Nükleer Hedef Türkiye mi?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Şubat 2020, 16:54:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nükleer Hedef Türkiye mi?  (Okunma Sayısı 649 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 06 Kasım 2017, 21:58:12 »

Esasen İncirlik'te soğuk savaş döneminden beri nükleer bombalar var. Bunun miktarı da yaklaşık 50 adet. Daha önce yine soğuk savaş döneminde Türkiye'de Nato'nun nükleer caydırıcılık kapsamında nükleer topçu dediğimiz karadan karaya atılabilen yine uçaklarımız Türk uçakları vasıtası ile atılabilen belli üslerimize kurulmuş nükleer silahlar vardı. Bunlar 1990'lı yıllardan itibaren kaldırıldı.

Nato'ya ait ama Türkiye'nin kendi uçakları ile atabileceği nükleer bombası kalmadı. Fakat bunların dışında her zaman İncirlik'te nükleer bomba vardı. 2009 yılında Nato'da gizli yapılan görüşmelerde Amerika'nın kendi plânı çerçevesinde burada bulunan eski tip dediğimiz aslında eski tip değil çok korkunç bir silah yine adı B - 61 üç veya dört modeli dediğimiz nükleer bomba bir silah 50 adet İncirlik'te bulunuyor.

2009 yılındaki görüşmeler sonucunda bu silahların bu nükleer bombaların yeni nesil dediğimiz nükleer bombalarla değiştirilmesi konusundaki anlaşmadan sonra 2015 yılından itibaren Almanya'da 20 adet, Belçika'da 20 adet, Hollanda'da 20 adet, İtalya'da iki üs içinde 70 adet, sadece Avrupa içinde 130 adet ve Türkiye'de İncirlik'te 50 adet olmak üzere 180 adet yeni nesil bombanın eski bombalarla değiştirilmesi konusunda bir anlaşmanın sağlandığını öğreniyoruz. Bunu da en açık şekilde Amerika Bilimler konfederasyonu dediğimiz bir kuruluşa bağlı nükleer fizikçi Hans Kristensen açıkladı. Alman televizyon kanalına verdiği demeçte özellikle haritalar üzerinde Türkiye'deki İncirlik ve İtalya'da iki üssü açıkladı.

Nerelere konuçlandığını, nasıl yapıldığını ve bunların ne zaman değiştirileceği hususunda bir açıklama yaptı. 2015 yılında ayrıca başka bir gelişme oldu. F - 15 uçakları ile amerika test sahasında yeni nesil B - 61 12 modeli nükleer bombaların da testlerine başlandı. Çok çeşitli kaynaklar var. Örneğin 2017 yılında da test atışları yapılıyor ve 2020 yılına kadar bu bombaların yerleştirileceği söyleniyor. Fakat hepsinin ortalaması 2017 yılı başından itibaren özellikle testleri ve kabul testleri biten bombaların yavaş yavaş Avrupa'ya yerleştirildiği ve Türkiye'ye geldiği konusunda çok önemli deliller var.

En mühim kaynaklardan birisi de 2017 yılı Ocak ayında Rus Savunma Bakanının yapmış olduğu açıklamadır: 'Yeni nesil bombaları Nato yerleştirmeye başladı' diye bir açıklama yaptı. Amerika Pyd benim kara ordum diyor. Türkiye'nin bölünmesi için her türlü desteği veriyor. Pkk'ya zaten yıllardır destek veriyor. Fetö elebaşısı Pensilvanya'da, Fetö'ye destek veriyor. Darbe ile Türkiye'de Amerikancı - İslâmcı bir hükümet getirip istediklerini yapmaya çalışıyor. Büyük elçileri silahlar tırlarla giderken gözlerimizin içine baka baka Pyd'ye destek vermedik diyor. Türkiye'deki nükleer bombaları 15 Temmuz'dan sonra Romanya'ya, Bulgaristan'a taşıyalım diye tartışmalar var. Haritalar var. İncirlik'teki birliklerin görev tanımlarına bakıyorsunuz, nükleer caydırıcılık yazıyor.

Resmî bir açıklama var mı? Bombalar Türkiye için tehdittir. Konu ile ilgili T.B.M.M. araştırma başkanlığınca hazırlanmış bir raporunda 'Türkiye'de 50 adet nükleer bomba bulunduğu tahmin edilmektedir.' diye yazmaktadır. Bu raporu hazırlayanlar her şeyin açık kaynaktan bilindiğini bilmiyorlar mı? Tahmin edilmektedir ne demektir?

İncirlik'te nükleer silahlar Nato'nun nükleer caydırıcılık kapsamında var. Birtakım kişiler Nato üyesi Türkiye için gereklidir. Bu Nato'nun savunması için gereklidir diyebilirler. Oysa Türkiye'nin savunması için artık nükleer silahlara gerek yok. 28 Nato ülkesi var. Sadece 5 Nato ülkesinde nükleer silah var. Diğer 23 ülkeye diyelim ki biz bu nükleer silahları istemiyoruz. Sizlerle paylaşalım 3'er, 5'er alın, bakın kimse alıyor mu? Kimse almaz. Bu bir baskıdır. Amerika'nın baskısıdır. Amerika bu bombaları Rusya ve İran için kullanıyor. Başka kim var etrafımızda kullanan, İran da var. Rusya hâkim. Bir ülke daha var o da İsrail. İncirlik'te nükleer silahlar Nato'nun nükleer caydırıcılığı için bulunmasının yanı sıra İsrail'in güvenliğinin sağlanması içindir.

