Nereye Gidilmekte?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 19:36:11


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nereye Gidilmekte?  (Okunma Sayısı 3169 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« : 02 Ağustos 2014, 04:33:54 »

İşte il il Türkiye'de Suriyeli sayısı

İçişleri Bakanlığı, Suriye’deki iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin sayısının 1 milyon 385 bini bulduğunu açıkladı. Peki Türkiye'de hangi ilde kaç Suriyeli yaşıyor? İşte il il o rakamlar:

İstanbul - 330.000 kişi
Gaziantep - 220.000 kişi
Hatay - 190.000 kişi
Şanlıurfta - 170.000 kişi
Mardin - 70.000 kişi
Adana - 50.000 kişi
Kilis - 49.000 kişi
Mersin - 45.000 kişi
Konya - 45.000 kişi
Kahramanmaraş - 44.000 kişi
Ankara - 30.000 kişi
Bursa - 20.000 kişi
Batman - 20.000 kişi
Şırnak - 19.000 kişi
Kocaeli - 15.000 kişi
İzmir - 13.000 kişi
Osmaniye - 12.000 kişi
Antalya - 10.000 kişi
Kayseri - 9.500 kişi
Diyarbakır - 5.000 kişi
Adıyaman - 2.500 kişi
Samsun - 1.230 kişi
Niğde - 1.100 kişi
Aydın - 1000 kişi
Elazığ - 900 kişi
Malatya - 850 kişi
Denizli - 800 kişi
Yalova - 780 kişi
Muğla - 750 kişi
Siirt - 700 kişi
Muş - 670 kişi
Sakarya - 670 kişi
Van - 600 kişi
Manisa - 550 kişi
Balıkesir - 500 kişi
Afyon - 500 kişi
Tekirdağ - 480 kişi
Bitlis - 400 kişi
Trabzon - 330 kişi
Tokat - 320 kişi
Bolu - 300 kişi
Çorum - 250 kişi
Burdur - 250 kişi
Çanakkale - 200 kişi
Nevşehir - 180 kişi
Uşak - 173 kişi
Isparta - 160 kişi
Eskişehir - 150 kişi
Düzce - 150 kişi
Hakkari - 150 kişi
Kırıkkale - 150 kişi
Sivas - 150 kişi
Zonguldak - 140 kişi
Ağrı - 100 kişi
Amasya - 100 kişi
Erzurum - 80 kişi
Ordu - 80 kişi
Rize - 77 kişi
Karaman - 75 kişi
Kırşehir - 70 kişi
Bilecik - 50 kişi
Bingöl - 50 kişi
Çankırı - 50 kişi
Yozgat - 50 kişi
Edirne - 50 kişi
Kars - 45 kişi
Artvin - 40 kişi
Aksaray - 40 kişi
Kütahya - 33 kişi
Kırklareli - 30 kişi
Bartın - 20 kişi
Karabük - 10 kişi
Tunceli - 0 kişi
Bayburt - 0 kişi
Ardahan - 0
Iğdır - 0
Sinop - 0
Kastamonu - 0
Erzincan - 0
Giresun - 0
Gümüşhane - 0

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Tayyip Erdoğan için verilen reklamların kaynağını merak ettiklerini söyledi. “Reklamcı arkadaşlarımıza hesaplattık” diyen Tekin şöyle konuştu:

'81 ilde 10 günlük billboard’lar için en az 54 milyon lira, ilçeler, karayolları, köprü ve otoyolları da eklerseniz 100 milyonu aşan bir fatura çıkıyor. Televizyon ve gazete reklamlarını düşünmüyoruz bile. Merak ediyorum 81 ilin tamamında Başbakan için reklam mecraları kapatılmış durumda. Üstelik, bir ay; 300 milyon eder. Bu rakamı nasıl ödeyecekler?'


İşsizlik Sigortası Fonu işsizlerden çok devletin bütçeden yapması gereken yatırım ve harcamaların finansman kaynağına dönüştü. 14 yılda Fon’dan yapılan her 3 liradan sadece 1 lirası işsiz kalanların cebine girdi.

