Propaganda nedir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Eylül 2020, 18:24:02


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Propaganda nedir?  (Okunma Sayısı 1774 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« : 26 Ekim 2017, 17:30:34 »

Lloyd George, 'Kızılderililere yapılanların aynısı Türklere de yapılırsa bu meşru olur.' diyor. Türkleri Kızılderililere benzetiyor. Nasıl ki beyazlar Amerika kıtasına gidip orada Kızılderilileri yok etti ise Türklere karşı uygulanacak yöntemin de bu olduğunu söylüyor.

Yine Lloyd George 10 kasım 1914 yılında bir demecinde The Tımes 'Türkler insanlığın kanser hücresidirler.' diyor.

24 Haziran 1919 yılında Galip devletler bir bildiri yayınlar. Bu bildiride Türk ırkını aşağılıyorlar ve Türk olmayanları, Türklerin elinden alınacağı, çünkü Türklerin barbar, yıkıcı oldukları gibi bir tespitleri ve altında Galip devletlerin, Klemanso'nun (Georges Clemenceau) imzası var. Türk'ün işgale karşı mücadele ettiği devletler ırkçı devletler idi ve elbette hâlâ öyledir. Türkleri yok edip, kazımak gibi amaçları belgeleri ile mevcut.

Meselâ Dimitri Hitsihis'in Türk - Yunan İmparatorluğu adlı kitabında iddiasına göre Osmanlı bir Türk - Yunan İmparatorluğu imiş ve bunu yeniden canlandırmak gerekirmiş.

Diyor ki: 'Yunanlıların kafasına ırksal nefreti Türk ırkına yönelik ırksal nefreti Batılı aydınlar sokuyorsa da onları Türkler aleyhine toprak genişletmesi anlamına gelen Megali idea'yı gerçekleştirmeye itenler büyük güçlerin diplomatları idi. Zaten bu düşüncenin yani Megali idea'nın isim babası ilk kez 1844'te kullanan ve Yunanistan'daki Fransız yanlısı kesimin başı olan İoannis Kolettis'ti. Yunanlıları kışkırtan diplomatlara örnek olarak 1877 - 1878 arası İstanbul 1880 - 1886 arası da Atina'da görev yapan Fransa Büyükelçisi Charles de Mouy'ü (1834 - 1922) verebiliriz. Aynı Driault gibi de Mouy'de Yunan çıkarlarına son kertede hizmetten çok zarar veren fanatik 'Filelen' Filhelen yani Helen sevici, Grec sevici yani Yunan sevici Türk düşmanlarından biri idi. Hellenismos'un yani Rumluğun Doğudaki 'kutsal misyonu' na dair abartılı propagandaları ile Yunanlıları 1922'deki hezimete itenler de bunlardı. Aslında de Mouy Yunanlıları Doğu'nun üstün ırkı olarak görüyordu.'

Bu itirafla Yunanlılar Türk düşmanı ırkçıdırlar. Geldiklerinde Türk nefreti ile işgale geldiler. Yunan ordusuna aşılanmış düşünce Megali idea idi. Megali idea Türk nefreti üzerine kurulmuş bir düşüncedir. Hezimete uğrayan 1922 yılında budur.

Kurtuluş savaşı Türk - Yunan savaşı diye değerlendirenler var. Yunanistan'ın İngiltere tarafından Anadolu'nun işgaline görevlendirildiğinden bahseden yok. Üstelik ne kadar para verdiğine dair belge yok. Fakat Yunan'ın bütün işgal masrafları Vasil Zaharoff (Rıchard Lewınsohn'un Esrarengiz Avrupalı) kitabından Zaharaff Muğla'da doğmuş bir Rum daha sonra İngiltere vatandaşı olmuş. Orada bir silah tüccarı olarak çok zengin olmuş bir Yunan'dır.

