EN SİNSİ TEHLİKE
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 10:24:50


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: EN SİNSİ TEHLİKE  (Okunma Sayısı 2324 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 14:22:00 »

EN SİNSİTEHLİKE
1943 Haziran`ınında "En Büyük Tehlike" adı ile çıkan ve tifüsten korunma çarelerinden bahsediyor
sanılarak halk tarafından kapısılan bir brosürde Türkçülük ve ırkçılık ülküsüne saldırılmıs, Türkçülük
yabancı malı bir düsünce diye gösterilmis, Türkçülerle ırkçıların da yabancı devletlerin ajanları olduğu
zimnen anlatılmak istenilmistir. Bu brosürü yazan (daha doğrusu üstüne imzasını koyan) yoldasın adı
Erkman olduğu için kendisini ilk önce Alman Yahudisi sanmıstım. Çünkü bütün düsünceleri ve bizi
lekelemek isterken kullandığı tabiye yahudice idi. Fakat Darüssafakadan mezun olduğunu isittikten
sonra bunun bir Müslüman öksüz olduğunu herkesle birlikte ben de oğrendim. Bu , milli seref ve
haysiyet öksüzü tarafından ihtiyatli bir dil ve güya Türkiye hükümetinin fikirlerini benimser bir eda ile
yazılan brosürün içinde, sahsi ihtirasları uğrunda Türkiye`yi savasa sürüklemek istiyen ve Türkçülükle
ırkçılığı Almanlardan alarak bir vasıta gibi kullananlar arasında benim de adım geçiyor. Brosürde benim
için "ırkçı Türkçülerin en küstah ve cür`etlilerinden biri olan Atsız" deniliyor. Benim için böyle denmesi
hayatımın en büyük sereflerinden biridir. Çünkü Türklük düsmanlarının bana küstah demeleri ülküme
sadık olusumun, yolumda sasmadan yürüyüsümün güzel bir tanığıdır. Bundan baska ırkçı ve Türkçü
olmak da benim için ebediyen övünülebilecek sebeplerden biridir. Önüne durulmaz bir sel olan tarihi
mukadderratın bizi götürdüğü noktayı ilk görenlerden biri isem bu benim için suç değil, övünçtür.
Bu baslangıçtan sonra bir an için ülkümüzün duygularından sıyrılarak düsünelim: Türkçülük, acaba
söylendiği gibi dısarıdan mı gelmistir? Türkçüler Alman ajanı mıdır? Türkçüler fasist devletlerin Türkiye
üzerinde hakimiyetine taraftar mıdırlar? Türk ırkçılığı Alman ırkçılığının kopyası mıdır?
1. Türkçülüğün yabancı malı ve Đkinci Vilhelm Almanyası tarafından Türkiye`ye sokulmus bir fikir
olduğu hakkındaki iddia bastanbasa yanlıstır. Bunu ileri sürenler zekadan mahrum değillerse, bozguncu
fikirleri var demektir. "Türklerin baska uruklardan üstünlüğü" düsüncesi demek olan Türkçülük pek eski
çağlardan beri Türkler arasında yasayan bir ülküdür. Eserini 1077`de tamamlıyan Kasgarlı Mahmud`da
bu fikrin, bütün samimiyetiyle, yasadığı görülüyor. "Tanrı`nın Türkleri has ordusu saydığı ve tedip
etmek istediği milletlerin uzerine Türkleri gönderdiği" fikrini, Kasgarlı Mahmud, kitabında zikreder.
Millet fikrini tanımıyan Müslümanlığın en koyu çağında, hilafet merkezi olan Bağdat`ta bu sözlerin
yazılması Türklerde bir üstünlük duygusu olduğunu göstermez mi? Abbasi ordusundaki Türkler,
Türkçeden baska dil bilmemekle övünürlerdi. Çünkü insan dili olarak yalnız Türkçe`yi tanıyorlardı.
