye’de hiçbir Iran düsmanligi bulunmamasina karsilik müttefikimiz Iran’in suuraltinda bazi karanlik
noktalarin bulundugu muhakkaktir.
Iranlilara, geleceklerinin Türk dostluguna bagli bulundugunu, Türk düsmanliginin Iran’in lehinde
olmayacagini hatirlatmak ise dostça bir uyarmadan baska bir sey degildir.
Ötüken, Ocak – 1970
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #3 : 08 Ocak 2018, 00:37:59 »

Okunsun istedim tekrardan.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.