30 AĞUSTOS VE TÜRK ORDUSU
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 16:06:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: 30 AĞUSTOS VE TÜRK ORDUSU  (Okunma Sayısı 1756 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« : 15 Kasım 2009, 13:46:53 »

30 AĞUSTOS VE TÜRK ORDUSU
30 Ağustos deyince, tabii, akla hemen Türk ordusu geliyor. Türk ordusunu düsününce de, insan, ister
istemez geçmisin derinliklerine giderek bir savaslar destanını gururla hatırlıyor.
Tarihimiz her seyden önce bir kavgalar tarihidir. Essiz kahramanlıklarla, kumandanlık sanatının saheser
örnekleriyle dolu bir kavgalar tarihi ve tarihin seçkin ordusunun destanı…
Türk ordusunun ne zaman kurulduğunu, daha doğru bir deyimle, Türk savasçılarının ne vakit ordu
haline geldiğini, kesin olarak bilmiyoruz. Tarihin aydınlığına çıktığımız zaman ordumuz vardı. Hem de
ne ordu?...Destana “Oğuz Han” diye geçen büyük imparatorumuz Tanrıkut Mete yahut Motun’un
yarattığı o bulunmaz ve yenilmez ordu… Tanrıkut Mete, disiplinin bir ordu için yiğitlikten de üstün
olduğunu anlamıstı. Tarihin en disiplinli ordusunu bu düsünceyle kurdu ve askerlerine öyle bir ruh
asıladı ki ne buyruk verse körükörüne yapılıyordu. O kadar ki, Tanrıkut buyruğu verdiği için servetleri
olan atlarını ve sevgilileri olan nisanlıları ile evdeslerini hedef yaparak vurmaktan çekinmediler.
Bugünün yumusamıs insanları, süphesiz, böyle bir seyi yapamaz ve yaptıramazlar. Fakat az kuvvetle
çok is yapmak, büyük devlet kurmak ve millet yaratmak isteyenlerin felsefesi de pörsük bir ruha
dayanamaz. Tanrıkut Mete, Türk milletinin edebi disiplinini kurdu ve bütün dünyaya askeri disiplinin ne
olduğunu, neler yapabileceğini gösterdi.
Disiplin, körükörüne itaattır ve körükörüne itaatta en büyük yaratıcı suur gizlidir. Buhranlı anda,
ölümün karsısında, tartısmakla hiçbir güçlük çözülemez. Đtaat edilen yanlıs karar bile, tartısılan doğru
karardan daha verimlidir.
Mete’nin Hunlarının yiğitliğe ve nisancılığa ihtiyaçları yoktu. Lüzumundan çok cesur ve nisancı idiler.
Mete, bu meziyetlere disiplini de ekleyerek Türk ırkını edebilestirdi.
Disiplin… Emir vermek gururu ve emir almak sarhosluğu… Bu sarhosluk müthis bir seydi ve içinde
atom enerjisi gibi korkunç bir kuvvet gizlidir.
Hunlar, Tabgaçlar, Aparlar, Gök Türkler, Uygurlar, Karahanlılar ve Selçuklular hep aynı strateji ve aynı
taktikle savasıyorlardı. Ani baskın yapmak; yahut düsman saldırınca çekilmek ve onu üssünden iyice
uzaklastırıp yıprattıktan sonra kesin sonuçlu savasa girmek. Düsmanla karsılasınca ok yağdırarak ince
ay seklinde saldırmak, düsman dayanıyorsa yine ince ay biçiminde hızla çekilmek ve çekilirken geriye
sasmaz oklarla atıs yapmak.
Bu ince ay, kovalarken de, kaçarken de düsmanı kıskaç içine almaya daima hazır bir metottur ve çok
kere kapanarak onu yok etmistir.
Savas, bozkırların bir hayat felsefesi olmustur. Henüz Đslamiyet doğmamıstır ve Türkler ebedi cenneti
henüz bilmedikleri gibi sehitlerin cennete gideceklerinden de haberleri yoktur. Öyle olduğu halde
savasta ölmeye can atarlar, evde ölmekten utanırlar, böyle bir ihtimal karsısında benizleri sararır.
Böyle bir orduyu elbette yenemezsin. Yok edebilirsin, fakat mağlup, asla!...
Babadan oğula askerliğin, iyi savasçı yetistirdiği muhakkaktır. Đnsan hayatında isbölümü gelisip toplum
daha çaprasık bir durum alınca, Türkler de Tımarlı askerliği kabul ettiler. Bu daimi bir ordu demekti ve
yüzyıllar boyunca çok verimli sonuçlar doğurdu. Tımarlı asker bir toprağın sahibi idi. Toprağın gelirini
alıyor, fakat daima savasa hazır bulunuyordu. Ölünce yerine oğullarından en iyisi geçiyordu.
Osmanlıların, bir muamma ve mucize gibi görülen ilk fetihlerini, küçük toprak aristokrasisi bu Tımarlı
ordu yaptı.