Kitabın arka kapak yazısında: 'Türk düşmanı Rum Vasil Zakharias, yüzyılımızın ilk çeyreğinde dünyanın en etkili kişilerinden Sir Basil Zaharoff olmuştu. Zaharoff Millî mücadele'de Yunan ordusunun Anadolu'ya çıkışını hem kendi parasıyla desteklemiş hem de samimi ilişkiler içinde bulunduğu İngiliz Lloyd George hükümetine kabul ettirmiştir. Bu savaş ona para kaybettirdi ama kısa zaman sonra Monaco'da satın aldığı kumarhane sayesinde kısa zamanda eski zenginliğine kavuştu.'

Yunan Propagandası adlı kitabı okumalıdır. Prof. Dr. Dimitri Kicikis'in araştırması, belgesel ve doktora tezidir. Bu kitapta Venizelos Paris Barış Konferansı'na gidip hangi taleplerde bulunmuş, nereleri istemiş, neden istemiş, bütün bunlar anlatıldığı gibi Yunan propagandasının bütün en ince ayrıntısına kadar kimlerce finanse edildiğini, hangi gazete ve yayınlarda nasıl Yunan işgalinin meşrulaştırıldığını anlatan bir kitaptır.

I. Dünya Savaşı ertesi savaşı kazanmış olan büyük devletler temsilcilerinin yeni barış  düzeni kurmak amacı ile Paris Konferansı adı altında bir araya gelmiş olmaları ve büyükler arasına Yunanistan'ın da karışmış olması, bu Bizans - Rum imparatorluğunu canlandırmak hayali ile gözleri kamaşan Venizelos Arnavutluk, Bulgaristan, asıl göz diktiği İzmir, Marmara bölgesi, Kıbrıs ile birlikte Ege adalarını, Trakyanın tümünü ve İstanbul'u istiyor.

Venizelos, Atina'da iktidarını sürdürme şansını da sözde 'Büyük Yunanistan Hayali' nin gerçekleşmesine bağlamış.

Hedefine ulaşmak için elinde tek silah var: Propaganda.

Bu propagandanın hangi iğrenç yollarla yapıldığı bellidir.

Sizce propaganda nedir? Propaganda bu kadar güçlü müdür? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 611



« Yanıtla #1 : 26 Ekim 2017, 18:11:48 »

Irkçılık, duygusal öğelere büyük oranda yer veren “aktivist” ve “propagandist” bir kitle hareketidir.
Irkçılığı, diğer ideolojilerden ayıran en temel özellik, ideolojik ve entelektüel içeriğinden çok eylem yönüdür.
Burada propaganda devreye girer.

İdeolojinin işlevlerinden ilki, “katılma işlevi” dir.

Siyaset arenasında yarışan unsurların iktidarı ele geçirmek adına, diğer gruplara karşı bir üstünlük sağlamakları için destek gördükleri kesimin aktif katılımına ihtiyaç duymaktadırlar.

İkinci işlev “doğrulama işlevi” dir.

Bu özellik kişinin amaçlanan hedeflere ulaşabileceğine inanmasını, kendisine karşı olan görüşe sahip olanları ikna ederek kendi yanına çekmesini ve “partizanlar” oluşturulmasını sağlar.

İşte tam olarak bu noktada propaganda faaliyetinin etkinliği ön plana çıkmaktadır.

İdeolojinin diğer işlevi “örtme işlevidir”. Bu işlev toplumda var olan egemen sınıfın çıkarlarının veya gerçek niyetinin gizlenmesini sağlamaktadır.

Dördüncü olarak “yol gösterme işlevi”nden söz edilebilir.

Bu işlev kişilere veya gruplara birçok alternatif arasından hangisini seçeceğini göstermektedir.

Beşinci olarak “hissetme işlevi” nden söz edilebilir.

Bu noktada bağlılık duygusundan bahsedilebilir. İdeolojiye bağlılık, kişinin bir olgu karşında zorunlu olarak eyleme geçmesine neden olmaktadır. Bu nedenle siyasal aktör farkında olmadan siyasal bir eylemin içine girmekte ve bütün propagandaya hizmet etmektedir.

...........................................................

