Türklük neden bazılarını rahatsız ediyor.
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Kasım 2019, 01:08:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türklük neden bazılarını rahatsız ediyor.  (Okunma Sayısı 4379 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gökşad
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 191



« : 02 Temmuz 2011, 02:39:57 »


 Son yapılan genel seçim propagandaları sırasında, R. Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçtaroğlu başta olmak üzere bazı parti liderlerinin “Türk Milleti” sözünü kullanmak istemedikleri veya kullanmadıkları görülüyordu.
Oysa daha 1900lerin başlarında Mustafa Kemal, devletin ana unsuru olan “Türk milleti” ne dayalı “Türk Devleti” kurulması gerektiğini söylüyordu.

AKP-RTE’nin aradan yüz yıl geçtikten sonra, “Kürt açılımı” ile birlikte, bazı siyasi kişilerin istek ve konuşmalarından, Türklük kavramının gerilere doğru ötelenmek, dışlanmak istendiği gözleniyordu.
Tıpkı Osmanlının son yıllarında oluğu gibi, işgalci emperyalist ülkelerin istemleri doğrultusunda, anayasa ve toplumsal yaşantıda, çeşitli milletlerden oluşan Osmanlıda “Türklük” kavramı, ırkçılığı çağrıştırdığı gerekçesi ile Türkçülük kavramlarının pek kullanılmamasını istiyorlar, Osmanlıya dayatma yapıyorlardı.

Aynı emperyalist güçler, yüz yıl sonra AB kamuflajında (gizlenme), Türk bayrağındaki kanı çağrıştıran kırmızı rengi,
daha sonra, güya anayasada ırkçılığı çağrıştıran “Türklük” kavramlarının
kaldırılmasını telkine başladılar.
AB-ABD nin emir ve telkinlerine uyan Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOB) Eşbaşkanı Erdoğan, anayasadan “Türklük” sözcüklerinin kaldırılması söylemlerine başlamıştı.
Bazı sözcüleri de bunu bazı yerlerde tekrar ettiler.

RTE: “TÜRKLÜK MADDESİNE İHTİYAÇ YOK” DEDİ

Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Avrupa Konseyi Parlamenterler meclisinde yaptığı konuşmada

“Artık Anayasa’nın ilk üç maddesi gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyaç duyulmadığını” söyledi.
Seçim propagandalarından çok önce, Başbakan RTE nin, İsviçreli Parlamenter ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Sosyalist Grup Başkanı Andreas Gross ile yaptığı görüşmede
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, kendisine
“Artık Anayasa’nın ilk üç maddesi gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyaç duyulmadığını” ve bu maddelerin “ileride olmayacağını” söylediğini açıkladı.
Gross, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Başbakanın ilk 3 maddenin ancak geçiş sürecinde var olabileceğini” söyledi. AKP’nin yapacağı yeni Anayasada “Kürtlere azınlık statüsü verileceği ve bölgesel özerklik adına Kürt Özerk bölgesi oluşturulacağını”
başbakanın kendisine aktardığını söylüyordu.
Ayrıca AKP Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, "Türklük ifadesi Anayasa'dan çıkarılmalıdır" diyor;
ister istemez insanın aklına da, “acaba AKP Türkiye’de Türklükten utanıyor mu” diye bir soru geliyor.

Gerçekten AKP iktidarının durumu, İşgal yıllarındaki Osmanlının Vahdettin Damat Ferit hükümetinin işgalcilerle işbirliği yapan durumuna benzemekte. Çünkü tıpkı AKP li Bahçekapılı’nın teklif ettiği gibi, Osmanlının Maarif Nazırı, (aşağıda altını çizdiğim cümlede) Fahrettin Rumbeyoğlu, tüm okul kitaplarından “Türk” kelimesinin çıkarılmasını emreder.   O zaman vatanımız işgalci düşmanlar işgal etmişler, aciz Osmanlı Vahdettin-Damat Ferit hükümeti de, işgalciler ne derse onu yapmaktaydı.

Şimdilerde ise, ülkemizi aynı emperyalist ülkeler ekonomik, siyasal yönden işgal altına almışlar,
AB kapısında bekleyen Türkiye’nin AKP iktidarına talimatlar vererek, kâh bayrağımızın renginden, kâh Kemalistlerden, kâh ordumuzdan rahatsız olduklarını zaman zaman söylemekteler.
İşgal yıllarında da, Mustafa Kemal’den, Kuva-yı Milliye’den rahatsızdılar.  Baştaki AKP iktidarından ise, tıpkı o zamanki gibi peş peşe isteklerde bulunmaktalar, şu açılım yapın, bu açılım yapın diye onların talimatları ile hareket etmekteler. Sanki tarih tekerrür eder gibi, Vahdettin Damat Ferit hükümetinin düştüğü aymazlık içindeler. Şimdi de tutmuşlar, “Türklük” ifadesini Anayasa’dan çıkaralım demekteler.
Bu emperyalistlerin bizi özümüzden, Türklüğümüzde koparma girişimidir. 

