Türkçü Parti Mutlaka Kurulmalıdır, Düşünceleriniz Nelerdir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Kasım 2019, 23:07:08


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 2 3 [4]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkçü Parti Mutlaka Kurulmalıdır, Düşünceleriniz Nelerdir?  (Okunma Sayısı 3598 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #30 : 10 Eylül 2017, 23:57:15 »

Milli hafıza ulusun egemen olarak yorumlandığı devlet eliyle daima canlı tutulmalı, böylece milli ve mücadeleci karakterinin ağır bastığı bir yeni nesil ile ulusun devamlılığı da teminat altına alınabilir.

Hafızanın Biraz Tozunu Alalım:

Osmanlıcılık düşüncesi İttihat ve Terakki tarafından ilk başlarda bir kurtuluş çaresi olarak görülmekteydi. Fakat meşrutiyetin ilanı üzerinden fazla geçmeden bu düşüncelerinin başarısızlığı da kısmen kendisini belli etmişti. Bu durumda eşitlik eksenli tüm çabalara rağmen Bulgar, Rum, Makedon ve Ermeni unsurlar arasında milliyetçi eğilimler bir türlü azalmıyordu. Bu durumun Müslüman unsurlar arasında da milliyetçilik düşüncesinin güç kazanmasında etkili olduğu söylenebilir.

Akçura, dil unsuru temelinde Osmanlı milleti oluşturulmasını olanaksız olarak değerlendirir ve Osmanlıcılık ideolojisini gerçekçi görmez.

Nitekim daha önce cemiyet içerisinde yer almış Türk olmayan unsurlar da büyük ölçüde Osmanlıcılık düşüncesini terk etmiş ve kendi milli kimliklerini ön plana çıkaran bir çizgiye kaymışlardır. Bundan sonra Osmanlıcılık düşüncesini savunanların büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturması gibi bir sonuç ortaya çıkmıştır. Sadece Türk unsurunun savunduğu bir Osmanlıcılık fikrinin ise “Osmanlılaştırma” politikalarından öte bir şey üretemeyeceği önemli bir gerçektir. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ndeki malum akıllar Osmanlılaştırma politikası eksenli çizgiye Türk bekasını tekrar çekerek, Milli hafızanın çözülmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Osmanlıcılık düşüncesini savunan kesim arasındaki söz konusu değişim, İttihat ve Terakki taraftarlarını İslamcılık ve Türkçülük düşünceleri arasında bir politika üretmeye yönelttiği gibi bugünde bu sakat düşünce temeli üzerine bir siyasi hareket temellendirilmeye çalışılmaktadır.

Islahat Fermanı’ndan sonra ortaya çıkan muhafazakar tepki sonucu İslamcılar, ilk başlarda kültürel Türkçülüğe sempatiyle yaklaşmışlar, hatta yayın organı olarak kurdukları “Sırat-ı Müstakim” i, Türk Derneği’nin de yayın organı olacak şekilde genişletmeye çalışmışlardır. Dönemin siyasal şartları ve gerçekleri Türk Milliyetçiliği’ni ön plana çıkarınca bu birliktelikten memnun kalınmayarak, kısa yoldan dönüş yönünü tercih etmişlerdir. Günümüzde aynı oluşumlar tekrar bir araya gelmekte ve Müslüman kardeşliği ekseninde birbirlerini tatmin etmektedirler.

Aynı dönemlerde bir de Türkçülerin “Turan” idealine karşılık ortaya çıkan Batıcılar “irfan” idealini savunma yoluna gitmişlerdir. Batıcılar Osmanlı’nın son zamanlarında en fazla eleştirilen kesim olmuşlardır. Özellikle Balkan savaşlarından sonra Osmanlı devletinin büyük toprak kayıpları ve savaşın perde arkasında Batılı ülkelerin tahrik ve desteğinin olması, Batıcılığı savunanları zor duruma düşürmüştür. En nihayetinde bu kesim laik rejimin temellerini atacaklardı.

