BOZULAN TÜRKÇE
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 10:25:05


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BOZULAN TÜRKÇE  (Okunma Sayısı 2685 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 13:55:29 »

BOZULAN TÜRKÇE
Türkiye’de milli ülkünün hükümetler eliyle yok edilmesinden ve milli eğitimin basına uzun yıllar
kozmopolit unsurların gelmesinden sonra kültürün bütün alanlarında olduğu gibi “dil” de de bir
yozlasmanın ve soysuzlasmanın basladığı bilinen, görülen bir gerçektir.
Türkçeyi Türklestirmekle, Türkçelestiriyoruz diye bozmanın birbirine karıstırıldığı zamanımızda, ortada
görülen manzara aklın, mantığın ve bilginin safdısı edilmesidir.
Halk P artisi hükümetleri zamanında okullardan Türkçe dilbilgisi (gramer)nin yıllarca kaldırılması
neticesinde doğru Türkçe yazamayan birkaç nesil türediği gibi, Türkçeyi Türkçelestirmek bahanesiyle
yapılan bozmaların sonucu da ortaya dil diye gülünç bir ucube çıkarması olmustur.
Türkçeyi yanlıs kullanma hastalığı, bir zamanlar, Maresel Fevzi Çakmak’ın Genel Kurmay Baskanlığı
sırasında askerlik terimlerini makul ve mantıklı bir anlayısla, bilgi ile Türkçelestiren orduya da
bulasmıstır.
Bunun en belirli örneği rütbe adlarında görülmektedir.Eskiden “piyade yüzbasısı”, ”piyade
binbasısı,”topçu albayı” denirken ve süphesiz doğrusu da bu iken simdi “piyade yüzbası”, piyade
binbası “, topçu albay “ denilmektedir. ”Piyade” ve “topçu” kelimeleri hem isim hem de sıfat olduğu
için, diyelimki bu rütbe isimlerinde sıfat olarak ele alınmıs ve “piyade yüzbası” diyerek sıfatı tamlaması
(= sıfat terkibi) vücuda getirilmistir. Fakat “istihkam”, “muharebe”, “tank”, “güverte”, “makine”, “hava”
gibi sıfat tarafı olmayıp yalnız isim olan kelimelerle rütbeler bir araya gelince ortaya “makine albay”,
“hava general” gibi Türkçenin kurallarına ve selikasına asla uymayan, yanlıs ve acayip terkipler ortaya
çıkmaktadır.
Bu yanlısın tevil tarafı, gerekçesi yoktur. Kısaltmak için yapıldığı da söylenemez. Kutlu bir varlık olan
dil, kısaltmak, zamandan kazanmak için bozulamaz.
Bugünkü Türkçede iki isim yan yana gelip toplu bir mana belirttiği zaman ya ikisi ya da en asağı biri
takı alır: Türk cumhuriyeti, Türk bayrağı, evin kapısı, ulusun gözbebeği gibi. Bunların Türk cumhuriyet,
Türk bayrak, ev kapı, ulusun gözbebek haline getirilmesi nasıl bir facia ise tank albay, güverte binbası
da aynı seydir.
Đki isim yan yana geldiği halde ikisi de takı almazsa birinci isim, sıfat sıfat olarak kullanılmıs demektir.
“Demir kapı”, ”gümüs kutu” terkipleri kullanılıs bakımından “büyük yapı” veya “ küçük kutu”
terkiplerinden farklı değildir.
Coğrafya isimlerinde ikisi de takı almayan isimler “ isim terkibi” olmak halini kaybedip kaynasmıslar,
tek kelime haline gelmisler, “birlesik isim” olmuslardır: Kadıköy, Göztepe, Tınaztepe, Adatepe gibi...
Türkçeyi yabancı ve gereksiz kelimelerde temizlerken güdülecek prensip önce Türkiye Türkçesinden,
sonra öteki Türkçelerden kelime almak olmadığı taktirde Türkçenin kurallarına, kanunlarına, dil zevkine
uymak sartıyla kelime türetmekti.
Acemler böyle yapıyorlar. Son zamanlarda imparotiçe veya kraliçe karsılığı olarak “Ferah Diba” için
kullandıkları “sehbanu” kelimesi bunlardan biridir.Farsçanın zevkine uygundur. Đlk isitende anlar.Bizde
ise böyle dil zevki gibi noktalara aldıran yok. “Đnkılap” yerine uydurulan “devrim” ile “hayat” yerine
uydurulan “yasantı” hiç süphesiz Türkçeyi hiç bilmeyen cehele-i fecerenin kariha-i sabihasından
çıkmıstır. Türkistan Türkçesinde “inkılap” karsılığı zaten mevcut olan “özgeris” kelimesi alınsaydı,
“baska” demek olan “özge” den çıktığı, “baskalastırmak” manasına gelen “özgermek”ten yapılmıs
olduğu için hem doğru türetilmis olacak, hem de hiç olmazsa eski edebiyatı bilenler tarafından hiç
yadırganmadan kabul edilecekti?