Mevlana gibi Acem kültürüyle yuğrulmus ve acemce büyük eserler meydana getirmis olan bir
mutasavvıf bile acemce bir siirinde "Türk gibi çevik ol, Acem gibi mıymıntılık etme" diyecek kadar
Türkleri üstün görüyordu. 15`inci asırda yasayan Türkistanli Alisir Nevai`nin Türkçeyi acemceden
üstün tutması ve bunu ispat için eser yazması, ayni asırda Aydinli Visali`nin dilimizden yabancı
kelimeleri atarak saf Türkçe ile siirler yazmağa kalkması ve bu hareketin 16`ıncı asırda Nazmi ve
Mahremi adinda iki sair daha yetistirmesi hep aynı Türkçülük ve üstünlük duygusunun eski
görünüslerinden ibarettir. Tanzimattan sonra ise Türkçülük duygusu asrı bir sekil almıstır. Sebebi:
Osmanlı hakimiyetinde yasayan Hıristiyan ve Müslüman unsurların yavas yavas devletten ayrılmağa
çalısması idi. Türk`e ancak Türk`ten fayda geleceğini münevverler kavrıyorlardı. Đlk cağdas Türkçü
olan Ali Suavi (1839 - 1877) zamanında Ikinci Vilhelm henüz tahta geçmemisti. Ali Suavi 1877`de
öldü. Ikinci Vilhelm ise 1888`de tahta çıktı. Halbuki Suavi siyasi, içtimai, tarihi fikirleriyle Türkçü ve
Turancı idi. Kısa hayatında Fransa ve Đngiltere`de bulunmus, Almanya`ya gitmemisti. Zaten o devirde
bütün temasımız hemen hemen yalnız Fransız kültürü ile idi. Türkçülüğün mutlaka yabancı bir
memleketten geldiğini kabul etmek gerekirse Đngiltere ve Fransa tarafından icad olunarak Türkiye`ye
sokulduğunu iddia etmek daha akıllıca olur. Cünkü ilk cağdas Türkçü olan Ali Suavi bu iki ulkede
bulunmus, onların kültürüyle beslenmisti.
Türkçülüğün Almanlar tarafından çıkarıldığını iddia edenler bu fikrin yalnız Đttihat ve Terakki fırkası
tarafından yürütüldüğünü sanmaktan doğan bir yanlısa saplanıyorlar. Halbuki Tanzimattan sonraki
çağdas Türkçülüğün tarihine bakanlar bu düsüncenin pek yanlıs olduğunu derhal anlarlar. Çağdas
Türkçülüğün 4 büyük sahsiyeti vardır: Ali Suavi, Süleyman Pasa, Ziya Gök Alp, Rıza Nur.
Ali Suavi hem fikri, hem siyasi Türkçülük yapmıstır, Türkçülük kaygısıyla, yani Ayastofanos barısı gibi
kötü bir barısın kabul edilmemesi için ihtilal çıkararak Çırağan sarayını basmıs, fakat basaramayarak bu
uğurda sehit düsmüs bir kahramandır. Almanlarla hiçbir ilgisi yoktur.
Süleyman Pasa ilmi Türkçülük yapmıstır. Đlmi (tarihi) Türkçülük yaparken tanınmıs Türkiyatçı Fransız
De Guignes`nin tesirinde kalmıstı. Onun da Almanlarla hiçbir fikri ilgisi olmamıstır.
Ziya Gök Alp ise bütün fikri gıdasını Fransız Durkheim`den almıstır. Asıl basarısı Türkçülük ülküsünü bir
sistem haline getirmis olmasıdır. Bu üç ilk Türkçüde ırkçılık fikirleri yoktur. Hatta Ziya Gök Alp ırkçılığa
muarizdir (fakat düsman değil) .
