Atsız Ata'mız 106 yaşına basmıştır. KUTLU OLSUN...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 15:03:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atsız Ata'mız 106 yaşına basmıştır. KUTLU OLSUN...  (Okunma Sayısı 12517 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« : 12 Ocak 2011, 01:54:07 »

Hüseyin Nihal Atsız Beg bu gün 106 yaşına bastı. Romanları ve şiirleriyle ruhumuz aydınlandı, makaleleriyle tarihimize nasıl bakmamız gerektiğini, iç ve dış düşmanlarımıza nasıl dik durmamız gerektiğini öğrendik. Atsız beg bizim için bir yazardan öte yolbaşçımızdır. Bunu damarlarında Türk kanı dolaşmayan Türk soyundan olmayanlar anlayamaz.

1800’lü yılların sonlarına doğru başlayan Türkçülük akımının önderleri olan Ziya Gökalp ve Kazanlı Yusuf Akçuranın yakmış olduğu ateşin alazları sönmeye yüz tutmuşken yolbaşçımız Atsız beg o ateşi yeniden canlandırmıştır.

Bilimsel bir Türkçülük ortaya koyan Gökalp, Türkçülüğün Esasları’nda Türkçülüğü “Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir” diye tarif etmiştir. Ona göre Türkçülüğün yakın ve uzak olmak üzere iki hedefi vardır. Yakını ‘Oğuz ya da Türkmen Birliği’; uzağı ise ‘Turan’dır. Türkçülüğünün ülküsünü de ‘Türkiyecilik’, ‘Oğuzculuk ya da Türkmencilik’ ve ‘Turancılık’ olarak üç ana bölüme ayıran Gökalp, Cumhuriyetin ilanından sonra son ikisinden vazgeçmiş ve ülkünün ‘Türkiyecilik’ olduğunu belirtmiştir. Türk toplumu için uygun gördüğü Türkçülük ise toplumsal Türkçülük olmuştur. Onun Türkçülüğünde, halka doğru gitmek ayrı bir öneme sahiptir.

Medeniyet-hars ayrımı onun en dikkat çekici görüşlerinden birini oluşturur. Hars, yani kültür, ona göre milli; medeniyet, yani; uygarlık ise evrenseldir. Uygarlığın kültürden sonra ve onun eseri olduğunu savunan Gökalp, Türkçülüğün Esasları’nda kültürü oluşturan unsurları sekiz bölümde incelemiştir. Bunlar; dilde, estetikte, ahlakta, hukukta, dinde, ekonomide, siyasette ve felsefede Türkçülüktür.

Akçura’nın Türkçü düşünce tarihindeki yeri, çağdaşı olan Ziya Gökalp’in gölgesinde kalmıştır fakat Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma arkadaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel yapısının oluşmasında katkıları olmuştur. Yusuf Akçura’nın Türkçü fikirleri, Sovyetlerin çökmesi ve Orta Asya’daki Türk Devletleri’nin bağımsızlıklarına kavuşmalarıyla yeniden güncellik kazanmıştır.

Bu siyasetin uygulaması, önce Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Türklerin, Türk olmadıkları halde az çok Türkleşmiş olanların ve ulusal bilinçden yoksun olanların bilinçlendirilmesi ve Türkleştirilmesi ile başlayacaktır. Asıl fayda Asya ile Doğu Avrupa2da yayılmış olan Türklerin birleştirilmesi sonucu meydana gelecek azametli bir siyasal milliyetin elde edilmesiyle sağlanacaktır. Türkçülük fikrinin uygulanmasında Osmanlı Devleti Japonya’nın sarı ırk için oynadığı rolü oynayacak ve liderlik edecektir.

Bu siyasetin engelleri ise şunlardır: Önce Osmanlı Devleti’nde Müslüman olup da Türk olmayan ve Türkleştirilmesine imkan olmayan topluluklar Osmanlı Devleti’nden ayrılmak isteyeceklerdir. Büyük bir Türk nüfusa sahip olan Rusya’nın da bu siyasete engel olmak isteyeceği kesindir. Ancak Türkçülüğün harici engelleri İslamcılığa göre daha azdır.

