Türkiye’de Yükselen Dolar Kimlerin Cebini Dolduruyor?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Ocak 2020, 12:30:08


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye’de Yükselen Dolar Kimlerin Cebini Dolduruyor?  (Okunma Sayısı 1850 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 19 Mart 2015, 21:05:58 »

Bazıları için tüm mesele yalnızca büyük ticaret baronları ile yeni bir tür imparatorluk yaratmak üzere az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin sömürülmesi amacı ile hareket etmektir. Askeri güç kullanmadan bir imparatorluk kurma fikrinin sahipleri, daima az gelişmiş ülkeleri finans yardımı ile nasıl kontrol edeceklerini düşünür, bunun üzerine yoğunlaşır. Bu işi yaparken de ülkelere verilen kredilerle amaçlanan esasen o ülkelere yardım değildir. Aslında bu tamamen kendi gayelerine hizmet etmektedir. Hani o bilinen %1'lik hatta %0,00001'lik bir kesimi temsil eden zengin ailelerin menfaatine hizmet etmektedir. Dolar, borsa ve faiz üzerinden yeni bir dünya tasarlamak isteyen küresel sermaye ve yerli işbirlikçileri Türkiye'yi istedikleri kıvama getirme planlarını her zaman yapmaktadır. Küresel para oyunları, dolar, faiz oyunları ile ülkelerin nasıl iflasa sürüklendiği bilinen bir şeydir. BM kararı alınarak ve NATO görevlendirilerek Türkiye’ye bir emrivaki mi yapılmak istenmektedir? Türkiye'ye yönelik dini, etnik, finansal, sosyal anlamda istenilen biçimde değiştirme mi uygulanmaktadır? Bugünkü para sistemi ve FED yani Amerikan Merkez Bankası sistemi kuruluncaya kadar beş Amerikan başkanına suikast yapıldı. Dördü öldürüldü. Bunun üçü FED ile Amerikan Merkez Bankası ile ilgili, Başkan Kennedy ise dolar ile ilgili olarak öldürüldü. Zaten 1963 yılından sonra bu küresel bankerler daha etkindir. 1812 - 1814 İngiliz - Amerikan savaşı, Amerikan iç savaşı para bankerlerinin kurguladığı savaşlardır. Ayrıca 1838 Baltalimanı Serbest Ticaret Antlaşması’ndan 1914 yılına kadar geçen sürede ve o tarihten bu zamana, kısmen Atatürk'ün yaşadığı dönem hariç Türkiye'de 'yüksek faiz düşük kur lobisi' vardır. Zaman zaman dövizi zıplatır fakat esas gaye Türk milletini faiz ile dolandırmaktır. Nitekim BDDK'nın verilerine göre Türk bankacılık sisteminde bir trilyon elli üç milyar Türk lirası para var. Bu paranın yaklaşık olarak %50'si 77 bin yüz kişiye ait, bu 77 bin yüz kişinin hâkim olduğu yaklaşık %50'nin %90'ı da beş bin bir kişiye, boğazdaki aşirete aittir. Amerikan istihbarat üst kurumu ve Amerikan Savunma Bakanlığı'nın da açıkladığı gibi, 2009 yılının Mart ayından bu yana Amerikan ordusu ‘küresel para savaşı tatbikatı’ yapmaktadır. Altın, gümüş, dolar yönlendirilmektedir. Önümüzdeki yirmi yılda finansal savaşın her türlüsü denenecektir. Rusya'da 2014 yılının Kasım ayında, bir gecede dolar bir gecede 30 Rubleden 80 rubleye çıktı ve Rusya battı. Nedir ki orada döviz stokları, doğalgaz, petrol vardı. Örneğin Boston'da 2000 çalışanı olan çok güçlü bir danışmanlık firması Chas T. Mains, esasen yasalara uygun bir firma gibi görünmektedir. Fakat aynı zamanda ilgi odağı olmaktan da kaçınan bu firma, pek çok başka şirket için çalışan bir firmadır. Dünya bankası, IMF, Asya Kalkınma Bankası, Amerika Kıtası Kalkınma Bankası gibi daha birçok banka üzerine çalışan firmanın ekonominin para baronları tarafından yönetildiği iyi bilinir. Görünenin arkasına bakıldığında ise, sadece bu para baronları ile birlikte hareket eden birkaç insanın kazandığı açıktır. Türkiye'de paranın değer yitirmesinde bilhassa Londra bankacılık sisteminin hâkimiyeti bilinmekle birlikte, bu kontrol sisteminin Londra'dan değil esasen Amerikan federal rezervi ve Wall Street ile yakından alâkalı olduğu ortadadır. Bu bankaları yönetenler daha çok New York, Londra, Hong Kong ya da Tokyo'da yaşayan birkaç ailedir. Bu sistem son yıllarda daha çok Londra merkezli gibi görünse de aslında orası yalnızca dağıtım noktasıdır. Zira sistem göründüğünden çok daha büyüktür.