Sizce nükleer hedef Türkiye midir? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 593


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #1 : 06 Kasım 2017, 23:33:55 »

NATO’nun nükleer stratejisi ve kuvvet durumu, savaşların önlenmesine yönelik, İttifak’ın genel stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ifade edilir. Bu strateji; barışın korunması ve Avrupa-Atlantik bölgesinde istikrarın sağlanmasına katkı konularında temel bir siyasi role soyunmuştur. Bununla birlikte Soğuk Savaşın bitmesinden günümüze kadar güvenlik konularında elde edilen mesailerden dolayı İttifak, nükleer güce olan bağlılığını önemli ölçüde azaltmıştır. NATO’nun yeni güvenlik ortamına ayak uydurabilmek için attığı adımlardan bir tanesi de nükleer stratejisinde yer alan ve nükleer unsurlar konusunda yaptığı değişikler olmuştur.

NATO’nun nükleer stratejisi müzakere edilmeden devam edilecek bir konu değildir. Hâlihazır “Stratejik Konsept”de müttefikler bu konuyu açmadan 1991 yılı Stratejik Konseptinde kullanılan lisanı kullanmayı tercih etmişlerdir. Ancak bu sefer, birtakım unsurlar NATO’nun nükleer politikası ve stratejisinin tartışılmasını, üzerinde anlaşılmasını ve kamuoyuna anlatılmasını gerekli kılmıştır.

Bu unsurlar; caydırıcılığın geçerliliğinin devamı konusundaki şüpheleri, nükleer silahsızlanma konusundaki geniş çaplı tartışmaları, nükleer silahların yayılmasını, Nükleer Silahsızlanma Anlaşması (NPT) ile oluşan düzenin yakın zaman içinde bozulması, nükleer silahlara sahip olma ısrarı bilinen İran’ın uluslararası toplumu başarılı bir şekilde oyalaması, nükleer silahlara sahip olmayan üyelerin “nükleer katılım”a dair açık tartışmalarını içermektedir. Bütün bu konular İttifak içinde nükleer strateji konusundaki tartışmaları kaçınılmaz yapmaktadır.

NATO’nun Avrupa kıtasında bir denge sağlayabilmesi imkânsız olduğundan nükleer silahların caydırıcı olarak oynayacağı rol ön plana çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle Batı Avrupa’nın savunma ve güvenliği, ABD’nin nükleer caydırıcılık gücüne bağlanmıştır.

Uluslararası toplumda nükleer materyallerle ilgili programlar, bunların yasa dışı ticareti ile ilgili endişeler sürekli pompalanmaktadır. En kötü olasılık ise teröristlerin KİS’i (Kitle İmha Silahı) elde edecek olmalarıdır. Atom Enerjisi Kurumunun İnternet sayfasına girildiğinde çok miktarda çalınan, kaçırılan, nerede olduğu belli olmayan radyolojik materyalin olduğu görülmektedir. Gelecekte karşılaşılabilecek tehdit; ya teröristlerin radyolojik materyalleri ya da zor da olsa bir nükleer cihazı ele geçirmeleridir. Esas endişe yaratıcı konunun bu olduğunun dile getirilmesi ve Hollywood Filmleri ile desteklenmesi ilginçtir.  NATO’nun bu konuda ne gibi önlemler aldığı, nelerin yapılması gerektiği konusu açıkça tartışılmakta ve Yeni Stratejik Konsept’te NATO’nun bu konuya yönelik politikasının ne olacağı merak edilmektedir.

Yakın tarihin ABD Eski Başkanı Obama, Çek Cumhuriyeti’ne yapmış olduğu ziyaretteki konuşmasında hiçbir nükleer silahın olmayacağı bir dünya hayal ettiğinden bahsetmişti.

Nükleer silahların olmadığı bir dünya ve Yeni Stratejik Konsept’in bu konuyu ne ölçüde ele alması gerektiği de bugün tartışılan diğer konulardan biridir. Nükleer politikanın adaptasyonunun Yeni Stratejik Konsept’te ele alınabilmesi için kamuoyunun bu konuda biraz baskısının olması gerektiği dile getirilir durulur. Ayrıca nükleer politikalar ile ilgili ileriye dönük hedefler ve bu hedeflere ulaşılabilmesi için kullanılacak vasıta ve adımlar konusunda müttefikler arasındaki düşünce farklılıklarının açıkça tartışılmasına ihtiyaç duyulduğu söylenmektedir.

Geçmişte NATO’nun bölgedeki etkisini artırmaya ve çıkarlarını korumaya yönelik çok büyük bir etken olacağı, Avrupa’nın ve ABD’nin enerji güvenliğinin Rusya’nın, İran’ın politikalarına ve terörist tehditlere karşı açık olması, kaynak çeşitliliğini artırmaya çalışan AB ve ABD enerji güvenliğinde NATO ve Türkiye’ye daha fazla rol verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği günlerden Asya kıtasına yüzünü dönen Türkiye’nin stratejik ortaklığa hizmet etmediği yönünde bir hüküm ile gizli bir yaptırım stratejisi dönemine girilmekte ve “Müşterek Savunma” sistemi kurulmaktadır.

...............................
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.053 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.