Rıza Nur ise mütedil bir ırkçıdır. Fransızcayı iyi bilen Rıza Nur Batı Kültürüne bu dil vasıtasıyla girmis
yıllarca Fransa`da kalmıs, Almanya ve Đngiltere`ye ancak kısa yolculuklar yapıp müze ve kütüphaneleri
gezmistir. Rıza Nur hem siyasi, hem fikri, hem de ameli Türkçülük yapmıstır. Yani maarif ve sıhhiye
vekillikleri sırasında Türk olmuyan unsurları çıkarmıs, bütün memurları öz Türklerden seçmeğe
çalısmıstı.
Görülüyor ki çağdas Türkçülüğün dört büyük sahsiyetinden hiçbiri Alman kültüründen gıdalanmıs
kimseler değildir. Hiçbir millete asırı sempatileri yoktur. Hepsinde de Türk milletinin üstünlüğü ve
büyüklüğü düsüncesi hakimdir. Vicdanlı ve namuslu insanlar kabul ederler ki bu dört büyük ölü sağ
olup da memleketin basında bulunsalardı her halde fasist devletlere: "Buyrun! Bu ülke sizin olsun.
Dilediğinizi yapın." demezlerdi.
2. Türkçüler ırkçı ve savasçı oldukları için "almancı" veya fasist yahut nasyonal sosyalist olmakla itham
olunuyorlar. Bu düsünce de yanlıstır. Alman devleti ırkçı olmakla bütün ırkçıların almancı olması
gerekmez. Bugün revaçta olan bütün siyasi ve içtimai fikirler yabancı malıdır. Demokrasi, fasizm ve
sosyalizm ( keza onun asırı sekli olan komünizm) fikirlerinden hiçbirisi Türklerden doğmamıstır. Acaba,
bir Türk demokrasiyi kabul ettiği zaman niçin ingilizci sayılmıyor da fasizme taraftar olunca almancı
olduğuna hükmolunuyor?Yabancı fikirleri benimsemek o fikrin çıktığı milleti benimsemekse Türkiye`de
asağı yukarı Türk yok demektir.
Halbuki hakikat hiç de bu merkezde değildir. Demokrasi ve fasizm taraftarları "millet"i kabul ettikleri
için hiçbir yabancı devlete Türkiye`nin kapılarını açmak istemezler. Fakat solcular (yani komünistler)
"millet" denilen varlığı "yapmacık" saydıkları ve kabul etmedikleri için, bütün dünyanın bir "birlesik
suralar cumhuriyeti" biçiminde idare olunmasını istedikleri için, onlar Türkiye`nin kapılarını yabancı bir
devlete açabilirler. Açabilirler değil, bunun için calısmaktadırlar...
3. Irkçı Türkçülerin hangi millete taraftar oldukları meselesine gelince: Türkiye vicdan ve düsünce
hürriyetini kabul etmis olduğundan bugün Türkiye`de her vatandas su veya bu millete taraftar olabilir.
Taraftarlık demek, kendi milleti aleyhine olmadığı zamanlarda, o milletin basarısını istemek demektir.
Yurttaslar hükümetin siyasetini bozacak sekilde propaganda yapmadıkça veya daha ileri giderek
fiiliyata geçmedikçe düsüncelerinde hürdürler.
Irkçı Türkçüler Türk tarihinin verdiği hükümlere bas eğerek dostu ve düsmanı ayırmıslardır. Biz ırkımıza
düsmanlık edenle etmeyeni, topraklarımızda gözü olanla olmuyanı biliyoruz. Bizim dostluğumuz ve
düsmanlığımız bu esaslara göredir. Bize düsman olana düsman olduğumuz için kimse bizi ayıplayamaz.
Irkçı Türkçülük siyasi bir fıkra olmadığı için ırkçı Türkçülerin gündelik siyasetle ilisiği yoktur. Bizim
ülkümüz, davalarımız asırlıktır, millidir.
