Türk Lirasındaki Bu Değerlenme Nedir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Ağustos 2020, 04:43:49


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Lirasındaki Bu Değerlenme Nedir?  (Okunma Sayısı 948 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« : 17 Eylül 2017, 23:32:16 »

Enflasyon yine çift hanede, bu yıl tek haneye inme olasılığı zayıf. Tek atımlık politikalar, devletin işsizlik seferberliği, vergi teşvikleri, kredi garanti fonu, bu gibi uygulamalar bir hareket yarattı. Paranın devir hızını biraz yükseltti. Birkaç ay sonra üçüncü çeyrek rakamlar açıklanacak. Bu da yedinin üzerinde çıkabilir.

Gerçekte ülkede gelir artmadı. Vergi teşvikleri uzatılsa, kredi garanti fonu yenilense, istihdam seferberliğinin süresini uzatsak bile 2018 büyüme rakamları parlak görünmüyor. Enflasyonda belirsizlik yüksek, büyüme rakamları parlak görünmüyor. Ocak ayı işsizlik rakamı yüzde 13 idi. Mayıs ayında 10.2’ye kadar gerilemişti. Bu tek atımlık önlemler sayesinde, devlet meslek edindirme kurslarına başvuranları alıyor. Bu kişilere maaş veriyor. İstihdam ediyor görünüyor. Birtakım çalışanların maaşlarının 700 TL.’ye yakınını devlet karşılıyor. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Bu rakamın aşağı gelmesine büyük katkı yaptı. Yoksa sanayide istihdam artmadı. Yeni yatırım söz konusu olmadı. Talebin öne alınması gelecekte daha ciddi sıkıntılar yaşama olasılığını da arttırıyor.

Kura gelirsek, yılın üçüncü çeyreğinde Türk Lirasının daha değer kaybedeceği düşüncesi dünyadaki gelişmelerle ilgili idi. Bir sürpriz oldu. Çin yuanının değer kazanacağı beklenmiyordu. Dünyada bunu bekleyen hiç kimse yoktu. Çin yuanı 6 90’dan 6 46’ya kadar geriledi. Bu piyasa dinamiği değil. Çin yönetimi izin verdiği için oldu. Bu yuronunda yükselmesine destek verdi. Dolar tüm paralara karşı geriledi. Gelişen ülke paraları da bu durumdan etkilendi. Bu gelişme bize bir bilgi daha verdi. Çin artık döviz piyasalarında en az Amerika kadar etkili. Güç dengelerindeki değişimin bir işareti bu, fakat Çin net bir mesaj verdi, yuanın açığa satılmasını engelleyen kuralları kaldırdı. Yuanın daha fazla değerlenmesini istemiyorum mesajı verdi. Şu an bir tedirginlik var. Dolar yeniden yükselebilir. Tahvil faizleri yükselebilir. Çünkü Amerika Fed faizi yükseltebilir.

Eylül ayının ikinci yarısı çok yoğun gelişmelere gebe, Kuzey Irak’taki gelişmeler, Almanya’daki seçimlerin sonuçları, Merkel kazanırsa Türkiye ile siyasi süreç düzelecek mi? Son zamanlarda uluslararası yatırım bankaları Türk Lirası lehine yatırım tavsiyelerinde bulunuyor. Faizi cazip diyorlar. Örneğin Brezilya’da Türkiye’nin beş katı reel faiz var. Yabancı oraya gitmiyor, orası tavsiye edilmiyor. Türkiye’yi tavsiye ediyorlar. Bu ekonomik rasyonelliği olan bir tavsiye değil. O zaman siyasi açıdan bakılması lâzım. Rusya’ya bakıldığında enflasyon 3,5 düştü. Tarihi düşüş seviyede, faizleri dokuz, Rublede bir değerlenme yok. Petrol fiyatı yükselmesine rağmen, o halde Türk Lirasındaki bu değerlenme nedir?

