BİR ANSİKLOPEDİNİN BÜYÜK YANLISLARI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 12:24:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BİR ANSİKLOPEDİNİN BÜYÜK YANLISLARI  (Okunma Sayısı 1589 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 13:50:56 »

BİR ANSİKLOPEDİNİN BÜYÜK YANLISLARI
Türkiye`de mânâsı bir türlü anlasılamayan iki kelime "Türkçülük" ile "Turancılık"tır. Đnsanlara bir
düsünceyi, bir kavramı anlatmak çok güçtür. Beyinlere yanlıs olarak kazılan bir seyi düzeltmek için
baslıca çare ciddî yayınlar olabilir.
Türkçü olarak Türkçülük ile Turancılık kelimelerinin ne mânâya geldiğini birkaç defa açıkladığımız hâlde
görülüyor ki maksadımızı anlatamamısız. "Türkçülük", Türk ülküsü, yani Türklerin her alanda her
milletten üstün olması düsüncesi; "Turancılık" ise Türkçülüğün siyasî amacı, yani yer yüzündeki bütün
Türklerin, geçmiste olduğu gibi, tek devlet hâlinde birlesmesidir.
Tarih, ülkü ve millî irâde gücü hakkında hiçbir bilgisi olmayanlar buna "hayal" diye itiraz ediyorlar,
fakat bir milleti birlestirmek ülküsüne hayal dedikleri halde bütün milletleri Moskova çevresinde
birlestirmeyi gerçeklesebilir diye görüyorlardı.
Büyük bir enerji kaynağı olan yüz milyonluk Türk milletinin birlesmesinde imkânsızlık görenler, iki bin
yıllık tutsaklıktan sonra Yahudilerin kurduğu Đsrail devletini görmemezlikten geliyorlardı. Daha kötüsü
Turancılığı, Türkiye için macera, tehlike gibi görerek Turancıları Türkiye`nin mahvına sebep olacak
insanlar diye tarif ediyorlardı.
Turancılık, bağımsız Türklerin devleti olan Türkiye sınırları dısındaki Türkleri kurtarmak demek
olduğuna göre önce Hatay`ın kurtarılması, sonra Kıbrıs`ın yarısına el atılması Turancılık değil de nedir?
Kıbrıs`taki 100.000 Türk için savasan Türkiye, sartlar hazır olduğu zaman neden milyonlarca öteki
Türkler için çarpısmasın?
Türkçülük ve Turancılık için gazete ve dergilerde yanlıs ve kasıtlı yazılar çıkabilir. Nitekim çıkmıstır,
çıkmaktadır. Siyasî parti mensupları tarafından da aleyhte, tahriflerle dolu sözler söylenebilir. Bunun en
tipik örneği o zamanki Türkiye devlet baskanı Đsmet Đnönü tarafından 19 Mayıs 1944`te Ankara
Stadyumunda söylenen mahut nutuktur.
Fakat ilmî eserlerde ve ilmî çerçeve içinde kalması gereken ansiklopedilerde yalana, yanlısa, tahrife yer
olamaz. Ansiklopedi asırlara hitap etmek gayesiyle çıkar. Çıkaranların fikriyatı ne olursa olsun, anlattığı
konularda tarafsız kalmaya mecburdur. Bu onlar için ahlâkî bir görevdir.
Bizi bu satırları yazmaya sevkeden sebep "1923-1973 Türkiye Ansiklopedisi" adıyla fasiküller hâlinde
çıkan bir ansiklopedinin "Turancılık ve Türkçülük" maddesindeki büyük yanlıslardır. Türkçülük çok eski
bir fikir akımı olup incelenmesi uzun çalısmalara bağlı olduğu halde bu ansiklopedide aceleyle ve
dikkatsizce yazılan satırlarla anlasılmaz bir hale getirilmis, bu arada sahıslarımızı töhmet altında
bırakacak sözler söylenmistir. Aceleyle yazılmıs olması, süphesiz bu ansiklopedinin ticarî maksatla
hazırlandığını gösterir. Fakat nâsirlerin kazanç arzusu baskaları hakkında yanlıs, hele düsürücü bilgi
sıralamak hakkını onlara asla vermez.
Simdi Türkiye'de pek çok ansiklopedi çıktığı ve bir ikisi dısında sathî ve değersiz olduğu için ben bunları
alıp okumuyorum. Bahsettiğim ansiklopedinin Turancılık ve Türkçülük maddesini ihtivâ eden fasikülünü
genç bir ülküdas getirdiği için görebildim. 1360-11364'üncü sayfalardaki Turancılık ve Türkçülük
maddesi çok yanlıs yazılmıstır. Ansiklopediye bir madde yazan kimse veya kimseler her seyden önce
bahsettikleri kisinin veya kisilerin adlarını doğru yazmaya mecburdur. Halbuki bu maddede dört kisinin
adı yanlıs yazılmıstır. Benim adım "Nihal Atsız" olmayıp "Nihâl Atsız" olduğu gibi "Necdet Sançar"ın
doğrusu "Nejdet Sançar", "Heybetullah"ın doğrusu "Hibetullah", "Faiz Hisarcıklı"nın doğrusu da "Fazıl
Hisarcıklı"dır. Benim vaktiyle çıkardığım derginin adı "Atsız dergi" değil, "Atsız Mecmua"dır. Bu ufak
gözüken yanlıslar ciddiyetsizliğin örneği ve acelenin neticesidir. Hiçbir suretle mâzur görülemez.