Avrupa’nın "Şark Sorunu" olarak adlandırdığı politikalarla hali hazırda dahi başa çıkabilmiş değiliz. Demokrasiyi, milleti bütünleyen bir unsur olarak görmeye devam ettiğimiz sürece bir adım ileri gidemeyeceğiz.

1913 Bab-ı Ali Baskını ile birlikte Osmanlı merkeziyetini kuvvetlendirmek üzere kullanılan Türk Milliyetçiliği düşünceleri,  15 Temmuz 2016 günü cemaat tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan askeri ayaklanma sürecine atıfta bulunurcasına tekrar Türk İslam sentezcilerinin iştahını kabartmış gibi görünmektedir. İşin tuhaf yanı 1913 baskını ile İttihat ve Terakki’nin balkanlarda gayr-i müslim azınlıklar üzerinde baskı kurmaya başlaması ile günümüzde mevcut siyasal yapının Türk Milleti üzerinde baskı kurmaya çalışması bizleri kendi vatanımızda sanırım gayr-i müslimlerden daha da aşağıda bir sınıfa oturtma çabalarının tezat ve sakat tezahürü olsa gerek.  O dönemde balkanlarda Arnavutluk isyanı baş göstermiş ve Balkan Harbi ile de devlet toprak kaybetmiştir. Bakalım günümüz politikaları neticesinde nerelerde isyan ve toprak kayıpları yaşanacaktır.

Sonuçta 1913 yılında başlayan bütün bu olumsuz sürecin sonunda milletin sinesine dönme süreci başlamış, Turancılık düşüncesi Osmanlı topluluğunda kendine yer bulmuş, ümmetçilik safsataları kısmen terk edilmiştir. Bugün milletin top yekün tekrar aynı saflarda buluşulacağı bilindiği için Türk siyasal yaşamında 2023-2053-2073 gibi safsatalar ile millet uyutulmaya devam edilmeye çalışılıyor.

Hangi sistemin hangi yılı göreceğini bilemem ancak Türkçü Turancı hareket bu yurdun ve milletin gücünü gösterecek, kanının membasında, Turan’da buluşacaktır.

Tan Hu
10.09.2017
turkcuturanci.com


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #31 : 11 Eylül 2017, 00:14:05 »

er.
Bu gün Türkçü ihtilal hayal be Bozkurtum, bu mümkün değil!
Bozkurtun Baturgan hayal peşinde çok koştu abi. Hâlâ bir gün mutlaka tüm hayallerini gerçekleştirebileceğine inanıyor. Ya hayallerini görecek, ya da bu uğurda ölecek!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 8.900


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #32 : 11 Eylül 2017, 23:29:15 »

Bir Türkçü parti kurulup ta onun iktidara gelmesi gerçekten hayalinde ötesindedir ama bir Türkçünün bir siyasi partinin başına gelmesi hiç te hayal değildir, şu an amaç bu, Türkçüleri çoğaltmak ve onların bir yerlere, bu ülkeyi yönetecek kudrette bir yerlerde gelmelerini sağlamak. Biz ne kadar çok çalışır Türk çocuklarına yönelirsek işte o kadar bu hedefe yakınlaşmış oluruz, bu uzak hadef te değildir. Belli başlı makamlara gelecek Türkçü görüşten insanlar kesinlikle bu milletin iyiliği için çalışacaklardır işte bunun için biz Türkçü savaşçılar bu makamlara gelecek Türk çocuklarını buralardan yetiştirmek mecburiyetindeyiz, bizim amacımız çıkalım da kendimize bir paye biçelim değil, bizim payemiz işte bu Türk soylular olacaktır. Biz bu durumda Türkçü camianın gerçekten Türkçülerden ibaret olması için elimizden ne geliyorsa onu yapmayı kendimize amaç edineceğiz, Türklük Türk çocuklarının elleri üzerinde yükselecektir, bunun başarılması da Türkçülerin  candan ve samimiyetle çalışmalarına bağlıdır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Tan Hu
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 594


Möngke Tenggeri-yin Küčün-dür


« Yanıtla #33 : 12 Eylül 2017, 00:10:03 »

