Şuurlu demokrasi nedir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Ağustos 2020, 06:14:26


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şuurlu demokrasi nedir?  (Okunma Sayısı 2336 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt58
Ziyaretçi
« : 04 Kasım 2017, 11:22:30 »

Atsız Atamız 'Milli Kalkıma Programı'nda Şuurlu demokrasiden yana olduğumuzu söylüyor. Nedir bu şuurlu demokrasi?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« Yanıtla #1 : 04 Kasım 2017, 15:58:34 »

Memleketin sosyal dertleri ile ilgileniyor gibi görünen bazı sahtekârların esas gayeleri Türkiye'nin mahvına sebep olmaktır. Millî şuuru yüksek kimseler içinde tutunamayan ancak geri kalmış bazı kimi kesimleri etkileyen bu sahtekârlar her dönemde olduğu gibi temelsiz çürük sözlerine devam edeceklerdir. Nedir ki sahtekârlıklar yumuşaklıkla değil, ancak kendi uslüplarınca önlenir.

Seçim ve parti kaygıları ile millî örften çıkarılan yasalara ters düşmenin diğer adı elbette demokrasi olamaz. Adeta partilerin içi kaynayan bir kazandır. Zira kendi taraftarlarını kazanmak için türlü hareketlere başvurabildiklerini, birbirlerine olan kinin, kıskançlığın, düşmanlığın nerelere vardığı görülmüştür. Türkiye'de demokratik hayat uzun süreli olmamıştır.

Partiler sözde savundukları prensipleri yerine getiriyor gözükseler de esasen bunu iktidara geçmenin bir yolu görüp, parti içindeki kimselerin ayrı ayrı kendi gayelerini gerçekleştirdiği bir bilinmeyen değildir. Parti içinde dahi bir demokratik düzen hâkim değilken kaldı ki ülkede hâkim olsun! Şu kadar oy alınmalıdır düşüncesi ile bir milletin millî kalkınması düşünülebilir mi? Milliyet düşmanlığı yaparak, maziye söverek, milliyeti inkâr ederek demokrat olunmaz.

'Türk olarak yaratıldık. Uzun ve çetin geçmişimizin tasaları, zaferleri ve bozgunlarıyla milliyetimizi perçinledik. Başkalarından farklı olduk. Bu özelliğimizi sonuna kadar saklayarak Türk kalmak ve mazideki üstünlüğümüze yeniden sahip olmak istiyoruz. Milletimizi kalkındırırken ipliği pazara, foyası meydana çıkmış metotlara değil, aklın ve ilmin yoluna yönelmek kararındayız.' Atsız, Ötüken, Temmuz 1969, Sayı 7.

Millî kalkınma programı adı üstünde her şeyi ile MİLLÎ olmamız gerektiğini gösterir.

'Büyük bir tarihin vârisi olarak Türk kalmaya azmetmiş bulunduğumuz için, bizi milliyetimizden uzaklaştırmak isteyen ve Türklüğü birinci plâna almayan her fikir ve her ülkünün karşısındayız.' Atsız, Türk Milleti'ne Çağrı, Türk Ülküsü, s: 102

Türkçüyüz.

Arınmış Türkçeciyiz.

Yasacıyız.

Toplumcuyuz.

Millî gelenekçiyiz.

Şuurlu demokrasiye taraftarız.

Ahlâkçıyız.

Bilimciyiz.

Teknikçiyiz.

Şuurlu demokrasiden yanayız yani bilinçli demokrasi demek ne demek? Her şeyde Türk'e göre düşünmek, davranmak, önce millî ülkü yolunda yapılacak saldırıları çirkin göstermeye çalışanlarla, barış ve dostluk afyonunu yutturarak Türk milletini uyutmak, büyümek istemeyip küçük kalmak isteyenlerle mücadele etmek birinci ödevimizdir. Çünkü ülküler kanla, fedakârlıkla, kahramanlıkla beslenir. Bunun için de çelik yürekler, demir bilekler, sarsılmaz iradeler, yüksek ahlâk ister. Bağımsız olan bir millet bağımsızlını kazanmak için kendisine hâkim olmaya çalışanlara karşı savaşmaya mecburdur. İrade ve kuvveti yüksek bir millet boyunduruk altında yaşamaz, yaşayamaz. Hâkim olmak ister. Birkaç ayrı devlet hâlinde yaşayan bir millet siyasî ve askerî çalışmalar yaparak mutlaka birleşmek yoluna gitmek istemelidir. Yeryüzüne hâkim olmak, yayılmak, yeni yerlerde kendi üstünlüğünü göstermelidir. Bütün bunların gözlerimizin önünde cereyan eden örnekleri mevcuttur. Örneğin bir ülkenin başarısız iç ve dış siyaseti diğer bir ülke için fırsat olmakta kendi ırkını yeryüzüne hâkim kılmak üzere istilalar gerçekleşmektedir. Çünkü saldırıcı bir maksatla hareket etmektedir. Atsız Atamızın da dediği gibi: 'Ülküler hiçbir kayıtla, hiçbir siyasî ve insanî düşünce ile sınırlandırılamaz.'