Ça­lı­şan va­tan­daş­la­ra iş­siz kal­dık­la­rı dö­nem­ler­de as­ga­ri dü­zey­de ge­lir sağ­la­mak ama­cıy­la ku­ru­lan İş­siz­lik Si­gor­ta­sı Fo­nu, 14 yıl­lık dö­nem­de iş­siz­den çok dev­le­tin işi­ne ya­ra­dı. Dev­le­tin mil­yar­lar­ca li­ra­lık ya­tı­rım ve ca­ri har­ca­ma­sı­nı büt­çe dı­şı yol­la kar­şı­la­yan Fon, ay­nı za­man­da öde­di­ği ver­gi­ler­le büt­çe­yi fi­nan­se et­ti.

75,5 mil­yar li­ra­lık dev

İş­siz­lik Si­gor­ta­sı Fo­nu­’na, 2000 yı­lı­nın Ka­sım ayın­dan bu ya­na iş­çi, iş­ve­ren ve dev­let­ten her bir si­gor­ta­lı ça­lı­şan için dü­zen­li ola­rak prim ke­si­li­yor. An­cak ke­sin­ti­ler isim ba­zın­da ya­pıl­ma­dı­ğı için prim­le­rin tü­mü top­lu ola­rak Fo­n’­da top­la­nı­yor. Fon, bu pa­ra­la­rı bü­yük bö­lü­mü Ha­zi­ne iç borç­lan­ma se­net­le­ri ol­mak üze­re, çe­şit­li ya­tı­rım araç­la­rın­da de­ğer­len­di­rip fa­iz ge­li­ri el­de edi­yor. Fa­iz ge­lir­le­ri ve prim ke­sin­ti­le­ri ve ya­pı­lan har­ca­ma­lar da­hil ha­zi­ran so­nu iti­ba­riy­le Fon var­lı­ğı 75 mil­yar 446 mil­yon li­ra­ya yük­sel­di.

İş­si­zin pa­yı art­ma­dı

Fon ilk ku­rul­du­ğun­da, esas ola­rak ça­lı­şır­ken iş­siz ka­lan si­gor­ta­lı­la­rı iş­siz­lik dö­nem­le­rin­de fi­nan­se et­mek ama­cıy­la ku­rul­du. Üs­te­lik, Fon ge­lir­le­ri­nin yet­me­ye­bi­le­ce­ği dü­şün­ce­siy­le, iş­siz­le­rin bu­ra­dan ya­rar­lan­ma im­kan ve şart­la­rı ya­say­la bir hay­li kı­sıl­dı. Do­la­yı­sıy­la, prim öde­di­ği hal­de ör­ne­ğin ken­di­si iş­ten ay­rı­lan iş­siz si­gor­ta­lı­la­ra Fo­n’­dan iş­siz­lik öde­ne­ği ve­ril­me­di. Şart­lar ağır ol­du­ğu için de Fon ge­lir­le­ri hız­la ar­tar­ken, iş­siz­le­rin bu Fo­n’­dan ala­bil­di­ği pay hep dü­şük kal­dı.

27 mil­yar har­can­dı

İş­siz­le­re ak­ta­rıl­ma­dı­ğı için hız­la bü­yü­yen Fon bir an­da hü­kü­me­t­in büt­çe dı­şın­da­ki al­ter­na­tif fi­nans­man kay­na­ğı­na dö­nüş­tü. İş­siz­le­re in­ce ele­nip sık do­ku­na­rak öde­nen Fon kay­nak­la­rı, ka­mu har­ca­ma­la­rın­da ade­ta sel olup ak­tı. Fo­n’­un ku­rul­du­ğu ilk gün­den bu ya­na top­lam 26,7 mil­yar li­ra har­ca­ma ya­pıl­ma­sı­na kar­şın, bu pa­ra­nın sa­de­ce 7,4 mil­yar li­ra­sı iş­siz­le­rin ce­bi­ne gir­di.

GAP'a 10 milyar lira

İş­siz­lik Fo­nu­’n­dan har­ca­nan pa­ra­la­rın 10,2 mil­yar li­ra­sı GAP ‘a  9,1 mil­yar li­ra­sı da dev­le­tin büt­çe­den yap­ma­sı ge­re­ken iş­siz­li­ği ön­le­me­ye yö­ne­lik olan­lar da­hil sos­yal amaç­lı pro­je­le­rin­de git­ti. So­nuç­ta Fo­n’­dan ya­pı­lan her 3 li­ra­lık har­ca­ma­nın 1 li­ra­dan da­ha az kıs­mı iş­si­ze ak­ta­rıl­mış ol­du.