Bir Türkçü parti kurulup ta onun iktidara gelmesi gerçekten hayalinde ötesindedir ama bir Türkçünün bir siyasi partinin başına gelmesi hiç te hayal değildir, şu an amaç bu, Türkçüleri çoğaltmak ve onların bir yerlere, bu ülkeyi yönetecek kudrette bir yerlerde gelmelerini sağlamak. Biz ne kadar çok çalışır Türk çocuklarına yönelirsek işte o kadar bu hedefe yakınlaşmış oluruz, bu uzak hadef te değildir. Belli başlı makamlara gelecek Türkçü görüşten insanlar kesinlikle bu milletin iyiliği için çalışacaklardır işte bunun için biz Türkçü savaşçılar bu makamlara gelecek Türk çocuklarını buralardan yetiştirmek mecburiyetindeyiz, bizim amacımız çıkalım da kendimize bir paye biçelim değil, bizim payemiz işte bu Türk soylular olacaktır. Biz bu durumda Türkçü camianın gerçekten Türkçülerden ibaret olması için elimizden ne geliyorsa onu yapmayı kendimize amaç edineceğiz, Türklük Türk çocuklarının elleri üzerinde yükselecektir, bunun başarılması da Türkçülerin  candan ve samimiyetle çalışmalarına bağlıdır.


Kesinlikle katılıyorum Veysel Abi..Bu sözleri Milli Mücadele dönemine atıfta bulunarak tarihin ışığında aydınlatmak isterim...

Milli Mücadele öncesinde devlet kontrolü altındaki gençlik örgütlerinin, Anadolu, İstanbul ve Trakya’da, Türk gençliğini, bedenen, fikren ve ruhen eğitmeyi amaçlaması ve bu yaklaşıma yönelik birtakım atılımlar yapması, teşkilatlanma bağlamında Türklerin önemli bir potansiyele sahip olmasını sağlamıştır.

Gençlerden teşekkül bu teşkilat yapıları, her ne kadar gönüllü birliklerin oluşturulması ve iç isyanların bastırılması gibi askeri faaliyetlerde bulunmuş olsalar dahi, genel anlamda, halkın Milli Mücadele adına bilinçlenmesini, moralini yüksek tutmayı ve Milli Mücadele’ye sosyal ve kültürel anlamda katkı sağlamayı amaçlamışlardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün IX. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile birlikte bağımsızlık hareketinin tek çatı altında yürütülerek gittikçe güçlenmesi, Türk gençlerinin faaliyet alanını genişletmiş, bu gençlerin kurduğu cemiyetlerde yapılan siyasi, askeri, sosyal ve kültürel faaliyetler, Milli Mücadele’nin ruhunu diri tutmasının yanında, Milli Mücadele tarihinde çok özel bir yer almalarını da sağlamıştır.

1908 yılında kurulan Türk Derneği’nin amacı nizamnamesinin 2.Maddesinde şu şekilde belirtilmiştir:

Türk diye anılan bütün Türk kavimlerin mazi ve haldeki âsâr, ef’âl, ahval ve muhiti öğrenmeye ve öğretmeye çalışmak, yani Türklerin âsâr-ı âtıkasını, tarihini, lisanlarını, avam ve havas edebiyatını, etnografya ve etnolojisini, ahval-i içtimaîyye ve medeniyete-i hazırlarını, Türk memleketlerinin eski ve yeni coğrafyasını araştırıp tartışmak, ortaya çıkararak bütün dünyaya yayıp dağıtmak ve dilimizin açık, sade, güzel ilim lisanı olabilecek surette geniş ve medeniyete elverişli bir dereceye gelmesine çalışmak ve imlasını ona göre tedkik etmektir.”

1911 yılında kurulan Türk Yurdu Derneği, ilk sayısında amacını şu şekilde açıklar:

“Türklüğe hizmet etmek, Türklere fâide dokundurmak istiyoruz. Maksadımız işte budur. Maksada erişmek için hangi yollardan yürüyeceğimizi, mecmuamızın mündericâtı göstereceğinden, mesleğimizin teşhirini fazla buluyoruz. Tanrı yardımcımız olsun.”