Maddeyi yazan veya yazanların "Turan"ı bir sehir sandıkları da görülüyor: 1361'inci sayfanın orta
sütunundaki su cümleye bakın: "Her seyden önce Millî Mücadelenin daha baslarında Misak-ı Millînin
kabul edilmesiyle kutsal belde Turan`a bağlanan umutlar bir yana bırakılmıs oluyordu.
Arapça olan "belde" kelimesi Türkçe'de yalnız "sehir" anlamına geldiği için Turan`ı böyle tavsif etmek
de hem acelenin, hem de bilgisizliğin eseridir. Fakat acele mazeret değildir. Turan, Türklerin yasadığı
bütün topraklardır. Hatta bugün bir tek Türk'ün barınmadığı Kırım gibi tarihî Türk yurtları da Turan'ın
içindedir. Bu sebeple maddeyi yazan veya yazanların "Osmanlı ülkesinin turan olmadığı" hakkındaki
sözleri de (1361'inci sayfa, sol sütun) doğru değildir. Osmanlı Đmparatorluğu'nda Türklerin yasadığı
bütün bölgeler Turan'ın parçaları olduğu gibi bugünkü Türkiye de bütünüyle Turan'ın bir bölümüdür.
Ansiklopedinin bu yanlısları, ciddî bir eser için ayıp olmakla beraber bizim için mühim olan, Türkçülerin
tahrikçi olarak anlatılması ve mahkeme huzurunda Turancılığı milliyetçilik diye diye izaha kalkısarak
"milliyetçi" kelimesini kendilerine siper etmekle suçlandırılmasıdır. Türkçülük süphesiz milliyetçiliktir
ama özel mânâsı olan, her seyin üstünde bütün Türk milletini düsünen, bunun dısındaki kavramlara
ehemmiyet vermeyen bir milliyetçiliktir. Bugün Türk milletini Anadolu'da yasayan Sünnî
Müslümanlardan ibaret sayıp kendilerine "Anadolucu" diyen ir grup dahi milliyetçilik iddiasında
bulunuyor. Gerçekte Türklükle Anadoluculuk bağdasmayan, hatta birbirine düsman iki fikirdir. Bu
sebeple Türkçülerin milliyetçilik kelimesi arkasına saklanmaları söz konusu olamaz. Gerçi 1944-1945
olaylarında ilk önce Türkçüleri mahkûm eden Bir Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinde bazı Türkçüler,
Türkçülüğün milliyetçilikten baska bir sey olmadığını savunmuslarsa da bu, Turancılığın ne olduğunu
bir türlü anlamayan mahkeme heyetine ve bile bile Türkçülük düsmanlığı yapan savcı ve müteveffa
Kâzım Alöç'e Türkçülük gerçeğini anlatmak içindi. Yoksa birçok Türkçü, bu arada bu satırların yazarı,
mahkeme karsısında Türkçülüğü de, Turancılığı da, ırkçılığı da benimsediğini söylemekten çekinmis
değildir.
Türkçüleri tahrikçilikle suçlamak gibi büyük bir ithâmı yapanlar bunu ispat edecek yazı veya baska
belgeleri de göstermeye, müfterî olmaktan kurtulmak için mecburdurlar.
Tahrikâtın mânâsı insanları kanundısı davranıslara kıskırtmaktır. Tahrikât denilen sey Türkçülerin
çıkardığı dergilerdeki yazılarsa bunlar fikri yaymak için yapılan propagandalardır. Namuslu fikirlerin
propagandası kanun ve ahlâk bakımından suç değildir. O halde bu tahrikât sözü yıllardır komünistlerin
ve bir iki kere de Đsmet Đnönü'nün Türkçülere yönelttiği, aksi ispat edilmis bir gevelemeden baska
nedir?
Bir diğer konu da Turancılık ve Türkçülük maddesini yazan veya yazanların "Türkler" hakkındaki
sasılacak bilgisizlikleridir. Su satırlara bakınız:
"Asıl amaç Türkiye`yi Almanya safında savasa sokmak olmakla birlikte bu amaca ulastıracak
yöntemlerden biri olarak Almanya'daki esir Türkleri de bünyesinde toplamak üzere Türkiye ve
Pakistan'daki Türkleri bir araya getirecek bir federasyon fikri el altından yayılıyor, Almanya ise böyle bir
fikrin gerçeklesmesine inanmasa bile savasa girmemekte direnen Türk hükümetinin karsısında böyle
bir baskı grupunun çıkmasından yarar umuyordu. Bu defa olayın liderliğini Nihal Atsız, Zeki Velidi
Togan gibi kimseler yapıyor, bunların yakın çevresinde de ............................... yer alıyordu."
