Rahatlık Türklüğün Düşmanı mıdır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Kasım 2019, 13:03:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Rahatlık Türklüğün Düşmanı mıdır?  (Okunma Sayısı 3997 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« : 11 Eylül 2010, 16:33:51 »

Madem bu bölümün adı Türklüğün düşmanları o halde bende kafamda hep var olan bir soruyu sizlere sorarak düşüncelerinizi almak istiyorum.

Rahat yaşama isteği, hayattaki en önemli amacını ekonomi olarak görme ve bu doğrultuda bir yaşam tarzı sürmek bizim millet için tehlike midir? Kısacası rahatlık belki başka milletler için uygun olabilir ama Türk milleti için bir hastalık mıdır?

Tarihimizdeki büyük devletlerimize baktığımız zaman benim gördüğüm şudur: Bu büyük devletlerimizin birçoğu tam gücünün zirvesindeyken hızla gerilemeye ve çöküşe geçmiştir. Mesela Hunlar, Göktürkler, Selçuklular ve Osmanlılar dışarıdan gelen saldırılarla değil de kendi içlerindeki düşmanlarla ve çekişmelerle yıkılmıştır.

Son yıllarda popüler kültürün iyice yayılmasıyla Türkiye'de batı tarzı yaşama özentisi de artmaya başlamıştır. Kullandığımız dil bozulmaya başlamış, gençler arasında flört denen birşeyler gelişmiş, batılılar gibi gezme ve eğlenme anlayışı gelişti. Bu tarz yaşam içinde para kazanma hırsı. Hatta onların kültür öğeleri bile benimsenmeye başlandı. Örneğin yunan mitolojisindeki zeus hikayeleri ve bu mitolojinin tüm ayrıntıları birçok kişi tarafından sevilmekte ve bilinmekteyken bunlara karşı örneğin bir Dede Korkut'tan bahsedersek hiç ilgi görmediğini anlarız. Avrupanın, mısırın mitolojisini bilenlerin çoğuna BAY ÜLGEN'den veya Yaratılış destanından bahsedince bana ''O ne?'' diyorlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2010, 16:42:45 »

Evet, rahatlık Türklüğün düşmanıdır, bir milleti yok etmek istiyorsan onu rahata ve lükse alıştıracaksın, Atsız atamız der ki her 10 yılda bir savaşmayan millet yok olmaya mahkumdur.

Örnek olarak Amerikayı gösterebiliriz bu devletin savaşmadığı bir on yılı gösterebilirmisiniz taaa ki kurulduğundan bu yana. İşte ingilizler, işte fransızlar acunun en eski milletleri bunlar. Şimdilerde kendi içlerindeki pisliklerle uğraşıyorlar, hazırı yemekle meşguller,  yozlaşmışlar savaşmaya savaşmaya. Biz Türkler ayaktaysak eğer işte bu savaşçı kimliğimizle varız meydanda, bizi içten içe yozlaştırmaya çalışıyorlar ama biz dimdik ayakta sayılırız ordumuz sayesinde. Eğer ordumuz kendinde olmasın bu büyük kentlerdeki yozlara kalsa işimiz biz çoktaaan birilerinin hakimiyetini kabul etmiş durumda olurduk şu an. Anadolunun da kendi yapısını koruması kültürlerini, ananelerini ve Törelerini korumalarıda yozların hakimiyetini önlemektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 11 Eylül 2010, 16:49:13 »

Türk milletinin bu acı gerçeğinin cevabını, Bilge Kağan vermiş..

''Ey Türk Milleti! Sen, aç olunca tokluk nedir bilmezsin, fakat tok olunca da açlık nedir düşünmezsin! Böyle olduğun için, seni yüceltmiş olan kağanının sözünü tutmadın. Onun sözünü almadan yerden yere vardın. O yerlerde tükendin. Geri kalanlarınla, daha da zayıflayarak öle yite yürüyordun...''


Demek oluyor ki; Türk'ü her zaman bitirecek yegane tek düşmanı vardır, O da rahatlığı ve kendisine olan güvenidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Batur Alp
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 11 Eylül 2010, 18:48:27 »

Rahatlık bir nevi güvende ve güçlü olmanın rehavetine kapılmaktır. Büyük sayılan devletlerin bir çoğu, rahatlık halinin getirmiş olduğu ciddiyetsizliklerin var olan güç düzenini yıkıma uğratması nedeniyle eski kudretlerini yitirmiş, bir zaman sonra da tarihin tozlu sayfalarına gömülerek yok olmuşlardır.

