ÇANAKKALE SAVASI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 16:05:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ÇANAKKALE SAVASI  (Okunma Sayısı 3828 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 14:01:18 »

ÇANAKKALE SAVASI
Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir heyet, Gülcemal vapuru ile Çanakkale'ye gitti. Sahillerden bakarak gûya
sehitleri ziyaret etti. Hattâ bu yıl, garip bir tesadüfle Đngiliz donanmasına mensup askerler de karaya
çıkarak kendi mezarlarını ve âbidelerini ziyaret ederken bizimkiler yalnız denizden, o kahramanlık
meydanına bakarak hasretli ahlar çekmekle iktifa ettiler. Edebiyat Fakültesi tarih zümresi talebesinden
bir hanım, Çanakkale ziyaretinin gemi ile değil, Đstanbul'dan yaya olarak yapılmasını ve bizzat harp
sahasının ve sehitliklerin gezilmesini teklif ederek ortaya yepyeni bir düsünce attı. Biz yapmak
istediğimiz halde bu yıl, bir çok engeller dolayısıyla, bu isi yapamadık. Fakat ey Türk gençliği, sana
soruyoruz:
Sen Arap Muhammed'in mezarını artık bıraktıktan sonra senin kâben Çanakkale, Sakarya ve
Dumlupınar değil midir? Sen, kâbene, rahat bir geminin içinde cazbant dinleyerek mi, yoksa yalçın
yollarda, vaktiyle Çanakkale'de Türk vatanını korumağa kosanların çektiği zahmeti çekerek, yayan mı
gitmek istersin? Görüyorsun ki eller kendi serefsizce yenilen ölülerine bile ihtiram gösteriyor,onların
basına ne büyük taslar dikiyor... Sana gelince: Senin ölüme göz kırpmadan bakan serefli sehitlerinin
hâlâ bir âbidesi yok!.. Ey Türk gençliği! Çanakkale senin vatanındır!.. 18 yıl önce orada korkunç ve
nispetsiz bir boğusma oldu. Bir tarafta her türlü vesaitle pusatlanmıs soğuk kanlı Đngilizler, cesur
Đrlandalılar, yaygaracı Fransızlar, çevik Avustralyalılar, sporcu Yeni Zelandalılar; korkunç Senegallılar,
diğer tarafta da sessiz ve gösterissiz Türkler vardı. Bu korkunç boğusmayı harikulâde kahramanlıkları
ile senin kanından olan Türkler kazandı. Fakat ne korkunç tecellidir ki 18 yıl geçtikten sonra orada
yenilen düsmanların âbideleri yükseliyor... Senin vatanında düsman âbideleri... Buna nasıl tahammül
ediyorsun Türk genci? Diyelim ki paran olmadığı için onlara lâyık bir tas dikemedin! Fakat yılda bir defa
oraya gidecek kadar kendinde kuvvet bulamıyor musun?
Türk genci! Yurdunda mekteplerin açılmasını, yolların yapılmasını, fabrika bacalarının tütmesini
devletten bekliyebilirsin! Fakat büyük ölülerine hürmet merasimini yapmak icap etti mi devlet senin
gerinde kalmalıdır. Her yıl muntazam bir kütle halinde Đstanbuldan kalkıp yaya olarak Çanakkaleye
gitsen, kanlı boğusma sahalarını gezsen ve orada mertlik dersi alsan nasıl olur? Türk genci Çanakkale
destanını hiç bir kalem bize olduğu kuvvetle anlatamaz. Eğer sen damarlarında temiz Türk kanı tasıyan
bir insansan asağıdaki kısaltılmıs satırlarda kendi ırkının kahramanlığını oku:
***
Türkiye, Almanya ile ittifak ettikten sonra boğazları kapatmağa mecbur olmustu. 10 Ağustos 1914’te iki
Alman harp gemisi boğazdan içeri girerek bize iltica ettiler. (Bu gemiler satın alınarak Yavuz ve Midilli
adı konuldu.) Bu iki gemiyi kovalıyan Đngiliz donanması boğazın topları karsısında durdu. Eylülden
itibaren boğaz düsman tarafından abluka edildi. Boğazlar kapanınca Rusya, kendi müttefiklerinden
ayrılmıs oldu. Halbuki Rus ordusunun teçhizatı kötü, cephanesi azdı. Boğazlar açılırsa Đngiliz ve
Fransızların yardımı ile Rusların milyonluk askerleri silâhlandırılacak ve bu büyük kuvvetle Almanya
ezilecekti. Diğer taraftan 1914 tesrinisanisinde Kafkas cephesinde Ruslara karsı baslıyan Türk taarruzu
üzerine Rus baskumandanı Đngiltere’ye müracaat ederek Türklerin dikkatini baska tarafa çekmek için
Türkiye aleyhine bir nümayis yapılmasını rica etti. Bu suretle uzun müzakerelerden sonra Çanakkale’ye
taarruza karar verildi.