Teşekkürler Baturgan
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 611



« Yanıtla #2 : 04 Kasım 2017, 16:08:58 »


Demokrasinin Lâzım‐ı Gayrı Müfâriki

“Aziz Türk Milleti!

3 Mayıs 1944 sonrasının, küçük mikyasta da olsa, hortlama temayülleri göstermesi karşısında vicdanımızın sesine uyarak bu açık mektubu yayınlamağa ve senin asil vicdanına ve üstün aklıselimine hitap etmeğe karar verdik.

Haklarında üvey evlât muamelesi yapılmak, imkân olsa bir kaşık suda boğulmak istenen ve muarızlarının dilinde adları "Irkçı Turancı"ya çıkarılmış olan millî şuur yaratıcısı Türkçüler, bugün her zamandan fazla, seninle dertleşmek ihtiyacını duymaktadırlar. Zira, öz vatanlarında, nahak yere ve neşriyat yolu ile vuku bulan iftira ve isnat yağmuru karşısında kendilerine senin şefkatli, senin âdil, senin küçük hislere kapılmaz, basit kinlere tenezzül etmez, iman dolu, temiz yüreğinden daha yakın, daha sıcak hiçbir varlık tasavvur edemezlerdi.

Ey demokrasi ve hürriyet uğrunda binbir cefaya katlanan asil Türk milleti!

Demokrasi en müşkül idare sistemidir. Demokrat idarelerde vatandaşlardan ruhi istikrar, ahlaki ciddiyet istenir. Ruhi istikrar, ahlaki ciddiyet olmayan demokrasiler monarşilerden daha vehim neticeler tevlit edebilirler. (Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12)

“Demokrasi bir çoğunluk rejimi olduğuna göre, Türklerden çok olan Araplar, meselâ, resmi dilin Arapça olmasını teklif etseler ve Arnavutları da yanlarına alsalar, sonuç ne olacaktı? Bütün Türk olmayanlar birleşerek Osmanlı İmparatorluğunun Avusturya-Macaristan gibi federatif bir devlet olmasını isteseler, bunun, nasıl önüne geçilecekti?” (Ocak Dergisi, 11. Sayı, 11 Mayıs 1956 )

Memleketimizde esmeye başlayan demokrasi havasının aydınlığında iplikleri pazara çıkan Türkçülük düşmanları, yeni hasımlarla uğraşmaktan Türk milliyetçilerine sataşmaya fırsat bulamaz oldular. Demokrasi ile başları belâda idi. Hesap vermeye vermeye, millete verilecek o kadar hesap birikmişti ki...” (Kürşad, 1947, Sayı: 4 Türk Milletine Açık Mektup Makalesinden)

“Şahıslar gibi milletler de zaman ve mekâna göre elbise giyerler. Sıcak bölgeler için pek uygun olan ketenden göğsü açık bir elbise, soğuk iklim bölgelerinde nasıl insanın ölümüne sebep olursa şu veya bu rejim de bazen milletin çökmesini hazırlayabilir. Bugün içinde bulunduğumuz siyasî ve sosyal şartlara göre bize uygun gelen toplum elbisesi, yani rejim demokrasidir. Milletimizde bu fikir günden güne yerleşip kökleştiği gibi, birlikte hareket etmeye mecbur olduğumuz müttefiklerimizin rejimi de budur. Fakat demokratik rejimde kalmaya kararlı ulusumuz, demokratik olmayan eski tarihimizi ve bize övünç veren kahramanlarımızı saygı ile anmamıza asla engel olamaz. Çünkü mazisini hor gören bir millet, ancak şerefsiz insanlardan mürekkep bir topluluk olabilir. Şunu da gözden uzak tutamayız ki, demokrasinin başarılı olması, toplumdaki millî şuurun kuvvetiyle orantılıdır.”  (Nihal Atsız – Türk Milletine Çağrı Makalesi)

