DEVLETİMİZİN KURULUSUNU SAĞLAYAN SAVAS
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 02:25:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: DEVLETİMİZİN KURULUSUNU SAĞLAYAN SAVAS  (Okunma Sayısı 3914 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 14:18:03 »

DEVLETİMİZİN KURULUSUNU SAĞLAYAN SAVAS
Mayıs ayının Türk tarihinde büyük bir yeri vardır: Türkiye’nin kurulmasını sağlayan tarihî ve destanî
hareketler bu ayda yapılmıs, bu destanların can alıcı noktası olan Dendânekan Meydan Savası 23
Mayısta olmustur.
Okul kitaplarında devletimizin ne zaman kurulduğuna dair bir isaret yoktur.Bazıları Malazgirt Savası’nın
yapıldığı 26 Ağustos 1071 tarihini devletimizin baslangıcı sayıyorlar. Bu düsünce tamamiyle yanlıstır.
Çünkü Malazgirt Savası çoktan kurulmus kuvvetli bir devletin diğer bir kuvvetli devleti yenmesinden
baska bir sey değildir. Dendânekan Savası ise Selçuklu Hanedanının idaresindeki Türklerin, Gazneliler
Đmparatorluğunu yenerek Horasan ülkesini onlardan koparmasını, burada bağımsız olarak
teskilâtlanmasını ve fetihlere baslamasını sağlamıs, yani Türkiye’yi kurmus ve bizi bugüne getirmis olan
bir çarpısmadır.
Millî hayatımızdaki iyi, kötü bütün dönüm noktalarını bilmek, bütün fertlerin ortaklasa sevineceği,
üzüleceği tarihlere malik olmak, mânevî yapısı kuvvetli bir millet olmanın ilk sartlarından biridir.
Đskender’i, Sezar’ı, Arslan Yürekli Risar’ı, Deli Petro’yu, Napolén’u ezberleyen Türk gençlerinin bu
devletin nasıl kahramanlıklarla kurulduğunu, Çağrı Beğ adındaki destâni kahramanın neler yaptığını,
Doğu Roma Đmparatorluğu ile göğüs göğse yapılan korkunç savasların Türk basbuğları olan Kutalmıs,
Đbrahim, Inal, Yakutu, Resul Tegin, Buka, Anasıoğlu, Hasan Artuk, Afsın ve arkadasları gibi ölmezleri
bilmemesi hazin olduğu kadar da ayıptır. Bunlar lise ve ortaokulda değil, daha ilkokulda bellenecek
seylerdir. Bunları öğrenelim ve hatırlayalım. Yalnız ümidimizin zayıfladığı anlarda değil, her zaman
aklımızda tutalım, gönlümüzde saklayalım.
Selçuk Hanedanının idaresindeki enerjik ve gözüpek Oğuzlar’la bunlara katılmıs olan birtakım doğu
Türkleri, Hazar, Karahanlı ve Gazneli devletleri arasında bocaladıktan, hattâ büyük kırgınlar geçirdikten
sonra nihayet “Horasan’ı elde etmek” fikri etrafında hamle yapmaya basladılar.
Gazneliler Đmparatorluğu’nun büyük ve zengin bir vilayeti olan Horasan, Selçuklular için bir yasama
vasıtasıydı. Geçimlerini sağladıkları sığır, koyun ve at sürülerine otlak Horasan’da, kendilerine vergi
verecek zengin sehirler yine orada idi. Burası için yapılan değisik tarihli birkaç savas hiçbir meseleyi
halletmemis ve is, kesin sonuçlu bir savasa kalmıstı.
Büyük sultan Gazneli Mahmud’un oğlu olan Sultan Mesud yüksek bir kumandan, essiz bir kahraman,
fakat kararsız, zalim ve sarhos bir devlet baskanıydı. Ana davalarda sık sık ve lüzumsuz karar
değistirmeleri yüzünden kumandanlarının güvenini kaybetmis, bu kumandanlardan bazıları, sarhosluk
sırasında hakaretine uğradıkları sultana gücenerek Selçuklulara katılmıs, bu da sultanı bütün
kumandanlarından süphelenir hale getirmisti. Horasan’da Selçuklular lehine propaganda yapılıyor, din
bilginleri kendi sarhos sultanları yerine içki içmeyen Selçuk prenslerinin gelmesini istiyor, bundan baska