Düsman 1915 subatında Çanakkale’ye deniz hücumları yapmağa basladı. Birkaç defa yapılan
bombardımanlardan bazıları oldukça muvaffakiyetli oldu. Fakat boğaz geçilemedi. Bu sıralarda yalnız
deniz kuvvetleriyle bu isin basarılamıyacağı anlasıldığından 60.000 Đngiliz ve 17.000 Fransızdan
mürekkep bir de ordu hazırlandı. 18 Martta düsman Türk tabyalarını sert bir ates altına aldı ve
düsmanın mayın tarayıcı gemileri Türk torpillerini topladı. Düsman bu suretle ertesi gün kolaylıkla
boğazı geçeceğini umuyordu. 17/18 mart gecesi “Nusret” adındaki Türk mayın gemisi mayın
kumandanı Yeniköylü binbası Hafız Nazmi Bey ve geminin süvarisi Tophaneli kolağası Hakkı Bey
kumandasında olarak son kalan 20 kadar Türk torpilini büyük bir cesaretle düsmanın geçeceği yerlere
serpti.
Düsman bu hareketi okadar ummuyordu ki oraları projektörle aydınlatmaya bile lüzum görmedi. Eğer
Türk gemicilerinin böyle bir fedakârlık yapabileceğini bir an düsünseydi bu harekete engel olabilirdi.
18 Mart 1915’te düsmanın kat’î deniz saldırısı yapıldı.
Đngiliz ve Fransızların 316 topuna biz 93 topla karsı koyduk. Aksama kadar süren bu çetin çarpısmada
vaziyet bizim için oldukça buhranlı oldu. Umumî seferberlik dolayısıyla orduya gelen en ihtiyar efrat bile
hiç olmazsa su tasımak suretiyle vazifelerini yaptılar ve bazıları ezan okuyarak mâneviyatı takviye
ettiler. Harpte düsmanın üç zırhlısı ve iki torpitosu torpillere çarparak ve topçu atesimizle battı. Đki
zırhlısı da mühim surette zedelendi. Düsmanın insan zayiatı da 2000’den çoktu. Buna karsı biz 3 zabit
22 nefer sehit, 2 zabit 59 nefer yaralı vermistik. Bu harpte Türk ordusunun cepanesi bitmisti. Eğer
ertesi gün düsman yeniden taarruz etseydi belki kazanabilirdi. Fakat yedikleri tokattan mâneviyatları
okadar kırılmıstı ki taarruz edemediler. Bu darbe düsmanları mânen çok sarstı. Büyük bir saskınlık ve
kararsızlık içinde kaldılar. Boğazın dısındaki 77.000 kisilik taze kuvvetlerini karaya çıkararak taarruz
edecek yerde mânâsız bir hareket olarak bu kuvveti Mısır’a sevkettiler.
