Evrim Teorisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 29 Ocak 2020, 12:04:25


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evrim Teorisi hakkında ne düşünüyorsunuz?  (Okunma Sayısı 13507 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İNTİKAM
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 38



« : 31 Ağustos 2010, 08:48:40 »

Sevgili soydaşlarım; değerli TÜRKÇÜ kardeşlerim;

Bilindiği üzere bilim dünyası evrim teorisini bir gerçek olarak kabul ediyor...Bu teorinin birçok ispatı da var..Açıkçası beni de şüpheye düşürüyor..İnsanla, maymunlar arasında biyolojik açıdan birçok benzerlikler var..Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ??

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
EVRİM TEORİSİ YOKTUR DİYENLER BİR BAKSIN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Nurgül
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 142


« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2010, 10:02:11 »

Atalarının şebekten türediğini ve benzerlik olduğunu söyleğen birisinin,Türkçü olmasına gerek yoktur. Çünkü; ortak şebekten türeme birinin diğer insanları da bir cins şebek görmesi aynı düşüncedir.


Y.N.: Yazım hatalarınız düzeltildi, imla kurallarına uyalım. Şad
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Almıla-Ay
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 279


TÜRK KIZI


« Yanıtla #2 : 31 Ağustos 2010, 11:29:13 »

Evrim teorisi gerçek değildir.

Eğer dünyamızda gerçekten bir evrim süreci yaşanmış, yani canlı türleri tek bir ortak atadan kademeli olarak türemiş olsalardı, bunun kanıtlarını en açık olarak fosil kayıtlarında görebilirdik. Ünlü Fransız zoolog Pierre Grassé, bu konuda şunları söyler:

Doğa bilimciler unutmamalıdırlar ki, evrim süreci sadece fosil kayıtları aracılığıyla açığa çıkar… Sadece paleontoloji (fosil bilimi) evrim konusunda delil oluşturabilir ve evrimin gelişimini ve mekanizmalarını gösterebilir.

Bunun nedenini anlamak için, evrim teorisinin temel iddiasını kısaca gözden geçirmek gerekecektir:

Evrim teorisine göre bütün canlılar birbirlerinden türemişlerdir; önceden tesadüfen var olan bir canlı türü, zamanla bir diğerine dönüşmüş ve bütün türler bu şekilde ortaya çıkmışlardır. Bu bilimdışı iddiaya göre, bitkiler, havyanlar, mantarlar, bakteriler hep aynı kaynaktan gelmişlerdir. Hayvanların 100'e yakın farklı filumu (yani yumuşakçalar, eklembacaklılar, solucanlar, süngerler gibi temel kategorileri) hep tek bir ortak atadan türemiştir. Teoriye göre bu gibi omurgasız canlılar zamanla ve tesadüfen omurga kazanarak balıklara, balıklar amfibiyenlere, onlar sürüngenlere, sürüngenlerin bir kısmı kuşlara, bir kısmı ise memelilere dönüşmüştür. Teoriye göre bu dönüşüm yüz milyonlarca senelik uzun bir zaman dilimini kapsamış ve kademe kademe ilerlemiştir. Bu durumda, iddia edilen uzun dönüşüm süreci içinde sayısız "ara tür"ün oluşmuş ve yaşamış olması gerekir.

Sözgelimi, geçmişte balık özelliklerini hala taşımalarına rağmen, bir yandan da bazı amfibiyen özellikleri kazanmış olan yarı balık-yarı amfibiyen canlılar yaşamış olmalıdır. Ya da sürüngen özelliklerini taşırken, bir yandan da bazı kuş özellikleri kazanmış sürüngen-kuşlar ortaya çıkmış olmalıdır. Bunlar, bir geçiş sürecinde oldukları için, sakat, eksik, kusurlu canlılar olmalıdır. Örneğin bir sürüngenin ön ayakları her jenerasyonda bir parça daha kuş kanadına benzemelidir. Yüzlerce jenerasyon boyunca bu türün ne tam ön ayakları ne de tam kanatları olacak, yani bu canlı sakat ve kusurlu olarak yaşayacaktır. Evrimcilerin geçmişte yaşamış olduklarına inandıkları bu teorik canlılara "ara geçiş formu" adı verilir.