tüccar ve esnaf sınıfı da daha az vergi alan Selçukluları tercih ediyordu.
Her iki tarafında birbiri arasındaki casus sebekesi iyi isliyor, tarafların hareketleri ve hazırlıkları birbirine
malûm oluyordu.
Sultan Mesud bu isi kökünden halletmek için büyük hazırlıklar yapmıs ve o zamana kadar görülmemis
bir ordu tertiplemisti. Đyi silâhlı 100.000 kisi olan bu orduda 50 tane de savas fili vardı. Bu ordu,
Türklerden baska Hindli, Efganlı, Đranlı, Arap ve Kürtlerden meydana gelmisti.
Selçuklular 20.000 kisiden daha azdı. Fakat çok disiplinli ve hafif silahlı olduğu için son derece çevik
atlılardan kurulu bir ordu idi. Gaznelilerin kalabalık olusu daima su ve yiyecek sıkıntısı doğuruyordu.
17 Mart 1040’ta Gazneli ordusu Nisabur’dan Serhas’a doğru hareket etti. Serhas’ta toplanmıs bulunan
Selçuklular da kıpırdadılar. Gazne ordusunun uğrağındaki yerlerde yiyecek bir sey bırakmadan, kuyuları
doldurarak çekilmeye basladılar.
13 Mayısta Gazneliler, Serhas’a girdi. Fakat açlık içinde yürüyüste hayvanların çoğu ölmüs, suvarilerin
büyük bir bölümü atsız kalmıs, ölmeyen atlar bitkin bir hale gelmis, daha kötüsü, açlık yüzünden ordu
silah kullanamayacak kadar kötülemisti.
Serhas haraptı. Ahali de Selçuklularla birlikte kaçmıs, Selçuklular ise yarar ne varsa götürmüs,
götüremediğini yakmıstı. Gazneli kumandanları yiyecek bulmak için Herat’a dönmeyi tavsiye ettilerse
de sultan bu fikre yanasmadı. Selçukluların da aç olduğunu söyleyerek bu isi kökünden bitirmek üzere
taarruz lâzım geldiğini, hedefin Merv olduğunu, aksi bir fikirde bulunanı idam ettireceğini bildirdi.
16 Mayıs 1040ta Gazneli ordusu, Selçukluların yeni karargâhı olan Merv’e yürümeye basladı.
Susuzluktan büyük sıkıntı çekiliyor, hastalıkta baslamıs bulunuyordu.
18 Mayıs’ta, susuzluğa çare olmak üzere kuyular kazıldı ve çevrede bulunan kamıslıklara, Selçuklulara
sığınaklık etmesin diye ates verildi. Fakat kuyulardan çoğunun suyu acı çıktı.
21 Mayıs’ta Börü Tegin buyruğundaki 1500 Sekçuklu ile ilk çarpısma yapıldı. Bunlar yağmur gibi ok
yağdırarak yıldırım gibi bir hücum yaptılar. Gaznelilerin ağır süvarisi kendilerine taarruz edince
çekildilerse de ağırlıklardan bir kısmını alıp götürmeyi basardılar.
Bu ilk çarpısma, Gazneliler ordusundaki mâneviyat kırıklığını ve disiplinsizliği açığa vurmustu. Gazneliler
ordusundaki Türk hassa askerleri, kendi komutanları olan ünlü basbuğ Beğdoğdu’ya basvurarak
deveye binmekten usandıklarını, ertesi gün bir savas olursa ister istemez Tacik( = Đranlı ve Efganlı ) ve
Arap askerlerin atlarını alacaklarını, savasa ancak böyle gireceklerini söylemislerdi.
Bu sırada Merv’de bulunan Selçuklular da büyük Gazneli ordusunun taarruzu karsısında ne yapmak
gerektiğini konusuyorlar, bir karara varamıyorlardı. Nihayet kararı Tuğrul Beğ’e bıraktılar. Tuğrul Beğ,
görülmemis büyüklükteki Gazneli ordusunun gelmesi dolayısıyla büyük göçe, Dihistan yoluyla Đran
içerisine yürümeye taraftardı. Đranlılar korkak olduğu için bize dayanamaz diyordu. Gaznelilerle
yapılacak savas basarısızlıkla biterse Selçuklu topluluğunun dağılacağından çekiniyordu.
Çağrı Beğ, bu fikre itiraz etti. “Buradan kaçıp Đran’ı alacak idiysek bunu baslangıçta yapmalı ve böyle
ulu bir padisahın kemerine el atıp savasa çağırmamalıydık” dedi. Savası kabulün kaçınılmaz olduğu