Faiz gelirinden vergi alınıyor

Dev­let, Fon kay­nak­la­rı­nı büt­çe har­ca­ma­la­rın­da kul­la­nır­ken bir yan­dan da, son­ra­dan çı­kar­dı­ğı bir ya­say­la fa­iz ge­lir­le­rin­den ver­gi al­ma­ya baş­la­dı. He­sap­la­ma­la­ra gö­re ge­ri­de ka­lan 14 yıl­da, işi­ni kay­be­den yak­la­şık 4 mil­yon 500 bi­ne ya­kın iş­siz, Fo­n’­dan iş­siz­lik öde­ne­ği al­mak için baş­vur­du. An­cak bu iş­siz­ler­den yak­la­şık 3 mil­yon 500 bi­ni­ne öde­nek bağ­lan­dı. Ge­ri ka­lan 1 mil­yon iş­si­zin baş­vu­ru­su ge­ri çev­ril­di.

-alıntı-

Hakikat gibi yalanın da tek çehresi olunmuşsa, kimilerinin hakikatleri de yalanları gibi birbirine değmeden uyuşuyorsa, sözler ikiyüzlü faziletli adamlar gibi bir arada buluşabiliyorsa o halde sizce nereye gidilmekte? Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kara_Kurt
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 198



« Yanıtla #1 : 02 Ağustos 2014, 19:07:46 »

Bu göçler niye hep İstanbula ? Hep kürtler göç ediyordu zaten İstanbulun nerdeyse yarısı Türk değil 15 milyon olmuş nufusu amaç boğaz kontrolünü Türklerden almak mı ?!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #2 : 04 Ağustos 2014, 00:52:09 »

Bu göçler niye hep İstanbula ? Hep kürtler göç ediyordu zaten İstanbulun nerdeyse yarısı Türk değil 15 milyon olmuş nufusu amaç boğaz kontrolünü Türklerden almak mı ?!

Elbet öğrenecek, yalnız büyük neticelerin büyük sözlerden ve büyük kelimelerden değil, büyük işlerden ve büyük meziyetlerden çıktığını Kara_Kurt

Atsız Atamızın dediği gibi 'Zaman en büyük hâkimdir. Hükmü verir ve öcünü alır'
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Oğuz Şad
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 2.650


Zamanı Tanrı Yaşar!


« Yanıtla #3 : 04 Ağustos 2014, 01:55:43 »

Bu göçler niye hep İstanbula ? Hep kürtler göç ediyordu zaten İstanbulun nerdeyse yarısı Türk değil 15 milyon olmuş nufusu amaç boğaz kontrolünü Türklerden almak mı ?!

Hakkari'nin, Siirt'in yada bilmem nerenin dağında kıçında asker postalından yediği tekmeyle yaşamak yerine, elini kolunu sallaya sallaya onlarca asırdır bütün milletlerin sahip olmak için birbirini boğazladığı güzelim boğaz'a hiçbir bedel ödemeden doluşmalarının bir sebebinin olmasına gerek yok.

Diyarbakır'da kafasına sıkılarak itlaf edilen kuduz köpek Musa Anter ne demişti? "kürt salak mı ki bölünmek istesin? Türk batıdaki en iyi yerleri alacak, kürde ise güneydoğudaki bereketsiz topraklar kalacak. Yok öyle yağma. İstanbul da bizim, Ankara da, İzmir de. Günü geldiğinde hepsini alacağız."  ''Silaha sarılamayan kürt, karısına sarılsın''

Çok değil 10 sene bu ülkeyi milli bir hükümet yönetsin bu itlerin hepsi sandallara doluşup, bütün insanlar kardeştir, özgür yaşam bizim de hakkımız diye Yunanistan'a iltica ederler, oraları da pisler, batırır yaşanmaktan çıkacak yerler haline getirirler.