Eğer gerçekten bu tür canlılar geçmişte yaşamışsa, bunların sayılarının ve türlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması, fosillerine de dünyanın dört bir yanında rastlanması gerekir. Bu gerçeği Darwin de kabul etmiş ve neden birçok ara geçiş formu olması gerektiğini şöyle açıklamıştı:

Tüm yaşayan türler, her cinste yer alan atasal türleriyle, bugün yaşamakta olan türlerin evcil ve vahşi varyasyonları arasındaki farktan daha büyük olmayan farklarla bağlantılı olmalıdırlar.

Darwin'in kastettiği şudur: Günümüzde yaşayan bir canlı türünün varyasyonları (örneğin cins bir köpek ile bir sokak köpeği) arasında ne kadar az fark varsa, "evrim süreci" içinde birbirini izlediği iddia edilen "ata" ve "torun"lar arasında da o kadar az fark olmalıdır.

Dolayısıyla, Darwin'in de belirttiği gibi evrim, eğer gerçekten var olsaydı, "çok küçük kademeli değişimlerle" ilerleyecekti. Mutasyona uğrayan bir canlıdaki değişiklik çok küçük olacaktı. Ayakların kanatlara, solungaçların akciğerlere, yüzgeçlerin ayaklara dönüşmesi gibi büyük değişimlerin meydana gelebilmesi için milyonlarca küçük değişimin yine milyonlarca yıl içinde birikmesi gerekecekti. Bu süreç ise, milyonlarca ara form oluşmasına neden olacaktı. Darwin bu açıklamasından sonra şu sonuca varmıştır:

 Yaşayan veya soyu tükenmiş tüm türler arasındaki ara ve geçiş bağlantılarının sayısı inanılmaz derecede büyük olmalıdır.

Darwin kitabının başka bölümlerinde de aynı gerçeği dile getirmiştir:

Eğer teorim doğruysa, türleri birbirine bağlayan sayısız ara geçiş çeşitleri mutlaka yaşamış olmalıdır... Bunların yaşamış olduklarının kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir.

Ancak bu satırları yazan Darwin, bu ara formların fosillerinin bir türlü bulunamadığının da farkındaydı. Bunun teorisi için büyük bir açmaz oluşturduğunu görüyordu. Bu yüzden, Türlerin Kökeni kitabının "Teorinin Zorlukları" (Difficulties on Theory) adlı bölümünde şöyle yazmıştı:

Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.

Darwin'in bu büyük açmaz karşısında öne sürdüğü tek açıklama ise, o dönemdeki fosil kayıtlarının yetersiz olduğuydu. Fosil kayıtları detaylı olarak incelendiğinde, kayıp ara formların mutlaka bulunacağını iddia etmişti.

Ancak 150 yıldır yapılan fosil araştırmaları Darwin'in ve onu izleyen evrimcilerin boş yere umutlandıklarını göstermiş ve bir tek ara geçiş formuna ait fosil bulunamamıştır. Günümüzde dünyanın her yerinde, binlerce müzede ve koleksiyonda 100 milyonu aşkın fosil bulunmaktadır. Bu fosillerin hepsi birbirlerinden kesin hatlarla ayrılan, özgün yapılara sahip türlere aittir. Evrimcilerin ümitle aradıkları yarı balık-yarı amfibiyen, yarı dinozor-yarı kuş, yarı maymun-yarı insan ve benzeri canlıların fosillerine kesinlikle rastlanmamıştır.

John Hopkins Üniversitesi'nden profesör S. M. Stanley bir evrimci olmasına rağmen bu gerçeği şöyle itiraf eder:

Bilinen fosil kayıtları kademeli evrim ile uyumlu değildir ve hiçbir zaman olmamıştır... Paleontologların çoğunluğu, delillerinin Darwin'in bir türün değişimine götüren çok küçük, yavaş ve giderek biriken değişiklikler üzerine yaptığı vurguyla çelişir durumda olduğunu hissetmiştir... Onların hikayeleri de örtbas edilmiştir.

Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden paleontolog Niles Eldredge ve antropolog Ian Tattersall ise fosil kayıtlarının evrim teorisine karşı geldiğini şöyle açıklarlar:

Kayıtlardaki sıçramalar ve tüm deliller kayıtların gerçek olduğunu gösteriyor: Gördüğümüz boşluklar - yapay bir fosil kaydının yapısını değil, yaşamın tarihindeki gerçek olayları yansıtmaktadır.8

Bu evrimci bilim adamlarının da belirttikleri gibi yaşamın gerçek tarihini fosil kayıtlarında görmek mümkündür ve bu tarihte ara geçiş formları yoktur.