Türkiye ve Pakistan'daki Türkleri bir araya getirmek... Böyle bir hezeyanı çocuklar bile yapmaz. Ancak
Ansiklopediyi çıkaranlar galiba Pakistanlıları da Türk sayıyorlar. Türkiye`yi Almanya safında savasa
sokacak baskı grubu tek parti diktatörlüğü çağındaki üç bes öğretmen ve öğrenci mi idi? Türkçüler,
meselâ yanı baslarındaki eski Türk vilâyetleri Irak'ta yasayan birkaç yüz bin Türk dururken uzaktaki
Pakistan`a mı gideceklerdi? Daha mühimi o zaman "Pakistan" diye bir devlet var mıydı? Varsa bile
orada belki birkaç mülteciden baska Türk yasıyor muydu? Bu saçmalar ancak Yahudi Dönmesi
Komünist Sabiha Zekeriya Sertel'in hatıratına yakısan seylerdir. Kazanç hırsıyla acele olarak çıkarılan
ansiklopedilerde bu türlü yanlıslar kaçınılmazdır. Đslâm ve Türk Ansiklopedileri yıllardır bitirilememisken
kısa bir sürede bir ansiklopediyi tamamlamak yanlısları önceden göze almakla mümkün olur. Burada
nâsirlere sorulacak bir soru var: Turancılık ve Turancılar hakkında kaynak bulamadılarsa yasayan
Turancılara basvurarak sağlam bilgiler elde edemezler miydi?
Nâsirlerin bu türlü ansiklopediler ve ansiklopedik eserler yayınlamakla uğrastıklarını Hayat Tarih
Mecmuası`nın Ocak 1974 tarihli sayısında Yılmaz Öztuna`nın "Dünya Tarihi Faciası" adlı yazısından
öğrendim. Yılmaz Öztuna 12 ciltlik Türkiye Tarihi`nin müellifidir ve bu eser bugün mevcut Türkiye
Tarihlerinin en iyisidir. Öztuna, nâsirlerin Dünya Tarihi adlı ansiklopedik eserlerinde, kendi kitabından
isim zikretmeden pek çok aktarmalar yapıldığından haklı olarak sikâyet etmektedir. Hiç kimse kendi
eserinin yağmalanmasından hoslanmaz. Bilhassa bir müellifin tarihî buluslarını alırken kaynak
zikretmek yazarlık sanatının görgü kaidelerindendir. Demek ki nâsirler yakıstırırken bir yandan da
Öztuna'da olanı aktarmıs ve ad vermemis durumuna düsüyorlar. Kaynak zikretselerdi ne olurdu?
Eserlerinin veya kendilerinin değeri mi azalırdı? Bilâkis kamu vicdanında sevimli hâle gelirler, doğru is
yapmıs olurlardı.
Sırası gelmisken burada bir noktayı da aydınlatmak istiyorum: Türklerin kırk ülkede kırk devlet değil,
Orta Asya ve onun devamı olan Doğu Avrupa'daki genis bölgede bir, Önasya'da da diğer bir devlet
olarak baslyıca iki devlet kurmus olduğunu, simdiye kadar devlet diye bilinen isimlerin hanedan adı
olduğunu ilk defa ben yazmısımdır. Bu, Edebiyat Fakültesi öğrencisi iken Türk tarihini kavramaktaki
güçlükleri görmekten doğan bir istekle yaptığım sıkıcı çalısmaların sonucudur. 1935'te yayınladığım
"Türk Tarihi Üzerine Toplamalar" adlı eserimin önsözünde bu fikri savunduğum gibi, 1941 Ağustosunda
çıkan "Çınaraltı" dergisinin ilk sayısındaki " Türk Tarihine Bakısımız Nasıl Olmalıdır" baslıklı yazıda da
aynı fikri daha sistemli ve düzgün bir sekilde kaleme almısımdır. Bu son yazı Afsın Yayınları'nın 8`incisi
olarak 1966`da çıkan "Türk Tarihinde Meseleler" adlı kitabımda da vardır.
Türkiye Ansiklopedisinde Turancılık maddesinin yanlısları bu kadar da değildir. Edebiyat Fakültesi
asistanlığından Malatya ortaokuluna sürülüsüm Atsız Mecmua'daki yazlarım yüzünden değil, Birinci
Tarih Kurultayında kendisine birkaç arkadasla birlikte telgraf çektiğim Resit Galip benden öc almıstır.
Bir diğer yanlıs da Halide Edib'in Turancı sayılmasıdır. "Yeni Turan" adlı bir roman yazmakla insan
Turancı olmaz. Halide Edib daha sonraki yıllarda Türkçülük aleyhine dönmüs, Đstanbul
Üniversitesindeki profesörlüğü sırasında bunu bazı hareketleriyle göstermistir. Gençliğinde modaya
uyarak yazdığı "Yeni Turan" onu turancı yapıyorsa, o halde gençliğinde Millî Savas heyecanına
kapılarak "Yaralı Hayalet" manzumesini yazan Nâzım Hikmet`i de vatan sairi saymak gerekir. Oysa
Nâzım Hikmet, bir numaralı vatan hainidir.
Ötüken Dergisi, 11 Subat 1975, Sayı: 4
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.