İşgal yıllarının İstanbul Hükümeti ve yandaşları gaflet ve ihanet içinde iken, Ankara’da M. Kemal ve Heyeti Temciliye, bin bir sıkıntı ve yokluk içinde mücadele veriyorlardı.  O zamanki, Osmanlı Maarif Nazırı
(Milli Eğitim Bakanı) Fahrettin, tıpkı şimdiki AKP liler gibi, işgalci emperyalistlerin telkini ile okul kitaplarından “Türk” kelimesini çıkarmak için emirler göndermişti.   

Osmanlı, nasıl bir Türk devleti ise, etrak-ı bi idrak (idraksiz Türkler) diyerek Türkleri, “kobat dil” diyerek de Türk Dilini aşağılıyorlardı.
Padişahlar bile Türk kızlarını beğenmiyor olmalılar ki, çoğunluğunun karıları Hıristiyan-yabancı kökenli idi Onun için de, Türk dilini bırakıp, ne Türkün, ne Arabın, ne de Farsların anlayabildiği “Osmanlıca” denilen ucube bir dil kullanıyorlardı. Anadolu’daki Türk halkı, İstanbul’daki devlet dili Osmanlıcayı bilmiyor, konuşmuyor, kendi Öztürkçe dilini kullanıyor, devletine yabansı bakıyordu.

1- Yüzbaşı Selahattin’in Romanı Sf: 108–109)       
2- Şu Çılgın Türkler Turgut Özakman Sf: 51–547–690)
3- Milliyet (Sicil) Güneri Civaoğlu 19.5.2005 Sf:
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.anayol.org/haber_detay.asp?id=1037&uyeid=50


Haber-Türk’ün “Türkiye’nin Nabzı”  Programında Anayasa hazırlıklar üzerine yapılan konuşmalarda,
CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak şöyle diyordu: “TC Anayasasının 66. Maddesi “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” tanımı kaldırılsın”.
Vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür yerine “herkes vatandaştır” veya “herkes yurttaştır” da olabilir. Böylece başlangıçtaki üç maddenin dili hafifletilmelidir”. Ayrıca “özerkliği  tanıyoruz”. 

OSMANLI DA TÜRK’Ü BEĞENMİYORDU

Osmanlı devletini Türkler kurmuş, Türkler yüceltip büyütmüş; ama Osmanlıyı yönetenlerin çoğunluğu Türk değildi ve Türk’ü, Türk dilini küçümsüyor, Türkü dışlıyorlardı.
Zaten Osmanlı padişahları ve devlet avamı Türkleri hor görüyor, Türk dilini de “kubat dil” diyerek dışlıyorlardı. Osmanlıda Türk olmak adeta küçümsenen, ayıplanan bir olay haline getirilmişti. Padişahlar ve devlet ileri gelenlerince halka telkinle yayılan Türkün aşağılanmasına ilişkin örnekler vardır. Aşağıdaki örnek bunlardan biridir.

TÜRK MÜ OSMANLI MI?