Nisanda bu kuvvetler yeniden adalarda toplanmağa basladı. Đngiliz – Fransız sefer heyetinin
baskumandanı general Hamilton 23 Nisanda ihraç yapmağa karar verdi ise de ancak 25 Nisanda
yapabildi. Düsmanın pilanı söyle idi: Asıl kuvvet Seddilbahir’e çıkacak ve buradan merkez
istihkâmlarının arkasında yürüyerek. Bu hareketi Kumkale’ye çıkacak takviye edilmis bir Fransız alayı
setredecek, “hem de fırsat bulursa en kısa yolla merkez istihkâmlarının arkasına yürüyerek asıl
kuvvetle hareket edecek. Saros Körfezinde ve daha sair bazı yerlerde de Türkleri aldatmak için
nümayisler yapılacak...” Bu pilan çok güzeldi.
Bize gelince: Düsmanın 18 Mart taarruzunsan sonra Çanakkale’yi oldukça takviye etmistik. 65
taburdan, yani takriben 60.000 kisiden mürekkep bir Türk ordusu Çanakkale’yi müdafaa edecekti.
Ordu kumandanı Alman müsür Liman pasa idi. Đki kolordu kumandanı da Almandı. Orduda cem’an 10-
115 Alman zabiti vardı. Fakat Alman kumandan yanlıs bir müdafaa sistemi tatbik etti: Bir kere Đngiliz
ve Fransızların asıl taarruzunu Anadolu cihetinden bekliyerek birinci orduyu teskil eden iki kolordudan
birini tamamen Anadolu sahasına geçirmisti. Bu suretle hakikî ihraç sahasında kuvvetimiz azalmıstı.
Saniyen düsmanın karaya çıkmasına mâni olmak usulünü takip ediyordu. Türk kumandanları bunun
mahzurlarını Liman pasaya söyledilerse de anlatamadılar. Sonradan Alman baskumandanın takip ettiği
usulün yanlıslığı meydana çıktı. Fakat artık yapılacak bir sey kalmamıstı.
25 Nisan sabahı düsman gemileri siddetli bir atesle tabyalarımızı döğmeğe basladılar. Liman pasanın
asıl taarruzu Anadolu tarafından beklemek hakkındaki yanlıslığı anlasılınca Anadolu’daki kolordudan
Rumeli tarafına takviye kıt’aları geçirilmeğe tesebbüs edildi. Fakat bu is pek güçlükle oluyordu. Çünkü
düsman tahtelbahirleri de Marmara’ya girmislerdi ve siddetli faaliyette bulunuyorlardı.
Düsman takip ettiği pilan mucibince Kumkale’ye bir Fransız livasını ihraç etti. Burada Fransızlarla pek
kanlı boğusmalar, taarruz ve mukabil taarruzlardan sonra 26/27 Nisan gecesi düsman burayı
bosaltarak çekildi. Buradaki iki günlük harplerde Fransızlar 780, biz ise 1750 zayiat vermistik.
Arıburnu cihetine gelince: Burada o zaman kaymakam bulunan Gazinin kumandasındaki 19’uncu
fırkamız ve bir de 9’uncu fırkamız vardı. Düsman, ihracını, Avusturalya ve Yeni Zelanda efradından
mürekkep olan ve kısaca “Anzak” denilen kolordusu ile yapacaktı. Düsman donanmasının siddetleri
atesi altında burada da 25 Nisan günü ilk kafile olan 1500 Anzak sabah saat 4.20’de karaya çıktı. Bunu
gören 27’nci Türk alayının ikinci taburu derhal mukabeleye basladı. Düsman arkadan 2500 kisilik
öncüsünü de çıkardı. Üçüncü parti olarak asıl kuvvetten 4000 kisi daha ihraç olundu. Bu üstün kuvvet
bizim bir tek taburumuzu sürerek ilerlemeğe basladı. Halbuki bu sırada Liman pasa hâlâ Bolayıra
yapılan gösteris hareketini hakikî sanarak onunla mesguldü. Đste bu sırada ihtiyat olarak Bigalı –
Maltepe civarında bulunan 19’uncu Türk fırkasının kumandanı kaymakam Mustafa Kemal Bey kendi
kendine bir karar vermek mecburiyetinde kalarak emir beklemeden, fırkasının büyük bir kısmını
harekete hazır bir halde Bigalıda bırakarak 57’nci alayla Arıburnu’na yürüdü. Düsman zayıf Türk
kıt’alarını geriye sürerek Conk Bayırına doğru ilerliyordu. Kaymakam Mustafa Kemal Bey Conk Bayırına
düsmandan daha önce geldi. Ricat etmekte olan perakende Türk neferlerine siper aldırarak
mukavemet etti. 57’nci alay gelinceye kadar vakit kazandı.