Tan Hu
26.10.2017
turkcuturanci.com

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 27 Ekim 2017, 09:44:57 »

“Dinamik ve enerjik olacaksın. Darbeyle karşılık verecek, hücumu hücumla durduracaksın. Bütün devletlerle dostluk kurmak, ziyaretler yapıp ziyafetler ve hediyeler vermek, milli çıkarları korumak bakımından pek az faydalıdır.”

Bir İngiliz, Barbaros Hayreddin Paşa hakkındaki eserinde ünlü Türk amiralini küçültücü şeyler yazdıktan sonra onun soy bakımından Türk değil, Rum olduğunu da ileri sürmüş.

Türk büyüklerini başkalarına mal etmek hikâyesi epey eskidir. Hattâ bunlar arasında, yabancı bir kanın dörtte bir oranında karışmasıyla bir Türk’ü o yabancı kana bağlamak isteyen gayretkeşler bile vardır.

Barbaros’a gelince, O, hiçbir tartışmayı gerektirmeyecek kadar Türk’tür, Yirminci Yüzyılda dünyanın yuvarlak olduğunu ispat için konferans verecek, yazı yazacak değiliz.

Osmanlı imparatorluğu birçok milletleri idare ettiği ve Müslümanlık esasına dayandığı için Müslüman olan herkes devletin en yüksek kademelerine kadar çıkabiliyordu. Yüksek kademelere çıkanlardan çoğunun hangi soya mensup bulunduğu tarihlerde, belgelerde kayıtlıdır. Bu arada hangi ırktan olduğu bilinmeyen birkaç kişi de bulunabilir. Barbaros ise, biraz önce de söylediğimiz gibi Türklüğü kesin olan yüksek askerlerden biridir.

İngiliz yazarının bu tarihi açıklık karşısında onu neden Rumluğa mal etmek istediği belli değildir. Olsa olsa şuur altında yaşayan milli bir kıskançlığın açığa vuruluşu olabilir. Çünkü daha sonraki yüzyıllarda kuvvetli bir denizcilikleri olduğu halde İngilizlerin bir Barbaros’u yoktur ve şüphesiz Barbaros şimdiye kadar gelen amirallerin en büyüğüdür.

İngiltere bugün çöküş halindedir. On Dokuzuncu Asırla Yirminci asrın başlarında İngiliz donanması, daima, kendisinden sonraki en güçlü iki donanmanın toplamından üstün kuvvette bulunuyordu. Bu, onların âdeta hayat prensipleri idi. Fakat İngiltere artık ihtiyarlamıştır. Birinci Cihan Savaşını Amerika’nın yardımıyla kazanmış, buna rağmen nefesi kesilmiş, eski gücünün kalmadığını anlamıştır. İkinci Cihan Savaşı ise Almanya tarafından İngiltere’nin belkemiğinin kırılmasıyla sonuçlanmıştır. Bugün donanma bakımından dünyada ancak üçüncü, büyük devlet olarak dördüncü, belki beşincidir.

Gelenekleri de çökmekte, İmparatorluğunu kendi eliyle tasfiye ettikten sonra Britanya adasına, kendisini şiddetle rahatsız eden Zenciler dolmaya başlamış bulunmaktadır. Geçen asırlardan gelen itici kuvvet henüz kendisini ilerlerde tutmakta ise de biraz sonra nefesi iyice kesilince büyük devletlikten vazgeçip orta devlet olmaya razı olacaktır.

İşte bu durumdaki İngiltere’nin içinden herhangi bir ferdin çıkarak şanlı Barbaros’a hakarette bulunması onun ruh sarsıntısını, içine düştüğü aşağılık duygusunu yansıtmakta ve akla ister istemez çöp ve mertek meselini getirmektedir: Kendi gözündeki merteği görmeden başkasının gözündeki çöpü görmek.