Irkçı Türkçülere Alman ajanı demeğe gelince bu, namussuzca bir iftiradan baska sey değildir. Irkçı
demek kendi ırkının üstünlüğüne inanmıs adam demektir. Böyle bir adam nasıl olur da baska ırka
ajanlık edebilir? Bunu biran düsünmek bile budalalıktır.
4. Bizim ırkçılığımızı da Alman yardakçısı olduğumuza tanık diye gösteriyorlar. Yoldaslar sunu iyi
bilsinler ki Almanya cihan haritasından silinip Almanlığın kökü kazınsa bile biz yine ırkçı kalacağız.
Alman ırkçılığı yalnız Yahudilere karsıdır. Anası veya babası Çek, Lehli gibi Alman düsmanı milletlerden
olan fertleri Almanlar yabancı saymıyorlar. Bizim ırkçılığımız ise bütün milletlere karsıdır. Bu ırkçılık
Türklüğün ihtiyaçlarından doğmus olaylarla gelismis bir ırkçılıktır. Uzun, acı, denemelerden sonra
anladık ki pasaport vatandaslarından fayda yoktur. Atalarının kanıyla, diliyle, geleneğiyle bu toprağa
bağlı olmuyan insanlar en ufak menfaati görünce ihanetten çekinmiyorlar. Biz bunun için ırkçıyız.
Balkan savasında Arnavutlar, Cihan savasında Araplar ihanet ettiği için ırkçıyız. Selanik`i Yunanlılara
tüfek atmadan teslim eden Tahsin Pasa ve Sevr paçavrasını imzalamaktan sevinç duyan Rıza Tevfik
Arnavut olduğu için, Harp Okulu öğrencilerini zehirlemek isteyen Nazım Hikmetof Yoldas Polonyalı
olduğu için ırkçıyız. Irkçı olduğumuz için bizi Alman yardakçılığı ilen itham eden yoldaslar Türkiye
hükümetinin de ırkçı olduğunu unutmus gözüküyorlar. Birçok okullara alınacak öğrencilerin Türk
soyundan olmasının sart kosulmus olduğuna acaba ne buyururlar? Örnek mi istiyorlar? Đste, Tasviri
Efkar gazetesinin talebeye kolaylık olsun diye nesrettiği listelerde bazı okulların girme sartlarından
birkaç örnek:
1. Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü: Okula kabul sartlarından birincisi: "Türkiye Cumhuriyeti
tebaasının ve Türk ırkından olmak" ( 13 Temmuz 1943 tarihli Tasviri Efkar).
2. Hava Gedikli Erbas Okulu: Okula kabul sartlarının birincisi: "Anası ve babası Türk soyundan olmak"
(14 Temmuz 1943 tarihli Tasviri Efkar)
3. Deniz Gedikli Erbas Okulu: Okula kabul sartlarının birincisi: "Aslen ve neslen Türk olmak" (16
Temmuz 1943 tarihli Tasviri Efkar).
4. Askeri Orta Okul: Okula kabul sartlarının birincisi: "Anası babası Türk soyundan olmak" ( 20
Temmuz 1943 tarihli Tasviri Efkar)
5. Askeri Liseler: Okula kabul sartlarının birincisi: Türk soyundan gelmek" (22 Temmuz 1943 tarihli
Tasviri Efkar).
6. Harp Okulları: Okula kabul sartlarının birincisi: "Türk ırkından olmak" ( 24 Temmuz 1943 tarihli
Tasviri Efkar).
Görülüyor ki ırkçı olmakla muhakkak fasist olmak gerekmiyormus. Çünkü fasist olmuyan Türk
hükümeti de ırkçılık yapmaktadır. Irkçı Türkçülerin istediği, bu ırkçılığı daha ileri götürerek bütün
okulların Türk soyundan gelme talebe almalarını, hatta Türk fikir ve ahlak hayatında rol oynuyan bütün
insanların Türk ırkından olmasını; bütün doktor, mühendis, mimar ve öğretmenlerin de kan
bakımından Türk olmalarını temin etmektir. Ta ki bir Yahudi Sabiha Zekeriya çıkıp da "ben bu vatana
babamın babasının babasının kanıyla bağlı değilim" diyemesin.