Velhasıl, bunların böylesi güzel yerlerde bedel ödemeden bedavadan yaşama fırsatı ayaklarına gelmiş, buna kim yok der ki? Musa Anter'in paylaştığım sözleri de, bu kontrolsüz ve tehlikeli göçün kürtçüler tarafından nasılda ellerini ovuşturarak izlediğini ve kullanmayı tasarladıklarını göstermek amacını taşıyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Töre Konuşunca Han Susar!
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #4 : 04 Ağustos 2014, 12:18:19 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Türkiye son yıllarda Afrika’dan çok göç aldı. Göçmenleri Taksim Tarlabaşı’nda saat satarken veya üst geçitlerde müşterilere parfüm pazarlamaya çalışırken görmek mümkün. Çalışma ve yaşam koşulları bir hayli güç olan bu insanların İstanbul’da diğer bir yaşam alanı ise Kumkapı’daki Katip Kasım Camii Sokak, nam-ı diğer Somali Sokağı… Kumkapı yakınlarına yerleşen bu vatandaşlara son birkaç ayda Suriyeliler de eklendi. Fakat semt sakinlerine göre civarda ciddi bir asayiş sorunu var. Durumu ise en iyi Çapari Restoran’ın işletmecilerinden Tayfun Çapari özetliyor: “Bizim kapımız herkese açık ama insanlarda burada huzurlu olmak istiyor…” Bir diğer Kumkapı sakini ise, “İllegal her şey Kumkapı sokaklarında dönüyor” diyor.

Kasım Camii Sokak, vatandaşın dilinde 'Somali Sokağı' olarak da biliniyor. Son yıllarda genellikle Somali'den gelen göçmenlerin yerleşmesi nedeniyle bölgede 'Somali Sokağı' olarak adlandırılan bu sokakta şimdilerde ise ciddi bir Suriyeli nüfusu da var. Hatta son dönemde Suriyeli göçmenlerin sayısı siyahi vatandaşların sayısını geçmiş durumda. Suriyeli ve Somalili göçmenler çevredeki kira fiyatlarında da artışa neden olmuş. Kumkapı'da bulunan İstanbul Emlak'ın işletmecisi Yasin Tiryaki, "Kaçak göçmenlerin artmasıyla işçi maliyetleri düştü, kiralar tavan yaptı. Burada oda kiralanması diye bir gerçek var. Başka yerde göremeyeceğiniz bir durum. 800 liraya oda kiralanıyor. 10 tane göçmen bir odada kalıyor" dedi.

Kumkapı deyince akla tabii ki restoranlar ve eğlence yerleri geliyor. Çapari Restoran’ın İşletmecilerinden Tayfun Çapari, “Bizim kapımız herkese açık ama müşterileri engelleyecek her olay bizim işlerimizi düşürüyor. İnsanlar burada rahat gezmek ve huzurlu olmak istiyorlar. Göçmenler gelmesinler demiyoruz ancak güvenlik konusunda önlemler alınmalı. İnsanlar da Kumkapı’da daha fazla vakit geçireceklerdir” dedi.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


DEFALARCA BAŞVURDUK ÖNLEM ALINMADI

Kumkapı’daki Gölçek Restoran'ın işletmecisi Şaban Şen ise, "Göçmenlerle ilgili olarak yetkililere defalarca başvurduk ama herhangi bir önlem alınmadı. Öğlen turistlerin akşam ise yerli turistlerin uğrak yeri olan Kumkapı güvenlik açısından dikkat edilmesi gereken bir yer" şeklinde konuştu.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


‘İLLEGAL HER ŞEY BURADA’

Kumkapı’daki Kebap Plus Dürüm Evi İşletme Sahibi Lokman Oğuz, yabancılar polis şubesinin karşılarında oldukları için sıkıntı yaşadıklarını ve Yabancılar Polis Şubesi'nin cezaevine döndüğünü belirtti. Oğuz, şubede kalan göçmenlerin pencerelerden turistlere sözlü tacizde bulunduklarını da ifade ederek "İllegal her şey Kumkapı'nın arka sokaklarında dönüyor. Yaşanılanların sonunda esnaf etkileniyor. Beklentilerimizi karşılamamız mümkün değil, satışlarımızda büyük düşüşler yaşanıyor. Devlet bunu kontrol altına almazsa zararlarımızı durduramayız" diye konuştu.