Takriben 4.500 kisilik bir Türk kuvveti bir cebel bataryasının himayesiyle 12.000 kisilik Avusturalya
fırkasına taarruz etti. Vaziyet bizim için buhranlı olmak üzere bulunduğu bir sırada düsman geriye
atılarak deniz kenarına hapsedildi. Düsman ancak donanmasının atesi sayesinde denize dökülmekten
kuruldu. Bu harpte Türkler büyük bir ask ve sevkle çarpısmıslardı. Birçok efrat ayak üzerinde çamasır
değistirip aptest alarak temiz elbise ile sehit olmak üzere harbe giriyorlardı. Bu suretle seçme ve birkaç
misli faik Avusturalya fırkasını yüz geri ettirmislerdi.
Düsmanın asıl hedefi olan Seddilbahire gelince: Burası da ayrı bir erlik meydanı olmustu. Đhracın ilk
gününde karaya çıkan bir Fransız ve iki Đngiliz fırkası yani 40.000 kisi karsısında bizim yalnız 26’ncı
alayımızın iki taburuyla bir istihkâm bölüğümüz, bir jandarma taburumuz ve 24 topumuz vardı (yani en
çok 3.000 kisi). Burada makineli tüfeğimiz hiç yoktu. 25 Nisan sabahı düsmanın 6 zırhlı, 4 kravezör ve
birçok muhriplerden mürekkep donanmasının kuvvetli atesi altında düsman bes noktadan (Zığındere,
Tekeburnu, Tekekoyu, Ertuğrulkoyu, Murtu limanı) karaya çıkmağa basladı. Bu zayıf sahil kuvvetimiz
düsmanın insan yüklü birkaç salopesini batırdıktan ve Ertuğrulkoyu’na yapılan ilk ihracı reddettikten
sonra, düsman nihayet karaya çıkabildi ve birinci hattaki bölüğümüz ilk ihraç kademesindeki en az 8-
10 taburla saatlerce taarruz, mukabil taarruzlarla boğustuktan sonra geriye çekildi. Eğer burada 26’ncı
alayın kumandanı merhum Kaymakam Kadri Beyle bir avuç askerinin her türlü hesap ve ihtimalinin
haricindeki harikulâde kahramanlıkla dolu dayanısı olmasaydı, ihtimal ki düsman o günden hâkim bir
tepeyi tutar ve bizim için elîm bir vaziyet meydana gelebilirdi. 26 Nisanda düsmanın buradaki kuvveti
en yüksek derecesine varmıstı. 26 Nisanda düsmanın taarruz eden 35-40 taburuna karsı bizim yalnız 9
taburumuz vardı. 27-28 Nisan günleri düsman taarruzuna devam etti; biraz ilerledi. Düsmanın bugün
vardığı hat, son hattır. Bundan sonra düsman Çanakkale’den kaçıncaya kadar hiç ilerliyememistir. 1
Mayısta buradaki kuvvetimiz en çok 13.000 kisilik 19 tabura varmıstı. Bu kuvvetle an asağı üç misli
üstün düsmana taarruz yapıldı. maddî bir netice alamadık. Fakat zatî tesebbüsü düsmandan aldık. 2/3
Mayısta 23 tabura çıkan, fakat verdiğimiz zayiat dolayısıyla sayısı 10.000’e düsen kuvvetimizle yeni bir
gece taarruzu daha yaptık. Fransızların kısmında bazı yerlerde denize kadar gittik. Düsman bu harpte
