Türk Milleti'ne Yavuz mu, yoksa Şah İsmail mi daha çok hizmet etmiştir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Ocak 2020, 23:13:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Milleti'ne Yavuz mu, yoksa Şah İsmail mi daha çok hizmet etmiştir?  (Okunma Sayısı 30641 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Teñrikut
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 10


« : 04 Nisan 2010, 19:47:50 »

Bugün kafamı karıştıran bir soruyu birkaç Türkçü Bilgi bağında değerli Türkçü arkadaşlarıma soruyorum.



Merhabalar,

İlk mesajımın böyle sorulu ve değişik tarzda olmasından dolayı öncelikle özür dilerim.

Kendimi bildim bileli Türk Milliyetçisiyim. Adım Muhammet Çelik Sinop'ta çalışmaktayım.

Belki sitenizden bir veya birkaç arkadaşla daha önceden rastlamışlığımız vardır.

Daha önce ettiğim bazı Türkçü muhabbetlerde Şah İsmail'i Türk Birliğini kurmaya çalıştığı için Yavuz Sultan Selim'e tercih eden arkadaşlar görmüştüm.

Ancak bugün bitirdiğim İsmail adlı kitaptan sonra bu soru aklıma geldi...

Sonrada haliyle Türkçü sitelere üye olarak arkadaşlara bu soruyu sormayı düşündüm.

Sizin bildikleriniz nelerdir?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KANIKEY
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 04 Nisan 2010, 21:11:29 »

C şıkkı.........
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 04 Nisan 2010, 21:13:19 »

Bencede  ''C'' şıkkı kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 04 Nisan 2010, 22:00:45 »

Öncelikle, Türkçü-Turancı Otağ'a hoş geldiniz.

Her iki Sultan hakkında da kitaplar dolusu bilgiye sahip olmamam ile birlikte kendi bildiklerim doğrultusunda sorunuza bir cevap vermeye çalışayım..

Birincisi, Türk tarihini tahlil edip, yorumlamaya tabi tutarken o zamanın koşullarının ışığında çıkarımlarda bulunmamızın elzem olduğunu düşünüyorum. Tarihteki misyonları farklı olan şahıslar belki de bir rol değişikliği vuku bulsaydı birbirlerinin yapamadıklarını becerebilmeye malik olabilirlerdi. Şimdi bu bakış açısının izinde bir kaç kelam edeyim;

Yavuz Sultan Selim kudretli, otoriter ve disiplinli bir padişahtı. Sert mizacı ve isteklerine ulaşmasındaki azmi sayesinde Yeniçerilerin bile gözünü korkutabilmeyi başarabilmişti. Bunların yanında harikülade bir cengaverdi de.. Buraya kadar her şey güzel.

Fakat, Osmanlı hanedanının bir zaman sonra değişmez politikası haline getirdiği '' Türkmen korkusundan doğan Türk karşıtlığı'' ülke içerisindeki azınlıkların haketmediği mertebelere getirilmesine, buna paralel olarak da devletin asli unsuru olan Kızılbaş Türkmenlerin kendi öz yurtlarında üvey evlat muamelesine tabi tutulmasına neden oluyordu. Doğal haliyle Türkmenlerde de Osmanlı hanedanına karşı antipatik bir duygu hali vücuda gelmiş oluyordu.

Yavuz Sultan Selim Han zamanına kadar ''din'' ülke içerisinde ayrımcılıklara sebep teşkil edebilecek kabiliyette bir mefhum değildi. Hatta 2.Murat'ın Şamani olan Cengizlilerin ruhuna mevlüt okutması tassup anlayışının henüz yaygınlaşmadığının güzel bir örneğidir.

Velakin, Yavuz'un sürekli doğuya sefer düzenlemesi, kendi topraklarını korumaya çalışan başka bir Türk büyüğünün de(Şah İsmail) harekete geçmesine neden olacaktı. Şah İsmail, bir kaç yönü ile Osmanlı hanedanından ayrılıyordu. Birincisi, İsmail Farsi toplulukların yoğun olarak yaşadığı bir bölgede olmasına rağmen Türkçe konuşuyor, Türkçe yazıyor ve Türklüğü ile her daim övünüyordu. Buna karşılık Türklerle dolu olan bir coğrafyada hüküm süren Osmanlı hanedanıysa Türklüğü inkar ve tahkir ile Fars-Arap özentiliğinin doruğundaydı.

