Türk - Amerikan Savaşı Ne Zaman Başladı?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 14 Ekim 2019, 12:39:52


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk - Amerikan Savaşı Ne Zaman Başladı?  (Okunma Sayısı 1260 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 11 Ekim 2017, 09:54:20 »

Ortada bir Türk - Amerikan savaşı var. Bu savaş çeşitli cephelerde çeşitli aktörlerle doğrudan dolaylı yöntemlerle piyonlarla devam ediyor.

Bu savaş ne zaman başladı?

Açılım, Türkiye'yi silahsız bölme savaşı idi. Yani tam bir Amerikan barışı idi. Türkiye Güneydoğu'yu Pkk'ya teslim etsin, orada özerkliği kabul etsin, Anayasasında sözde milletlere eşitlik versin, Suriye Kuzey Irak'taki gelişmelere kayıtsız kalsın ve barış olsun. 24 Temmuz 2015'ten itibaren Türkiye, Pkk ile yani emperyalist devletler Pkk kıyafeti giymiş olarak karşımızdadır.

Bu tarihten itibaren emperyalizm ile mücadele başladığından beri her şey değişti. Abd, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Times'a kapak yapıyordu. Avrupa Birliği yere göğe koyamıyordu. Vatanın birlik ve beraberliğine yönelik bir mücadele başladığı andan itibaren Türkiye'nin üzerine gelinmeye başlandı. Netice olarak bir savaş var. Abd bu savaşın gereklerini yerine getiriyor.

Bunu anlayamayan kamuoyudur. Oysa olgulara bakılmalı, sahada neler oluyor ona bakılmalıdır. Türkiye ile Abd arasındaki sorunlar köklü sorunlardır. Altmış yıllık müttefiklik ilişkisi var. Abd Türkiye'nin bütün stratejik alanlarında saldırıya geçti. 1600 tır cephane silah veriyor. Pkk'nın ihtiyacından 30 kat fazla, peki kim için veriyor bunları? Pkk Amerikanın kara gücüdür. TSK Karaçok'ta Pkk'yı yani Amerikan kara gücünü vurdu. Türk - Amerikan savaşı devam edecektir. Çünkü Amerika bölgedeki stratejik projelerinden vazgeçmeyecektir.

Sizce Türk - Amerikan savaşı ne zaman başladı? Teşekkürler.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
Kurultay Bozkurdu
Türkçü BOZKURT
*****
ileti Sayısı: 8.834


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 11 Ekim 2017, 10:16:59 »

Amerika kurulduğu zaman!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #2 : 11 Ekim 2017, 12:40:17 »

ABD’nin Ortadoğu’ya olan ilgisi 1920’li yıllarda başlamıştır.1920’lerde Ortadoğu’da petrolün bulunması ile birlikte ABD petrol şirketleri çıkarılan petrolden pay alabilmek amacıyla bu bölgeye ilgi göstermeye başlamışlardır. Ancak ABD’nin bölgeye hem politik hem de askeri olarak asıl ilgisi II. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamıştır.

ABD, Truman Doktrini ile 1947’de Soğuk Savaş’ın kendisi için de başlamış olduğunu ilan etmiş ve Komünist tehlike karşısında özgür ulusları (?) koruma kararlılığında olduğunu deklare etmiştir.

1957’de Eisenhower Doktrini ile bunu bir adım ileri götürerek uluslararası komünizmin tehdidi ile karşı karşıya olan uluslara, istemeleri durumunda doğrudan askeri yardımda bulunabileceğini açıklamıştır.

Ancak bu müdahaleci politikanın Vietnam’daki olumsuz sonuçları üzerine 1968’de işbaşına gelen Nixon’ın adıyla bilinen Nixon Doktrini ile bundan sonra bölgesel çatışmalarda Amerikan askeri kullanılmayacağını açıklanmıştır.

Ancak Nixon Doktrini bağlamında izlenen politika bloklar arası ilişkilerde yumuşamayı ve beraberinde getirmişse de 1970’li yılların sonunda meydana gelen İran Devrimi, Afganistan işgali, Nikaragua’da Somoza yönetiminin devrilmesi, Somali ve Güney Yemen’de Marksist rejimlerin işbaşına gelmesi, ABD’nin 1980’de Carter Doktrini adıyla yeniden müdahaleci politikaya geri dönmesine yol açmıştır. (Nasıl olsa bütün senaryolar Amerikan derin yapılanmasının elinde)

Söz konusu politika öncelikle Orta Doğu için düşünülmüşken, Reagan ile beraber Amerikan çıkarlarının tehdit edildiği tüm bölgeleri kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 1979 devrimi ve arkasından gündeme gelen rehine krizinin etkisiyle İran’la 1980’de yollarını ayıran Washington yönetimi, SSCB’nin yanı sıra bölgenin güvenliği ve kendi çıkarları için İran’ı da tehdit olarak görmeye başlamıştır.

