İstatistik Sanatı Rakamlarla Yalan Söyleme Sanatı mıdır?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Ağustos 2020, 19:39:02


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İstatistik Sanatı Rakamlarla Yalan Söyleme Sanatı mıdır?  (Okunma Sayısı 1110 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çİ-Çİ
Deli Sarı
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 1.343



« : 14 Eylül 2017, 20:56:21 »

Rakamlara hükmedenler gerçekleri değil, istediklerini gösterirler. Kriz dönemi denilen 2002 yılında işsiz sayısı 2 milyon 412 bin kişi, şirketler çöktü, Anayasa kitapçığı fırlatıldı, Türkiye çöktü dediğimiz yılda işsiz sayısı budur. Bugün aradan 15 yıl zaman geçmiş. İşsiz sayımız 3 milyon 600 bin kişi imiş.

Baktığımız zaman ekonomi yönetimine her şey yolunda, Türkiye yükselen yıldız, yatırımlar artıyor, büyüme olmakta, (kedi burada ise ciğer nerede, ciğer burada ise kedi nerede?) bakıyoruz, ekonomi büyümüş, işsiz sayımız artmış. Hem az da değil, 1 milyon kişi artmış. Bir toplumun en mühim kaynağı insan kaynağıdır. Son bir iki haftada kişi işsizliği ile ilgili olarak yetkili kuruma başvurmamış ise, işsiz değildir. Oysa genç işsize baktığımız zaman vahim bir boyutta işsizlik var. Ekonomik rakamları istediğiniz gibi sunabilirsiniz ama rakamlar mühim değil, önemli olan gerçeklerdir.

Sizce istatistik sanatı rakamlarla yalan söyleme sanatı mıdır? Teşekkürler.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 14 Eylül 2017, 21:11:18 »

Bir kişiyi öldürmek cinayet, on kişiyi öldürmek katliam, yüz kişiyi öldürmek trajedi, bir milyon kişiyi öldürmek ise istatistik olur"

İstatistikler hep yuvarlanmış şekildedir. Ve pek bir önemi de yoktur. Üstünde değişiklik kesinlikle yapılır. Görünen köy kılavuz istemez. Bir savaşta ölen asker istatistikleri düşmanın ölen askerinin istatiğinden az olabilir. Ama bu savaşı kazandırmaz. Günümüzdeyse istatikler birer yalandan ibarettir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #2 : 15 Eylül 2017, 00:08:55 »

Konuyla ilgili bir yazıyı daha şimdi çevirdim. Castor Rodentia başlığımda da paylaştım. Ben sayımlamanın tartışmalarda haklı çıkmak için kullanıldığı anda, ortaya konulan verilerin gerçekliğinden kuşkulanmaya başlarım.

Castor Rodentia - Sayımlama üzerine

Akıl sağlığı, sayımlamayla ölçülmez.

George Orwell, 1984 kitabında bu sözcükleri yazmıştı. O çağda bu deyişin anlamı, bir şeyin doğru olduğuna kaç kişi inanırsa inansın, gerçekler değişmezdi. Ancak, Orwell aynı kitabında sayımlamayla ilgili şunları da yazmıştı:

Winston, Varlık Bakanlığı'nın rakamlarını yeniden düzenlerken, aslında bunun sahtecilik bile olmadığını geçirdi aklından. Bir saçmalığın yerini bir başka saçmalığın almasından başka bir şey değildi bu. Ele aldığınız bilgilerin çoğunun gerçek dünyayla en küçük bir bağıntısı yoktu; bir kuyruklu yalanın bile gerçek dünyayla daha çok bağıntısı olduğu söylenebilirdi. İstatistiklerin ilk başta verilen rakamları da sonradan düzeltilmiş rakamlar kadar uydurmaydı. Çoğu zaman onları sizin kendi kafanızdan uydurmanız gerekiyordu. Örneğin, Varlık Bakanlığı'nın o çeyrek için bot üretimi tahmini yüz kırk beş milyon çiftti. Gerçek üretim ise altmış iki milyon çift olarak verilmişti. Oysa Winston, Bakanlığın tahminini yeniden yazarken, rakamı elli yedi milyon olarak kaydetmiş, böylece belirlenen hedefin aşılmış olduğu yolundaki sava doğruluk payı bırakmıştı. Nasıl olsa, altmış iki milyon çift gerçek rakama elli milyondan daha yakın olmadığı gibi, yüz kırk beş milyondan da yakın değildi. Dahası, hiç bot üretilmemiş de olabilirdi. Kaldı ki, ne kadar bot üretildiğini kimse bilmediği gibi, zerre kadar umursamıyordu da. Tek bilinen, kâğıt üzerinde bol keseden bot üretilirken, Okyanusya halkının belki de yarısının yalınayak dolaştığıydı. Aynı şey, şu ya da bu ölçüde
her alandaki kayıtlar için geçerliydi. Her şey bir hayal dünyasında eriyip gidiyordu, sonunda yılın hangi gününde oldukları bile belirsizleşmişti.