Şu zavallı İngiliz’e soralım: Sen başkalarının yüzyıllar ötesinde kalmış amirali ile uğraşacağına şu anda kendi devletinin başında bulunan kral hanedanına bir baksana… Senin bugünkü kraliçen yani devlet başkanın Alman’dır. Kraliçenin kocası Danimarkalıdır. İngiltere veliahdı Dan ve İngiliz kırmasıdır.

Acaba bunları hiç düşündün mü? Sırça köşkte oturup da başkasına ne diye taş atarsın?

Senin Başbakanların arasında da ne milletler olduğunu istersen bir nebze hatırlatalım: Macdonald, İskoç’tu. Daha öncekilerden Lloyd George, Galli idi. Daha eskilerden Disraeli, Yahudi idi.

Bunlar dururken ne diye dört yüz yıl önceki Barbaros’la uğraşıyorsun da Türk olduğu halde Rumluk izafe ediyorsun? Bazı İngilizlerde Türkler’e karşı bir hınç ve kin olduğu malûmdur. Kurtuluş savaşımız sırasındaki başbakanları Lloyd George de bunlardan biriydi. Sevginin ve nefretin niçini, nedeni olmaz. Belki Barbaros kitabının müellifi de aynı şekilde bir kinle hastadır. Belki babası, Birinci Cihan savaşında Türkler’le yapılan çarpışmalarda ölmüş veya sakat kalmıştır. Sebebi ne olursa olsun bu İngiliz bir Türk düşmanıdır. Barbaros’un, eğer varsa, denizcilikteki taktik yanlışlarını inceleyeceğine, onun insan taraflarını ve ırkını yererek yazılan bir eser başka türlü değerlendirilemez.

Tarihi değerlerimizi başkalarına değil, kendi milletimize bile tanıtamadığımız için biz de sorumluyuz. Orta öğretimde başkalarının tarihi Türk tarihinden daha çok gösterilip öğretilmektedir. Tarih şuuru olmayan bir millete başkaları tarih yönüyle istedikleri kadar yüklenebilir.

İsrail’de epey kalan bir tanıdıktan, Yahudilerin, çocuklarını Arap ülkeleri sınırlarına götürerek ilerisini gösterdiklerini, buraları bizimdi, yine bizim olacak diye telkinler yaptığını dinlemiştim. Yahudiler, kendi bakımlarından doğru ve haklı bir telkin yapıyorlardı. Nitekim Araplar da kendi bakımlarından doğru ve haklı bir telkin yaparak İsrail’i ortadan kaldırmak ülküsünü çocuklarına aşılıyorlar.

Bize gelince: Rusya, İran ve Çin’deki Türkler’den bahsedince hemen “emperyalist’, “faşist”, “militarist” diye hücuma uğruyoruz. Gerçi bu saldırılar büyük ölçüde satılmışlardan geliyorsa da aralarında normal vatandaşların da bulunması tarih şuursuzluğunun ve millî gafletin en ibret verici örneğini teşkil ediyor. İngiliz’in Barbaros hakkındaki eseri, Londra’daki Kıbrıslı Türkler tarafından tepkiyle karşılanmış. Kıbrıslı Türkler son yıllarda milli şuurun mümessilleri haline geldiği için bu tepkileri normal. Fakat Türkçülük çapında yetersizdir. Tepkinin Türk devletinden, Dışişleri ve Millî Eğitim Bakanlıklarından gelmesi, meselâ Londra’da bir tarihçimiz tarafından Barbaros hakkında ilmi bir konferans verilerek hakikatin İngiliz Profesörlerine ve aydınlarına anlatılması mutlaka yapılması gerekli bir vazifedir.

Dinamik ve enerjik olacaksın. Darbeyle karşılık verecek, hücumu hücumla durduracaksın. Bütün devletlerle dostluk kurmak, ziyaretler yapıp ziyafetler ve hediyeler vermek milli çıkarları korumak bakımından pek az faydalıdır. Asıl fayda propagandadır.

Propaganda için büyük masrafa ihtiyaç yoktur. Onu yapmak kabiliyetinde olanları bulup gerekli yerlere oturtmak şimdilik kâfidir.