“190 Tıbbiyeli Türk Evlâdı”nın hazırladığı beyannamede gençler;

Türk ırkının son dönemlerini yaşadığını, bu durum karşısında kayıtsız kalmadıklarını, bu emellerinin gerçekleşmesi için, “her türlü fırka ihtilaflarının üstünde her türlü siyaset dağdağalarının dışında yeni bir cereyan” doğmasına lüzum görüp, bunun için de Donanma Cemiyeti kadar geniş, sırf milli ve sosyal bir cemiyet meydana getirmek gereğini duyduklarını bildirmişlerdir.

1912 yılında kurulan Türkiye’nin ilk milliyetçi partisi özelliğine sahip olan Milli Meşrutiyet Fırkası (ki bana göre son partisidir), bu dönemde Türk Ocağı tarafından açıkça desteklenmiştir. Türk Ocağı’nın yayın organı olan Türk Yurdu Dergisi’nde Milli Meşrutiyet Fırkası için; “Biz Yurtçular, ale-l-umun medeni ve içtimaî mesaiyi siyasiyâta daima tercih etmekle beraber, bu yeni Türk Fırkasını yoldaşça selamlarız ve Türklüğe nafi olmasını Tanrı’dan dileriz” ifadeleri kullanılmıştır.

Gençlik önemlidir…

Tan Hu
12.09.2017
turkcuturanci.com
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
y.rkoğlu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 24


« Yanıtla #34 : 15 Eylül 2017, 13:59:27 »

Parti kurmanın amacı iktidara gelmektir. Partili Türkiye hayatına baktığımızda sıfırdan kurulup iktidara gelen partiler devrim yaratan söylemleri sayesinde iktidara geldiler. Şu an iktidarda onlardan biri bulunuyor. Sizce bu kişi kendi yaptığını rakiplerinin yapmasına göz yumar mı? Diyelim ki yumdu. Onlarca yıldır k.rtler tarafından kahpece şehit edilenleri dahi görmeyenler bir kaç sloganla nasıl sürüklenecek. Benim için çoğunluğun fazla bir önemi yok. Az ve öz olursakta yeterlidir. İktidara gelmek için darbe yapmaya veya parti kurmaya ille de lüzum yok.
Baturgan Bey,iktidar'a tam anlamıyla gelmek için ne az ve öz olunmanın yeterli olduğunu düşünmüyorum o zaman da çeşitli devlet konseyleri içerisinde azınlık kalınır.Sizin başka bir tavsiyeniz var mı ? Zaten darbe yapmak çok zor şimdi başlasak 60 yıl sonra o da belki...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #35 : 15 Eylül 2017, 14:17:23 »

Parti kurmanın amacı iktidara gelmektir. Partili Türkiye hayatına baktığımızda sıfırdan kurulup iktidara gelen partiler devrim yaratan söylemleri sayesinde iktidara geldiler. Şu an iktidarda onlardan biri bulunuyor. Sizce bu kişi kendi yaptığını rakiplerinin yapmasına göz yumar mı? Diyelim ki yumdu. Onlarca yıldır k.rtler tarafından kahpece şehit edilenleri dahi görmeyenler bir kaç sloganla nasıl sürüklenecek. Benim için çoğunluğun fazla bir önemi yok. Az ve öz olursakta yeterlidir. İktidara gelmek için darbe yapmaya veya parti kurmaya ille de lüzum yok.
Baturgan Bey,iktidar'a tam anlamıyla gelmek için ne az ve öz olunmanın yeterli olduğunu düşünmüyorum o zaman da çeşitli devlet konseyleri içerisinde azınlık kalınır.Sizin başka bir tavsiyeniz var mı ? Zaten darbe yapmak çok zor şimdi başlasak 60 yıl sonra o da belki...
Demokratik olacaksak tabi ki çoğunluğa hükmetmemiz gerekir. Peki biz eşitlikçi miyiz?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 2 3 [4]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.128 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.058s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.