Dr. Rıza Nur hadisesi!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 06 Ağustos 2020, 04:29:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dr. Rıza Nur hadisesi!  (Okunma Sayısı 18242 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İsyancı İT
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 16



« : 02 Eylül 2010, 17:38:32 »

Sayın Yürekli Kam,
Uyardığınız için teşekkürler, hatalarımı bağışlayın ama benim amacım Rıza Nur hakkında otağınızdaki Türkçülerin yani sizlerin ne düşündüğünü bilmekti, dediklerinizin tamamında haklısınız birkaç konuyu açmamam gerekiyordu ama Sorular bölümüne açtığım konu neden silindi cevaplanmadan, öğrenebilir miyim?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Ömrümde sevmezdim arabı kürdü, çekti çadırını karşıma kurdu" Dedemoğlu
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 02 Eylül 2010, 17:41:40 »

Başbuğumuz Atatürk Hakkında sirkef yazılar vardı bazı ibnelerin götlerinden uydurdukları yalanlar, onun için silindi İsyancı.

Sorunuza gelince Rıza nur kimdir?

''Rıza Nur ise mütedil bir ırkçıdır. Fransızcayı iyi bilen Rıza Nur Batı Kültürüne bu dil vasıtasıyla girmiş yıllarca Fransa`da kalmış, Almanya ve İngiltere`ye ancak kısa yolculuklar yapıp müze ve kütüphaneleri gezmiştir. Rıza Nur hem siyasi, hem fikri, hem de ameli Türkçülük yapmıştır. Yani maarif ve sıhhiye vekillikleri sırasında Türk olmuyan unsurları çıkarmış, bütün memurları öz Türklerden seçmeğe çalışmıştı.''
 H.N.ATSIZ.


Atsız Rıza Nur için Çağdaş Türkçülüğün 4 şahsiyetinden birisidir der, bizde bunun üzerine laf olmaz, sende okursan öğrenirsin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İsyancı İT
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 16



« Yanıtla #2 : 03 Eylül 2010, 15:23:39 »

Sorunuza gelince Rıza nur kimdir?

''Rıza Nur ise mütedil bir ırkçıdır. Fransızcayı iyi bilen Rıza Nur Batı Kültürüne bu dil vasıtasıyla girmiş yıllarca Fransa`da kalmış, Almanya ve İngiltere`ye ancak kısa yolculuklar yapıp müze ve kütüphaneleri gezmiştir. Rıza Nur hem siyasi, hem fikri, hem de ameli Türkçülük yapmıştır. Yani maarif ve sıhhiye vekillikleri sırasında Türk olmuyan unsurları çıkarmış, bütün memurları öz Türklerden seçmeğe çalışmıştı.''
 H.N.ATSIZ.


Atsız Rıza Nur için Çağdaş Türkçülüğün 4 şahsiyetinden birisidir der, bizde bunun üzerine laf olmaz, sende okursan öğrenirsin.



İletisi silindi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Ömrümde sevmezdim arabı kürdü, çekti çadırını karşıma kurdu" Dedemoğlu
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 03 Eylül 2010, 15:26:49 »

Senin soyunun a....na sokim ben piç, bütün kandaşlar biliyor senin ilk geldiğin günden nasıl bir bok çıkacağını, sen gitte ananı yolla, küfür iyi değilmiş Sırıt

Kendisini Bozkurt gibi gören Köpek İsyancı!!  ATILDIN!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 03 Eylül 2010, 16:38:07 »

Kendini Bozkurt sanan İsyancı İt!

Atsız'ın da Nejdet Sançar'ın da Türkçülüğünü eleştirmek ve yargılamak senin haddine değildir! Türk ırkçısı ya da milliyetçisi olduğunu iddia edip de Atsız'a hasım olanlar; ya senin gibi Türk Solu'nun tedrisinden geçmiş kızıllardır, ya da Hüseyin Feyzullah'ın ümmet mikrobu ile beyni yıkanmış beslemeleridir.