BUGÜNE KADAR HİÇBİR ŞEY YAPILMADI

Kumkapı için bugüne kadar hiçbir şey yapılmadığını özellikle vurgulayan 14 yıldır Kumkapı Turistik Restaurantlar ve Esnaflar Dayanışma Derneği'ne Başkanlık yapan Kemal Duranoğlu, "Biz bunu her toplantıda dile getirdik, Suriye vatandaşlarının burada kaçak olarak yaşamaları en çok bizleri etkiledi. Geçen seneye oranla Suriyeli vatandaşların sayılarında büyük artış görülüyor. Bu insanlar Kumkapı'ya gelen insanları taciz ediyor. Kendi semtimizde hareket edemez duruma geldik. Turistik yerlerde böyle olayların görülmemesi gerekiyor. Devlet bu soruna acilen çözüm üretmeli" diye konuştu.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Berberlerde bile 'yabancıya kiralık oda' ilanları var...

Duranoğlu, ayrıca "Kumkapı hem tarihi bir bölge hem de İstanbul'un en önemli eğlence merkezlerinden biri. Ancak maalesef yeterince önemsenmiyor, yeterli ilgi ve alakadan yoksun. Buraya her gün turistler geliyor, yeterli miktarda güvenlik güçleri olsa huzur ortamı sağlanır ve Kumkapı eski günlerine geri döner. Polis, zabıta burada olmazsa nerede olacak? Harekete geçilmesini bekliyoruz" da diyor.

-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #5 : 04 Ağustos 2014, 12:39:46 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Esenler Otogarı’nın üst kısmındaki boş arazide 1,5 ay önce bir erkek cesedi bulundu. Kalbinden bıçaklanarak öldürülen kişinin otogarda bir seyahat firmasında çalışan 55 yaşındaki Gültekin Yıldırım olduğu ortaya çıktı. Yıldırım’ın oğlu Emre Yıldırım, babasının failinin hala bulunmadığını söyleyerek otogarın gündüz gece iki ayrı dünyasının olduğunu ve geceleri çok kötü şeylerin yaşandığını anlattı.

Kapalıçarşı’da bir kuyumcuda çalışan Emre Yıldırım (28), 24 Haziran 2014 günü korkunç bir haber aldı. Bir gece önce evden çıkan ve geri dönmeyen babasının, çalıştığı İstanbul Otogarı’nın yanındaki boş bir arazide kalbinden bıçaklanarak öldürüldüğünü öğrendi. Babasını öldüren kişi ya da kişilerin hala izine rastlanılamadığına isyan etti. Hürriyet’e konuşan Emre Yıldırım babasının otogarda bir seyahat firmasında bilet kontrolü yaptığını, 3 ay önce kalp krizi geçirdiğini, babasının sempatik ve esprili bir insan olduğu için düşmanı olamayacak bir insan olduğunu söyledi.

Emre Yıldırım cinayetten önceki gece yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Babam 23 Haziran akşamı eve gelmişti. Yemek yedik. Sonra gece yarımda evden çıkarak otogar içinde takıldığı kahveye gitti. Evimiz otogarın hemen karşısındaydı. Kahveler otogarın doğu çıkışında alt katta yer alır. Ben de 10 dakika sonra peşinden çıktım. Kahvede gördüm onu, okey oynuyordu. Sonra ben orta kattaki üst çarşı katına çıktım. 15 dakika sonra tekrar kahveye döndüğümde babamı göremedim. Diğer kahvelere de baktım yoktu. Aradım meşgule attı. Mesaj çektim. Cevap gelmedi. Eve gittiğimde de yoktu. Sabah uyandığımda babam eve gelmemişti. Kardeşim babamın işyerine gitti. Polisler babamın işyerine gelmiş.

Kardeşimi almışlar, ‘sana birini göstereceğiz’ demişler. Öbür ekip de beni almaya geldi. Bana babamın nerede olduğunu sordular. Endişelendim. Babamın kalp hastası olduğunu söyledim. Bir şey söylemediler. Karakola gittik. Kardeşim oradaydı. Ağlıyordu. Yüzü gözü şişmişti.’ Ne oldu Erman’ dedim. ‘Babamı bıçaklamışlar, ölmüş ağabey’ dedi. Kendimi kaybettim. Polis babamın arkadaşlarının ifadesini alıp bıraktı. Bize de ‘Umutlanmayın, biz Suriyelilerden şüpheleniyoruz. Eğer onlarsa hayatta katili bulamayız’ dediler.