1990’da SSCB’nin dağılmasına karşılık Irak’ın yeni bir tehdit unsuru olarak görülmesi üzerine Clinton yönetimi bu iki ülkeye karşı “çifte çevreleme” politikasını uygulamaya başlamıştır. Genel olarak, Soğuk Savaş süresince Orta Doğu, iki kutuplu dünya düzenin politikalarına uygun olarak kutuplar arasında güç mücadelesinin yapıldığı bir bölge olmuştur.

ABD, Glasnost (açıklık) ve Perestroika (yeniden yapılanma) politikalarının kaçınılmaz sonucu olarak, önce sömürmek istediği ülke içindeki ayrılıkçı yapıların gücünü arttırır ve sonra da uydu olan diğer ülkelerde sözde demokrasi ve bağımsızlık girişimleri ile de bölgeyi hakimiyeti altına alır. Sömürmek istediği alanda da hiçbir bağımsız millete yaşam hakkı tanımaz.

Türk bu oyunu bozmak için yaratılmıştır. Bütün dünya bunun farkındadır.






Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #3 : 11 Ekim 2017, 15:26:55 »

Tarihlerinde, ABD donanmasına ait 11 gemi Osmanlı tarafından alıkoyulmuştur. Onlar da tahminimce Süleymaniye'deki 11 askerimizin başına çuvalı karşılık olarak geçirmiştir. Devletler arası savaşta yüzyıllar önceki meselelerin bile karşılığı olur. Savaş yüzyıllar öncesinden başladı, her zaman da ABD bizim düşmanımız oldu. Atatürk zamanında bu ilişkiler yeni bir hal alınmak istendi ama başarılı olunamadı. Abdyle dost olmak nafile bir çabaydı. Dostumuz olacağına düşmanımız olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 11 Ekim 2017, 18:21:40 »

Amerika'nın ne kadar güvenilmez olduğu Vietnam savaşından sonra yaptıklarıyla ortaya çıkmıştı zaten. Bize karşı hep savaştılar. Unutmayın, savaş yalnızca barutla veya bombalarla yapılmaz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
AttilaHunTürk
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.922


« Yanıtla #5 : 11 Ekim 2017, 19:34:13 »

ABD ile aramız gittikçe bozuluyor. Eğer danışıklı döğüş değilse abd emperyalizminden kurtulmaya, yavaş yavaş bağımsız olma yolunda ilerlemeye başladık. ABD ile aramız bozulurken de hem ab ile arayı düzeltmeye çalışmıyoruz hem de Rusya gibi bir ülkeyle stratejik yakınlaşma içine girmiyoruz. Rusya'ya en son tarım ticareti ve gıda sektöründe onların haberi olmadan yaptırım ve kısıtlama yapıldı. En azından benim rus bakanın açıklamalarından anladığım bu. İkincisi son zamanlarda arap ülkeleriyle bir araya gelinmiyor. İslam işbirliği başkanlığı bizim ülkemizde olmasına rağmen arap ülkelerinde olan olaylar ile ilgilenilmiyor eskisi gibi. Benim farkettiğim bu. Arakan istisnası var tabi ama onlar da arap değil.Hem bunun da bizim meselemiz gibi görülmesi sadece İslam ülkelerinin önderi hissiyatı vermek ve Yeni İpek yolu projesinin yol güvenliğini sağlamak amacıyla olabileceğini düşünüyorum. Bir başka dikkat ettiğim şey ise ABD düşmanı ülkelerle bir araya gelinmeye başlandı. Bu da iyiye gidişi gösteriyor.

Venuzuella ilişkisini tahminimce Meksika takip edecek. 47 eyaleti ermeni palavralarını kabul etmiş ABD yerine , aynı kandan olmasak da henüz soysuzluk yaptıkları bir hareket görmediğimiz Meksika gibi Hocalı katliamını kabul eden devletlerle iyi ilişkiler kurmak daha iyi olacak.
Dış politikamız iyi doğrultuda ilerliyor şimdilik.