Müteakip gelişen hadiselerde Şah İsmail, Osmanlı'nın devlete küstürdüğü Türkmenlere kucak açarak onları himayesi altına aldı. 1514 Çaldıran savaşı'nda kızılbaş Türkmenlerin Şah İsmail'den yana saf tutmaları arada var olan soğukluğu ebedi bir düşmanlığa çevirdi. 1517 Ridaniye ile hilafetin Osmanlı'ya geçişi ve devletin resmi olarak ''sunni'' bir hüviyete bürünmesi, Kızılbaş Türkmen katliamlarının devşirme Şeyhülislamların fetvaları ile yasal hale getirilmesine neden oldu. Bu gayri-milli düşünüşün yaratmış olduğu rezilliğin son merhalesi ise, soydaşlarımızın yok edilme emrinin bizzat Yavuz'un eliyle alçak bir Kürt olan ''İdris-i Bitlisi''ye verilmesi olmuştur. Bazı görüşlere göre 40 bin dolaylarında Kızılbaş Türkmen yok edilmiştir. Kıyıma uğramak istemeyen Türkmenlerin büyük bir bölümü de dağlara kaçarak Kürtlerin arasına karışmış, bazıları da inanç değişikliğine başvurarak canını kurtarabilmeyi başarabilmiştir.

Türk milletine Yavuz mu yoksa İsmail mi daha çok hizmet etmiştir sorusuna dönersek; fethettiği topraklar ve Anadolu Türk siyasi birliğini sağlaması ile her ne kadar Yavuz Sultan Selim olumlu işler yapmış olarak gözükse de, devletin kan ve can vergisini fazlasıyla ödeyerek onu yücelten Türkmen unsurun dışlanması, hele ki yaşam hakkını ırksız bir piçin eliyle sonlandırmaya çalışılması onulmaz hatalar zincirinin birbirini takip ederek günümüz şartlarının da zeminini oluşturmasına büyük katkıda bulunmuştur.

Şah İsmail, her ne kadar Farsi etnisitenin çoğunlukta olduğu bir bölgede hüküm sürmüş olsa da, Türk'e ve Türklüğe vermiş olduğu önem ile bir çok milliyetçinin onun hakkında Yavuz'a nispeten daha olumlu düşüncelere sahip olmasına neden olmaktadır. Belki İsmail yaptıkları ile milletimizin kaderini Yavuz kadar değiştirmemiş olabilir. Bu, tarihin onlara çizmiş olduğu yazgının belirleyebileceği bir sonuçtur. Kanımca, bir rol değişikliği gerçekleşseydi ve Osmanlı tahtında oturan kişi Sultan Selim değil de Şah İsmail olsaydı, hem mazimizin hem de günümüz Türkiye'sinin yapısının çok başka bir mahiyette olacağı yadsınamaz bir gerçekliktir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
salur alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 207



« Yanıtla #4 : 04 Nisan 2010, 22:33:14 »

Bu gereksiz bir konudur bence.
Bu gibi hangisi iyi tartışmaları Türkçüler içinde mezhepçilik ve boyculuk düşüncelerini ömplana çıkarır.
Bu da aramızda ayrılıklara neden olur. Nasıl İsmail Yavuz'u yenerek birlik sağlamak istemişse Yavuz da pekala aynı şeyi yapmak istemiş olabilir.
Halbuki bu çarpışmalarda pratikte bir (hiç değilse belli bir coğrafyada) Türk birliği sağlanmış olsa da amaç birlikten ziyade mezhep mücadelesi gibi görünmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Teñrikut
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 10


« Yanıtla #5 : 04 Nisan 2010, 23:11:39 »

Bu gereksiz bir konudur bence.
Bu gibi hangisi iyi tartışmaları Türkçüler içinde mezhepçilik ve boyculuk düşüncelerini ömplana çıkarır.
Bu da aramızda ayrılıklara neden olur. Nasıl İsmail Yavuz'u yenerek birlik sağlamak istemişse Yavuz da pekala aynı şeyi yapmak istemiş olabilir.
Halbuki bu çarpışmalarda pratikte bir (hiç değilse belli bir coğrafyada) Türk birliği sağlanmış olsa da amaç birlikten ziyade mezhep mücadelesi gibi görünmektedir.


Sayın Salur Alp

Aslında bu tarz konular gereksiz değildir. Hatta gereklidir, bu tarz tarihi kaynaklar sayesinde geçmişte düştüğümüz hatalara bir daha düşmeyiz.

Aslında bu konuyu açmamın nedeni sizin belirttiğiniz konudur. Bence bir hatadır. Tekrarlanmaması için açılmalıdır.