Kurtuluş Savaşı Yılları; Savaş yılları. Doğu Cephesinde Bir Türk Tümeni Pasinler (Hasankale) ovasındadır.
Bir Türk Subayı, birliğine yakın bir köyde oturan on beş yaşlarında bir köylü çocuğuna takılır, şakalaşmak ister:
“-Bana bak oğlum senin adın ne”?
“-Adım Ahmet”
“-Sen hangi millettensin? (Ermeni olmasından şüphe ediyormuş)
“-Osmanlıyem”
“-Osmanlı ne demek, sen Türk değimlisin”?
“-Hayır, ben Türk değilem, Osmanlı yem.
“-Peki, sen hangi dilden konuşuyorsun, Ermenice mi, yoksa Türkçe mi?
“-Türkçe konuşurum.
“-Mademki Türkçe konuşuyorsun o halde sen Türk’sün.
“-Hayır, efendim ben Türk değilem. 
“-Ulan sen de Türksün, ben de Türküm.
“-Efendi, sen Türksen Türk ol, Bana ne? Ben Türk değilem.
“-Ulan padişah dahi Türk tür.
“-Efendi, günaha girme, padişah Türk olmaz.
Meğerse bu havalide Türk demek, Kızılbaş demek imiş.
Bütün Azerbaycan Türkleri Kars, Ardahan ve Tiflis şii mezhebinden olduklarından Sünni olanlara “Osmanlı” derlermiş.
Osmanlı Devleti bir Türk devleti olmasına karşın, devleti yönetenler, Türk halkını “kaba Türk”, Türk dilini  de “kobat dil” diyerek aşağılıyordu. Osmanlı padişahları bile, Türk kızları ile evlenmiyor, yabancı kökenli cariye ve kadınlarla evleniyorlardı. Bu aşağılama bile, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, uzak köylerdeki küçük çocuklara bile ulaşmış; Nerede ise Türk, özbenliğini kaybedecekti. Şükür ki, Atatürk’ün lâik T.C. ti buna “dur” diyerek, Türk’e Türk benliğini kazandırdı.
“…Osmanlı saltanatı som bürokrat iken, bürokrasi bile tam Arap yahut yarı-Araptır. Türkleşmiş hiçbir Arap görmedikten başka, Araplaşmamış Türk’e az rast geliyordum.
“…Osmanlı İmparatorluğunda itibar, azınlığın imtiyazı olduğu ve Türk unsuru imtiyazsız olduğu için, herhangi bir Müslüman azınlığın çocuğu olmak, Türk olmaktan daha faydalı idi.
“…Suriye, Filistin ve Hicaz’da:
“-Türkmüsünüz?” sorusunun birçok defalar cevabı:
“-Estağfurullah! İdi. (Yani Türkleri o denli aşağı görüyorlardı ki, Türk olmayı büyük bir kusur olarak görüyorlardı”.
Oysa binlerce Osmanlı Türk askerleri, İslam toprağını Hıristiyan emperyalistlere karşı korumak için Arap Çöllerinde can verdi. (Şimdi içimiz burkularak F.R.Atay’ın şu satırlarını okuyalım: “…Şam’dan kalkan tren Medine’ye üç gün üç gecede gider… Bir gün aşağı geçecek bir kıtayı selâmlamağa inmiştik. Tren varken, Adana’dan beri yayan yürümekte idiler. Üç bin kadar zayıf soluk ve üstü başı yıpranmış Türk çocuğu, yorgun argın önümüzden geçtiler. Biliyor musunuz, nereye gidiyorlardı?  Aden’e! (Yani Yemen’e hem de yayan! Yaya olarak Yemen’e gitmekte olan askerimizi selamlayıp uğurlarken:
“-Nereye kadar gidiyorsunuz, evlatlar” diye sorduğumuz zaman:
“-Adem’e! Adem’e! “ (Aden’e demek istiyordu) diye cevap veriyorlardı”.
Yani, Osmanlı Türk evlatları, adını dahi bilmedikleri Arap Müslüman topraklarını korumaya, canlarını, kanlarını vermeye gidiyorlardı. Osmanlı ise, Kuran’ın Arapça olması ve de din sevgisi nedeni ile Arapları üstün ırk, Arapçayı da üstün dil olarak görüyorlardı.
Mütareke yıllarında, Osmanlıca irtica dediğimiz gericilik, İstanbul’da da, Anadolu da da alıp yürümüştü.
Bu nedenle Osmanlı Maarif Nazırı (bakan) okuma kitaplarından “Türk” kelimesini kaldırarak, yerine “Osmanlı” sözü konmasını emretmişti. Ankara’da, Maarif vekilliği, “resim” dersini “çizgi” dersine çevirmiş, böylece Anadolu’da da, Tanzimat’tan öncesini hatırlatan bir hava verilmişti.
Osmanlı Padişahları, 600 yyıl nasıl Türk ve Türklüğü aşağılamışsa, işgal yıllarında da, İstanbul yönetimi Türk Milliyetçiliğini küçümsemek şöyle dursun, işgalcilerin telkin ve baskısı ile Türk Milliyetçiliğini yasaklıyor ve suç sayıyordu. Din, iman, ümmetçilik maskesi ile Türk Halkına nerede ise özbenliğini unutturuyordu.
Yukarıda öz Türk çocuğunun, Türklüğünü inkâr etmesi gibi, işgal yıllarında, Y.K.Karaosmanoğlunun “Yaban” adlı romanında da belirttiği gibi,  Batı Anadolu’da şöyle başka bir örnek yaşanır:
Batı Anadolu’da bir Kuvaa-i milliyeci ile, bir köylü konuşmaktadır.
Köylü:
“-Bilmiyorum beyim, sen de onlardansın emme…
Kuvaa-i Milliyeci:
“-Onlar kim?
“-Aha, Kemal Paşa’dan yana olanlar…
“-İnsan Türk olur da, nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz?
“-Biz Türk değiliz ki beyim.
“-Ya nesiniz?
“-Biz İslâmız elhamdülillah… O senin dediklerin Haymana’da yaşarlar”.
Türk olduğu halde, Türk Köylüsü “Türk” olduğunu söylemekten bile çekiniyor veya benliğini yitiriyor.
İşte bu kendini asmile ve yasakcı durumu, Türk halkına halen dayatma siyaseti güden Yunanlılar, günümüzde bile, AB ye girmiş olmasına karşın, Batı Trakya’daki (Gümülcüne’de) Türkler üzerinde aynı “Türk yok, Müslüman var” baskıcı siyaseti uygulamaktadırlar.

Kaynak1-Yetmişlik Bir Subayın Hatıraları-Rahmi Apak Sf: 99--100
             2-Çankaya Falih Rıfkı Atay Sf: 283)
             3-Zeytindağı- Bizim İmparatorluk F.Rıfkı Atay Sf:39–40–41
             4- Ey Vatan -Osman Pamukoğlu Sf: 34
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.126 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.