hakkındaki delillerini sayıp döktü. Yalın atlılar olup erkekçe dövüsürlerse savası kazanacaklarını
söyleyerek sözlerini bitirdi. Bu düsünce kabul edildi.
Kadın, çocuk, hasta ve yaslıları ayırdılar. Bunları ve ağırlıklarını, sıska ve cılız atlı 2-3 bin kadar
süvariyle birlikte uzaklara, çöllerin içine gönderdiler. Savasa elverisli askerlerini sayarak 16.000 kisi
olduklarını anladılar. Sayıca az olan bu ordunun mânevi kuvveti çok üstün, silahları pek iyi idi. Ordunun
baskomutanlığını Çağrı Beğ, öncü komutanlığını Karahanlı Hanedanından Börü Tegin aldı.
Selçukluların bu kararı, aralarında bulunan Gazneli casuslar tarafından Sultan Mesud’a bildirildi. O gece
suvarinin getirdiği mektupları okuyan Sultan Mesud bu rapor üzerine kendi adamlarıyla konustu.
Merv’e ihtiyatla yürümek kararı verildi.
22 Mayıs 1040 Persembe günü Gazneliler Savas düzeninde ilerlemeye basladılar ve biraz sonra
Türkmen birliklerinin çevik atlarıyla ayrı ayrı yerlerde yaptıkları hücumlara uğradılar. Selçuklu birlikleri
arasında Gaznelilerden Selçuklulara geçmis kölemenler de vardı. Bunların, eski kapı yoldaslarını
çağırmaları epeyce tesirli oluyor, bir kısmı Selçuklulara geçtiği gibi, bir kısmı da, hiç olmazsa savasa
seyirci kalıyordu. Saray kölelerinin böyle gücenmelerine sebep de Sultan Mesud olmustu. Çünkü ihtiyar
ve gözleri görmez diye küçümsediği Beğdoğdu’yu hiçe saymıs, Türk kölemenlerin basına Sultan Mesud
’i getirmisti.
Sabahtan öğleye kadar süren savasta Gazne ordusu, subayların fedakârlığı ve her önüne geleni
deviren Sultan Mesud’un kahramanlığı sayesinde Selçukluları püskürttüyse de yine ağırlıklarından bir
kısmını onlara kaptırdı.
Selçuklular çekildikten sonra Gazneli ordusu birkaç kilometre daha yürüyerek su bulunan bir yere vardı
ve burada disiplin adına bir sey kalmadı. Susuzluktan bunalmıs olan askerler subay, konutan
dinlemeden suya saldırdılar. Bu sırada Selçuklular bir hücum yapsalardı bu ordu dağılırdı. Fakat
karargâh kurmus oldukları Dendânekan ovasında kesin sonuçlu savası yapmaya karar vermis olan
Selçuklular bu hücumu yapmadılar. Gazneliler ordusu gece yarısına doğru susuzluğunu gidererek
düzene girdi.
23 Mayıs Cuma ( = 9 Ramazan 431 ) sabahı Gazneliler yine yürümeye basladı. Bu orduda 12 fil
kalmıstı. Selçuklular hemen taarruza geçtiler. Haykırarak yıldırım hızıyla saldırıyorlar, ok yağdırıp
çekiliyorlar, sonra yine geliyorlardı. Gazneliler bu çevik birliklerle çarpısa çarpısa kusluk zamanı
Dendânekan kalesi önüne vardı. Kale, Selçuklulara teslim olmamıstı. Gaznelilerin susuzluktan çok
bunalan bir takım askerleri, subayların emirlerine rağmen kale önüne gelerek içerdekilere mataralarını
uzatıyorlardı. Sultan bunların orduya katılmasını beklemeden taarruz emrini verdi. Selçuklular düzgün
sıralar halinde sessizce bekliyorlardı.
Büyük savasın baslayacağını anlayınca Gazneliler ordusundaki Türk kölemenler develerden indiler.
Asağı gördükleri Đranlı ve Efganlıların atlarını almak istediler. Onlarda vermek istemediğinden kavga
çıktı. Selçuklular bu fırsatı kaçırmadılar. Siddetle saldırdılar. Sultan Mesud’un yakısıksız bazı
hareketlerinden kırgın olan Türk askerlerden birçoğu ırkdasları olan Selçuklular tarafına geçti.
Đki ordu göğüs göğse gelince Gazneli ordusunun akıncı birlikleri olan ve askerî bakımdan ordunun en