“Kumar ve fuhuş batağı”

“Çünkü orası gündüz otogar gece kumarhanedir. Fuhuş batağıdır. Bonzai satılır, kadın pazarlanır. Her türlü pislik yaşanır. Otogarın altında yaşananlar Tarlabaşı'nda, Dolapdere’de yaşanmıyordur. Otogarda kalan 300-400 Suriyeli var. Orta katta kalıyorlar. Boş buldukları yere yatak serip kalıyorlar. Asla tek gezmeyip en az 6-7 kişi geziyorlar. Dileniyorlar, yankesicilik yapıyorlar. İnsanlar otogardan geçmeye korkuyor. Ben polisleri daha önce çok uyardım. ‘Sen işine bak, biz görevimizi biliyoruz’ dediler.  Kayıtlara bakılsın benim 150-200 kez polisi aradığıma dair kayıt var. Polisi takip ediyorum, gelip içeri girip çayını içip çıkıyor. O kadar. Babamı da çok uyardım dikkatli ol diye. Evi taşıyalım bile dedim. O otogar temizlenmediği sürece daha çok insan ölür, kim vurduya gider orada.”

“Babamın cesedi öğlen 12.00 civarında bulunmuş. Otogar camii ile Zabıta Müdürlüğü arasında kalan boş arsada. Babam kalbinden bıçaklanmış. Tek darbe. Vücudunun her yeri çizikti. Bazı yerlerde yanıklar vardı. Su toplamıştı. Alnı, dirsekleri ve bacak arkalarının derileri soyulmuştu. Burnu yana kaymıştı, kanlıydı. Dudaklar patlamıştı. İşkence edilmiş gibiydi. Babamın o gün yanında 200-300 TL para vardı. Üstünden çıkmadı. Telefonu da alınmıştı. Polis kamera kaydının olduğunu söylüyor ama bize vermiyor. Zabıta müdürlüğünün kamerasındaki görüntüde babam 01.30 civarı görünüyor ve sendeleyerek yürüyormuş. Babamı son gördüğüm kahvenin güvenlik kamerası var ancak kablosu bağlı değil. Göstermelik. O kamera çalışsaydı babam kimlerle oradan kalktı, ya da birileriyle kavga mı etti de gitti en azından onu görebilirdik.”

“Biz babamızı kaybettik. Ama ecelden değil cinayetten. Daha da kötüsü bunu yapan kişi ya da kişilerin ortaya çıkarılmamış olması. Ona kıyanlar elini kolunu sallayarak hayatına devam ediyor. Belki de hiç bulunamayacaklar. Acımız zaten büyük, bir ikinci acıyla daha yaşayamayız.”

-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Çiğdem ATSIZALP
Deli Sarı
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.317



« Yanıtla #6 : 21 Ağustos 2014, 06:56:57 »

GAZİANTEP Büyükşehir Belediyesi, Suriyeli sığınmacılar tarafından açılan ve birçoğunda Arapça tabela bulunan iş yerlerini mercek altına aldı.

Yaklaşık 200 bin Suriyeli'nin barındığı şehirde, sığınmacıların açtığı işletmelerdeki eksiklikleri tutanak altına alan zabıta ekipleri, Suriyelilere çeşitli uyarılarda bulunuyor.

Ekipler, birçoğunda Arapça tabela bulunan işletme sahiplerine, iş yerlerinde Türkçe kullanma zorunluluğunu hatırlatıyor. Tabeladan fiyat listesine, menüden dış cephe giydirmelerine kadar iş yerlerindeki tüm unsurların Türkçe olmasını isteyen görevliler, ikazlara dikkate almayanlar hakkında cezai işlem uygulanacağını hatırlatıyor.

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, sığınmacıların kentin ekonomik yaşantısına adapte olmaya çalıştığını söyledi. Suriyelilerden kaynaklı sorunların önüne geçmeye çalıştıklarını anlatan Şahin, "Kentimizdeki sığınmacılardan bazılarının yakınları üzerine iş yeri açtığını tespit ettik. Gelen şikayetler doğrultusunda özellikle gıda alanındaki işletmelerde bazı eksikler olduğunu belirledik. Arapça levha konusu üzerinde de çalışıyoruz. Sığınmacılar ekonominin içinde yer almak istiyorsa kurallarımıza uymak zorunda. Aksi halde gerekli önlemleri alırız. Haksız rekabet ve halk sağlığını tehdit edecek unsurlara müsaade etmeyiz" dedi.

-alıntı-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.