Türk tarihinde de bu durumun söz konusu olduğu zamanlar Şad ağabeyin de örneklendirdiği üzre var olmuştur. Türk milleti rahat yaşamayı sever. Rahat yaşamak ise Türk milletine felaketten, dağılmaktan, güçsüz duruma düşmekten öte bişey sağlamaz.

Türk soyu, Mete'den beri süregelen disipliner ordu-millet anlayışını sürdürebildiği takdirde yaşama hakkına kavuşacaktır.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Tanrıöğen
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 11 Eylül 2010, 20:04:54 »

       Bugün, Türklüğünü en iyi muhafaza etmiş soydaşlarımıza, Yörük-Türkmen'lere bakınca, çok rahat söyleyebilirim ki rahat yaşamamağa alışmak kişinin Türklük yapısını koruyup töresini kollamasını sağlıyor. Onların obalarında ne rahata ne dinlenceye yer var... Çünkü her an doğayla savaş ve mutlak disiplin içerisindeler.
     
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 11 Eylül 2010, 20:11:48 »

Son yıllarda Türk, en büyük düşmanını başka devletlerde değil kendi içinde aramalıdır. Türk'ün bu düşmanı aşırı rahatlıktır. Hayatını yalnızca iktisadi kalkınmaya, ömrünü karnı tok ama bilinçsiz çocuklar yetiştirmeye adayan anne babalar çoğaldıkça, rahatlık tehlikesinin de etkisi büyüyecektir.

Geçtiğimiz günlerde şunu gördüm. Sosyalist gençlerin duvarları kullanılamaz hale getirmek için yazdıkları yavelerin birinde "Emek Partisi" yazıyordu. Bir akıllı (!) bu "emek" sözcüğünün başına "Y" harfi koymak suretiyle duvardaki yazıyı "Yemek Partisi" yapmıştı. Bu durum milletimizin giderek ideolojiden kopuk ve karın doyurmaya dayalı bir yaşam sürmeye alıştıklarını gösteriyor.

Hiç şüphesiz Yemek Partisi'nin ideolojisi (!) bile, en iyi sosyalist partinin ideolojisinden daha mükemmeldir. Fakat bu "yemekçi gençliğin" günün birinde yemek uğruna vatanı peşkeş çekmeleri de ihtimal dâhilindedir. Kimi büyüklerimizin dahi "En iyi parti Ekmek partisi" dediklerini duyarız. Bu, şüphesiz "karnım doysun da isterlerse şeriatı getirsinler" kayıtsızlığının bir ürünüdür. Böyle düşünceler içinde olanlar, hiçbir siyasi olayla ilgilenmezken Dolar’ın ya da Euro’nun ne kadar değer kazandığı ile büyük bir memleket meselesi gibi ilgilenir. Çünkü onlar için Dolar’ın düşmesi, şehit haberlerinden daha mühimdir.

Günümüzde apolitik bir nesil doğuyor. "Yemek Partisi üyesi anne babalar" sayesinde siyasetten ve ülküden uzak kalan nesil, yaşamı yalnızca birahane köşelerinde sabahlamak, kadınlarla zevk yapmak, rezil içkilere yüzlerce lira para dökmek olarak algılıyor. Bunun sonucunda siyaseti yalnızca sandık günü aklına getiriyor. Hayatı yalnızca bilgisayar oyunu oynamak, zevk yapmak ve içki tüketmek sanıyor. Maneviyatı ve ahlakı çökmüş bir nesil yetişiyor. Yapabileceğimiz çok şey var. İşi anne babalara bırakmak en iyi düşünce olarak görülse de, kızını satan annelerin tecavüz eden babaların var olduğunu da unutmamak gerekir.

Günde kaç şehit verildiği, kaç limanın başka ülkeye satıldığı ile ilgilenmeyen nesil, hangi futbolcunun Fenerbahçe’ye transfer olduğu ile hangi dizinin yayından kalktığı konusuna çok mühim meseleymiş gibi ilgi buyurmuştur.

Düşman kendi içimizde gibi görünse bile aslında dış ülkelerden kaynaklıdır. Ahlakı dünyaca bilinen Türk milletini çökertmek için hiçbir tankın tüfeğin yetmediğini anlayanlar, bir yıkım projesi olarak ahlak çöküntülüğünü ve rahata alıştırmayı seçmişlerdir. Türk çocuğunun ahlakını koruması gerekliliği en önemli kanundur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.