Bunun gibi “hayat” kelimesinin Türkçesi olarak zaten eski metinlerde bulunan “dirlik” kabul olunsaydı
“yasantı” ya hiç lüzum kalmayacak, “hayat”ı atmak isteyenlerin elinede mantikı bir koz vermis olacaktı.
Böyle yapılmadı. Simdi herkes dili istediği gibi kullanıyor. Bu, istediği gibi kullanma yalnız sahıslara
münhasır kalmayıp resmi dairelere de giriyor. Đs yalnız kelime uydurmakla kalsa iyi. Türkçenin yapısı,
dilbilgisi de bozuluyor ve Milli Eğitim Bakanlığı, Yemliha’yı kıskandıracak tatlı bir uyku ile uyumasına
devam ediyor.
Eski Kültür Müstesarı Adnan Ötüken’in “Türk Dili Đçin Mücadele” baslığı altında yayınladığı iki brosür,
bu facianın durdurulması için atılmıs ilk adım sayılabilir. Adnan Ötüken bu memlekete bir Milli
kütüphane kazandırmıs olan sahsiyettir. Bu bakımdan hizmeti büyüktür. Türklüğe hizmetinin en büyük
delili ise kültür müstesarlığı sırasında solcuların ona “kültür düsmanı kültür müstesarı”lakabını
takmalarıdır. Hiç süphesi uydurma ve iğrenç “tilcik”lerle, “tüm”lerle”, “ya da”larla konusan kültür
maskaraları Adnan Ötüken’in kültürünü ve milli kütüre hizmetini anlayamazlar, anlasalar da satılmıs
oldukları merkezlerin direktifi dolayısıyla kabul edemezlerdi.
Türkçenin bugünkü acıklı durumu karsısında çok sey yazılabilirse de burada, yayılmak istidadı gösteren
bir tanesini isaret ederek geçeceğim ve söylenecek baska seyleri ileriye bırakacağım.
Türkçenin bir kaidesi sudur:
Sahıs zamirleri “ile”, “gibi”, “için”, “kadar”, kelimeleriyle birlestikleri zaman genetif haline geçerler. Yani
“benle” yerine “benimle” dendiği gibi “ben gibi” yerine “benim gibi” demek icab eder.
Yeni nesillerin benimle,seninle,onunla yerine benle, senle, onla diye konusması Hristiyan azınlıkların
Türkçesine benzemekte ve insanı Türkçeden iğrendirmektedir. Gençlere bir ders olmak üzere burada
bir kaidenin listesini veriyorum.
YANLIS DOĞRU
BENLE BENĐMLE
SENLE SENĐNLE
ONLA ONUNLA
BĐZLE BĐZĐMLE
SĐZLE SĐZĐNLE
BEN GĐBĐ BENĐM GĐBĐ
SEN GĐBĐ SENĐN GĐBĐ
O GĐBĐ ONUN GĐBĐ
BĐZ GĐBĐ BĐZĐM GĐBĐ
SĐZ GĐBĐ SĐZĐN GĐBĐ
BEN KADAR BENĐM KADAR
SEN KADAR SENĐN KADAR
O KADAR ONUN KADAR
BĐZ KADAR BĐZĐM KADAR
SĐZ KADAR SĐZĐN KADAR
BEN ĐÇĐN BENĐM ĐÇĐN
SEN ĐÇĐN SENĐN ĐÇĐN
O ĐÇĐN ONUN ĐÇĐN
BĐZ ĐÇĐN BĐZĐM ĐÇĐN
SĐZ ĐÇĐN SĐZĐN ĐÇĐN
Zamirin sonuna çoğul takısı gelince bu kaide yürümüyor: Onlarla, onla gibi, onlar kadar, onlar için.
Đsaret sıfatlarında da bu kaide yürürlükte değildir: O kadar, bu kadar, su kadar, o gibi, bu gibi, su
gibi...
Türkçe yazan gençlerin bu kaideye dikkat etmelerini, konusurken de böyle konusmalarını kendilerinden
rica ederim.
Ötüken, 30 Ekim 1968, Sayı: 11
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.