Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini

TÜRKÇÜ DURUŞ, TÜRKÇÜLÜK, ATSIZCI GÜÇ => Türkçülerden Sorular => Konuyu başlatan: Çİ-Çİ üzerinde 30 Mart 2015, 21:24:10



Konu Başlığı: Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri Her Çağıranın Davetine İcabet Etmekte midir?
Gönderen: Çİ-Çİ üzerinde 30 Mart 2015, 21:24:10
Kendilerine meşru sayılan devlet başkanından bir davet geldiği için buraya müdahil olduklarını söyleseler de esasen bu hukuken meşrulaştırma amacını gütmektedir. Nitekim kolektif meşru savunma ilkesi çerçevesinde davet edilebilir. Daha önceki anlaşmalı müttefikleri davet etme imkânı vardır. Bununla birlikte Sovyet birliğinin meşru başbakanı 1979 yılında Afganistan'ı davet etmişti; fakat aslında bu bir işgaldi. Elbette buradaki müdahale çağrıldığı için yapılmadı. Burada ciddi stratejik bir durum var. Mezhepsel teopolitik olarak böyle ancak bir de olayın jeopolitik yönü var. Yemen'in bulunduğu yer, Kızıldeniz'den Aden'e doğru çıkış ve bu kıyılar tarihin her döneminde çok önemli olmuştur. Esasen bu nedenle de hiçbir zaman rahat bırakılmamıştır. Yemen'deki iç savaş çok uzun yıllardır sürmektedir. Devamlı bir iç savaşın içerisinde, bölünmeler, yeniden birleşmeler, üzerinde birçok diplomatik manevralar, hatta mezhepsel olmaktan ziyade 1960 - 1970'li yıllarda ideolojik olarak bir bölünme görülür. Nasır'ın Yemen algısı, demokratik cumhuriyet ile Suudilerin desteklediği Arap cumhuriyeti görülmektedir. Burası stratejik bir çıkış alanı ve Süveyş’in uzantısıdır. Mısır için çok önemli bir yerdir. Bu hattın bütün çevresinin kontrolü son derece mühimdir. Burada çatışma olmaması imkânsızdır. Dünyanın büyük ülkelerinin de bunun içerisine girmesini beklemek lâzımdır. Olayın jeopolitik açısından değerlendirmesi bu olmakla birlikte buralar ticaret alanı, enerji çıkış alanı, askeri çıkış alanları ve daha pek çok bakımdan kıymetli alanlardır. Çatışmalar Yemen'deki küçük mezhepler üzerinden gelişmektedir. Yani Ortadoğu'da üç ayrı fay hattı mevcuttur. Birisi Sünni - Şii mezhepleri üzerinden kırılacak, ikincisi Sünnilerin kendi içinde Şiilerin kendi içinde kırılacak, üçüncüsü de etnik fay hatları olarak kırılacaktır. Burada henüz küçük küçük başlamış olan çatışmalar giderek büyük çatışmalara doğru gitmektedir. Sünni - Şii kırılması iki temsilci tarafından liderliği yapılmaktadır. Bunlar İran ve Suudi Arabistan'dır. Ortadoğu'da uzun yıllardır savaşa hazırlık yapıldığı bilinir. Ortadoğu'nun son on yıldır en fazla silahlanan ülkesi Suudi Arabistan, arkasından Birleşik Arap Emirlikleri gelmektedir. Bunlar silah biriktirmektedir. Enerji noktalarına sahip olmak isteği giderek yükselmektedir. Nüfus olarak bakılırsa Türkiye, Suudi Arabistan'ın en az iki katıdır. Suudi Arabistan'ın savunma harcaması Türkiye'nin dört katıdır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin ise nüfusları bizim nüfusumuzun kırkta biri kadardır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin savunma harcaması Türkiye ile aşağı yukarı aynıdır. Üstelik çok ciddi silahlar talep edilmektedir. Bu kırılmanın bir ucu körfez ülkeleri ile İsrail'in işbirliğine de dayanmaktadır. Türkiye'de lojistik destek vereceğini açıkladı. Örneğin Sisi'nin bunun içerisine dâhil olduğunu da görmek lâzımdır.

Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri kendilerine meşru sayılan devlet başkanından bir davet geldiği için mi buraya müdahil oluyorlar yoksa başka birtakım stratejik öncelikleri mi var? Böyle her çağıranın davetine icabet edebilmekte midir? Teşekkürler.


Konu Başlığı: Ynt: Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri Her Çağıranın Davetine İcabet Etmekte midir?
Gönderen: Çİ-Çİ üzerinde 30 Mart 2015, 22:28:38
Yemen operasyonu sözcüsü Tuğgeneral Asiri, koalisyon güçlerinin Yemen'i havadan kontrol altına aldığını bildirdi.

Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen'e başlatılan "Kararlılık Fırtınası" operasyonu sözcüsü Tuğgeneral Ahmed Asiri, Riyad'daki hava üssünde düzenlediği basın toplantısında, koalisyon güçlerinin Yemen topraklarını havadan kontrol altına aldığını, Aden yakınlarında sürekli devriye uçuşu yapıldığını söyledi.

Husilerin Aden çevresindeki her hareketinin uçakların hedefinde olacağını belirten Asiri, "Gelecek günlerde Husi milis toplulukları için güvenli hiçbir yer kalmayacak" dedi.

Operasyonlarda, sınır yakınlarında bulunan Husi gruplar ile silah depoları hedef alındığını ifade eden Asiri, "Husiler, yönetime yaptıkları darbenin ardından çeşitli kentlerde büyük oranda silah depoladı. Bu silah depoları ile cephaneliklerin yerinin belirlenmesi ve bombalanması için çalışmalar yapılıyor" diye konuştu.

Asiri, Yemen'e kara operasyonu düzenlenip düzenlenmeyeceğine ilişkin soruya ise "Planlanmış büyük bir kara operasyonu yok. Eğer kara operasyonu gerekirse yapılır. Bu yönde bir karar alınırsa kara kuvvetleri buna hazır" cevabını verdi.

500 PAKİSTANLI TAHLİYE EDİLDİ

Yemen'in başkenti Sana'dan konvoyla liman kenti El-Hudeyde'ye gelen 500 Pakistanlı, Koalisyon Güçleri'nin hava sahasında güvenliği sağladığı bir ortamda Pakistan Hava Yolları'nın (PIA) ilk uçağıyla Karaçi Havaalanı'na getirildi.

Pakistan Enformasyon Bakanı Pervez Raşid, yaptığı açıklamada, Yemen'de halen yaklaşık 2 bin Pakistanlının bulunduğunu, tahliye işlemlerin hızlanması için daha fazla uçak gönderileceğini kaydetti.

ÇİN DONANMA GEMİSİ GÖNDERDİ

Çin, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap ülkeleri koalisyonunun Husilere karşı hava operasyonu başlattığı Yemen'deki vatandaşlarını tahliye etmek üzere donanma gemisi gönderdi.

Çin Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, Yemen'deki vatandaşlarının tahliyesi için gönderilen Çin Halk Kurtuluş Ordusu'na (PLA) ait geminin daha önce Aden Körfezi ve Somali açıklarında çeşitli görevlerde bulunduğu belirtildi.

-alıntı-