ATSIZ - MİLLİ BENLİK
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Ocak 2018, 19:15:31


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ATSIZ - MİLLİ BENLİK  (Okunma Sayısı 206 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Baturgan
Atsız'ın Kılıcı
turkcuturanci.com
Turancı BOZKURT
********
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.040


TÜRK BUDUN : ÖKÜN !


« : 15 Aralık 2017, 11:03:29 »

Yirminci asır medeniyeti ve Avrupa milletleri ile temasa gelen insanların birçoğunda milli benlik
hissinin sarsıldığını görüyoruz. Şüphesiz yüksek, duygulu olan her medeni insan Avrupa ve
Amerika’nın yüksek ilmini ve ince tekniğini görünce onlara karşı takdir ve hürmetle karışık bir
hayranlık duyar. Fakat birçokları bu kadarlarla da kalmayarak onların dini, siyasi, içtimai ve iktisadi
ahlaklarına ve bütün insanlık asaletlerine de hayran kalarak kendi milletimizi ve kendi milli benliğimizi
hiçe saymaya başlıyorlar. Bunların içinde derin bir göğüs geçirerek "onlar nerde, biz nerde?" diyenler
bulunduğu gibi, kendinden geçerek ve her şeyi unutarak Avrupa ve Amerikalılara tapınanlar ve birkaç
yıl yabancı memleketlerde kaldıktan sonra, bir vazife almak üzere vatana döndükleri zaman derin bir
inkisara düşenler ve hatta ağlayanlar da vardır.  

Bu ileri medeniyetlerin ihtişamı ile gözleri kamaşan ve milli benliklerini kaybeden insanlara acımamak
elimizde değildir. Fakat onlara yalnız acımak da kâfi değildir.  

Eğer, Türk milleti Garptaki milletlerden sefil, perişan, yoksul ve geri ise bu kabahat ne onda ve ne de
bizdedir. Ancak geçmiş zamanlarda bu milleti zincirleyen ve süründüren harici ve dâhili siyasetlerde,
fenalıklarda ve nihayet muahedelerde ve münevverlerdedir.  

Eğer bugün Avrupa ve Amerikalılara şuursuz bir budala aşkı ile bağlanmıyor da onların insanlığına
hayran yaşıyorsak, bu zavallılığına ve geriliğine hükmettiğimiz Türk milletini de o seviyeye çıkarmak
en büyük insanlıktır.

İyiliklere ve güzelliklere hayran kalarak, zavallıları ve mustaripleri unutan ve hiçe sayanlar, ancak cılız
enerjili ve kısır ruhlu insanlardır. İnsanlığımızda kuvvetli, soy ve cins isek, milli benliğimizi
kaybetmeden; acizlere ve miskinlere yakışan hüsranlara ve inkisarlara düşmeden, bu yüksek
gördüğümüz milletlere ve memleketlere doğru hamle yapmak mecburiyetindeyiz.  
Hâlbuki milli gayretlerimiz bu kadar sade ve basit bir acıma hissine ve bir misyoner sevgisine muhtaç
kalacak kadar da düşkün değildir. Davamızda hakikat, kuvvet ve asalet vardır.  

Türk milleti, Avrupa ve Amerika da bulunmayan birçok cevherlerin, faziletlerin ve asaletlerin
kaynağıdır. Nitekim bugünkü hayati kudret ve kabiliyetimiz de Avrupa ve Amerikan kafalarının ve
zihniyetlerinin ümidi hilafınadır. Onlar bize yıllardan beri öldü ölecek, gömüldü ve gömülecek
diyorlardı. Fakat bugün her zamandan daha hür ve gür bir sesle biz varız, biz yaşıyoruz ve biz
yükseleceğiz diye haykırabiliriz.

Türk milleti de Türk vatanı gibi, iyi tetkik edilmemiş olduğu için onun maddi ve manevi hazinelerinden
habersiz yaşıyor, millet ve memleketimize yabancıların gözleri ve zihniyetleriyle baktıkça aldanıyoruz.

Irki asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve büyükleri hayran kalırken,
bizim kendi milletimizi hiçe saymamız ve kendi kabiliyetlerimizden ümit kesmemiz eğer fena bir kasda
makrunsa alçaklık, böyle bir niyete matuf olmadan inanılmış ise kör gözlü bir budalalıktır.

Dikkat ediniz... Avrupa ve Amerikanın tabiiyet ve muhaceret hareketlerini gösteren istatistiklerine
bakınız. Orada Suriyeli Araplara Arap yerine sadece Suriyeli dendiği göreceksiniz. Çünkü gördükleri
insanlarda tarihi bir ırkın meziyet ve hassaları bulamamışlar ve o insanlara Arap diyememişlerdir.  
Yine birçok yerlerde Rumlar, Ermeniler ve hatta Mısırlılara Levanten dendiğini okuyacaksınız. Bunlara
da bir millet namını vermeyi çok görmüşlerdir.