müthis zayiata uğradı. Bu taarruz sayesinde Seddilbahir cihetinde tehlike durduruldu ve vaziyet tespit
edildi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 15 Kasım 2009, 14:01:30 »

6, 7, 8, 9 Mayıs günlerinde Đngiliz ve Fransızlar mütemadiyen sıkı taarruzlar yaptılar. Fakat kendilerine
okadar siddetle mukabele edildi ki düsman hiçbir netice alamadı. 15 Mayısta biz taarruz ederek
düsmandan mühim bir tepeyi geri aldık. 22 Mayısa kadar siper harbi devam etti. Bu sırada gelen
Alman tahtelbahirleri düsman donanmasını taciz etmeğe basladıklarından kumandanlık bu fırsattan
istifade ederek evvela Arıburnu’ndaki düsmanı denize dökerek sonra cenup gurubuna taarruza karar
verdi. 18/19 Mayıs gecesi yeni gelen Đstanbul ikinci fırkasının da istirakiyle siddetli bir gece taarruzu
yapıldı. düsman iyice yerlesmis olduğundan ve faik kuvvetlere malik bulunduğundan muvaffak
olamadık. Bundan sonra Arıburnu muharebeleri siper harbine inkılap etti. 22 Mayısta cenup gurubunda
yalnız Fransızlar tarafından sol cenahımıza bir taarruz yapıldı. bu taarruz bizim 43 sehit ve 427
yaralımıza karsı düsmanın yalnız 2000’den fazla ölüsü siperlerimiz önünde kalmak sartıyla kırıldı. 4
Haziranda tekmil Đngiliz ve Fransız kuvvetleri kara topçusunun da yardımıyla taarruza kalktı. Bugün
cenup grubundaki kuvvetimiz 25.000 kisilik 37 taburdu. Düsman ise takviye edilmis bes fırka yani
65.000 kisiyle taarruza kalkmıstı. Ertesi geceye kadar süren pek kanlı boğusmalardan sonra düsmanın
önceden zaptedebildiği bazı siperlerimiz yine geri alınarak bu taarruz da kırıldı. Bu harpler iki taraf
içinde müthis zayiata sebep oldu. Bizim zayiatımız 12.000 kisi idi. Düsman top basına belki 100 mermi
attığı halde bizim toplarımız 20-30 mermi atabilmisti. Çünkü cephanemiz azdı. 21 Haziranda sol
cenahımızda müthis bir Fransız taarruzu inkisaf etti. Fakat büyük zayiatla kırıldı. 28 Haziranda sağ
cenahımızda Đngiliz taarruzu basladı. Bu da pek çetin oldu. 6 Temmuza kadar süren taarruzlar, mukabil
taarruzlar halinde devam etti ve neticede kırıldı. 13-13 Temmuz günlerinde yine Fransızlar gayet
siddetli ve aralıksız taarruzlar yaptılarsa da pek kanlı boğusmalardan sonra bu da kırıldı. Bundan sonra
düsman buralardan geçemiyeceğini anladığı için ya çekilmek yahut baska bir yerde talih denemek
mecburiyeti karsısında kalıyordu. Düsman ikinci sıkkı seçti. Bu suretle Anafartalar Savası basladı.
Düsman yine doğru düsünmüs, bizim yüksek kumanda heyetimiz yanlıs düsünmüs ve aldanmıstı.