Sonuç olarak Akçura, Osmanlıcılığı uygulanması imkansız bir siyaset olarak gösteriyor. İslamcılık ve Türkçülüğü ise, eşit denebilecek yarar ve zararlara sahip olarak niteliyor. Makalesini şöyle bitiriyor:

”Hülasa öteden beri zihnimi işgal edip de kendi kendimi ikna edecek cevabını bulamadığım sual yine önüme dikilmiş cevap bekliyor: Müslümanlık, Türklük siyasetlerinsen hangisi Osmanlı Devleti için daha yaralı ve kabil-i tatbiktir.”

Yusuf Akçura bu makalesiyle yüzyılın ilk yarılarında İstanbul’da Mekteb-i Tıbbiye öğrencileri arasında etkili olmaya başlayan Türkçülüğü sistematik olarak ilk kez ortaya koydu. Bu nedenle ”Üç Tarz-ı Siyaset” Türkçülüğün manifestosu kabul edilmektedir.

Ziya Gökalp ve Kazanlı Yusuf Akçura Türkçülüğü daha çok İslamla sentezlemişlerdir. Fakat bir düşünce adamı olan Nihal Atsız beg, çok geçmeden kurtuluşun Türk milliyetçiliğinde yani Türkçülükte olduğunu öğrenmiş ve yaşamının sonuna kadar bu ülküyü Türk Milleti üzerinde hâkim kılmaya çalışmıştır. Yaşadığı dönemin en usta tarihçilerinin ve dilcilerinin bile üzerinde çalışmaya çekindiği konuları, en ince ayrıntılarına kadar araştıran, bilimsel alanda çok değerli eserler bırakan Atsız beg’in yaşamı boyunca süren çalışmaları, kitap ve makalelerinin sayısıyla bile anlaşılabilmektedir. Atsız beg, yaşamı boyunca Türkçülüğünden hiç taviz vermemiş, yazdığı makaleler ve çıkardığı dergiler yüzünden birçok kez mahkemelik olmasına, tabutluklarda işkenceler görmesine rağmen düşüncelerini kararlılıkla ve haykırırcasına savunan bir ülkülemcidir. İtalyan faşizmine sempati duyulduğu, Alman nazizmine methiyeler yazıldığı, Rus komünizmine kur yapıldığı bir dönemde ortaya koyduğu Türkçü mücadele ile bir kahramanlık destanı ortaya koyan Atsız beg, mahkemeler, tabutluklar, zindanlar, sürgünler ve mahrumiyetlerin süslediği hayatıyla yakın çağın Türkçülük tarihinde, Türk Bilgesi olarak yarınki Türk nesillerinin sonsuza uzanan yollarını aydınlatmaktadır. Her nesil Atsız ata’nın; heyecanının, coşkunluğunun, düşüncesinin ilhamını bulacak ve Türk'ün meselelerine Türk gözüyle bakışın metodunu öğrenecektir.

Hele bu dava aslında medeniyetler, kültürler, imparatorluklar, şan, şerefle dolu Türk'ün, Türkçülüğün, Türk milliyetçilerinin davası olursa. Atsız ata, her şeyden aziz tuttuğu bu davayı bütün hayatı boyunca her gün her saatinde tam bir dürüstlük, samimiyet ve mücadele azmiyle yıllarca yaşamış, yaşatmış ve ömrü boyunca bu kutlu davayı taşımıştır.

O’na göre “Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre, mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğuna göre, kelime, yerinde kullanılmıştır. Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifade olunamaz. Zaten başka milletlerin Türk”ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezakete, çıkara, siyasi zaruretlere işarettir. Türk”ü, gerçek olarak, Türk”ten başkası sevmez.

Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz.

Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır. Türklük güçlenir.

Türkçülerin ilk işi, görevlerini, arınmış gönül ve inanmış yürek ile yapmaktır.”

Atsız Ata Tanrı Dağı’na uçmağına göç ettiğinde sevinenler, Türkçülerin yok olup gideceğini düşünenler, hiç boşuna sevinmesinler. Onun ektiği tohumlar yeşerdi fidan oldu, kök saldı. Çünkü bizler ATSIZ ATA’nın ÖĞRENCİLERİYİZ... Her ne kadar hakkımızda planlar da yapsanız, bizi yıldırmaya çalışsanız, yolumuzdan, düşüncemizden dönmeyeceğiz. Buna Atsız begin mezarı başında TÜRKÇÜ TURANCILAR olarak and içtik.

Atsız Ata’mız uçmağa vardı diye boynumuz bükük değildir, Atsız Ata'nın sancağını yere düşürmediğimizi gördükçe inancımız artmaktadır. Atsız beg’im belki senin kadar yürekli olamıyoruz, belki sana lâyık değiliz; ancak asla karamsarlığa düşmüyoruz. Senin yaktığın meşalenin altında ''Hepimiz Atsız'ız'' diyemiyoruz; ama ''Hepimiz Atsız'ın öğrencisiyiz'' diyebiliyoruz.

Atsız Ata’mız 106 yaşına basmıştır. KUTLU OLSUN... Korkun bizden Atsız Ata’nın öğrencileri olarak çığ gibi geliyoruz.


Naile AĞAR ATEŞ

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
İLTERİŞKAĞAN
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 412


BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ


« Yanıtla #1 : 12 Ocak 2011, 02:22:58 »

Yazıya atılan başlık denilebilecek birşey bırakmamış.

Atsız Ata'nın 106. yaşı Kutlu Olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Damla damla ırkımın kanı,
Bir kımız çamçağına akarken,
Altaylar'da öğrenmiştik biz,
Ölümle anda olmayı.
Umay'ın kanatlarında,
Tanrı Dağı'na bakarken,
Küçücük ellerimizle Güneşe dokunmuştuk.
Sonra bizim olsun istedik güneş,
İşte herşey böyle başladı...
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #2 : 12 Ocak 2011, 02:27:34 »

Çığ gibi geliyoruz. KUTLU OLSUN !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Aksaraylı
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 93


« Yanıtla #3 : 12 Ocak 2011, 02:30:59 »

Ruhu şad olsun....
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Onbaşı Yamtar
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 446



« Yanıtla #4 : 12 Ocak 2011, 02:31:30 »

17 yaşındayken O'nun Bozkurtların Ölümü'nü okudum ve hayatım değişti. Benim yaşamımı anlamlandıran, en yüce ülkü Türkçülükle tanışmamı sağlayan 20. yüzyılın Tonyukuku'nun 106. yaşı kutlu olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 12 Ocak 2011, 03:27:01 »

Atsız bilinenin aksine 12 Ocak 1905'de değil, 01 Temmuz 1904'de doğmuştur.

Atsız'ın 01 Temmuz 1904'de doğduğunu gösteren nüfus kayıt örneği:

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BAHADIRHAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 9


« Yanıtla #6 : 12 Ocak 2011, 03:28:50 »

Selam olsun sana Atsız Ata !! Yeni yaşın Kutlu Olsun !
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Almıla-Ay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 279


TÜRK KIZI


« Yanıtla #7 : 12 Ocak 2011, 03:54:39 »

Atamızın tini şad olsun.İyi ki doğdu ve ne mutlu bizlere ki onun öğrencileriyiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Altan Beğ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 69


Site
« Yanıtla #8 : 12 Ocak 2011, 04:46:28 »

   Bu kadar büyük, hayatımda nâdir gördüğüm bir yüksek ahlâkta, kıskançlık ve hased gibi her on insanın dokuzunda bulunan nakıysalardan tamamen uzak, müstesna yaradılışlı bir adamın hayatta çektiği ıztıraplar ve hak ettiği bütün nimetlerden uzak tutulması, hayatımın en büyük üzüntülerinden biri olmuştur. Ben Atsız'ın devrinde yaşamadım, bir nesil sonrasına mensûbum. Hayatımda çok az kahraman tanıdım. Yarım düzine insan dahi sayamam. Bence Atsız, kahramanlığın gerçek numunesi idi. Efsane çağlarından arta kalan gerçek bir şövalye, bir alp idi. Medenî cesaret dozu çok yükselti.