Evet ikisininde Türk Milletine büyük zararı olmuştur. Ancak ikisi de Türk Milleti için Başbuğ ve Önderdir. Hataları bizim için ders hayatları ise önümüze ışıktır.


Bu arada

Sayın Batur Alp

Şah İsmail Kum'daki Şia Farsilerin mollalarını, başkenti Tebriz ve ülkesine getirterek Anadolu ve Azerbaycan hattı üzerinde kurulmuş olan Türkmen Aleviliğini fars şialığına karıştırmıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 04 Nisan 2010, 23:17:31 »



Sayın Batur Alp

Şah İsmail Kum'daki Şia Farsilerin mollalarını, başkenti Tebriz ve ülkesine getirterek Anadolu ve Azerbaycan hattı üzerinde kurulmuş olan Türkmen Aleviliğini fars şialığına karıştırmıştır.

Şah İsmail hakkında okuduğunuz kitap ümmetçi bir yazarın kaleminden çıkmışa benziyor. Konu hakkında pek bir bilgim yok ama Türk ırkını karışıma sokmadığı müddetçe üzerinde önemle duracağım bir mevzu değil. Birbirlerinin kutsal değerlerine hakaret edilmediği müddetçe, isteyenin istediğine inanması doğaldır.   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Teñrikut
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 10


« Yanıtla #7 : 04 Nisan 2010, 23:21:46 »

Okuduğum kitap Reha Çamuroğlu'nun Ümmetçi değil, Bilakis iyi bir Alevi Araştırmacısı. Ancak daha fazla kitap okumadığımı kabul etmem gerek.

Zaten asıl amacım tarihte düşmüş olduğumuz Mezhep kavgası durumundan ders almamız gerektiğini anlatmak. Bunu bir önceki mesajımda da belirttim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
tunga
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 129



« Yanıtla #8 : 05 Nisan 2010, 00:49:25 »

Yavuz Selim o dönemde her ne kadar büyük hatalar yapmış olsada Başbuğdu.Tüm Başbuğlar otoritesini koymak ve tüm Türk kabilelerini (Türkmen boylarını) birleştirmek zorundadır.

Başbuğa yani devlete karşı gelenler cezalandırılır.


   NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDİR,TEKDİR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Teñrikut
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 10


« Yanıtla #9 : 05 Nisan 2010, 08:00:49 »

Okuduğum kitap Reha Çamuroğlu'nun Ümmetçi değil, Bilakis iyi bir Alevi Araştırmacısı. Ancak daha fazla kitap okumadığımı kabul etmem gerek.

Zaten asıl amacım tarihte düşmüş olduğumuz Mezhep kavgası durumundan ders almamız gerektiğini anlatmak. Bunu bir önceki mesajımda da belirttim.


Reha Çamuroğlu aklına gelebilecek her türlü akımın içinde bulunmuş bir yazardır. 1986 yılında çıkan ilk anarşist dergi olan ''Kara''yı çıkaranlardandır. Sosyalistlikten anarşistliğe, alevi temsilciliğine, oradan sol liberalizme, sağ liberalizme ve sonunda kendi tabiriyle 'millici'liğe ve en son "hürriyetçi muhafazakarlığa" hızla iltihak ederek Türkiye'nin siyasi coğrafyasının tüm akımlarında kısa süre ikamet etmiş biridir. Alevi araştırmacısı falan değildir yani. Birkaç yıl önce DYP' den milletvekili adayı olmuştur. Fakat Mehmet Ağar kendisine verdiği sözleri tutmadığı için partiden istifa etmiştir. Son seçimlerde AKP' ye transfer olmuştur. Ayrıca yolunu bir türlü bulamayan bu karakterin yazıları zaman zaman Zaman gazetesinde yayınlanmaktadır.

Bu konuyla ilgili daha farklı yayınlar okumanı tavsiye ederim. Kitabını okuduğun yazar böyle bir adam. Ki bu örnekleri burada saymakla bitiremem.

Ayrıca Yavuz mükemmel bir padişah olsa bile öz be öz Türkmenleri dışlama politikasıyla hareket etmesi bu günlerin böyle olmasının en büyük sebebidir. Bizi dağıtan, Türk birliğini dağıtan en büyük sebeplerden biri Osmanlı Devleti' nin izlediği bu gibi yanlış politikalardır...

Şahsı detaylı araştırmadan kitabını okudum. Aslında farklı kaynaklardan da okumakta fayda var.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 2.227 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.023s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.