Türkiye Hâlâ 1 Mart'ın Bedelini mi Ödüyor?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 12:38:48


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye Hâlâ 1 Mart'ın Bedelini mi Ödüyor?  (Okunma Sayısı 646 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 12 Ekim 2017, 13:10:22 »

1 Mart tezkeresinin üzerinden 15 yıla yakın bir süre geçti. Hâlâ da gündemdedir. 1 Mart'ta ne oldu? Bunu anlayabilmek için kısa bir özet geçmelidir. Şimdi en büyük müttefikiniz bir güney komşunuzu işgal etmeye hazırlanıyor. Bu ihtilafın çıkmasında en ufak bir dâhiliniz yok. İhtilafın bir sıcak çatışmaya dönmesini önlemek imkânınız yok. Fakat böyle bir çatışmanın bütün olumsuzluklarını yaşayacak bir ülkesiniz. Müttefikiniz geliyor, çatışmanın daha kısa sürede sonuçlanması için kuzeyden Türkiye üzerinden ikinci bir cephe açalım diyor. Müzakereler başlıyor.

Her askeri harekâtın bir siyasi amacı ve hedefi olmak durumu vardır. Neydi Türkiye'nin siyasi amaç ve hedefleri? Üç noktada toplanıyordu. Birincisi Kuzey Irak'ı Türkiye'ye karşı bir saldırı cephesi olarak kullanan Pkk'yı kolay kolay belini doğrultamayacağı bir darbe vurmak, ikincisi Irak'taki Türkmenlerin güvenliğini ve savaş sonrası yeni siyasi mimaride hak ve hukuklarını korumak, üçüncüsü de Irak'ın yeni anayasasında ülkenin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı temelinde kuzeyde bağımsız bir kürt devleti yapılaşmasını önlemek idi. Bu üç siyasi amaç ile yola çıkılmıştı.

Pkk bugün Kuzey Irak'ı bir saldırı üssü olarak kullanmakta, Kandil'den ve Kuzey Irak'tan da çıkıp, başta Sincar olmak üzere Kerkük'e, Telafer'e hatta Tuzurmatu'ya kadar uzanan bölgelerde varlığını hissettirmektedir. Türkmenler ise Irak'ın fiilen üçe bölünmesi Türkmenleri de bölmüş, Türkiye ile bağları koparılmak istenmiş, Irak anayasasında kuruluşunda Irak'ın üç asli unsurdan biri olan Türkmenler bugün Ermenilerle, Keldanilerle aynı konuma düşürülmüştür. Barzani ise bağımsız devlet olma yolunda nihai adım sayılabilecek bir bağımsızlık referandumu yapmıştır. Bu tabloya bakıldığında eğer T.B.M.M. 1 Mart günü tezkereyi kabul etse idi, Barzani devletleşme yolunda bu mesafeyi almazdı. Pkk kolay kolay Türkiye'ye çok ciddi bir tehdit teşkil edecek konumda bulunmazdı. Irak Türkmenleri de Irak'ın kurucu unsuru olarak yeni anayasada hak ettiği yeri alırdı deniliyorsa o zaman 1 Mart'ta Meclis tarih yazmamış, Barzani'nin iddia ettiği gibi, tarihin başka türlü ve Türkiye tarafından yazılması imkânını heba etmiştir.

Türk - Amerikan ilişkilerinde 1 Mart çok önemli bir kırılma noktası olmuştur. Nitekim bunu Süleymaniye'de Türk askerinin başına çuval geçirilmesi hadisesi takip etmiştir. İlişkilerin bir türlü düzelemediği sürece baktığımızda 1 Mart'ı bu açıdan bir milat olarak kabul edebiliriz. Amerika'nın böyle bir yaptırıma gitmesi, konsolosluk görevlisinin tutuklanmasını son derece haksız bir uygulama ve kendisine karşı bir şantaj, Gülen'e karşı burada birilerinin rehin alınması gibi algıladığını söylüyor.