Başka bilim adamları da ara geçiş formlarının bulunmadığını kabul etmektedirler. Örneğin Indiana Moleküler Biyoloji Enstitüsü Müdürü Rudolf A. Raff ve Indiana Üniversitesi'nden araştırmacı Thomas C. Kaufmann şöyle demektedir:

Fosil türleri arasında ataların ya da ara geçiş formlarının eksikliği, erken metazoan (çok hücreli hayvan) tarihinin garip bir özelliği değildir. Bu boşluklar geneldir ve tüm fosil kayıtları boyunca hakimdir.

Fosil kayıtlarında milyarlarca yıl önce yaşamış olan bakterilerin dahi fosilleri korunmuştur. Buna rağmen, hayali ara geçiş formlarına ait tek bir tane bile fosilin bulunamamış olması dikkat çekicidir. Karıncalardan bakterilere, kuşlardan çiçekli bitkilere kadar birçok canlı türünün fosilleri mevcuttur. Soyu tükenmiş canlıların dahi fosilleri o kadar kusursuzca korunmuştur ki, günümüzde görmediğimiz bu canlıların nasıl bir yapıya sahip olduklarını anlamamız mümkün olabilmektedir. Bu kadar zengin fosil kaynaklarının içinde, bir tane dahi ara geçiş formunun bulunmaması ise, fosil kayıtlarının eksikliğini değil, evrim teorisinin geçersizliğini gösterir.

Ha ille de atasının maymun olduğunu söyleyen varsa o kendi şebekliğidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 31 Ağustos 2010, 13:11:26 »

Bilge Kağan, ''Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında kişi oğlu kılınmış.'' diyerek; yaradılışa işaret etmiş.

Bazı arkadaşlarımız ise; evrimin üstünlük belirtisi olduğunu, güçlü ve yaşamayı hak edenlerin yaşadığını, zayıf olanların ise zamanla doğa tarafından tasfiye edildiğini iddia ederler.

Semavi dinler, yaradılış temelindedir. Gözle görünen ya da görünmeyen her şey yaratıcının elinden çıkmıştır.


Bu tartışmalar, büyük çoğunluğu semavi dinlere inanan millet olduğumuz için; inanan ve inanmayan anlamında ikiliğe sebep olup havanda su dövmekten başka bir işe yaramaz. Evrim ve yaradılış tartışması her zaman inanç tartışması manasına gelmektedir. Ve aylarca yıllarca tartışsak; bir sonuç elde edemeyiz.

Türklüğün bugün içinde bulunduğu açmazlara kafa yoralım. Bizlerin Darwin'in teorisini ispatlamak ya da çökertmeye çalışmaktan daha önemli işlerimiz var!


Konu kilitlenmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türkçü Fedai
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 41



« Yanıtla #4 : 31 Ağustos 2010, 14:54:39 »

Az önce evrim ile ilgili bir konu başlığının kilitlenmesi üzerine bu konu hakkında bir açıklama yapmanın yerinde olacağını düşünerek bu yeni başlığı açıklıyorum.

Öncelikle evrim kuramı inanıp inanmama kotegorisinde bir şey değildir.
Evrimi basit bir kuram olarak inanç kategorisinde göstermeye çalışanlar yobaz kesimdir.

Yüzlerce bilim insanının kabul ettiği, yüzlerce ispatı olan bir kuramı inkar etmek için  ya cahil ya şarlatan olmak gerek. Bu şekil demi, yobaz şeriatçılarla, kökten dincilerle mücadele edeceğiz biz?

Bilime yüz çevirmek yobazlık değildir de nedir?

Maymundan geldik demek şebekliktir demiş bir tane arkadaş, peki ben şimdi soruyorum ona; Adem ile Havva'nın çocuklarının ensenst ilişkisinden gelmek mi daha iyi?  yoksa 9 yaşındaki Ayşe'yı kendine eş alan Muhammedin dinine inanmak mı daha ahlaklı? Şahsen ben maymunu tercih ederdim!

Bu arada evrim maymundan geldik demez, maymunlarla aynı atadan geldik der.

Diğer arkadaş çıkmış Darwin Türk düşmanıdır demiş; beni ne alakadar eder bu herifin şahsi fikirleri, ben bilimsel görüşleri ilgilendirir. Ayrıca evrim Darwin ile bitmez, Darwin sadece açılışı yaptı, bu teoriyi geliştirenlerin günümüzün modern bilim insanlarıdır.

Amerika'da bir anket yapmışlar, evrim karşıtlarının 100/95'i 5 şıklı cevaplardan evrim tanımının doğru şıkkını bilememişler.