“Gönüller ve beyinler millî inanç ve ülkü ile doldurulmadıkça, hürriyet ve demokrasi diye millet düşmanlarına da eşit haklar verildikçe ve soyu sopu belli olmayanlara en yüksek makamlara kadar her yer açık kaldıkça, evet, böyle olacak... Türklerin acısına yanılmayacak, Türklük için didinenler baltalanacak ve Yunanlı'ya yardım edilirken Özbek'e kayıtsız kalınacak...” (Nihal Atsız –  Ötüken, 25 Haziran 1966, Sayı: 30 Kızılay Görevini Yapmadı Makalesi)

“Millî şuur ve gurura malik liderlerin en büyük faydası, toplumu aşağılık duygusuna düşmekten korumaktır. Bir millet büyük iş yapabilmek için, kendisinin büyük millet olduğu inancını duymalıdır. Atatürk devrinde, Türk milleti nüfus, servet, teknik ve kültür bakımından bugüne göre çok geride olmasına rağmen manevî güç bakımından kudretliydi ve onun içindir ki kendisinde her tehlikeyi yenebilmek inanç ve kuvvetini buluyordu.” (Nihal Atsız –  Ötüken, 15 Ekim 1964, Sayı: 10)

“………aydınların yarın yeniden bir gaflet uykusuna dalmamaları için tek ilaç millî şuurdur. Millî şuurlu öğretmenlerin yetiştireceği yeni nesiller, millî şuuru besleyecek okul kitapları, propaganda yayınları, millî şuuru geliştirecek radyo yayını, filim, tiyatro v.b...”( Nihal Atsız –  Ötüken, 15 Mayıs 1964, Sayı: 5)

“Türk milletinin dâvası yüksek millî şuur ve millî inanç, yâni kuvvetli milliyetçilik içinde başarılacak dâvadır. Milliyetçilik yâni Türkçülük ilkeleri içinde akıl, bilgi ve metotla çalışarak sonu getirilecek bir konudur.”( Nihal Atsız –  Ötüken, 14 Kasım 1964, Sayı: 11 )

“Hürriyet ve demokrasi, eski rejimlerin baskısından ve çok defa bu baskıların keyfî oluşundan doğdu. Baskı idareleri insan haysiyetine aykırı olduğu için insanlar, özellikle aydın kimseler bu rejimlere karşı geldi; bunun sonunda hürriyet ve demokrasi rejimleri doğdu. Sosyal bir gelişme ile bu rejimlere kavuşan ülkelerde hürriyetin ve demokrasinin kötüye kullanıldığı şimdiye kadar pek görülmedi. Fakat sosyal merhaleleri geçmeden, sırf taklitle demokrat olan memleketlerde hürriyetin de, demokrasinin de yozlaştığı inkâr olunmaz bir gerçektir. “(Nihal Atsız –  Ötüken Nisan 1968 Hürriyetin Sınırları Makalesi)

“Bugünkü kanunlarımız hürriyetin ve demokrasinin kötüye kullanılmasına, milletin zehirlenmesine engel olamayacak açıklıklarla malûldür. Atatürk Kanunu ile ona hakaret etmek nasıl yasaklanmış ise yeni bir kanunla da vatan hainlerinin, ahlâksızlıkların, toplumu soysuzlaştıracak şeylerin övülmesi yasak edilmeli ve bir "Millî Kültürü ve Ahlâka Koruma Kanunu" çıkarılmalıdır.” (Nihal Atsız –  Ötüken Nisan 1968 Hürriyetin Sınırları Makalesi)

“Halbuki partiler, istediği kadar demokrasinin "lâzım‐ı gayrı müfâriki" olsunlar, bir hadden sonra, iktidara gelme gayretinin neticesi, zararlıdırlar. Parti çatışmalarını, yalnız yurt ve millet uğruna yapılıyor gibi görmek, bunda şahsî ihtirasların ve hatta kinlerin rol oynadığını görmemek çok yanlıştır. Partiler, muhalefette iken bağırarak şikâyet ettikleri davranışları iktidara geçince aynı ile yaparlar.” (Nihal Atsız –  Ötüken, 1971, Sayı: 4 Bir Millet Nasıl Çökertilir Makalesi )