Mete’nin, büyük bir askeri felsefenin kurucusu olduğunu zaman ispat etti. Türk ordusu, Mete’nin
prensiplerine sadık kaldığı müddetçe yenilmedi, yenilse de hemen toparlanmasını bildi. Mete’nin
prensiplerinden uzaklasınca bozgunlar kendini gösterdi.
Askerlik, fedakarlık ve feragat mesleğidir. Asker, sahsi kaprislerinden de feragat edecektir. Kumanda
aldığı zaman bunu kayıtsız sartsız uygulayamayan insan, asker olamaz. Bu itaatta essiz bir güzellik
vardır. Hosuna gitmeyen sey karsısında herkes direnir. Bunu, en seviyesiz insan, hatta hayvan da
yapar. Fakat hosuna gitmeyi düsünmeden; zevkini, arzusunu, fikrini büyük bir prensip uğruna feda
edebilen insan, en üstün insandır. Tarihimizde, disiplinin bozulduğu zamanların cezasını bozgunlarla
ödedik. Son devrimizde ise, disiplinsizlikten baska yeni bir mikropla zehirlendiğimiz oldu: Siyaset!
Bunun nasıl bir mikrop olduğunu ve neye mal olabileceğini Balkan Savası göstermistir. Bütün
dünyanın, Balkanları birkaç ayda perisan edecek sandığı Türk ordusu, subay kadrosuna giren siyaset
mikrobu yüzünden korkunç bir bozguna uğradı. Siyasetin, nasıl kemirici bir mikrop olduğunu anlamak
için 1913’te Balkanlılara yenilen bir ordunun, 1914-1918’de Đngiltere ve Fransa gibi o zamanın
sampiyonları karsısındaki serefli ve destani savaslarına bakmak yeter.
Çekirdek silahların ortaya çıktığı zamanımızda, askerliğin değeri kalmıs mıdır diyenler var. Bunlar kasıtlı
bozgunular değilse, karamsar gafillerdir. Askeri ruha sahip bir millet, aklın gerektirdiği sekilde
hazırlanmıssa, birkaç atom bombası ile yenilmesine imkan yoktur. Küçük Đsveç, atom silahları olmadığı
halde atom savasına hazırlanmıstır. Sığınaklarla, atom savası eğitimi ve gerillacıları ile…
Çekirdek silahlı düsmanın saldırısına uğrayan Türk ordusu ne yapar? Kendisinin de aynı silahları varsa
mesele yok. Aynı cinsten silahları yoksa, dağlara ve mağaralara dağılarak tarihin en sanlı ve kanlı, en
uzun ve çetin savasını yapar.
Đngilizler, Fransızlar Çanakkale’ye saldırdığı zaman, o üstün silahlar karsısında, o maneviyat ve o eğitim
karsısında, Balkan Savası’ndan çıkmıs Türk askerinin bir sey yapamayacağından emindiler. Hatta Türk
ordusundaki Alman subayları da aynı düsüncede idiler. Fakat Enver Pasa’nın sıkı disiplini ile bir buçuk
yılda hazırlanan ordu, yetiskin ve fedakar subayların kumandasında, bire karsı iki ölerek, onları
durdurup kaçırdı. Çünkü ruhlarını zafer inancı sarmıstı. Fakat ruhlarında zafer inancı olmayan
Fransızlar, Majino’nun arkasında oldukları halde Alman saldırısı karsısında 12 günde yere serildiler.
30 Ağustosu anarken, bir inanç gücünün kazandırdığı zaferi düsünüyor ve ona baslangıç olan 26
Ağustosu da hatırlıyoruz. 26 Ağustos, 40.000 kisinin 100.000’i darmadağın ettiği baska bir inanç
savasının Malazgird’in de yıldönümüdür. Ve doğrusunu isterseniz, Türkiye Türklerine yakısan asıl
bayram 26-30 Ağustos günlerinin bayramıdır.
30 Ağustosu anarken, onun sehitlerini ve bütün savasların sehitleri olan elli milyon kahramanı
kutluyoruz. Milletimizin özü olan ordumuzu ve onun seref tablosunu düsünüyoruz. Subaylarımızın
Tanrıkut Mete ordusu subayları kadar çelik iradeli olmasını diliyoruz askerliğin zorlastığı çağımızda,
subay ve astsubaylarımızın daha çekirdekten yetismesini istiyor, bu sebepten askeri okullarımızın
kapatılması yolundaki hareketleri üzüntüyle karsılıyoruz.
Hayat savastır. Ölümden korkanlar yasamasın. Bayraklar, nasıl kanlandıkça bayrak oluyorsa, toprak
nasıl kanla sulandıkça vatan haline geliyorsa, toplumlar da ölmesini bildikleri nisbette millettirler.
Ölümden ancak hayvan ve hayvanlasmıs insan kaçar. Ölümlerin en güzeli ise, yurt ve seref uğrunda
ölümdür. Đçimizi sızlatan sehitlerimiz aynı zamanda övüncümüz ve sevincimizdir de…
Bu yazı, Türkçülerin, Türk ordusuna, onun elli milyon sehidine ve yarınki sehitlerine saygı durusudur.
Nihâl Atsız, Milli Yol Dergisi, 31 Ağustos 1962, Sayı: 31
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.154 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.112s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.