Bir ağ, ayakları her yere ulaşan bir ağ, dahası karmaşık bir sistemdir. Bunlar Amerika federal rezervini kontrol eden bir güçtür ve menfaatlerine taş koyacak bir husus söz konusu olduğunda birleşen, sırt sırta veren, avukatlarını, paralarını birleştiren kimselerdir. Bu büyük şirket sahipleri hem cumhuriyetçileri hem de demokratları finanse eder, çıkarlarına taş koyacak hususları mutlaka bertaraf eder. Örneğin bir tarafa evet diğer tarafa hayır oyu vermeleri istenir. Böylece çıkarlarına taş koyan kanun geçmemiş olur. Hiçbir zaman daha güçlü istenmez. Dünyada küresel para operasyonları yeni değil 200 yıldır Londra merkezlidir.
Dahası orada planlanır, Walt Stret, Belçika - Brüksel ve Singapur'da uygulanır. Kontrolü ise İsviçre Basel'deki ‘Uluslararası Ödemeler Sistemi’ tarafından yapılır. Dünyadaki bütün merkez bankalarını da kontrol eder. Başkaca finansal savaşın artık resmen binlerce yıldır sadece askerlerin ve silahların bulunduğu savaş sahnesinin merkezine yerleştiği ifade edilirken, yine finansal savaşın dünyanın ilgisini çeken hiper stratejik bir silah haline dönüştüğü de vurgulanmaktadır. İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü'nden fizik ve matematik bölümünden üç akademisyen 2011 yılında, dünyadaki 37 milyon şirketi incelemek ister ve 43 bin çok uluslu şirketin dünya ekonomisinin %42'sine sahip olduğunu görürler. Bu 43 bin şirketin sahibini de araştırdıklarında 1318 holdinge ulaşırlar. Bu 1318 çok uluslu holdingin ulus üstü sahibi kim diye araştırdıklarında ise, sadece 147 adet finans kuruluşu ve bankanın dünya ekonomisinin %42'sine sahip olduğunu görürler. Nitekim 2008 krizi ile birlikte 2014 yılının sonuna kadar Amerika'da piyasadaki dolaşan para dört trilyon olmuştur. 1776 yılından 2008 yılına kadar 827 milyar dolar olan para, 2008 - 2014 yılları arasında 4 trilyon, bu para bir yerlere yedirilmek zorundadır. Bir yerlerde tutuluyor olmalıdır; ancak en nihayetinde enflasyon diye patlayacaktır. Krizlerde 'ekonomik yaratıcı yıkım siyasi karışıklığı, siyasi kargaşa yeni dünya düzenini doğurur' denmektedir. Amerikan doları 1944 yılından 1971 yılına kadar altına bağlı idi. Fakat 1971 yılından sonra doların altın ile bağını kestiler. Yani altın karşılığı piyasada dolar vardı. Hatta Kennedy bunun karşılığında yüzde yüz para basmak istediği için, içine İsrail'in karıştığı, bankerlerin karıştığı, bir kısım para baronlarının karıştığı bir oluşum tarafından öldürüldüğü iddia edilmektedir. Banknot parası iradî paradır. Arkasında sağlam bir hükümet, sağlam bir ekonomi varsa o para saygı görür. Bununla birlikte Amerika’da 37 milyon kişinin sosyal güvenliği olmadığı, 49 milyon kişinin aş evinden yemek yediği ve nüfusunun %11'i okuma yazma bilmediği de görülür. Yani bilinen Amerika'nın dışında bir başka Amerika vardır. Almanya'nın İkinci dünya savaşından bu yana Amerika'da üç bin beş yüz ton altını bulunmakta fakat Amerika vermemektedir. Yine aynı şekilde Londra’da kendi bankalarındaki paraları vermemektedir. Bütün bunlar gözlemlendiği zaman küresel sermaye dev şirketleri ile dünya politikasına nasıl yön veriyor, hangi ülkenin batırılıp, hangi ülkenin kalkınacağına kimler nasıl karar veriyor görülmektedir. Hatta ülkelerin doğal kaynakları nasıl ele geçiriliyor, borç batağına itilen ülkeler nasıl batırılıyor, küresel güçlerin çıkarlarına uymayan liderler nasıl bertaraf ediliyor, bunca oyun niçin kuruluyor esasen net bir biçimde anlaşılıyor. Peki, Türkiye’de yükselen dolar kimlerin cebini dolduruyor? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.208 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.