Burada söylemek istediği, bayağı biçimde, sayımlamaya karşı gözü açık olmak gerektiydi. Ve Orwell bu konuda haklıydı. Yöneticilerin, özellikle de konudan çıkarı olanların sunduğu sayımlama verilerine büyük bir kuşkuyla yaklaşmak gerekir.

Sayımlama, gerçekliği yönlendirme aracıdır. Sayımlamayla hükümetler ve çıkarı olan takımlar anlatılar yaratır. Sayımlamayı kullanarak aka, kara dedirtirler. Sayımlama yasallık kuşağı giymiş yalanlardır.
Bu önerme, kimilerine abartı gelebilir, ancak konuyu biraz eşelersek gerçekleri kolayca görebiliriz. Sayımlamanın gerçekleri söylediğini nasıl bilebiliriz? Belli bir kişi ya da takım söyledi diye, bu veriler gerçek midir? Neden bu durum verileri gerçek kılsın? "Neden böyle bir şey yapsınlar? Kim açık açık yalan söyler ki?" diye soranlardan mısın yoksa? Evet, insanlar açık açık yalan söyler. Senin üzerinde güce iye olmak isteyenlerin, sana yalan söylemek için, gerçekleri gizlemek için, seni yanlış bilgilendirmek için apaçık bir nedeni vardır. Sen ne denli az şey bilirsen, o denli iyidir. Daha doğrusu, senin bilgilerin onların anlatısına ne denli uygunsa, o denli iyidir.
Doğal olarak, bu bütün sayımlamaların yalan olduğu anlamına gelmez. Bu denli çok sayıda sayımlama verisi olmasının gerçek nedeni budur; ilgili sayımlamaları, gereksiz sayımlamalardan bir dağın altına gömerler, ilgili olan sayımlamalarsa, çakma olanlardır. Böylece işlerine geldiğinde yalanlar atarken, yapmacıktan bir güvenilirlik kalığı yaratabilirler. Daha da iyisi, yalan söylemeyip, yanlış yönlendirirler. Örneğin, bu yüzden batı acununda paraşişkinliği değerleri hemen hemen düz bir çizgi izlese de, kiradan besine değin her şeyin değeri son on beş yılda göklere uzanmıştır. Eğer birisi bu dengesizliği gösterirse, bu bokun pazarlamacıları sayımlara belli şeylerin eklenmediğini, çünkü değerlerinin "çok değişken" olduğunu söyleyiverir.
Bütün önemli sayımlamalar ya böyle lafebelikleri ve çakma sunumlarla değiştirilmiş ya da tümüyle uydurmadır.

Peki bu durum, sayımlamaların anlamsız olduğunu mu gösterir? Hayır! Sayımlamalar ne gibi kararlar alınması gerektiği ve bu kararların etkili olup olmadığını görmek konusunda hükümetler için çok önemlidir. Suç oranı verileri, kolluk güçlerinin ne denli iyi donanması gerektiğini ve nerelerde konuşlandırılması gerektiğini görmemizi sağlar. Doğum oranları, kaç okula gerek olduğunu, toplumun çocuk bakmak için ne denli zamana gerek duyduğunu, üremeyi özendirmek gerekip gerekmediğini görmek için değerlidir. En kısıtlı ve libertarian hükümetin bile, ordunun etkinliğini ve ülkedeki sağlık sakıncalarını görebilmek için sayımlamalara gereksinimi vardır.
Peki ya sayımlamalarla oynamaya boyun eğilebilir mi? Daha önce propagandanın belli konuları bayağılaştırıp, politikadan daha önemli sorunları olan topluma sunarak ilgileri çekmek için gerekli olduğundan sözetmiştim. Ancak o yazımdaki önemli noktalardan biri, propagandanın asla yalan söylememesi gerektiğiydi. Bir konuyu bayağılaştırabilir, karışık kısımlarını kesip atabilirsin, ancak eninde sonunda doğru söylemen gereklidir, yoksa yalan olduğu ortaya çıkarak toplumun güvenini sarsabilir ve gelecekteki propaganda çalışmalarına köstek olabilir. Bu yüzden, sorumluluk iyesi bir hükümetin sunduğu sayımlamalar yanlış yönlendirici ya da yalan olmamalıdır.
Asla unutmayın: Sorgula, sorgula, sorgula. Çünkü eğer ülkende, toplumun yarısı yalınayak geziyorsa, hükümetin dediklerini sorgulaman gerektiği apaçık ortadadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.232 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.