değersiz bölümünü teskil eden Arap ve Kürt birlikleri dağılıp kaçtılar. Ordunun en kalabalık unsuru
Hindlilerdi. Fakat daha önce Selçuklulara birkaç kere yenilmis olan Hindlilerin gözleri yılgındı. Bunlarda
daha fazla dayanamayıp bozuldular. Komutanlarla subaylar olağanüstü gayret ve cesaretle vurusarak
bozgunu önlemeye çalıstılarsa da olmadı. Gazneli ordusunun merkezi sonuna kadar dayandı. Burada
sultanla kardesi ve oğlu bulunuyor. Sultan Mesud her vurusta bir Selçuklu devirerek silahların hakkını
veriyordu. Selçuklular onun yanına yaklasmaktan çekinmeye baslamıslardı.
Fakat bu, neticeyi değistirmedi. Böyle olduğu halde sultan, yenilmis olmayı bir türlü kabul etmiyordu.
Nihayet kumandanlarından biri onu uyandırdı: Çekilmezse Selçuklu karargâhına tutsak olarak
gideceğini hatırlattı. Çâre yoktu. Çekilme emrini verdi. Kendisi de file binerek kaçmaya basladı. Yanında
100 kisi kalmıstı.
Türkmen atlıları kendisini siddetle kovalıyordu. Sultan bunların yaklastığını görünce filden ata binerek
üzerlerine saldırdı. Birini kılıçla ikiye biçti. Đkincisini gürzle öldürdü. Böylelikle onların eline düsmekten
kurtuldu.
Selçuklular tam bir zafer kazanmıslardı. Sultan Mesud’un hazinesi, ağırlıkları alınmıs, ordunun çoğu
tutsak edilmisti. Çağrı Beğ kazandığı zaferin büyüklüğünü ilkönce anlayamadı. Ordusunun her tarafa
akın yapmasına izin vermedi. Yalnız bir kısım atlılarını kaçan orduyu kovalamaya gönderdi. Sultan
Mesud’un askerlerini toplayarak geri dönmesi ihtimaline karsı ordusunu saf halinde düzene koyarak
hazırladı. Yiyip içmek gibi zarurî ihtiyaç zamanları dısında bütün ordusunu üç gün, üç gece at üstünde,
silah elde bekletti. Bu tedbir pek de bosuna değildi. Çünkü büyük Gazneli ordusunun ölü ve tutsaklarını
çıkardıktan sonra çölde dağılmıs olanları da yine 40-50 kisi kadar vardı ki bunların bir iki konak ilerde
toplanıvermeleri büyük bir tehlike yaratabilirdi.
Çağrı Beğ, Sultan Mesud’un bitkin bir halde Mervirûz’a düstüğünü ve yanında kuvvet kalmadığını
öğrendikten sonradır ki üç gündür at üstünde beklettiği ordusuna dinlenme buyruğu verdi.
Artık Horasan kendilerinin olmustu. Birkaç gün sonra zaferlerini kutlayarak devletlerini ilân ettiler.
Devletin baskanlığına Çağrı Beğ’in kardesi Tuğrul Beğ getirildi. Kahraman Çağrı Beğ, ölünceye kadar
Horasan vilayetinin beği olarak kaldı. Böylelikle, 1040 Mayısında Türkiye kuruldu. Bu Türkiye, sonra
Đran, Irak, Azerbaycan, Anadolu ve Suriyeyi alarak Ortaçağın en mühim devletlerinden biri oldu.
Haçlılarla çarpısarak varlığını korudu ve tarihin garip ve baska milletlerde örneği görülmemis bir
tecellisiyle, kurulmus olduğu toprakları kaybederek sonradan aldığı yerlerde tutundu.
Tarihleri boyunca daima batıya ilerleyen Türkler, Osmanlılar zamanında da Almanya ve Fasa kadar
uzandılarsa da sonra geri çekilmeye mecbur kalarak Anadolu’da tutundular.
Sanlı ve destana benzeyen geçmisimizi silinmez çizgilerle beynimize ve gönlümüze çizelim. Onu daima
hatırlayalım. Çünkü kuvvetimizin kaynağıdır. Hatırlayalım ve ümit edelim.
Dendânekan Savası’nın askerlerine, Gazneli ordusunun Türkleri de dahil olduğu halde rahmet!
Onlardan hız alan bizlere görevimizi basarmak için kuvvet!...
Orkun, 10. Sayı, 15 Kasım 1962
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.959