Geldiğin b.k çukurlarına s.ktir edilmişsin! şimdi gitde b.kun da boncuk aramaya devam et! KÖPEK SOYU!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 03 Eylül 2010, 18:30:43 »

daglargibi kandaşım,

Pek bu konulara değinmek istememizin nedeni; Atsız Ata'nın da pek girmek istememesindendir. Çünkü; Atsız Ata'nın hayatta olduğu dönemlerde bu iddialar gündeme gelmiştir, o da bu konulara pek girmemiştir.

Bu konuyu fazla deşmeden üstü kapalı izah edelim ki bazı kandaşlarımızın da bu konularda bilgisi olsun, bir çıfıt da gelip ortalığı bulandırmaya kalkmasın. Yani, İsyancı İt gibi bir şarlatan gelip duru suyu bulandırmaya kalkmasın.

Rıza Nur, Atsız Ata için önemli kişiliklerden bir tanesidir. Kurtuluş savaşının başından sonuna kadar Ankara'da bulunmuş ülkemize verilen ''Türkiye'' ismini Atatürk'e öneren kişidir. Devlet de görev yaptığı süre boyunca Türk olmayanları çıkartıp, yerine Türkleri doldurarak eylemci Türkçülük yapmıştır.

1930'lu yıllara yakın Türkiye dışına çıkan Rıza Nur, Milli mücadele boyunca görev almış hemen herkes ile ilgili akla hayale sığmayacak satırlar yazmış, kendisini yüceltmeye çalışıp geri kalan herkesi kötülemiştir.  Atsız Ata'da kendisinde beliren değişiklikler dolayısı ile bir dönemden sonra Rıza Nur ile görüşmemiş, görüşmeyi kesmiştir; hatta adını bile anmamıştır.

''ŞU ÇILGIN TÜRKLER'' kitabının yazarı Turgut Özakman, bu konuyu derinlemesine incelemiş ve ele almıştır. Rıza Nur'un sadece kendisinin iddia ettiği ve bugüne kadar şeriatçılar dışında hiç kimsenin onaylamadığı satırlarını psikiyatri uzmanlarına dahi inceletmiştir. Ki, bu satırlara katılanlarında tek amacı; Rıza Nur üzerinden Atatürk'ün kişiliğine saldırmak olmuştur. Yoksa; Rıza Nur'un satırlarını ülkede o kadar çok hain olmasına rağmen; daha ispatlayabilen çıkmamıştır. Sadece İsyancı İt gibi kızıllar ile Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı şeriatçılar sağda solda paylaşıp; kafa karıştırmak için argüman olarak kullanmışlardır.


Turgut Özakman yapmış olduğu araştırmalar ve incelemeler neticesinde ''Dr. Rıza Nur Dosyası'' adlı kitabını yazmıştır. Bu kitap da Rıza Nur'un bütün satırlarının tek tek yalan olduğunu belgeleri ile ispat ederek, konuyu tereddüde yer bırakmayacak derece de noktalamıştır.

Gelelim Rıza Nur bunu neden yaptı sorusuna; kendisinin delirdiği ve kafayı sıyırdığına dair yorumlar hep olmuş fakat, raporlu olmadığı için bu da Rıza Nur'un iddiaları gibi sadece havada kalmış bir söylem olmuştur. Turgut Özakman, Rıza Nur'un satırlarını psikiyatri uzmanlarına inceleterek Rıza Nur'un ruhi durumunu da ortaya çıkartmıştır. Rıza Nur'un psikolojik tanısı şu şekilde çıkmıştır:  “Mitomani (yalan söyleme), Fabulasyon (masal uydurma), fanteziler, megolamani, narsizm, paranoid reaksiyonlar... Hastanın affektif hayatında kin ve intikam, saldırganlık ve kızgınlık, iftira atma duygusu gittikçe artmış durumda... Bunların yanında, bu tür hastalarda görülen kandırma ve aldatmaya yeltenme, kurnazlık, oyalama ve acındırma gibi bazı hususular bu kişilik tablosuna eşlik etmektedir... Hastalığı hakkındaki teşhisim, çok kısa bir ifade ile şudur: Psikopatik bir zemin üzerinde panaroid reaksiyon. Yani çok ağır bir ruhsal bozukluk tablosu.”