Demek istediğim bu konu hakkında yorum yapmak için bile belli bir bilgi birikimi olması gereklidir. Fakat doğru kaynakları okuyarak sadece taraflı yayınlar okuyarak değil.

Buraya Harun Yahya zırvalarını koyarak bilimsel tartışma yaptığını zanneden aklıevveller önce dünyaca ünlü bilim insanlarının kitaplarını okusunlar!

Atsız Ata'nın yüzlerce makalesini okudum, kendisi gerçekten bilimi yakından takip eden bilim taraftarı modern bir şahsiyettir.

Hatta şuan aklımın köşesinde yobazlara seslenirken '' bilim artık canlı hücre bile yapıyor siz daha neyin peşindesiniz '' diye bir cümlesi var.!

Milliyetçi gençlik makalesini okuyun üstü örtülü bir evrim propagandası gibidir.

Biz Türkçüler olarak, siyasal islamcılıkla mücadeleyi bilime sırt çevirerek yapamayız!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 31 Ağustos 2010, 15:10:11 »

Türkçü Fedai,

Az önce evrim ile ilgili bir konu başlığının kilitlenmesi üzerine bu konu hakkında bir açıklama yapmanın yerinde olacağını düşünerek bu yeni başlığı açıklıyorum.

Öncelikle evrim kuramı inanıp inanmama kotegorisinde bir şey değildir.
Evrimi basit bir kuram olarak inanç kategorisinde göstermeye çalışanlar yobaz kesimdir.

Evrim dediğin gibi inanç kategorisine girmiyorsa; halkının %99'unun müslüman olduğu bir ülkede yaradılışı inkar edip ve daha sonra da dine hakaret edersen; çok bilmişlik yaptığın halde kendinle çelişirsin.

Evrim ve yaradılış üzerine sayısız tartışma görmüş birisi olarak bildiğimiz bir şey var ki, kilitliyoruz. Biz bir konuyu kilitliyorsak; o konunun üzerine gitmeye kalkmayın!

İnsanlar yaradılışa, Tanrıyı gördükleri için veyahut yaradılışa şahit olduklarından inanmıyorlar. Mensup oldukları dinin emri olduğu için inanıyorlar. Evrim teorisi'nin Türklüğe sağlayacağı katkıyı bana önce anlat, ondan sonra gel seninle sabahlara kadar tartışalım bu konuyu!

Zaten adımız çıkmış dokuza inmez sekize bir de Türk olmamızın üstünlüğünü anlatmayı bırakarak maymundan nasıl geldiğimizi mi anlatmak için kendimizi paralayalım.

Bilime yüzünü dönmek, ayetlerin havalarda uçuşacağı; bir diğerinin başkasının inancına hakaret edeceği tartışmalara çanak tutmak değildir!

Biz Türkçüler, geçmiş tecrübelerimizden neyi nasıl yapacağımızı ve kiminle nasıl mücadele edeceğimizi iyi biliyoruz!


Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türkçü Fedai
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 41



« Yanıtla #6 : 31 Ağustos 2010, 15:24:24 »

Oguz Sad,

Yıllardır Türkçü forumlarda dolanan biri olarak yazı tarzından az çok kim olduğunu tahmin ediyorum. Bilirsin eski forumlarda Türkçü yöneticilerin din konusundaki tavrı açık ve netti. Açıkça Şamanizm propagandası yapılıyordu.

Halkın %99'unun müslüman olduğu bir ülkede alenen islamiyet düşmanlığı yapıyodular. Muhammed için demediklerini bırakmıyolardı!

Bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Yoksa Türkçülerde mi evrim geçiriyor?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 31 Ağustos 2010, 15:39:53 »

Türkçü Fedai,

Kim olduğumu tahmin etmek için kafa patlatmana gerek yok, özel ileti hakkın var; bana sor ben söyleyeyim. Ki, 100 tane tahmin de bulunsan; hepsinde de yanılırsın.

Türkçü forumların hiçbirinde şamanizm propagandası yapılmıyordu. Ha, şayet bunu bireysel yapan olmuşsa da cahilliğinden yapmıştır. Türklerin milli dini şamanizm değil, Tengricilik'tir.

Halkının %99'u müslüman olan halkın inançlarına saldırmak için değil, Türklüğümüzün ulviyetini kavratmak için mücadele veriyoruz. Bizim işimiz din ile değil. Birileri dini kullanarak, bize saldırmadığı müddetçe tabi...