   Atsız, şâirlikten gelen ekseri yazarlar gibi, Türkçe'yi çok iyi kullananlardı. Yalın, çok güzel ve açık bir dili vardı. Yüzlerce fevkalâde güzel fikir makalesi yazmıştır. Yazılarındaki şiddet dozu, onu tanımayanları ürkütmüş, düşmanlarını korkutmuş, fakat aynı zamanda büyük bir hayran kitlesi kazanmıştır. Aslında mütevazı, mahcup, merdümgirîz idi. Gerçekten terbiyeli, samimî nazik bir insandı. Zâten yazılarında son derede şiddetli olanların ekserisinin böyle olduğu tecrübeyle, onlarla tanışarak anlamışımdır.

   Tesirinin bugün ki bir kısım neslin, kuşağın üzerinde hiç bir zaman silinemez izler bırakması, yalnız yazılarından dolayı değildir. Karakterinin eşsiz salâbeti, diğer bir sebeptir. Çok az fikir adamı, nesillere bu derecede tesir edebilmiştir. Bu tesirler, rasyonel ve millî menfaatlere uygun şekilde kanalize edilmediyse, bunun suçlusu, hiçbir şekilde Atsız değildir. Onun fikirlerinin hiç olmazsa bir iki asır devam edeceğini ve ana hatlarının ebedi olduğunu sanıyorum. Milliyet duygusunun son zerresi imhâ edilmedikçe, Atsız'ın Türk milliyetçiğinde ki tesirli ve hayırlı fikirleri yaşayacaktır...

   Atsız, büyük bir dil ve tarih bilgini idi. Hem dilci hem tarihçi olanlar nadirdir ve böyleleri, tarihte muvaffaktır. Atsız iyi Farsça, orta derecede Fransızca bilir, Arabca ve Almanca'yı okuyup anlardı. Türkçe'yi, tarihî ve yaşayan lehçeleri ile en iyi bilinenlerden biri idi. Osmanlıca'ya ve Osmanlı şiir edebiyatına vukufu tamdı. Türkler'in son bin yılda meydana getirdikleri on bin kitabı ya okumuş, ya incelemişti. Bu vasıta bir bilgin son devirlerde az gelmiştir. Kendisine doyamadan gitti. Hayatta nâdir insana karşı bu derece gerçek saygı ve derin sevgi duymuşumdur. Netice diyeceğim o dur ki; bu tipte bir tarihçi artık yetişmemektedir...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 12 Ocak 2011, 12:21:54 »

Atsız bilinenin aksine 12 Ocak 1905'de değil, 01 Temmuz 1904'de doğmuştur.

Atsız'ın 01 Temmuz 1904'de doğduğunu gösteren nüfus kayıt örneği:

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın



Ağabey, uzun zamandır bunu sormayı düşünüyordum. Unuta unuta bugüne geldik.
Bir süredir senin profil resminde doğum hanesinde 1904 yazısını görüyordum.
Bende de latin alfabesiyle yazılmış ve "Doğum: 12 Ocak 1905 İstanbul" diye başlayan ve kendini tanıttığı bir yazı var. Kaynağını hatırlamıyorum, internetten bulmuştum.
Anladığım kadarıyla Yağmur Atsız bu belgeyi 2010 yılında kaydettirmiş.
Bu durumda bendeki dosya sahte mi?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.