Daha detaylı merak edenler, Turgut Özakman'ın ''Dr. Rıza Nur Dosyası'' adlı kitabını okuyabilirler.

Hülasa, sağlığında hizmetleri ve icraatları ile faydalı olmuş olan Rıza Nur, ömrünün son dönemlerine yakın ruhi bunalıma girerek; hastalığı sebebi ile Atatürk'ü ve Milli Mücadelenin diğer kahramanlarını kıskanıp kötülemiş ve kendisini ön plana çıkartmaya çalışmıştır. Yaptıkları son derece nahoş ve kabul edilmezdir. Hastalığı ve ruhi bunalımından dolayı acımamak da elde değildir...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Emrah Türkay
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 135



« Yanıtla #6 : 29 Ekim 2010, 23:01:35 »

Atsız Ata Rıza Nur un hayatım ve hatıradım adlı kitabında Atatürk hakkında yazdıklarını yalan olduğunu da söylemiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

gene bir kasım günüydü bir hurda yığınında buldular beni senelerdir horozlanan tetikler öldükten sonra vurdular beni
reisini dinlersen,reisini dinlersen yarım kalmamalı hayallerimizin gerçeğe hicreti koy düşmanlar ellerini zillesinler anlatmaktan ötesi düşer sana haluk bırak beni eşkiya bilsinler
Gök Alp
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 119


« Yanıtla #7 : 20 Şubat 2012, 23:08:54 »

Atsız’ı Etkileyen Şahsiyetler Dr.Rıza Nur


Ziya Gökalp’tan sonra Atsız üzerinde etkili olan şahsiyet Dr. Rıza Nur’dur. Rıza Nur, askerî tabip olarak başarılı bir meslek hayatı geçirirken, Osmanlı aydınları için dönemin moda cereyanı olan Jön Türklüğe intisap etmiş, Meşrutiyetin ilânından sonraki seçimlerde milletvekili seçilmiş, ancak İttihad ve Terakki iktidarı ile arası bozulunca muhalefete geçmişti. Mahmud Şevket Paşa’nın suikaste kurban gitmesi üzerine muhalifler tutuklanmaya başlayınca yurt dışına çıkmıştı. Birinci Dünya Savaşı sona erince Türkiye’ye dönen Rıza Nur, Millî Mücadele’ye katılmış, ilk Büyük Millet Meclisi hükûmetinde sağlık bakanı olmuştu. Daha sonra Dış İşleri Bakanlığına vekâlet etmiş ve Millî Eğitim Bakanlığı yapmıştı. Bu arada bazı milletlerarası anlaşmalarda Türkiye’yi delege olarak temsil etmişti. Lozan Antlaşması’na giden Türk heyetinde de ikinci delege olarak yer almıştı. Burada, Yunanistan delegesi Venizelos ile yaptığı şiddetli tartışma ve bu tartışma sonunda Venizelos’un bayılması dönemin batı gazetelerine haber olarak yansımıştı. Ziya Gökalp’ı Diyarbakır’dan davet ederek Telif ve Tercüme Heyeti reisliğine de Rıza Nur getirmiştir. Bu arada 11 ciltlik Türk Tarihi’ni kaleme almış ve Bakanlık neşriyatı arasında yayınlanmasını sağlamıştır. Gazi Mustafa Kemal ve İsmet paşalarla arası açılınca milletvekilliğinden istifa ederek Türkiye’den ayrılarak Paris’e yerleşmiştir. Burada hâtıralarını yazmış, Türkbilik Revüsü adını taşıyan kitap hacminde seri dergiler yayınlamıştır.

