Türkiye'de Balıkçılık Yönetimi Konusu Nasıldır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 05:28:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkiye'de Balıkçılık Yönetimi Konusu Nasıldır?  (Okunma Sayısı 692 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 14 Ekim 2017, 15:32:03 »

Balıkların dinlenmek ve doymak üzere bekledikleri sırada bilhassa son yıllarda gemi kadar büyük olan gırgır teknelerinin bir inişte 200 metrelik çapı olan mantar yakaları ile tonlarca balığı bir seferde kaldırıp, o dinlenmek üzere olan balığı üzerine iniyor tonlarca balığı bir hamlede götürüyorlar. Her yıl aynı olay yaşanıyor.

Balığın dinlenme ve doyma esnasında büyük gırgır teknelerinin gelip alttan kaldırıp kurşun yakalarla bunları olduğu gibi yukarı çekmesi kadar insafsızca başka bir şey olmaz. Balık göçleri üç nedenden dolayı oluşmaktadır. Birincisi beslenme ikincisi üreme üçüncüsü de iklim koşullarının değişmesi nedeni olan göçler.

Dip balıklarının veya tabansal balıkların Kalkan, Mezgit gibi balıkların göçü ile Atlantik orijinli (kökenli) olan balıkların göç stratejileri farklıdır. Dip balıkları sığ su ile derin su arasında yapılan bir göçtür. Bu göçler meselâ Kalkan balığını ele alalım. Kalkan balığı İlkbahar’da yumurtlama göçü yapmak için suların ısınması ile beraber sahile doğru gelmiş olduğu bir göçtür. Sahile yaklaştığında yumurtalarını döker ve yaz dönemini o sığ sularda geçirdikten sonra havaların da soğuması ile beraber yaz döneminin sonunda bu defa derin suya doğru göç eder.

Yüzeysel balıklarda örneğin Hamsinin sıcaklığa bağlı olarak dağılımı söz konusudur. Kışın bunlar havaların soğuması ile beraber bir araya gelip güneye doğru inerler fakat İlkbahar’dan sonra Yaz döneminde ise dağınık olarak bulunurlar. Bu yüzden Yaz mevsiminde dağınık olan sürüyü balıkçıların avlaması mümkün değildir. Atlantik veya Akdeniz kökenli balıklar Ton balığı, Orkinos balığı, Uskumru balığı, Kılıç balığı, Kolyoz balığı, Torik balığı, Palamut balığı bunlar Atlantik orijinli balıklardır.

Bunların iki göçü vardır. Birincisi aşağıdan yukarıya göç, Akdeniz’den Çanakkale ve Marmara denizi ve İstanbul boğazı aracılığı ile Karadeniz’e çıktığı göçe denir. Bu tamamen beslenme ve üreme ile ilgili bir göçtür. Bu balıklar genelde iki etapta yumurta dökerler. Birinci etap Marmara denizine girince, tekrar İstanbul boğazı yolu ile Karadeniz’e geçer. Karadeniz’de de ikinci yumurtlamasını yapar. Bu döngü sürekli devam eder. Atlantik orijinli balıkların en mühim özelliği düşük su sıcaklığına tahammül edememeleri ve tolerans gösterememeleridir.

Sonbahar’a girerken denizdeki iklim koşullarının değişmesi nedeni ile su sıcaklığının düşmesi bu balıkların da acele olarak Karadeniz’i bırakıp boğazlar yolu ile Marmara’ya geçmesine neden olur. Bu göçü yaparken sıcaklık seviyesine uygun şekilde gider. Örneğin Lüfer balığı 15 derecenin altında olduğu zaman gider. Atlantik orijinli balıkların dönüşe geçme, yukarıdan aşağıya göç demektir. Türkiye’deki balıkçılığın temelini oluşturan bu Atlantik orijinli balıklardır. Ticari değerleri bir hayli yüksek olduğu için balıkçının da ekonomik yönden kalkınmasına zemin yaratmaktadır. Bu göçler balıkçıların çok kolay avlanmasını sağlıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken özellik eşeysel olgunluğa gelmemiş olanları avlamamak, eşeysel olgunluğa gelenleri avlamak, üreme sahasını bulamayacak balıklar avlanmamalıdır.

Her balık yaşamı boyunca bir defa döl verecek şansı bulmalıdır. Her balık bir defa döl verme şansına ulaşırsa o balık avlanabilirdir. Bunun ekonomik yönden de avantajı var. Üreme dönemine ulaşmamış olan balıklar küçük olarak avlandıkları için bunların avcılığı bir yerde verimsizliğe neden oluyor. Çünkü bunlar avlanmamış olsalardı örneğin Lüfer balığının isimlendirmesi vardır.

Boy gurubuna göre, Defne yaprağı, Çinekop, Sarı kanat ve Lüfer. Şimdi bunların en ideal şekli Çinekop ve Kofano iken avlanılmasıdır. Ama Türkiye’de olan uygulama Defne yaprağı, Çinekop ve Sarı kanat’ın kural dışı avlanmasıdır. Defne yaprağı dediğimiz küçük balıklar aşağı yukarı 20 adeti 1 kilogram gelir. Yani her balık 50 gram, bunun 50 gram iken avlanması kurallara aykırıdır. Aylık bebeğin veya kreşe gitmeyen bebeğin devre dışı bırakılması demektir. Stokları çökerten bir uygulamadır. Oysa bu sürdürülebilir değildir. Anaç balıkların varlığını sürdürmeleri gerekir. Ancak dişi ve erkek balıkların varlığını sürdürmeleri hâlinde sürdürülebilir olunabilir.

Türkiye’de balıkçılıkla ilgili kaynak yönetiminin çağdaş yönetildiğini söylemek mümkün müdür? Türkiye'de Balıkçılık Yönetimi Konusu Nasıldır? Teşekkürler.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
Kurultay Bozkurdu
Türkçü BOZKURT
*****
ileti Sayısı: 8.834


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 14 Ekim 2017, 16:18:59 »

Muhteşem bir anlatım bir anda okudum ve bu milletimizin en büyük sorunlarından biridir aslında.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #2 : 14 Ekim 2017, 17:34:26 »

"Rakısız balık olmaz" şeklinde bir ifadeye rast geleceğimi düşünerek heyecan ile okudum... Göz Kırp
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.