Düşmanlara Koz Veriliyor
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Şubat 2020, 06:54:39


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Düşmanlara Koz Veriliyor  (Okunma Sayısı 666 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt58
Ziyaretçi
« : 17 Kasım 2017, 08:38:35 »

27 Mayıs 1960'tan sonraki ayların birinde, durumun Türkiye için siyasî bakımdan pek sağlam
gözüktüğü bir sırada, Kıbrıslı bir öğrenci bana: Rumlar yakında Türklere karşı harekete geçeceklerdir"
demişti. Tecrübesiz bir gencin bu kanaatine katılmamış, bunu nereden çıkardığını sormuştum. Çünkü
o zaman Adada ne 10.000 Yunan askeri ne de ağır silâhlar vardı. Hattâ yerli Rumlar bile henüz
gereğince silâhlanmamıştı. Böyle bir durumda Rumlar neye güvenerek Türklere saldıracaklardı? Bunu
öğrenciye sordum: "Türkiye'deki iç çekişmelerden, milletin iki kampa ayrılmış olmasından
faydalanacaklar" diye cevap verdi.

Zaman genç öğrenciyi halkı çıkardı. Rumlar Bütün fırsatları kullandılar. Biz burada birbirimizi yer ve
edebî şantajlarla vakit geçirirken zayıf durumdan kuvvetli duruma geldiler.

Dikkat olunursa bugün de aynı duruma gelinmiştir. Parti kavgaları, perde arkası oyunlar, Zonguldak
olayları, mebus maaşlarına zam, solcu tahrikler, demeçler, tavizler, kitap toplamalar ve arkasından
Kıbrıs'ta Rum hareketi yabancıya, hele düşmana koz vermede eşimiz yok. Kafalar işlemiyor. Siyasî
tahmin yapan politikacı bulunmuyor. Üstelik de memleket mukadderatını yönetenler ne kısa, ne de
uzun vadeli bir millî siyaset güdemiyor. Günlük politika ile bir devlet ancak bu kadar idare edilir.
Yunanlılar 10.000 askeri Kıbrıs'a sokmadan önce Türk çetecileri sokulacaktı. Onlar davranmadan önce
azık ve cephane stokları yapılacaktı. Böyle ufak işlere tenezzül olunmayıp iç politika tertipleri, parti
transferleri, sosyal adalet, reform, reform, yine reform gibi önemli ve büyük işlerle uğraşıldı. Ancak
yumurta kapıya geldikten sonra Kıbrıs'a dönüldü.  

Şimdi pirincin taşını ayıkla bakalım. Savunmada kalkınmayı siyasî marifet sananlar, düşmanın
teşebbüsü ile harekete geçenlere belki bir şey olmayacak. Millet tatlı bir uykudan sert bir darbe ile
uyandığı zaman akıllar başa gelecek ama o zaman da iş işten geçmiş olacak.

Uyanalım. Elimizde çok imkânlar var. En iyi savunmanın saldırı olduğunu artık öğrenelim. Kendi
kozlarımızı kullanalım. Basiretli yapılan her hareket beynelmilel cihan piyasasında yapanın yanına,
haksız da olsa, kâr kalıyor. Haklı davamızı yozlaştırmadan biz de öyle yapalım. Bunun neler olduğunu,
iş başındakiler şüphesiz herkesten iyi bilir.

İhtiyatkârlığı korkaklık derecesine getirmekle yalnız kaybederiz. Atılganlık, tehlikeyi göze almak,
kazanmanın baş şartıdır.

Yaşamaya en çok hak kazananlar ölümü göze alanlardır.


(17 Mart 1965), Ötüken, 15 Mart 1965, Sayı: 15
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.045 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.