Atsız, bir bakıma Dr. Rıza Nur’la meslekdaş sayılabilir. O da, Rıza Nur gibi Askerî Tıbbiye’ye girerek askerî tabip olmak istiyordu. Fakat, bu okuldaki eğitimi yarıda kalmış, üçüncü sınıfta iken disiplinsizlik gerekçesiyle Askerî Tıbbiye’den çıkarılmıştır. Ama, Edebiyat Fakültesi’ne girerek Türkolog olmayı başarmıştı. Dr. Rıza Nur da, akademik eğitim almamakla beraber bu alanda eserler veriyordu.

Atsız’ın, Dr. Rıza Nur’u Türk Tarihi adlı eseri dolayısıyla tanımış olduğu düşünülebi lir. Bu eser 1925’te yayınlanmıştı. Atsız, o sıralar 20 yaşındadır ve Askerî Tıbbiye öğrencisidir. Türk Tarihi’ni almış ve kısa zamanda okumuştur. Bu eserin asıl amacı, Türklere kendi tarihlerini tanıtmak ve sevdirmekti. Bu sebeple biraz hamasî bir üslûpla kaleme alınmıştı. Atsız, bu kitabı pek beğenmiş ve o sırada 15 yaşlarında olan kardeşi Nejdet’e de tavsiye de tavsiye etmişti. Hattâ onunla 11 cildin tamamını okuyup okuyamayacağı üzerine bahse girmişti. Bahsi, ciltlerin tamamını okuyup bitiren Nejdet kazanmıştı.

Atsız daha sonra Edebiyat Fakültesi’ni bitirerek aynı fakültede Fuat Köprülü’nün asistanı olmuştu. Bu arada Dr. Rıza Nur’un, Mısır’da Türkbilik Revüsü’nü yayınladığını öğrenmiş, onu nasıl edineceğini, fakülte arkadaşı Ahmet Caferoğlu’na sormuştu. O da “Kendisine yaz kardaşım, iyi adamdır, gönderir” diyerek cevaplamış ve Rıza Nur’un adresini vermişti. Dr. Rıza Nur, Atsız’ın mektubunu cevapsız bırakmamış ve ona Türkbilik Revülerini göndermişti. Böylece başlayan tanışıklık kısa zamanda dostluğa ve ağabey-kardeş ilişkisine dönmüştü. Rıza Nur’un hatıratında, kurulmasını düşündüğü bir komisyonda “Nihâl” diyerek onun adını da zikretmesi Atsız’a kısa zamanda güven duyduğuna işarettir.

Atsız’la Dr. Rıza Nur arasındaki yazışmalar uzun zaman devam etmiştir. Atsız’ın, çıkardığı Atsız Mecmua, Orhun gibi dergileri Dr. Rıza Nur’a gönderdiği şüphesizdir. Böylece Atsız’ın fikrî şahsiyeti ve çalışmaları da Rıza Nur tarafından takip edilmiştir. Atsız’ın muhalif tavrı Rıza Nur’u memnun etmiş olmalıdır.

Atatürk’ün ölümünden sonra vapurla yurda dönen Rıza Nur’u, Galata rıhtımında Atsız ve eşi Bedriye Hanım karşılamışlardır. Bu, Atsız’ın, Rıza Nur’u ilk görüşüdür. Bir süre sonra Rıza Nur, Tanrıdağ dergisini yayımlamaya başlar. Haftada bir çıkan bu derginin yazı kadrosunda Atsız da bulunmakta ve ayrıca derginin yayımına yardım etmektedir. Ancak, yalnız yaşayan Rıza Nur, çok geçmeden vefat edecek ve dergi kapanacaktır. Defin işleriyle Atsız meşgul olur. Rıza Nur, Merkezefendi kabristanına defnedilir.

Dr. Rıza Nur’un evlâdı ve başka mirasçısı yoktur. Atsız’ı mânevî evlâdı edinmiştir. Ölümünden sonra yapılmasını istediği işleri de Atsız’a vasiyet etmiştir. Doktorun Sinop’ta bir evi vardır. Atsız, bir süre sonra Sinop’a giderek bu evin hukukî işlemleriyle meşgul olur. Ev, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağışlanır, daha sonra da müze hâline getirilir.

