CİHAN TARİHİNİN EN BÜYÜK KAHRAMANI KÜR SAD
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 30 Mayıs 2020, 12:29:23


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: CİHAN TARİHİNİN EN BÜYÜK KAHRAMANI KÜR SAD  (Okunma Sayısı 1845 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 13:59:13 »

CİHAN TARİHİNİN EN BÜYÜK KAHRAMANI KÜR SAD
Yedinci asrın ilk yarısından Gök Türk Kağan sülâlesi arasında sahsî ihtiras ve entrikalar yüzünden
devlet parçalanmak tehlikesine maruz kalmıs ve nihayet ise Çinin fesadı da karısarak Gök Türk
ülkesinin sark kısımları 630’da Çinin eline geçmisti. Bu arada Kieli Han da Çinliler için bulunmaz bir
nimet olduğundan Kieli Han ile ona tâbi olan bütün Türkleri Çine getirdiler. Parça parça Çine dağıtılarak
milliyetlerini unutturmak, çinlilestirmek siyasetini takib ettiler. Kieli Han esareti izzetinefsine
yediremeyerek kederinden 634 de öldü. Bunun üzerine esir Türklerden birkaçı da teessürlerinin
siddetinden intihar ettiler. Çinlilerin Türk ırkını kökünden kurutmak üzere aldıkları tedbirleri gören Gök
Türk hükümdar sülâlesinden Kür Sad Türk devletini yeniden diriltmek için 639’da gizli bir ihtilâl
cemiyeti kurdu. 40 Türk bu cemiyete girdi. Türk devletini yeniden kurmak için Çin Đmparatorunu
öldürmeyi ve Çin sarayında esir bulunan Türk prenslerinden Holuku’yu Türkeline Kağan ilân etmeyi
kararlastırdılar. Geceleri sehri gezmek âdeti olan Çin Đmparatorunu sokakta öldüreceklerdi. Fakat
ihtilâlin yapılacağı gece hava bozulduğundan Đmparator Tay-tsung sarayından dısarı çıkmadı. Kür Sad,
ihtilâl gecikirse farkına varılacağından çekinerek geceleyin Đmparatorun muhafızlarına saldırdı. Gayet
kahramanca ve çok sert bir çarpısma oldu. Türkler azlık olduklarından çekilmeğe mecbur kaldılar.
Đmparatorun ahırına hücum ederek en iyi atlara binip kaçtılar. Kür Sad bir ırmağı geçerken yakalandı
ve öldürüldü. Bu iste dahil olamayan Holuku cenup vilayetlerine sürüldü. Fakat Đmparatorluğun
merkezindeki bu hareket Çinlileri o kadar korkuttu ki Türkleri çinlilestirmekten filan vazgeçerek onları
Sarı Irmağının simaline nakledip yalnız ismen kendilerine tâbi olmalarıyla iktifaya mecbur kaldılar. Bu
suretle 681'deki Türk istiklâlinin tohumu atılmıs oldu.
Tarih, Kür Sad hakkında iste bu kadar söylüyor.
***
Cihan tarihinde, bilhassa Türk tarihinde bir çok kahraman görülmüstür. Bunlardan bazılarının ünü
dünyayı tutmus, kimi büyük fütühat yapmıs, kimi sanlı bir müdafaanın kahramanı olmustur. Fakat
bununla beraber tarih en büyük kahramanların bile çok defa ufak tefek kusurlarını kaydetmistir. Meselâ
son asırlarımızın kahramanlarından Fatih, Yavuz ve Kanunî o kadar büyük oldukları halde ne kadar
küçüklükler yapmıslardır. Sanlı Fatih’in sırf sehvet için yaptığı ahlaksızlıklar, kahraman Yavuzun sahsî
ikbal için islediği cinayetler ve büyük Kanunî’nin kadınlara âlet olarak düstüğü büyük yanlıslıklar
olmasaydı hiç süphesiz bizim gözümüzde daha büyük insanlar olacaklardı. Yine bazı kahramanlar da
gelmistir ki önceleri büyük yararlılık gösterip milleti yükselttikleri halde sonları fenalığa, sefahate
dalmıslar ve iyi namlarıyla birlikte hayatlarını da vererek bunu ödemislerdir. Kapağan Kağan buna iyi
bir örnektir. Kür Sad’a gelince o bunların hiçbirine benzemez. Kür Sad ne büyük ülkeler almıs, ne
yüksek kanunlar koymus, ne de yoksul milleti zengin etmistir. Fakat bununla beraber o cihan tarihinin,
hiç süphesiz birinci kahramanıdır. Tarihin herhangi bir yaprağına sıkısmıs birkaç satırlık malûmattan
Kür Sad’ın büyük rolünü çıkarabilmek güçtür. Bunun için, büyük söhretlilerin yanında bazen ünsüzlerin
de pek büyük fedakârlıklar yapabileceğini düsünmek lazımdır. Tarih, adını bile bilmediğimiz birçok
kahramanlar yetistirmis olabilir. Irak cephesinde, tek basına bir Đngiliz süvari alayıyla çarpısmak
cesaretini gönlünde bulan topal bir Türk piyade neferi gibi bir millete san verecek erler bulunur. Fakat
zaman ve mekân sartlarını da nazarı dikkate alınca bunlardan hiçbirinin Kür Sad’a yetisemeyeceği
teslim olunur. Arkasını kendi ordusuna veya ülkesine dayayınca, birkaç misli düsmanla çarpısmak,
herkes için olmasa bile, yapılabilecek bir kahramanlıktır. Kendi menfaatini millî menfaatle birlestirerek
mevki ve seref için kabadayılık edecek insanlar da çoktur. Fakat ne mevki ne de serefi düsünmeden,
sırf millet için ve kendi kanı pahasına baskasını tahta çıkarmak üzere çekilen kılıcın sahibine saygı ile
bas eğmek lâzımdır. Kür Sad, Kağan sülâlesindendi. Bu büyük kahramanlığı yaptıktan sonra kendisini
Kağan oturtmak isteyebilir, kahramanlığa meftun olan Türk milleti de bunu ondan esirgemezdi. Fakat
kahramanlık gibi feragatin de timsali olan Kür Sad bunu düsünmedi bile...