Gün gelecek, ABD emperyalizminden tamamiyle kurtulup, dünyaya Türk emperyalizmini dayatacağız. Umarım o günler gelecektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #6 : 30 Ekim 2017, 19:36:48 »

ABD Başkanı Donald Trump'ın kabusu haline gelen Rusya soruşturmasında ilk deprem gerçekleşiyor. Trump'ın kampanya yöneticisi Michael Manafort, savcılığın teslim olma çağrısına uydu ve az önce FBI binasına giriş yaptı. Reuters haber ajansı, Manafort'un Washington'dak FBI binasına ulaşmasını son dakika koduyla duyurdu. Manafort'la birlikte savcılığa çağrılan bir diğer isim, eski iş ortağı Rick Gates. Rusya ile sıkı ilişkileri bilinen Manafort'un evine, Ağustos ayında baskın düzenlenmişti. Virginia'daki evde arama yapan FBI, birçok kayıt ve evraka el koymuştu.

Manafort ve Gates, ABD’ye karşı komplo, para aklama teşebbüsü, mali olarak yeterli beyanda bulunamamak ve yabancı bir ülke için kayıtsız çalışmak gibi 12 farklı suçlamayla karşı karşıya. İki ismin, milyonlarca dolar alarak Rusya’ya kaçan devrik Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç için ABD'de lobi yaptığı iddia ediliyor.

Söz konusu tutuklamalar, Mueller'in yürüttüğü Rusya soruşturması  kapsamındaki ilk tutuklamalar olurken, suçlamaların içeriği net olarak  açıklanmadı. Tutuklamaların, Rusya ve Trump kampanyası arasındaki "gizli iş  birliği" iddialarıyla ne şekilde bağlantılı olduğu henüz kesinlik kazanmadı.

Trump'tan tepki

İki isim hakkındaki suçlamaları öğrenen ABD Başkanı Donald Trump, bu suçlamaların kendi seçim kampanyasıyla alakalı olmadığını söyledi. Twitter hesabında Demokrat Partili rakibi Hillary Clinton'a atıfla "Pardon, fakat bu yıllar önceydi, Paul Manafort Trump kampanyasına katılmadan önce... Neden yoz Hillary ve Demokratlar odak noktası değil?" diye sordu.

Rusya'yla gizli anlaşmanını olmadığını bir kere daha vurguladı.

Dünya basınının gözü burada

Özel savcı Robert Mueller'in imzasını taşıyan soruşturmanın federal büyük jüri tarafından kabul edilmesiyle, Amerikan medyası Pazartesi günü ilk gözaltıların olabileceğini duyurmuştu. Haber ilk kez CNN International tarafından ekrana getirildi. CNN'i Reuters, NBC ve Wall Street Journal takip etti.
CNN'nin bugün manşetinden sunduğu analiz ise, "Washington nefesini tuttu" başlığını taşıyor. Stephen Collinson imzalı analizde ilk gözaltıların eli kulağında olduğu, özel savcı Mueller'in Beyaz Saray için vahim gerçekler ortaya çıkarabileceği belirtiliyor. Collinson, Washington'da korku ve ümidin bir arada olduğunu aktarıyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #7 : 08 Kasım 2017, 01:25:50 »

Haley, yaptığı yazılı açıklamada, Suudi Arabistan tarafından paylaşılan bilginin, Husiler tarafından temmuzda Suudi Arabistan'a atıldığı belirtilen füzenin daha önce Yemen'de görülmediğini ve İran'a ait olduğunu gösterdiğini ifade etti.

İran'ı Yemen'de Husilere füze tedarik ederek BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlah etmekle suçlayan Haley, "Birleşmiş Milletler'e İran rejiminin bu ihlallerine karşı gerekli önlemleri alması" çağrısı yaptı.

Husiler tarafından 4 Kasım'da Riyad'a atıldığı açıklanan füzenin de İran'a ait olabileceğini belirten Haley, "İran Devrim Muhafızları, Yemen'de Husilere bu tür silahlar tedarik ederek BMGK'nin iki kararını ihlal ediyor." ifadesini kullandı.

İran'ı "bölgede teröre destek vermekle" suçlayan Haley, ABD'nin Iran'ın "bölgeyi istikrarsızlaştıran ve uluslararası hukuku ihlal eden" eylemlerine sessiz kalmayacağını kaydetti.

Hürriyet haber
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.