Bugün Yaşananlar Esasen Bir Soğuk Savaş mı, Sıcak Savaş mıdır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 30 Mayıs 2020, 05:26:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bugün Yaşananlar Esasen Bir Soğuk Savaş mı, Sıcak Savaş mıdır?  (Okunma Sayısı 1586 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.344



« : 01 Nisan 2015, 22:51:31 »

Geçtiğimiz günlerde Rusya'nın Avrupa konvansiyonel kuvvetler antlaşmasından çekildiğini ilan etmesi soğuk savaşın tekrar başladığı tartışmalarını gündeme getirdi. Rusya ile Batı arasında Ukrayna ve Kırım ekseninde yaklaşık bir yıldır devam eden gerginlikte yeni safhaya geçildi. Soğuk savaşı başlatan ve onu sürdüren denge konvansiyonel güçler üzerinden değil daha ziyade nükleer güç üzerinden tanımlanır. Yani o dönemde her iki  tarafın elinde de olağanüstü kapasitelerin var olması ve karşılıklı kabul edilemeyecek bir tahribat yeteneğine kavuşmuş olmaları dolayısıyla her iki tarafında bir savaşa başvurmadıklarını ve bunun bir denge oluşturduğunu nükleer yıldı dengesi dediğimiz unsurun oluştuğu söylenir. Bir de bunun konvansiyonel kısmı var. Nükleer olmayan silahları konvansiyonel silah olarak tanımlıyoruz. Savaş uçakları, saldırı helikopterleri, zırhlı araçlar, tank, top, tüfek gibi bunlar Akka Antlaşmasının içeriğini oluşturan unsurlar idi. 1989 Berlin duvarının yıkılışı hemen arkasından Akka antlaşmasının imzalanması esasen 1985 yılında Gorbaçov'un iktidara gelişi ile birlikte başlayan bir sürecin devamı olarak tanımlanmakta idi. Bunlar simgesel şeyler. Yani Akka antlaşması savaşı bitiren antlaşma değildi. Soğuk savaş bittiği için bu da antlaşmalardan bir tanesi diye düşünülmekte idi. Fakat antlaşma 16 Nato ülkesi ile 6 Varşova paktı ülkesi arasında imzalandı. Varşova paktı ortadan kalktı. Üstelik zaman içerisinde birtakım Varşova paktı ülkeleri Nato üyesi haline geldi. Nerede ise Rusya dışında hepsi, birçok değişiklikler oldu. Hem dünya dengelerinde bir değişiklik oldu hem de silah dengelerinde, savaş gücü potansiyellerinde çok ciddi değişiklikler söz konusu oldu. Bu antlaşma 1999 yılında bir daha revize edildi. O sırada Rusya'nın hem Gürcistan hem Moldova meseleleri nedeni ile Amerikalılar aslında ilk Akka antlaşması ile ilgili pürüzleri çıkaran taraf onlar oldular. 2011 yılının Kasım ayında Amerika, eski Varşova paktı ülkeleri ile arasındaki bu antlaşmayı geçerli sayacaklarını ama Rusya ile ilgili bu konunun geçerli olmadığını ilan etti. Bu antlaşmanın özü bu söz konusu konvansiyonel silahlarda indirim, sınır noktalarından yani Nato ile Rusya arasındaki sınır bölgelerinden bunların çekilmesi, karşılıklı denge, karşılıklı bildirim. Yani yeni üretilen silahlar hakkında karşı tarafa bilgi verilmesi, şeffaflaşma, herkes bilerek ona göre davranacaktı. İlginç olan meselâ nükleer silahlarla ilgili olarak da bakıldığında genellikle saldırı silahlarının değil, savunma silahlarının indirimine gidildiği görülmektedir. Esas mesele saldırı kapasitesinin yüksek olmasının ve savaşı engelleyen asıl sebep olduğu düşünüldüğü için yani karşı tarafın tahrip gücü arttıkça savaşa başvurma ihtimali azalmaktadır. Bu nedenle savunma silahlarını azaltıp, saldırı kabiliyetlerini yüksek tutarak bunu dengelemek yoluna gittiler. 1972 yılındaki anti balistik füze antlaşması, büyük füzeleri engellemeden evvela o füzeleri avlayan füzeleri yasaklandı. İki tarafta zırhlarını çıkartmış olmakta idi. Ondan da Bush 2002 yılında çekildi. Çekilen taraf Abd oldu. Ruslar bakımından bakıldığında Akka antlaşmasını ihlal eden Amerika'dır. Böyle bir madde yok ancak Akka antlaşması iki tarafın varlığına dayalı ve karşılıklı silah indirimi, dengelenmesi, şeffaflanması içermektedir. Nato bir yandan yoğun bir biçimde Varşova paktı ülkelerini içine almakta, yani Rusya'nın altından bütün o dayanaklarını, müttefiklerini çekmektedir. Füze kalkanı projelerini geliştirmekte hatta bunu da getirip Rusya'nın sınırına dayama eğilimine girmektedirler. Bir parça da Ukrayna'da problem çıkmasının sebeplerinden bir tanesi de budur. Gelinen noktada nasıl olsa Rusya soğuk savaşı kaybetti derken adım adım Rusya'dan boşalan bütün alanlara hızlı bir biçimde kayma söz konusu oldu. Rusya'nın bugün geldiği nokta zaten 2007 yılından bu yanan askıda olan bir antlaşmayı açıkçası deklarasyon yapmak ile ilgili. Ukrayna'ya bu son kararın alınmasında Abd'nin ya da diğer Nato ülkelerinin asker, silah yardımı yapmalarının gündeme gelmesi ile de ilgisi var. Ukrayna olaylarının başından beri meselâ Gorbaçov 'bu bir sıcak savaşa gidebilir, bırakın soğuk savaşı bu gelimeler eğer karşılıklı olarak diplomatik yöntemler gündeme getirilmezse bir sıcak savaş olabilir' diyor. Dünyanın en kritik çatışma bölgelerinde her iki tarafında müdahil olduğu bölgeler buralar. Abd ve Rusya'nın bugün Suriye'de de eli var Ukrayna'da da elleri var. Bakıldığı zaman Kırım ve Ukrayna Rusya'nın kontrolüne bırakılmış benzer bir durumda gibi. Suriye'de müttefiklerin bombardımanına bırakılmış benzer bir durumda gibi. Fakat alttan her iki tarafta karşı tarafa oynamaktadır. Rusya'nın Ortadoğu'daki aktiviteleri göz ardı edilmektedir. Ortadoğu alanı sadece bir stratejik enerji alanı değil, şu an savaşın en şiddetli olarak devam ettiği cephe alanlarından bir tanesi. İstihbarat alanları ile oradalar, askeri güçleri ile oradalar, Tikrit'te bile Amerikalı askerler var.

Bugün yaşananlar esasen bir soğuk savaş mı, sıcak savaş mıdır? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.072 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.