Düsman gayet doğru olarak Anafartalara yeni bir kuvvet çıkarmağa ve bunun yardımıyla Arıburnu
cephesini yıkıp cenup gurubundaki ordumuzu mahsur bırakmağa ve harbi bir hamlede bitirmeğe karar
vermisken biz yine düsmanın yeni ihracını Saros Körfezinde, Bulayır tarafında bekliyorduk. Hattâ ilk
takıldığımız fikir mucibince Anadolu tarafını bile gözden kaçırmıyorduk. Düsman bizim nazarımızı baska
yerlere çekmek için bazı yerlerde gösteris taarruzu da yapacaktı. Bu cümleden olarak 6/7 Ağustos
gecesi bir Yunan mülaziminin kumandasındaki 300 Rum gönüllüsü Saros Körfezi mıntıkasında Sazlıdere
civarına çıktı. Aynı 6 ağustos gününde de müttefiklerinin cenup gurubu cephesindeki Türk kuvvetlerini
simale, Anafartalar mıntıkasına sevketmelerine mâni olmak için yapacakları taarruz baslamıstı. Saat
14.30'dan 16'ya kadar süren topçu atesinden sonra sekizinci Đngiliz kolordusu taarruza geçti. Bazı
siperleri zaptettiyse de mukabil saldırısla bu siperler geri alındı. Aksam üstü yapılan ikinci bir taarruz da
aynı neticeyi verdi.
Arıburnu mıntıkasındaki Đngiliz ordusu da gizlice 17.800 kisiyle takviye edilmisti. Bu cephede Đngiliz 6
Ağustosta siddetle taarruza geçtiler. “Kanlı Sırt”ı Avusturalyalılar zaptetti. Türklerin yaptığı mukabil
taarruz da muvaffak olamadı. Geceleyin yapılan yeni mukabil taarruzlar da muvaffak olamadı. 7
Ağustosta düsman ilerlemek istedi. Fakat söktüremedi. 8 Ağustosta düsman, donanmasının da
istirakiyle yeni bir taarruz daha yaptı.
Düsmanın sağ kolu Conk Bayırı’na çıktı ve yüz metrelik bir kısmı zaptetti. Düsmanın diğer yerlerdeki
taarruzları püskürtüldü. Fakat Conk Bayırı tarafımızdan yapılan birkaç mukabil taarruza rağmen geri
alınamadı. Ancak, hattı bâlânın bir kısmını almağa muvaffak olmus olan Đngilizler bir mukabil saldırısla
15-20 metre kadar geriye atıldı. 9 Ağustosta düsman tekrar saldırdı. Fakat netice alamadı. 9 Ağustos
aksamı Anafartalar gurubu kumandanı olan GAZĐ Conk Bayırı’na geldi. Conk Bayırı’nı geri almak için
yapılacak hareketi tertip etti. 10 Ağustos günü sabah saat 5.30’da topçu istihzaratı olmaksızın, fakat bir
anda ve baskını tarzında yapılan bir süngü hücumu ile oradaki düsman geri atıldı.
Epeyce de kovalandı. 6-10 Ağustos çarpısmalarında biz 18.000, Đngilizler 12.000 kisi kaybetti.
Düsman bu suretle cenupta siddetli taarruzlarla bizi oyalarken Anafartalar ihracı da baslamıstı. Evvelki
ihraçlardan alınan dersle bu sefer her sey daha mükemmel bir surette hazırlanmıstı. 6 Ağustos gecesi
13.000 asker ve 24 toptan mürekkep olan ilk Đngiliz kıt’ası üç noktaya çıkarıldı. Đngilizler hareketi gayet
gizli tutmuslar ve mükemmel bir muvaffakiyetle sevkülceys baskını tarzında bu ihracı yapmıslardı. Bu
mıntıkadaki kuvvetimiz (buradan ihraç ummadığımız için) iki buçuk kadardı. Karaya müskilâtsız çıkan
Đngilizler çabucak intizamlarını iade ederek karsılarına çıkan ufak bir müfrezemizi geri attılar. Fakat
karanlıkta yolu sasırmamak için sabahı beklemek gibi büyük bir korkaklık gösterdiler. Daha simalde
Suvla’da yapılan ihraç bu kadar kolay ve muntazam olmadıysa da umumiyetle 9’uncu Đngiliz kolordusu
karaya muvaffakiyetle çıkmıstı. 7 Ağustos günü Đngilizler ilerleyebilse idiler kazanacaklardı. Çünkü
26.750 kisilik Đngiliz ordusunun karsısında nacak 3.000 Türk vardı. Fakat Đngiliz generali ilerlemek
cesaretini gösteremedi. 8 Ağustosta da Đngiliz kolordusu bir sey yapamadı.