Hâlbuki bu topraklardan oralara giden, oralardan geçen veya kalan herkese Türk derler. Geçmiş 
zamanlarda biz kendi kendimizi Osmanlı diye avutur ve milliyetimizi hiçe sayarken de onlar bize Türk
derlerdi. Nitekim Japon çocuklarına da her yerde Japon derler.  

Biz Türk’üz. Tarihimize ve en yakın mazimize dayanarak Türk’üz der ve bundan haklı bir iftihar
duyarız.

En uzak köşelerde, cenubi Amerika sahillerinden uzak şehirlerde yaşayan Türkler vardır. Onlar her
yerde milli benliklerine uygun işler bularak asil, temiz ve dürüst olarak yaşarlar. Fakat başka
milletlerden birçoğu, aynı memleketlerde ekseriya zabıta vukuat listelerini dolduran unsurlardır. En
dürüstleri de umumi evler ve müesseseler işletmekle meşguldürler. İşte bu vaziyetleri gören ve bilen
ecnebiler onlara kendi milletlerinin isimlerini vermemişler ve daha doğrusu tarihi bir ırk olarak kabul
edememişlerdir.

Şu halde bu milleti, en uzaktakilerden en yakın milletler kadar herkes tanır. Temas fırsatına nail
olanlar ise, daima milli benliğinin ve asaletlerinin hayranı kalmışlardır. O kadar asil bir milletiz ki,
insanların en çok vahşileştiği bir sahne olan muharebe meydanlarında bile insanlığımızı kaybetmez ve
kendimizi karşımızda cephe tutan düşmanlara da sevdiririz.  

Bir millet, tarihi, iktisadi ve siyasi birçok düşmanlıklar, fenalık ve idaresizlikler yüzünden yoksul
düşmüş ve geri kalmış bulunabilir. O milletin bunu gören, duyan ve acıyan evlatlarına düşen birinci
vazife, bu asaleti çamurlardan ve sefaletlerden kurtarıp çıkarmaya ve yükseltmeye çalışmaktır. Bu da
ancak milli benliğimize ve milli enerjimize inanmakla olur.

Milli benliğe inanmak, Türk milletinin mukaddes haklarına, faziletlerine, kabiliyetlerine, cevherlerine
ve asaletlerine inanmak demektir.  

Buna iman edenler, memleketimizin ilmini ve tekniğini yükseltecek büyük muvaffakiyetler için çalışır
ve insanlıklarını gösterebilirler. Fakat milletini tanımadan, ona kabiliyetsizlik ve iptidailik izafe ederek
çıktığı kabuğu beğenmeyen ve yabancıların reklâmını yapmakla geçinen soysuz dejenereler, hiç bir
millete intisabı olmayan vatansızlardır. Bunlara biz de Levanten der geçeriz.

Milletimiz, ne fedakârlıkta, ne milletseverlikte, ne yaratıcılıkta ve ne de müminlikte hiç bir milletten
geri değil ve hatta ileridir.

Türk milleti hiç bir şeyi kendi felsefesi ve kendi düşüncesiyle tartmadan körü körüne kabul etmez.
Ancak yaygaralı yavelerle cemiyeti karıştıran ve bulandıran bezirgân ruhlu milletlerden değildir. Onda
büyük ve çelik Türk sükûnu ve kuvveti vardır.  

İtaati kör bir tapınma değildir. Kendinden büyüklere karşı duyduğu tevazuun sakin bir ifadesidir.  
Türk milleti en yüksek izzetinefse maliktir. Muvaffak olmak için didinmekten ve yaşamak için
ölmekten çekinmez. Asri ilimler ve vasıtalarla onu teçhiz ettiğimiz gün, en büyük istikbale namzettir.  
Bundan gafil olanlar, siyasi dedikodulara karışmadığı için onu duygusuz, reaksiyonsuz, geri ve iptidai
bir millet sanan ve yabancı milletlerin yaygarası ile gözleri kamaşan insanlar, tarih okumuyorlarsa en
yakın maziye baksınlar. Dün Sultanlara taptığı zannolunan bu millet, milli mevcudiyetini tehlikede
görünce bir kumandanın emri altına girmiş, hayatını ortaya atarak istiklalini ve istikbalini kazanmıştır.  

Dün tembelliğinden bahsolunan bu millet, kendine göre en ağır vergileri ödeyen millettir.  
Bu hakikatlerin sebebini anlamak, bu anlaşılmaz hadiseleri izah etmek için Türk köylerine sokulmak;
köy kahvelerinde ve onların karşısında imtihan olmak, onların ihtiyaçlarına cevap vermek için
çalışmak lazımdır. Kısa söyleyelim: Türk benliği ile karşılaşmak ve kaynaşmak lazımdır.

Milli benliğimize inanalım. Milletimize tapalım.  

Atsız Mecmua, 1931
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÜZ LAN!
Baturgan
Atsız'ın Kılıcı
turkcuturanci.com
Turancı BOZKURT
********
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.040


TÜRK BUDUN : ÖKÜN !