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 16 Aralık 2015, 04:56:59 »

DEVLETİMİZİN KURULUSUNU SAĞLAYAN SAVAS

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #2 : 16 Aralık 2015, 17:08:52 »

Türkiye devletinin kurucuları Çağrı ve Tuğrul Beylerdir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
ATSIZALP
Kurultay Bozkurdu
Türkçü BOZKURT
*****
ileti Sayısı: 8.834


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #3 : 16 Aralık 2015, 18:33:39 »

Türkiye devletinin kurucuları Çağrı ve Tuğrul Beylerdir.

İş yapıyoruz diye yanlışlık yapmayın, Türkiye cumhuriyetinin kurucusu yüce Atatürktür.

Ha şöyle derseniz değişir Anadolu'da ilk Türk devletini kuran şahsiyetler bunlardır, Türkiye de bunların devamıdır!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #4 : 16 Aralık 2015, 18:47:41 »

Ben de Türkiye devleti diyorum ya Eçe. 1040'ta kurulan bu Türk devletine, "Türkiye Devleti" diyoruz.

Seninle de aynı görüşteyiz. Meselâ, Osmanlı hanedanının kurucusu, Osman Gazi, Timurluların; Emir Timur. Ancak devlet dersek; Türkiye Devleti'ni Çağrı ve Tuğrul Beyler kurdu deriz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
ATSIZALP
Kurultay Bozkurdu
Türkçü BOZKURT
*****
ileti Sayısı: 8.834


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #5 : 16 Aralık 2015, 19:10:56 »

İhtiyarlık işte atlamışım, idare edin artık!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Erlik Tanrıöğen
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 875


Nur'dan Rıza aldık.


« Yanıtla #6 : 16 Aralık 2015, 20:06:46 »

Bir gün tarih kitaplarını değiştireceğiz.

Türkiye'yi Tuğrul ve Çağrı Beğler kurmuşlardır yazacağız. Ardından Süleyman Şah bir devri başlatmış, onun başlattığı devri Ertuğrul Gazi uzun yıllar sonra bitirmiştir diyeceğiz. Sonra, Osman Gazi yeni bir dönem açmıştır yazacağız. Bugünlerden ise Mustafa Kemal Paşa ve Ziya Gökalp'in başlattığı Cumhuriyet devri diye bahsedeceğiz.

Korkarım, biz bunu yapmazsak, Türk'ün kafası yeni bir dönemi başlatmak için çok karmaşık olacak.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.019s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.