9 Ağustos Türkler geriden gelen kuvvetlerle takviye edilmis bulunuyorlardı. Bu suretle hem Türkler
hem Đngilizler taarruza hazırdı.
Bugün karsılıklı taarruzlarla geçti. 10 Ağustosta Đngilizler taarruz etti. Fakat bir netice alamadılar.
7-10 Ağustosta düsman 54’üncü fırkasını da Anafartalara ihraç etti. Bu suretle 11 ağustosta 20.000
Türk’e karsı 30.000 Đngiliz bulunuyordu. Bununla beraber vaziyet değismedi. 12 Ağustosta, yeni ihraç
edilen 54’üncü düsman fırkası taarruza sevkedildiyse de taarruz bu fırkanın birinci alayının Türklere esir
olmasıyla neticelendi.
15 ve 16 Ağustosta düsman Kireçtepe’ye muvaffakiyetli bir taarruz yaptıysa da bu da durduruldu.
21 Ağustosta general Hamilton yeniden aldığı kuvvetlerle yeniden taarruza karar verdi. Bir saat süren
ve donanma atesiyle takviye edilen topçu hazırlığından sonra Đngilizler saat 15.30’da taarruz ettiler. Bir
kısım Türk siperlerini zaptettiler. Bu siperler mukabil bir saldırısla derhal geri alındı. Bu taarruzda bir
Đngiliz livası topçu mermilerinden çıkan bir fundalık yangınından kaçmak için girdiği derede Türk atesi
altında mahvoldu. Ertesi günü de düsman siddetle taarruza devam etti ve bu sefer aldığı bir iki siperi
tekrar geriye kaptırmadı. Bu taarruz da bu suretle bitti.
21-22 Ağustos harplerinde Đngilizler 7.500, Türkler 3.300 zayiat vermislerdi. Bu harpler iki tarafı da
fena halde yorduğundan bundan sonra belli baslı bir harp olmadı. Ve düsman bilfiil mağlûbiyeti kabul
etti. 12 kânunuevvelde düsman tahliyeye basladı. Anafarta ve simal guruplarının tahliyesi 19/20
kânunuevvel gecesi bitti. Havaların iyi gitmesi tahliyeye çok yardım etti. Bu tahliye büyük bir
muvaffakiyetle yapıldı.
Türklerin hiç haberi olmadı. Fakat düsman bize bir çok levazım ve mühimmat bıraktı. 8/9 kânunusani
gecesinde cenup gurubu bosaltıldı. Burada da birçok mühimmat elimize geçti. Bu suretle simal
grubunda 236, Anafartalar grubunda 136 gün aralıksız süren bu savas sanlı Türk silahlarının zaferiyle
bitiyordu.
