Türkiye Açısından Nato Zirvesi Nasıl Geçti?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 26 Ocak 2020, 15:11:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye Açısından Nato Zirvesi Nasıl Geçti?  (Okunma Sayısı 1355 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 11 Eylül 2014, 19:46:10 »

Galler'de yapılan zirveye 60'tan fazla ülke katıldı esasen Nato’nun 28 üyesi var. Berlin duvarının yıkılışı ile birlikte, 1980'li yılların sonunda yeni bir biçim ihtiyacı doğmuştu. ‘Nato'nun hâlâ bir işlevi var mı?’ diye düşünülüyordu, ‘Nato devam edebilecek mi, Nato'yu nasıl şekillendirmek zorundayız, Nato gibi bir büyük savunma paktına ihtiyaç gösterecek bir güvenlik problemi var mı, bir tehdit var mı?’ diye düşünülüyordu. Sonrasında çeşitli önemli kavram değişiklikleri ile Nato'yu yeni şartlara uyumlu hale getirmeye çalıştılar. Nato 28 ülke ama ana çekirdekten farklı olarak yeni bağlantı kanalları oluşturdu. Örneğin ‘Barış için ortaklık’ projesi çerçevesinde eski Sovyet cumhuriyetlerine doğru açıldı, oradaki ülkelerin birer birer yeni kimlikler edinmesi ile, sonra bir Akdeniz anlaşması oluşturdu. Kuzey Afrika ülkelerine doğru açıldı.

Özellikle TransAtlantik Avrupa ile Amerika arasında ve bunun Asya uzantısı arasındaki ilişkileri tamamlayacak birtakım girişimler oldu. Bir de İstanbul girişimi ile birlikte Ortadoğu ülkelerine doğru Bahreyn - Katar gibi açılımı oldu. Nato bilindiği gibi soğuk savaş döneminin katı, anti Sovyet, anti Varşova yapılanması değil, başka işlevler de edinen, çok geniş bir güvenlik çemberi oluşturan yeni bir yaklaşıma sahip oldu. Bugün gelinen noktada Kuzeyde Ukrayna meselesi çok alevlenmiş durumda, masadaki en önemli maddelerden biri Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkiler, Nato'nun, Rusya'nın olası yayılma potansiyeline karşı nasıl bir hareket izleyecek? Çünkü Rusya ile Avrupa ülkeleri arasında Türkiye'de bunların içine dâhil, çok önemli enerji bağlantıları var. Soğuk savaş dönemindeki kadar katı bir biçimde anti Rus konumlanamıyor hiçbir Avrupa yakasındaki Nato üyeleri. İkincisi aşağıda güney bölgede Işid meselesi var ki, Nato'nun sınırına dayanmış durumda, Türkiye ile artık komşu hale gelmiş olan, halifelik ilan eden, terörle özdeşleşmiş bir devlet oluşumu var.

Bir başka mühim konu Afganistan meselesi, İsaf'ın görev gücü bitiyor, onun yenilenmesi lâzım, Afganistan'daki seçim sonuçlarının ilan edilmesi ve yeniden imzaya açılacak, Nato gücünün oradan çekilmesi halinde burada nasıl bir yapı olacağı çok daha hâlâ bilinmiyor. Yeniden Irak ortamına doğru dönüşebilecek bir durum var orada, çünkü El kaide tipi ya da Işid tipi yapıları bertaraf etmek öyle düzenli ordularla pek mümkün değil, bunlar yerel halk oluyorlar. Çoğunlukla, yani orada bir kısım insan kendini intihar bombacısı olarak konumlandırıyor, patlatıyor, insanlar ölüyor ama diğer yandan da yüzlerce kimsenin desteğini arkalarına alıyorlar, birtakım şeylere tepki duydukları için de bu örgütlerin arkasına düşüyor insanlar. Nato'nun böyle bir endişeyi giderecek bir yapısı yok. Yani hâlâ düzen kuramıyor ve üstelik bilinmeyen topraklar, çok fazla yanıltıcı ilişkilerin olduğu topraklar. Nato'nun koruması gereken alan Avrupa idi, ama alan dışı müdahale anlayışını geliştirerek, soğuk savaş döneminde tanımladıkları coğrafyanın dışına çıkan yeni bir izlenecek yol kavramı geliştirdiler, artık Nato'nun BM'den daha kolay harekete geçebilen bir yapısı var. Nato'yu nerede ise, Rusya'nın dünya arenasından kısmen çekildiği bir dönemlerde tıpkı bir güvenlik aygıtı gibi konumlandırmaya başladılar.

BM'nin yetersiz kaldığı, durduğu noktalarda Nato müdahalesini, BM desteği ile harekete geçirilebilir bir noktaya doğru gittiler. Fakat her zaman gönüllüler koalisyonunu kurmak mümkün olamayabiliyor.

Meselâ Irak'ta kısmen sözde başarabildiler ama bazen de gönülsüzler çıkabiliyor. Şu anda ortadaki ana soruna ne Ukrayna'ya ne de Işid meselesine öyle gönüllü bir şekilde katılmaya hazır bir devlet yok. Yani Amerikalılar ısrarla kendi ortaklarından destek bekliyorlar ki, bunlardan biri Türkiye ama Türkiye açısından da çok ciddi kısıtlar var. Nato'nun kanat ülkesi olarak Işid ile karşı karşıya gelmeyi hiç tercih etmiyor sadece rehineler yüzünden değil ama bu coğrafyanın içinde bir savaşa dâhil olunduğu zaman bütün toprak alanı hedef haline geliyor ve oldukça riskli bir dönem, bir yandan Nato üyesi olarak birtakım yükümlülükler var.

Birtakım ilişkiler var fakat bir yandan da Nato'nun kullandığı bir güç olarak, esasen savaşa tampon ülke olarak girmesi bekleniyor eğer girerse, bu nedenle Işid meselesi ciddi, keza Ukrayna için de aynı şey geçerli, meselâ Kırım ile ilgili bir hassasiyet var. Nato çerçevesinde de birtakım yaptırımlar gündeme geliyor uygulanması gereken ama Türkiye'nin Rusya ile 40 milyar doları aşkın bir ticaret hacmi var. Türkiye’nin, Rusya'yı bir anda kenara itip, soğuk savaş modelindeki gibi Batı ittifakının içine yerleşeceği bir durumu da yok, çok ciddi bir dönem.

Türkiye açısından Nato zirvesi nasıl geçti? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.