Türkiye’deki siyasi irade gücünü korumak istiyor. Eğer Türkiye’de sermaye girişi aksar, Türk Lirası değer kaybederse, Batı Ankara’yı yönlendirme şansını kaybeder. Hiç istemediği gelişmeler olabilir. Bilhassa 25 Eylül sonrası için, Türk lirasının değerlenmesi için çaba harcanıyor. Etkileme yönünde gayret veriliyor, karar alma mekanizmaları sekteye uğratılıyor.

Sizce uluslararası yatırım bankaları Türk Lirası lehine neden yatırım tavsiyelerinde bulunuyor? Teşekkürler.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 2.008


« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2017, 00:12:46 »

Kullandığımız her şey yabancı malı. Arabaların hepsi, arabalardaki benzinler, içtiğimiz kola, kullandığımız cep telefonları, yediğimiz dondurmalar, diş macunları temizlik eşyaları, marka tişört ayakkabılar tıbbi malzemeler ve ilaçlar , sutür ipleri, saatler her şey. Ürettiğimiz tükkettiğimizin yanında hiçbir şey. Devamlı para harcayan cebindekini bitiren ama işsiz para kazanamayan devamlı borçlanan delikanlı misali. Battıkça batıyoruz işin aslı bu. Ürettiğimiz bir şey olmayınca istenildiği kadar vergi, fon, istihdam, faiz, borsa manipülasyonu olsun farketmez tüketici bir toplum her zaman kaybeder.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« Yanıtla #2 : 18 Eylül 2017, 12:34:06 »

Verimli üretim ekonomisi, geriye dönebilen, kaynakların aşırı derecede tüketilmediği, tekrar yararlanılabilecek kaynakların ekonomiye kazandırıldığı bir yeni model üzerinde durulmalıdır. Nitekim kaynaklar sınırsız değil! Kaynakları kullanacak insanların sınırları sürekli artıyor. Dünya nüfusu sürekli büyüyor.

Bu kaynaklardan en çok istifade eden kesimin sayısı, diğer kesimlere göre daha fazla artıyor. Dolayısıyla insanlar tüketmek istiyorlar ama bu tüketimi de dolar ekonomisinin istediği gibi 'istediğin gibi tüket, tüket at' mantığından 'tüket ama dünyanın kaynaklarının da sınırlı olduğunu bilerek tüket' ürettiğin kadar tüket, üretirken de dikkat ederek tüket noktasında düşünülmeli ama hep FED galip geliyor. Dolarla ilgili iniş çıkışlara göre bakılıyor olaya esasen ekonominin büyük kısmı arkadaki bu yapı, burayı tartışmak, burayı düzeltmek daha mühim diye düşünülmelidir. Yoksa FED'in başkanının kim olacağı yahut FED'de faizle ilgili sıfır nokta falan kararı alacağına çok odaklanılıyor fakat o kadar odaklanmak gerekir mi diye bir soru da sorulmalıdır.

Örneğin ambalaj atıklarının geri kazanımı, geri kazanım sadece tüketim aşamasında değil, esas ondan sonra üretme aşamasından başlanması tasarım aşamasında ürünlerin daha az atık üretecek şekilde tasarlanması istenmektedir. Yani öyle bir tasarım yapılsın ki, bu geri dönüşümü olan bir ambalaj olsun. Daha az malzeme ile ambalajları üretmelidir. Ambalaj miktarlarının ağırlıklarının azaltılması, bütün bunlar daha üretim olmadan tasarım aşamasında yapılan çalışmalar olmalıdır. Elbette sürdürülebilir bir üretim çok önemli, tüketim aşamasında ise, bunların artık atık olarak değil, kaynak olarak değerlendirilip, geri kazanılması çok mühimdir.

Atıkların da bir kaynak olduğu bilincini oturtmak gerekmektedir. Bunlar tekrar kullanıldığı takdirde daha az enerji, daha az ham madde, daha az doğal kaynak kullanmamızı sağlıyor. Bu şekilde daha verimli, daha az çevre emisyonlarının azaltılması ile daha verimli bir sistemin oluşturulması gerekir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 1.857



« Yanıtla #3 : 18 Eylül 2017, 13:19:27 »

Türk lirasindaki bu suni değer olmayan üretimi tam bitiriyor kanısındayım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.233 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.022s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.