Fakat bu zafer ucuz kazanılmamıstır. Burada harbeden kuvvetlere göre verilen zayiat okadar
korkunçtur ki, eğer Fransızlar garp cephesinde bu nispette zayiat verselerdi bir ayda 6 milyon insan
kaybederlerdi. Halbuki Fransa 4 senden 3 milyon zayiat vermistir. Çanakkale Savası’nda iki tarafın
zayiatı sudur:
Ölü Yaralı Hasta
Đngilizler 33.000 120.000 100.000
Fransızlar 3.700 23.000 20.000
Türkler 55.000 100.000 85.000
Hastaların da bir kısmı ölmüstür. Meselâ 85.000 Türk hastasından 21.000’i ölmüstür. Bunlardan baska
iki tarafın birbirine verdiği esirler ve kayıplar da vardır. Umumiyet itibarıyla Türklerin zayiatı 250.000,
düsmanların 300.000’dir. harp müddetince Çanakkale’ye Đngilizler 460.000, Fransızlar 80.000 kisi
sevketmislerdir. Mecmuu 540.00 eden bu kuvvetin 300.000 zayiat verdiği düsünülürse ne müthis bir
zayiat verdiği anlasılır. Türkler de en seçme ve değerli askerlerinden yarım milyonunu Çanakkale’de
kullanmıslardır. Fakat akıtan kanlar bosa gitmemis, harp iki yıl daha uzıyarak Rusya’nın devrilmesine
sebep olmustur. Bunun için umumî harbin garp cephesinde değil burada hallolunduğu kabul etmek
lâzımdır. Çanakkale müdafaası olmasaydı Rus çarlığı devrilmiyecek ve Đstiklâl Harbi yapılmıyacaktı.
Bunu hiçbir zaman unutma Türk genci...
Adalar Denizinden Altayların daha
ötesine kadar bütün Türk gençliğine....
1
Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın.
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.
Iztırap çek, inleme... Ses çıkarmadan asın.
Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yasın;
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldasın
Tek basına dileğe doğru at salmalısın.
Ezilmekten çekinme... Gerilmekten sakın!
Đradenle olmalı bütün uzaklar yakın,
Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın
Atese atılmalı, denize dalmalısın.
Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!
Bir kere düsün nedir seni dünyada tutan?
Mefkuresinden baska her varlığı unutan
Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın...
2
Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,
Ne de sıska bir göğüse takılan bir çiçeksin;
Senin de bu dünyada nasibin var: Savasmak!..
Kayalarla güresip dağlarda öleceksin.
Yoldaslık ederekten gökte günesle, ayla
Asarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla...
Hayata ne biçimde geldinse bir borayla
Daha sert bir kasırga içinde biteceksin.
Kızıl Elma uğrunda kılıç çekince kından
Bahtiyarlık denen sey artık geçmez yakından;
Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.
Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.
Yüz paralık kursunla gider “Hayat” dediğin;
“Tanrı Yolu” uzaktır; erken kalk, sıkı giyin.
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin
Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin.
3
Belki bir gün çöllerde kaybedersin esini,
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
Isıksız kulübende boranın esisini
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.
Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına...
Hayatin kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden baskaları ne anlar?
Vicdanını Paris`e, Moskova`ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.
Hey arkadas! Bu yolda ben de coskun bir selim,
Beraberiz seninle, iste elinde elim.
Seninle bu hayatin gel beraber gülelim
Ölümüne, gamına, tipisine, karına...
4
Atandan kalmıs olan kılıcı iyi bile,
Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.
Savas..... Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,
Ne sevgili yanında, ne baba ocağında.
Savasmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara;
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara...
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara
“Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında.
Siyasette muhabbet... Hepsi yalan palavra...
Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara...
Lenin’den bahsederse karsında bir maskara
Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.
Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
Döseğin kara toprak, yorganındır belki kar...
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
Ruhlarımız bulusur elbet Tanrıdağı`nda...
5
Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin,
Sen hele bu yollarda yıpranarak asın da,
Varsin bütün ömrünce bir an nasip olmasın
Yorgunluğunu gidermek serin bir su basında.
Bir gülüsten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan?
Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan.
Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,
Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz asında.
Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,
Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.
Duygular ölmüstür... Tapınılan bir kızın
Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kasında.
Iztırabı kanına katta göz kırpmadan iç!
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç...
Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç
Bir seyin olmayacak... Hatta mezar tasın da...
ATSIZ
Atsız Mecmua, 1932, Sayı: 17
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.958


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 17 Mart 2015, 13:24:38 »

Canakkale utkumuzun 100.yildöneminde yüce Türk soyuna umut olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.