Türkçüler, geçmişten aldıkları derslerle hataya düşmeden yollarına devam etmek istiyorlar. Buna isteyen evrim, isteyen de çıkarım desin...

Dünya da milyonlarca insan evrim tartışmasının cevabını hala bulamamışken; tahsil ortalaması ilkokul olan bir ülkede tartışmanın netleşeceğine inanmak kendini kandırmaktır. Üstelik Türk soyluların katılımını sağlamak için, ülkülemimizi anlatmak için uğraşırken; bize bir faydası olmayacak bir kutuplaşmayı kendi elimizle yaratmanın da mantıklı bir yanı yoktur. Üstelik, bu tartışmanın sonu da inançlara hakarete kadar gidecekse...

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Türkçü Fedai
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 41



« Yanıtla #8 : 31 Ağustos 2010, 15:52:00 »

Oguz Sad,

Türk'lerin ilk inancı Gök Tanrı'dır biliyorum. Fakat sırf böyle dedi diye ''atsızcılar'' forumundan onlarca kişi uzaklaştırılmıştır. Bunun bizzat şahidi benim.  Hatırlarsan rumuzu; ''Gök Yeleli Bozkurt'' vardı, sitenin sahibi ve yöneticisi, özellikle kamcılık ve şamanizm diyordu başka şey demiyordu.

Türklerin inancı Gök Tanrı'dır, şamanistlerin o dönemin medyumları, falcılarıdır dediğim için ben dahil atıldım o forumdan. Halbuki ben bu tür görüşlerimi kafamdan değil, araştırıp emin olduğum bilgilerden yazarım.

Aynı foruma IRKCI rumuzlu diger yonetici ise, Acikca Islamiyet karsiti yazilar yaziyordu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
oguz sad
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 31 Ağustos 2010, 16:18:32 »

Türkçü Fedai,

Konu başka mecralara kayıyor fakat bazı ithamlarını cevaplamak gerekiyor. Yalnız, daha önce de söyledim, bize birlik lazım. Türkler ve hatta Türkçüler içerisinde oluşacak kutuplaşmalardan zararlı çıkacak olan Türklüğümüzdür.

Irkçı mahlaslı yönetici, türkçü.net'in ve nihalatsiz.org'un sahibi Kemal ağabeğ'dir. Kendisinin ne islamiyet karşıtlığı vardı, ne de din düşmanlığı... Bütün yazıları, islamcıların Türklüğe zararlarını deşifre etmek içeriklidir. Benim de kapanana kadar bünyesinde bulunduğum, Kemal Beğ'in destek verip yardımcı olduğu tanridagi.org'da Buğra Şad kandaşımızla beraber din tartışmalarının Türkçülüğe zarar vereceği için yapılmasına izin vermiyorlardı. Din ibaresi bulunan bütün konular ya kilitlenip, ya da silinmek suretiyle kapatılıyordu.

atsizcilar.com ile alakalı olarak; namazını kılıp, orucunu tutan yöneticilerini biliyorum. Kişilerin inancından ziyade kişilerin Türklüğün önüne ardına ne kadar anlam yüklediğine bakılırdı. Ki, aynen burada olduğu gibi... Türklerin dini diyerek; müslümanlığa birilerinin sebepsiz yere saldırmasına izin verilmemesi gerekiyorsa; Türklerin bir kısmının inancı olan şamanizm içinde aynı hassasiyet gösterilmesi kadar doğal bir olay olamaz. Atılma nedeninin sebeplerini düşünerek kendin bulmalısın. Yani, vardır başka bir sebebi...

atsizcilar.com Türkçülük bayrağını layıkı ile taşımış ve şu an kapanmış Türkçü bir otağımızdır. Sıradan üyeliğim ve Türkçülüğe yüklediğimiz ortak anlamlarımız dışında hiç bir bağım olmamıştır. atsizcilar.com'a bugün eleştiri de bulunan bir çok kişinin Türkçülüğe karşı hazımsızlık sorunu yaşadığı da ispatları bizde sabit bir olaydır.

O yüzden; Türkçülüğe mal olmuş kişiler ve otağ'lar, davamıza sadakat sebebi ile kutsalımızdır. Bu konulara eleştiri ya da değerlendirme ile de olsa girmeyiz, girilmesine de müsaade etmeyiz.

Birbirimizi yeteri kadar anladıysak; yazacağın son iletinden sonra bu konuyu da kilitliyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.188 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.