Büyükelçi ise benim kararım diyor. Herkes biliyor ki, bir büyükelçinin böyle köklü bir karar verme yetkisi yoktur. Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkiler kaçınılmaz olarak kopmaya doğru gitmektedir. Tabii geçmiş dönemde Johnson mektubu dönemi barış harekâtı Kıbrıs sonrası Amerika'nın askeri ambargo uygulaması hep kırılma noktaları idi. Fakat bugün yaşanan kriz bunlardan pek çok yönü ile farklıdır. Çok daha ilerisi için endişe verici nitelik taşımaktadır. O gün TSK’ya yapılan ambargo bu son vize kararı ile Türkleri doğrudan cezalandırılıyor. Suriye'de Pkk'nın Suriye kolu olan Pyd'yi stratejik ortak olarak görmesi ve Işid'e karşı harekâtlarda bir kara ordusu olarak kullanması ve ileride Türkiye'ye çevrilecek ağır silahlarla kendilerini donaltması, bir başka unsur Fetö'yü teslim etme konusunda ipe un sermesi var. Fetö'nün bugün hâlâ en büyük gelir kaynağı olan eğitim faaliyetlerini kesintisiz ve engelsiz sürdürmesine imkân sağlaması, ilave olarak Zarrap davasında Halk bankası müdürü ve bir eski bakanı da içine alacak şekilde genişletilmesini sayabiliriz.

Bunların yanı sıra Türkiye'nin İran ile yakınlaşması, Rusya'dan S 400 füzelerini alması ilişkileri germiştir. Amerikan büyükelçisi Amerikan yönetiminin karar izni olmadan böyle bir yetki kullanamaz. Washington'da alınmış bir karardır. Bu kararı almasının tek nedeni Fetö bağlantısıdır. Burada Amerika'nın endişesi açıktır. Fetö ile Amerika'nın bulaşıklığını ortaya çıkaracak bir süreç işlemektedir. İmam olduğu söylenen Adil Öksüz'ün Abd konsolosluğu tarafından aranmış olması, Amerikan generalinin darbe girişimine karışanlarla olan ilişkisi bütün bunlar Amerika'nın bir şekilde Fetö ile farklı bir düzlemde bir ilişkili olduğu konusunda makûl şüphenin ötesinde kuvvetli şüphe unsuru sayılabilecek gelişmelerdir.

Bu vize kararı Abd büyükelçisinin kendi insiyatifi ile aldığı bir karar değildir. Nitekim dün yaptığı yazılı açıklamasında çok ibret verici şu satırlar yer alıyor: 'Bu vize anlaşmazlığı sorununun ne kadar zaman içinde çözüleceğini bilemiyorum. Amerikan ve Türk makamları arasında gözaltına alınanlarla ilgili sürdürülen görüşmelerin sonucuna bağlıdır.' diyor.

Sizce Türkiye hâlâ 1 Mart'ın bedelini mi ödüyor? Teşekkürler.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #1 : 12 Ekim 2017, 14:50:02 »


Çok yerinde bir tespit ile gündemi özetleyen güçlü bir yazı kaleme almışsınız. Var olun Çi-Çi kandaşım..

Kuşkusuz, askeri stratejiler, ABD politikalarının uygulanmasında hayati önemini korumaya devam etmektedir.

ABD’nin “Yeni Amerikan Yüzyılı” projesi kapsamında stratejilerinin temel dayanak noktaları Avrasya Stratejisi’nden geçmektedir. Ancak ABD, söz konusu stratejiyi uygularken, geçmiş dönemde Vietnam’da karşı karşıya kaldığı stratejik zaafla karşılaşmak istememekte ve Avrasya’ya yönelik stratejik müdahalelerini kendi var ettiği suni yapılanmalar ile birlikte gerçekleştirmek istemektedir.

ABD, Avrasya içerisindeki diğer büyük güç unsurlarını, yeni güç dengeleri kurmak suretiyle pasifsize etmeye çalışmaktadır. Bu süreç içerisinde, BM dengeleyici ve belirleyici konumun alt yapısını hazırlarken, NATO vurucu gücü ve askeri garantörlük kurumunu oluşturmaktadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
BAYCU NOYAN
Kurultay Bozkurdu
Normal Üye
*****
ileti Sayısı: 605



« Yanıtla #2 : 12 Ekim 2017, 15:58:04 »

Böyle bir başlığı, böyle bir zamanda yani tam zamanında açmış olduğun için varol Çi-Çi!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.