40 kisiyle, esir bulundukları kuvvetli bir memleketin hükümdarına saldırmak her kahramanın yapacağı
islerden değildir. Düsmanlarla çevrili olan esirlerin kuvvei mâneviyesi hürlerinki gibi sağlam değildir.
Böyle olduğu halde bu büyük ise tesebbüs edebilmekle Kür Sad ve onun temsil ettiği 40 Türk, cihan
tarihinin en büyük kahramanları olmak hakkını kazanmıslardır. Onların bu hareketine çılgınlık diyecek
zavallılar bulunabilir. Çünkü kahramanlıktan nasibi bulunmayanlar ve hiç olmazsa kahramanlığı takdir
edecek kadar asil seciyeli olmayanlar için kahramanlık budalalıktır. Fakat mensup bulunduğu milleti
kurtarmak için hayatını harcayıp toprağa düsmek, kartal gibi göğe yükselmek demektir ki zahife gibi
yerde sürünenler bunun mânâsını anlayamazlar.
Millet yolunda ölen Namık Kemal bir kahramandır. Sahsiyetini millî varlık içinde eriten Gök Alp da
öyledir. Türkistanda millî suuru uyandırmak için ölmek kararını veren ve rus makinalısına yürüyen
Enver Pasa da belki onlardan daha büyük bir kahramandır. Fakat bunların hiçbiri Kür Sad gibi büyük
bir maksatla ve onunki kadar güç sartlar içinde olarak çarpısmamıslardır. Hükümdarlara sokakta
suikasd yapan anarsistler görülmüstür. Fakat esir oldukları memleketin sarayına saldıracak fedaîler
hiçbir yerde çıkmamıstır. Kür Sad’ın bu hareketi hiçbir netice vermeden sönseydi bile yine o en büyük
kahraman sıfatına lâyık olacak ve bu hareketiyle torunları olan biz, bugün Türklere edebî bir san ve
seref kazandırmıs bulunacaktı. Halbuki bu misli görülmeyen kahramanlık Çinlileri o kadar korkuttu ki
onlar Çinde esir bulunan bütün Türkleri bir an önce Türkeline göndermekten baska bir sey
düsünmediler. Bu suretle, denilebilir ki, Türkleri esaretten kurtaran, Kür Sad’ın kahramanca saldırısı
olmasaydı Çinliler, tabii, Türkleri Çin’de alıkoyarak çinlilestirme siyasetinde muvaffak olacaklardı. Ve
belki de bugün yer yüzünde büyük Türk milleti bulunmayacaktı. Bir millete ileri atılıs gücünü
verebilmek için Kür Sad gibi serden geçti yiğitler gerektir. Bu türlü gözünü daldan budaktan
sakınmayan erler bosu bosuna ölseler bile milletlerinin ruhuna soktukları duygu ile en müspet neticeyi
almıs sayılabilir. Çünkü bunlar millet için birer örnek ve birer remiz olurlar.
Büyük geçmisinden ilham alan yüksek tahsil gençliğinin, büyüklerimiz için günler yapmasını bütün
samimiyetimle alkıslarken, büyük Namık Kemal’le büyük Gök Alp’ın ruhlarına, kendindeki büyüklükten
yalnız bir parçasını tevarüs ettirmis olan en büyük Kür Sad için de ayrı bir gün yapmalarını, biraz daha
yaslı bir arkadas sıfatıyla, diler ve beklerim. Yüksek tahsil gençliği gibi Namık Kemal ve Gök Alp’ın
ruhunu pek çok ve Kür Sad’ın ruhunu biraz sevindiren yüksek duygulu bir kütleden bunu beklemek
hakkımızdır.
Kür Sad 639’da öldü. Bes yıl sonra yani 1939 da, onun ölümünün 1300, yılında büyük bir Kür Sad günü
için simdiden hazırlık yapılsa, onun hayatı için bir piyes yazılsa ve büyük adına Üniversite meydanda
tek parçalı sade bir tas kırık bir kılıçtan ibaret bir abide dikilse nasıl olur? Üniversite bir bilim ocağıdır.
Fakat sunu unutmamalıdır ki bir millette önce kahramanlar yetisir, ondan sonra sâirler delir, âlimlerse
daha sonra meydana çıkar. Üniversite bir bilim yeri, Kür Sad’da ömründe ok ve kılıçtan baska bir sey
kullanmamıs bir asker olabilir. Lâkin sunu da kabul etmek lâzımdır ki arkadasım Orhan Saik’in dediği
gidi:
En yüksek eserler kılıçla ve düsman kanıyla yazılmıs olanlardır.
Kopuz Dergisi, 1939, Sayfa: 3
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.