***

Dr. Rıza Nur, Ziya Gökalp’la farklı, Atsız’la benzer bir mizaca sahiptir. Kendince doğru gördüğünü, hatır gönül dinlemeden muhatabının yüzüne karşı, bazen kırıcı ifadelerle söylemekten çekinmez. Polemik yazıları da serttir. Türklüğe olan derin bağlılığı tartışılmaz. Bakanlıkları sırasındaki icraatı da fikirlerine uygun olmuştur. Millî Mücadelede, diğer pek çok arkadaşı gibi yokluklar içinde yaşamış ve bundan şikâyetçi olmamıştır. Mücadelecidir. Yurda döndükten sonra da, birikmiş emekli maaşlarını alınca bunları dergiye sarf etmekten çekinmemiştir. Bu da millet ve memleket davasında fedakâr olduğunu gösterir.

Dobra dobra konuşması, siyasî hayatı boyunca Dr. Rıza Nur’a bir hayli düşman kazandırmıştır. Atatürk’le arasının açılması da bu sebeptendir. O yüzden adı “geçimsiz”e çıkmıştır. İçinde bulunduğu İttihadçılarla, sonra İtilâfçılarla, daha sonra da cumhuriyetin kurucuları ile anlaşmazlığa düşmesi bunu göstermektedir. Atsız’ın rejime karşı tepkili oluşu, bir ölçüde onun Dr. Rıza Nur’la sıkı temasına bağlanabilir. Atsız Beyin, 1950’lerde bana verdiği iki Türkbilik Revüsü kitabında yer alan hâtıra parçaları yenilir yutulur cinsten değildi. Bu ve benzeri hâtıraları Rıza Nur’dan dinlemiş olan Atsız’ın, sevdiği ve güvendiği bu zattan etkiler almasında yadırganacak bir taraf yoktur.

1950 – 1952 arasında çıkmış olan Orkun’un 49. sayısı, ölüm yıldönümü dolayısıyla Dr. Rıza Nur’un hâtırasına özel sayı olarak yayınlanmıştır. Bu sayıda, Atsız’ın ve diğer Türkçülerin Rıza Nur hakkındaki yazıları yer almaktaydı. Aynı sayıdaki bir duyuruda Rıza Nur’un kabrine yapılacak ziyaret için davet yapılıyordu. 1954, 55 ve 56 yıllarında (Orkun artık çıkmadığı için) bu ziyaret işini ben üstlenmiştim. Daveti mektuplarla yapıyordum. Bir defasında Atsız Bey, İsmet Tümtürk ve genç Türkçülerden meydana gelen yaklaşık on kişilik bir grupla ziyarete gitmiş ve mezarı Atsız Beyin gayretiyle, araya araya, zorlukla bulmuştuk. Kabir taşında “Türklük için yaşadı, öldü” yazılıydı. Besbelli ki bu taş Atsız Bey tarafından yaptırılmıştı. Sonra ziyaretler tavsadı, bir-iki kişi kalınca ve son gidişimde mezarı bulamayınca ben de davette bulunmayı bıraktım. Bugün o mezar belki de kayıplara karışmıştır. Ancak dikkatli bir araştırma mezar taşının bulunmasını sağlayabilir.

***

Dr. Rıza Nur, Paris’te yaşarken, hâtıralarını “Hayat ve Hâtıratım” adıyla üç nüsha olarak kaleme almış ve bunları Avrupa kütüphanelerine, 30 yıl açılmamak şartıyla bırakmıştı. Bu süre dolunca, bir yayınevi sahibi Londra’daki British Museum’da bulunan nüshanın fotokopilerini alarak 4 cilt hâlinde İstanbul’da yayımladı. Bu hâtıralarda Atatürk, İsmet İnönü, Mareşal Fevzi Çakmak hakkında pek çok iddialar, isnatlar –bazen galiz şekilde- yer alıyordu. Kitap, Atatürk’ün Hâtırasını Koruma Kanunu’na aykırı bulunduğu için Savcılıkça toplatıldı. Ancak daha sonra gizli olarak yeni baskıları yapıldı ve çok kimsenin eline ulaştı.