« Yanıtla #1 : 15 Aralık 2017, 11:05:03 »

Kuvvetli toplulukların bir özelliği milli benliktir. Milli benlik kendine güvenden doğar. Kendine
güvenen topluluk başkalarının ne düşüneceğini, ne yapacağını umursamadan kendi davasını yürüten
topluluktur.

Günümüzdeki iki örnek milli benliği olan toplulukların nasıl davrandıklarını göstermesi bakımından
çok ilgi çekicidir:  

İngiltere İmparatorluğundan ayrılan Güney Afrika Birliği ile kendi kendine bağımsızlık ilan eden
Rodezya'nın durumu.

Birincisinde Flaman ve İngiliz asıllı iki buçuk milyon insanın 12 milyon Zenciyi ikinci sınıf vatandaş 
sayarak milli hâkimiyete karıştırmamaları yüzünden bütün cihanın protesto ve tehditlerine maruz
kaldıkları halde aldırmamaları olayı vardır.

İkincisinde, İngiltere'nin baskısına ve tehdidine rağmen, iki milyon Zenci bulunan ülkede 200.000
beyazın hâkimiyet ilan etmeleri bahis konusudur.

Bu davranışların doğru veya insanca olup olmadığını tartışmıyorum. Milli benliği olan toplulukların
nasıl mücadele ettiklerini, neleri göze aldıklarını anlatmak istiyorum.

Kıbrıs davasında koca Türk milletinin yasını açarak 18 milyon lira toplamak, çıkarma gemileri yapmak
güzel bir davranıştır. Fakat davanın büyüklüğü, gerektirdiği fedakârlığın sonsuzluğu karşısında hiç bir
şey değildir.

Kıbrıs davasında koca Türk milletinin yapabileceği fedakârlık 18 milyon lira mıdır? Bunun yüz katı her
yıl eğlence ve sefahat için harcanıyor. Hani Kıbrıs'a indirme yapacak uçaklar? Hani çıkartma gemilerini
koruyup icabında engel olmak isteyen gemileri batıracak hücum botları? Hani Kıbrıs'a denizden ve
havadan gidecek paraşütçü komandolar? Hani icabında devletten hiç bir yardım istemeden Batı
Trakya'ya saldıracak gönüllü akıncı tümenleri?  

Bunları devlet değil, millet yapacak. Dernekler kurulup derhal faaliyete geçilecek. Sevap kazanmak
için serseri kumarbazlara her gece kırk kişilik iftar sofrası hazırlayan Müslüman zenginlerden para
istenecek. Vermeyenler teşhir olunacak. Orta hallilerle yoksullar zaten verir; onlardan da toplanacak.  
Komando öncülüğünü üniversiteliler yapacak. On beş yaşından yukarı herkes her ay bir gün bir övün
eksik yemek yiyerek o yemeğin parasını teşkilata vermeye çağrılacak. Sinemalar, tiyatrolar, kazanç
yerleri ayda bir günün seansının kazancını aynı yere bağışlayacak. Bunlar yılda 100 milyon eder. Ayrıca
her memur aylığının yüzde birini verecek. Bununla da Üniversiteliler tümeni hazırlanacak.  
Bu tümeni eğitecek emekli kurmaylar elbette vardır. Hazırlık tamamlandıktan sonra da millet,
Yunanistan'dan hesap soracak… .  

Hayal, değil mi? Evet, hayal... Hayal insanlara has bir yaratıcı kuvvettir. Yalnız yiyip içmeyi ve zevki
düşünen hayvanlar elbette hayalden yoksundur.  

ÖTÜKEN, 1965, Sayı: 24
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRKÜZ LAN!
AttilaHunTürk
Tuva
Normal Üye
******
ileti Sayısı: 673


« Yanıtla #2 : 15 Aralık 2017, 11:48:58 »

'Bunları devlet değil, millet yapacak. Dernekler kurulup derhal faaliyete geçilecek. Sevap kazanmak
için serseri kumarbazlara her gece kırk kişilik iftar sofrası hazırlayan Müslüman zenginlerden para
istenecek. Vermeyenler teşhir olunacak. Orta hallilerle yoksullar zaten verir; onlardan da toplanacak. 
Komando öncülüğünü üniversiteliler yapacak. On beş yaşından yukarı herkes her ay bir gün bir övün
eksik yemek yiyerek o yemeğin parasını teşkilata vermeye çağrılacak. Sinemalar, tiyatrolar, kazanç
yerleri ayda bir günün seansının kazancını aynı yere bağışlayacak. Bunlar yılda 100 milyon eder. Ayrıca
her memur aylığının yüzde birini verecek. Bununla da Üniversiteliler tümeni hazırlanacak. 
Bu tümeni eğitecek emekli kurmaylar elbette vardır. Hazırlık tamamlandıktan sonra da millet,
Yunanistan'dan hesap soracak… . 

Hayal, değil mi? Evet, hayal... Hayal insanlara has bir yaratıcı kuvvettir. Yalnız yiyip içmeyi ve zevki
düşünen hayvanlar elbette hayalden yoksundurlar'


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.