Gözlem, 3 Nisan 1969 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TÜRKÇÜGÖKHAN
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 351


%100 Türk!


« Yanıtla #3 : 27 Ekim 2017, 10:35:35 »

Propaganda hiç şüphesiz ki dünya üzerinde en etkili ikna yöntemidir. Burada önemli olan husus, propagandayı yerinde ve doğru zamanda yapabilmektedir. Propaganda deyince akla gelen isimlerden biri de Dr. Goebbels'tir.

Bilindiği üzere, Hitler'in iktidarında çok önemli bir yeri olan Goebbels, 1933 yılında propaganda bakanı olur. İlk icraatlarından biri Yahudi ve Nazi karşıtı kitap, dergi vb. iletişim araçlarının satışını yasaklamak olmuştur. Daha sonra ise ülkedeki bütün haber kaynaklarını kontrolü altına alır ve böylece rahatlıkla halkın beynini yıkamaya başlar.

Şimdi, Dr. Goebbels'in ne kadar usta bir propaganda bakanı olduğunu gösteren birkaç sözünü sizlerle paylaşacağım..

“insanların beyin tembelliğini gördükçe, her istediğimizi yapabiliriz”

“yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. olmazsa, yalana devam edin”

“bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar”

“halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin”

“halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır”

“hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin”

“asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin”

“sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın”

“yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır”

“bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım”

''prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır”

“önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. çünkü onları kandırmak çok kolay”

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
TÜRKÇÜGÖKHAN
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 351


%100 Türk!


« Yanıtla #4 : 27 Ekim 2017, 10:45:16 »

Mesela Tayyip'te propaganda konusunda gayet başarılı. Cahil insanları adeta avcunun içine almış. Bravo!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben ve milletim Tanrı'nın kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir.
akıncıı
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 349


« Yanıtla #5 : 27 Ekim 2017, 19:28:18 »

Mesela Tayyip'te propaganda konusunda gayet başarılı. Cahil insanları adeta avcunun içine almış. Bravo!

“hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin”

Ak Parti (yalnızca Erdoğan değil) ekip olarak propaganda konusunda iyi.

Erdoğan son dönemlerde yanlışlar yaptığını itiraf ediyor. "Kandırıldım " sözleri ve "İstanbul'a ihanet ettik" gibi itirafların iki sonucu olabilir. Birisi; Erdoğan'a samimi bir görüntü çizdiği için artı puan olarak dönecektir. Diğeri ise Goebbels'in alıntı yaptığım sözüne dayanarak hata yaptığını itiraf etmesi Erdoğan'ın itibarını düşürecek ve propgandasını etkisiz kılacaktır.
Ben Goebbels'in dediği gibi olacağını düşünüyorum. Erdoğan bu itiraflarıyla halkı kendisinden soğutuyor ve Ak Parti'nin çöküşünü kendi eliyle hızlandırıyor. Belediye başkanlarının Erdoğan'ın zoruyla istifa ettirilmesi de benzer bir olumsuz sonuç doğuracaktır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

AttilaHunTürk tarafından otağdan kovuldum.
Tan Hu
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 611



« Yanıtla #6 : 27 Ekim 2017, 23:37:33 »


Dr. Goebbels'in propaganda olarak ifade ettiği bir takım telkinler bence tahrik unsuru taşımakta ve "temel milli yararlara karşı hakaret" propagandası içermektedir.

Propaganda geniş anlamda düşüncenin ifadesini, dar anlamda ise düşüncenin soyut ve geniş nitelikteki açıklaması ile bunu başkalarına benimsetme amacını ifade etmektedir.

Tahrikte ise belirli bir neticeyi meydana getirmeye uygun bir iteleme ve bu amaçla yapılan telkinler söz konusu olmakta, propaganda da ise benimsetilen düşünceye uygun bir tahrik benimsetilen neticenin gerçekleştirilmesi için harekete geçilmesini sağlayan telkin söz konusu olmamaktadır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.237 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.017s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.