Bu hâtıralar, Rıza Nur’a sevgi veya sempati besleyenlerdeki bu duyguları kökünden söküp attı. Çok kimse Rıza Nur’u ruh hastası, megaloman, en azından densiz olarak niteledi. Atsız Bey’de de eski sıcak duygular kalmadı. Ondan sonra artık Rıza Nur adını yazılarında anmadı. Son yıllarında Atatürk’le ilgili düşüncelerindeki olumlu değişimde, Rıza Nur’dan mânen uzaklaşmasının etkisi olmuş olabilir. Ama, şurası bir gerçektir ki, Atsız’ın hayatının en az kırk yıllık bir bölümünde Dr. Rıza Nur’un etkisi azımsanacak gibi değildir. 


Altan Deliorman

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.orkun.com.tr/asp/orkun.asp?Tip=Makale&Makale_Nu=*YNYP*-WVJDWIFTBSFO/D//B/WI/GSORPLAUKBPZIIDJBG-FODU*YNYP*-WVJDWIFTBSF

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Ne Mutlu TÜRK Doğana!
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 366


TÜRKÜZ, ederiz daim iftihar!...


« Yanıtla #8 : 17 Nisan 2012, 23:42:08 »

Başbuğumuz Atatürk Hakkında sirkef yazılar vardı bazı ibnelerin götlerinden uydurdukları yalanlar, onun için silindi İsyancı.

Sorunuza gelince Rıza nur kimdir?

''Rıza Nur ise mütedil bir ırkçıdır. Fransızcayı iyi bilen Rıza Nur Batı Kültürüne bu dil vasıtasıyla girmiş yıllarca Fransa`da kalmış, Almanya ve İngiltere`ye ancak kısa yolculuklar yapıp müze ve kütüphaneleri gezmiştir. Rıza Nur hem siyasi, hem fikri, hem de ameli Türkçülük yapmıştır. Yani maarif ve sıhhiye vekillikleri sırasında Türk olmuyan unsurları çıkarmış, bütün memurları öz Türklerden seçmeğe çalışmıştı.''
 H.N.ATSIZ.


Atsız Rıza Nur için Çağdaş Türkçülüğün 4 şahsiyetinden birisidir der, bizde bunun üzerine laf olmaz, sende okursan öğrenirsin.

Bugün bir köşe yazısında Uluönder'e çok büyük hakaret edecek kadar beyinsiz insanların var olduğunu; hatta bu iftiraları Dr. Rıza Nur'un ortaya attığını okumuştum. Beyin yıkadığını düşünen köpeklerin iftiralarını seçmek iyice zorlaştı. İyi ki arama yapmışımda görmüşüm Atsız ATA'nın fikirlerini.
Sağolun, varolun...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Esir iken mümkünmüdür ibadet,
Yatıp kalkıp Atatürk`e dua et,
Senin gibi dürzülerin yüzünden;
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk`e dil uzatma sebepsiz,
Sen anandan yine çıkardın amma;
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...
Tata Tunga
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 807



Site
« Yanıtla #9 : 18 Nisan 2012, 00:55:45 »

Kimse beni yanlış anlamasın ama, Rıza Nur'un "Hayat ve Hatıratım" adlı kitabında kullandığı cümleler şeriatçıların elindeAtatürk'e karşı kullanılan bir koz haline geldi. Rıza Nur, Atatürk ile ilgili bu yazılanların Türk  milletinde bir gün kötü etki yaacağını hiç düşünmemiş mi?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Bütün TÜRKLER bütün engellere rağmen bir gün mutlaka birleşecektir. Bunu başarmak için milli çıkarları şahsi çıkarlarlarımızdan, zevklerimizden üstün tutmalıyız. Ancak bunu yapabilen milliyetçidir.
Önemli Olan Türk Kanı Taşımak.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.221 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.