5. Simdi benim hakkımda söylenenlere geliyorum: Bana fasist diyorlar. Kötü bir kasdı olmuyarak bunu
ilk defa söylüyen Cihat Hikmet (=Cihan Baban) olmustur. Cihat Hikmet 1933`te "Hitler ve Nasyonal
Sosyalizm" adıyla yazdığı bir kitabın 53-60`ıncı sayfalarında "Atsız Mecmua"nın son sayısında
nesredilen programdan bahsederken Hitlerin programı ile bunun arasında benzerlikler buluyor ve
57`inci sayfada benim için "Türk fasist`i" tabirini kullanıyor. Atsız Mecmua`nın son sayısında (25 Eylül
1932 tarihli 17`inci sayı) nesredilen o programı ben arkadaslarımla birlikte hazırladığım zaman (1925)
Türkiye`de Hitlerin adını bilen yoktu. Hitlerin Türkiye`de tanınması 1930`dan sonradır. Hitlerin
programıyla bizimki aynı olsa bile bu, nihayet koyu ırkçı ve miliyetçi düsünen insanların aynı sonuca
vardıklarını gösterir. Cihat o kitabında bana fasist diyor, fakat beni itham etmiyordu. Yanıldığı nokta
bizi Hitlerden mulhem sanmasıydı.
Halbuki ben fasist değilim. Ben yalnız Türkçüyüm. Türk tarihinin içinde yüzüyorum. Diyebilirim ki her
günüm 27 asrın içinde geçiyor. Bize kimin dost, kimin düsman olduğunu biliyorum. Onun için de hiçbir
yabancı milleti sevmiyorum. Fakat bu duydu bazı milletlerin bazı meziyetlerini görmeme engel değildir.
Çünkü sevgi baska seydir, takdir baska sey...Bana fasist diyenlere su manzumeyi takdim ediyorum.
Bunun tamamı Sivas`ta çıkan "Yıldız Dağı" dergisinin 1 Mart 1939 tarihli 9`uncu sayısının 6`ıncı
sayfasında basılmıstı:
ADSIZ SĐĐR
Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
Yine kılıç kusanır tarihteki pasalar.
Yine sanlar alınıp nice canlar verilir,
Yiğit akınımızdan yine dünya sasalar.
“Türk tarihi” denen kahramanlık siirini
Yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
Mısraların içinde en güzel ve derini
Batıda “Niğbolu””, doğuda “Çaldıran”dır.
Yine batılıların üçüncü Kosova’da
Topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
Çekilince kılıçlar yeniden Haçova’da
Param parça ederiz Cermenliğin haçını.
Yine ufka açılır sanlı korsanlarımız,
Bir Türk gölü yaparlar Akdeniz’in içini.
Acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
Yarın rezil ederler Romalı’nın piçini.
Arkasını yazmağa lüzum görmediğim bu manzumeden baska benim "Mussoline`ye Davetiye" adlı
manzume de yüzlerce, belki binlerce kisinin elindedir. Đstiyenlere de takdim ederim. Buna bir göz
gezdiren iz`an sahipleri benim Türklük duygusundan ve milli gururdan baska hiçbir duyguya ve
prensibe bağlı olmadığımı anlarlar.
Hakkımda türlü türlü sözler söylüyen insanlara ve hakiki fikrimi soranlara sunu söylemek isterim ki ben
ne fasistim, ne demokratım. Ben, yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeğe tenezzül etmiyecek kadar
milli suur ve gurura malik bir Türk`üm. Siyasi, içtimai mezhebim Türkçülüktür.
1 Ağustos1943, Maltepe
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.965


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 30 Ocak 2019, 00:03:37 »

Şimdi o tehlikeler daha da büyüdü ve büyümeye de devam ediyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.