“Hasan Âli benim ihtisas sahama karışmış, askerlik hakkında söz söylemişti. Pek demokratik bir askerlik istiyor, militarizmin aleyhinde bulunuyordu. Demokrasinin giremeyeceği tek yerin ordu olduğunu kavramamıştı. Zannederim demokrasi denen kuşun etinde yenebilecek tek taraf bu “tenkid” tarafıdır. “ (Hasan Âli İle Tanışıyorum Makalesinden )

“Yoksulluk ve hastalıkla, düşmanların kıyıcılığı ile yabancıların iftirası ve sinsiliği ile, millî şuurun kaybolması ve millî kültürün o kültürü korumaya memur edilenler tarafından kasten baltalanmasıyla tehlikeler içinde kalan Türk milleti ilâhî ışığa hiçbir zaman bu kadar muhtaç olmamıştı.

Bugünün mucizeli ışığını gökten değil, kitap ve dergilerin satırlarından beklemek lâzım... Bunu biliyoruz. Yine biliyoruz ki, birçok kitap ve dergilerin satırları mucizeli ışığı değil, felâketi ve kızıl esareti getirmek için yazılıyor. Şimdilik şu kadarını söylüyoruz:

Bizim yeni Altın Işığımız ancak, felâket ve esaret hazırlayan bu yazılar millî şuurun selinde boğulduğu zaman inmiş olacaktır.”(Nihal Atsız –  Altınışık, 15 Ocak 1947, Cilt. 1,)

“Aklımız büyük olaylardan ders almayı emrettiği; tarih kendi derslerinden faydalanmayanları bağışlamadığı için ve en sonra yüzyılların gerisinden gelip bize şeref veren millî şuur ve gururumuz böyle gerektirdiği için ırkçı olacaktık. Şeref meselesine önem vermemiş toplumların sonu kölelik ve hayvanlıktır. Çünkü şeref yalnız insanlarda olan bir duygudur.” (Nihal Atsız –  Ötüken, 15 Şubat 1086, Sayı: 26)

“Şuurlu demokrasiden yanayız yani bilinçli demokrasi demek ne demek? Her şeyde Türk'e göre düşünmek, davranmak, önce millî ülkü yolunda yapılacak saldırıları çirkin göstermeye çalışanlarla, barış ve dostluk afyonunu yutturarak Türk milletini uyutmak, büyümek istemeyip küçük kalmak isteyenlerle mücadele etmek birinci ödevimizdir. Çünkü ülküler kanla, fedakârlıkla, kahramanlıkla beslenir. Bunun için de çelik yürekler, demir bilekler, sarsılmaz iradeler, yüksek ahlâk ister. Bağımsız olan bir millet bağımsızlını kazanmak için kendisine hâkim olmaya çalışanlara karşı savaşmaya mecburdur. İrade ve kuvveti yüksek bir millet boyunduruk altında yaşamaz, yaşayamaz. Hâkim olmak ister. Birkaç ayrı devlet hâlinde yaşayan bir millet siyasî ve askerî çalışmalar yaparak mutlaka birleşmek yoluna gitmek istemelidir. Yeryüzüne hâkim olmak, yayılmak, yeni yerlerde kendi üstünlüğünü göstermelidir. Bütün bunların gözlerimizin önünde cereyan eden örnekleri mevcuttur. Örneğin bir ülkenin başarısız iç ve dış siyaseti diğer bir ülke için fırsat olmakta kendi ırkını yeryüzüne hâkim kılmak üzere istilalar gerçekleşmektedir. Çünkü saldırıcı bir maksatla hareket etmektedir. Atsız Atamızın da dediği gibi: 'Ülküler hiçbir kayıtla, hiçbir siyasî ve insanî düşünce ile sınırlandırılamaz.”(Çi-Çi)

................

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
KHAZAR Manash
Khazar Manash
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.195


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #3 : 31 Ağustos 2018, 01:37:01 »

Vakti zamanında söylenmiş bir söz. Ruh Adam kitabını okursanız Atsız Atanın Kağancı olduğunu anlarsınız. Hakeze biz ne demokrasi nede diğer sistemleri benimsiyoruz. TÜRK Töre kaynaklı Kağanlık sistemiyle yönetilmelidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.22 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.